Sağlık Özrü Nedeniyle Atama

Sağlık Özrü Nedeniyle Atama

18-08-2020
Sağlık Özrü Nedeniyle Atama

Sağlık Özrü Nedeniyle Atama

Sağlık özrü nedeniyle atama isteğinin ve talebinin kurum tarafından reddine ilişkin karara karşı 60 gün içinde kararın iptali için açılan davada Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik/m.13 gereği karar verilmiş atamamaya ilişkin karar iptal edilmiştir.

T.C.
İZMİR BÖLGE İDARE MAHKEMESİ
1. İDARİ DAVA DAİRESİ
E. 2017/...
K. 2019/...
T. 7.3.2019

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

Dava, Çanakkale İli, Ezine İlçesi, ... Ortaokulu'nda İngilizce Öğretmeni olarak görev yapan davacı tarafından, sağlık özrü sebebiyle Çanakkale Merkezde bulunan bir okula atanmması yönündeki başvurusunun reddine dair 24/01/2016 tarihli işleminin iptali istemiyle açılmıştır.

Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmeliğin "Sağlık Mazeretine Bağlı Yer Değişikliği" başlıklı 13.maddesinde "Memurun sağlık mazeretine dayanarak yer değiştirme talebinde bulunabilmesi için; kendisi, eşi, annesi, babası, bakmakla yükümlü olduğu çocukları ve yargı kararı ile vasi tayin edildiği kardeşinin hastalığının görev yaptığı yerde tedavisinin mümkün olmadığı veya mevcut görev yerinin söz konusu kişilerin sağlık durumunu tehlikeye düşüreceğini alınacak sağlık kurulu raporu ile belgelendirmesi gerekir.

Sağlık mazeretine dayalı olarak yapılacak yer değişikliğinde memur aynı hizmet bölgesi içinde başka bir hizmet alanına, bu şekilde mazeretin karşılanamaması halinde ise başka bir hizmet bölgesinde kurumca ihtiyaç duyulan ve mazeretinin karşılanabileceği bir hizmet alanına atanabilir." hükmü, "Engellilik Durumuna Bağlı Yer Değişikliği" başlıklı Ek 3.maddesinde "İlgili mevzuatına göre alınan sağlık kurulu raporunda en az yüzde kırk oranında engelli olduğu belirtilen memurlar ile ağır engelli raporlu eşi veya bakmakla yükümlü olduğu birinci derece kan hısımları bulunan memurlar engellilik durumundan kaynaklanan gerekçelere dayalı olarak yer değiştirme talebinde bulunabilir.

Bu kapsamdaki talepler bu Yönetmelikte yer alan kısıtlayıcı hükümlere tabi olmaksızın kurumların kadro imkânları ve teşkilat yapıları dikkate alınarak karşılanır...

Memurun kendisinin veya birlikte yaşadığı eşi ve bakmakla yükümlü olduğu çocuklarının engellilik durumunun tedavisi sebebiyle yer değişikliğini talep etmesi halinde, yer değiştirme suretiyle atama yapılacak yerin, memurun ve bu fıkra kapsamındaki yakınlarının engellilik durumuna uygun olması esastır.

Engellilik durumu devam ettiği sürece kurumlarca istemi dışında memurun yeri değiştirilmez. Engellilik durumu ortadan kalkan memurlar hakkında bu Yönetmelikte yer alan diğer hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır.

Dava dosyasının incelenmesinden; davacının, Çanakkale İli, Ezine İlçesi, ... Ortaokulu'nda İngilizce Öğretmeni olarak görev yaptığı, Çanakkale Devlet Hastanesinden aldığı 13/03/2009 tarihli Sağlık Kurulu Raporunda; davacının ülseratif kolit ( pakolit ) tedavisi gördüğü ve özürlü durumuna göre tüm vücut fonksiyonları kaybı oranının %50 olduğunun belirtildiği, Çanakkale Devlet Hastanesi Sağlık Kurulu Heyeti tarafından düzenlenen 31/01/2012 tarihli tutanakta; davacıda 2013 yılından bu yana "ülseratif pankolit" tanısı izlendiği, bu hastalığın aktivasyon ve remisyon dönemleri ile seyretmekte olup, aktivasyon dönemlerinde sık defeksiyon gereği sebebiyle uzun süreli yolculuğa engel olabileceğinin belirtildiği, yine Çanakkale Devlet Hastanesinin düzenlenmiş olan 16/02/2016 tarihli Sağlık Kurulu Raporunda; davacıya, ülseratif kolit tanısı konularak 15/02/2016 tarihinden itibaren 40 gün yatak istirahati verildiği, davacı tarafından düzenlenen 20/01/2016 tarihli elektronik başvuru formunda; kendisine, ülseratif kolit teşhisi konulduğu, özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybının %50 sürekli olduğu belirtilerek, Çanakkale merkezde üç okul tercihi yaparak il içi sağlık/engelli durumuna bağlı olarak yer değiştirme isteğinde bulunduğu, talebinin davaya konu edilen 24/01/2016 tarihli işlem ile "herhangi bir kuruma yerleştirilemediniz" şeklinde reddi üzerine bakılan davanın açıldığı, davacının görev yaptığı Ezine ilçesinde Gasroentoroloji Uzmanın bulunmayıp, Çanakkale Devlet Hastanesinde bulunduğu anlaşılmaktadır.

Bu durumda, yukarda anılan Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmeliğin 13.maddesinde, memurun sağlık mazeretine dayanarak yer değiştirme talebinde bulunabilmesi için; kendisinin hastalığının görev yaptığı yerde tedavisinin mümkün olmadığı alınacak sağlık kurulu raporu ile belgelendirmesi gerektiği, yine aynı Yönetmeliğin Ek 3.maddesinde, ilgili mevzuatına göre alınan sağlık kurulu raporunda en az yüzde kırk oranında engelli olduğu belirtilen memurların, engellilik durumundan kaynaklanan gerekçelere dayalı olarak yer değiştirme talebinde bulunabileceğinin belirtilmiş olması, olayda ise, davacının görev yaptığı Ezine ilçesinde, hastalığı olan "ülseratif kolit" teavisini yaptırabileceği Gastroenteroloji Uzmanın olmadığı ve davacının "özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybının %50 sürekli olduğu" yönünde Sağlık Kurulu Raporu bulunması nedeniyle, davacının tedavisini yaptırabileceği Gastroenteroloji Uzmanın bulunduğu Çanakkale merkeze sağlık ve engelilik durumu gözetilerek, boş kadro ve puan durumuna bakılmaksızın atanmasının yapılması gerekirken, branşında boş kadro bulunmadığı ve puanın yetresiz olduğundan bahisle talebinin reddine dair davaya konu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, istinaf başvurusuna konu Çanakkale İdare Mahkemesi'nin 05/01/2017 gün ve E:2016/..., K:2017/... Sayılı kararının kaldırılmasına, davaya konu işlemin iptaline,

T.C.
DANIŞTAY
2. DAİRE
E. 2012/3022
K. 2012/4332
T. 21.6.2012

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

ÖZET : Her ne kadar Adana Bölge İdare Mahkemesi'nce, onayla atanan davacının atandığı yerde göreve başladığı tarihin 6245 sayılı Kanun'un 59. maddesi uyarınca kendisine yolluk ödenmediğini öğrendiği son tarih olarak kabulünün gerekmekte olduğu belirtilerek ve yapılan hesaplama sonucu, dava süre aşımı yönünden reddedilmiş ise de, dava konusu olayda başvuru öncesinde davacıya tebliğ edilmek suretiyle kendisine yolluk verilmeyeceğine ilişkin bir işlemin mevcut olmaması karşısında; yolluk ödenmesi talebiyle sonradan yapılan başvuru, 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında yapılmış bir başvuru niteliğini taşıdığından, bu konuda çıkan uyuşmazlıkta atandığı yerde göreve başlama tarihinin dava açma süresi için başlangıç olarak alınmasına hukuken olanak bulunmamaktadır. 6245 Sayılı Harcırah Kanunu'nun 59. maddesinde belirtilen bir aylık süre, dava süresi olmayıp, verilen avansın kapatılması amacına yönelik bir beyanname verme süresi olarak düzenlenmiş olduğundan, dava açma süresinin hesabında dikkate alınmaması gerekmektedir.

İstemin Özeti : Adana Bölge İdare Mahkemesi'nin 22.11.2011 günlü, E:2011/4161, K:2011/4803 sayılı kararının, Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir.

Danıştay Tetkik Hakimi : Nafi Alantar

Düşüncesi : Danıştay Başsavcılığının kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile Adana Bölge İdare Mahkemesi'nce verilen kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca hükmün sonuçlarına etkili olmamak üzere kanun yararına bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Başsavcısı : Turgut Candan

Düşüncesi : Ağrı İli, Merkez Hayrettin Atmaca Anadolu Lisesi'nde 657 sayılı Yasa'nın 4/B maddesi uyarınca sözleşmeli statüde öğretmen olarak görev yapmakla iken eş durumu nedeniyle Adana İli, Seyhan İlçesi, Torosİlköğretim Okulu'na atanan davacının, bu atama nedeniyle verilmeyen yolluğun ödenmesi istemiyle, 24.2.2011 tarihinde, yaptığı başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali ile davacının yoksun kaldığı sürekli görev yolluğunun başvuru dilekçesinin idare kayıtlarına girdiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolunda verilen Adana İkinci İdare Mahkemesinin 29.6.2011 gün ve E:2011/820, K:2011/1289 sayılı tek hakimli kararının kaldırılarak, davanın süreaşımı nedeniyle reddine ilişkin Adana Bölge İdare Mahkemesinin 22.11.2011 gün ve E:2011/4161, K:2011/4803 sayılı kararının yürürlükteki hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek davacı N. S. vekili tarafından kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine dava dosyası da getirtilerek konu incelendi:

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51'inci maddesinde, "niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade eden" kararların kanun yararına temyiz olunabileceği belirtilmiştir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7'nci maddesinin 1'inci fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu hükmü getirilmiş; 10'uncu maddesinde, "İlgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, ilgililerin altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde konusuna göre Danıştay'a, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilecekleri''; 11'inci maddesinde de, "İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurmanın işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba katılacağı" hükmüne yer verilmiştir.

Mülga 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanunu'nun 93'üncü maddesinin birinci tümcesi, "Taallük ettiği senei maliyenin hitamı tarihinden itibaren beş sene zarfında ashabı tarafından meşru bir mazerete müstenit olmaksızın tahriren talep ve takip olunamamaktan veya evrakı ibraz edilmemekten dolayı tediye olunamayan düyun müruru zamana uğrıyarak Devlet menfaatine sakıt olur" hükmünü içermekte iken, bu Kanunu yürürlükten kaldıran 30.12.2003 tarih ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun "Ödenemeyen giderler ve bütçeleştirilmiş borçlar" başlıklı değişik 34'üncü maddesinin üçüncü fıkrasında," İlgili olduğu mali yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde alacaklıları tarafından geçerli bir mazerete dayanmaksızın, yazılı talep edilmediğinde veya belgeleri verilmediğinden dolayı ödenemeyen borçlar zamanaşımına uğrayarak kamu idareleri lehine düşer." hükmü yer almaktadır.

Dosyanın incelenmesinden; davacının naklen atanması nedeniyle yolluk verilmesi istemiyle yaptığı başvurusunun reddi üzerine açılan davada, davacının 17.12.2010 tarih ve 75347 sayılı işlemle atandığı okulda göreve başladığı 30.12.2010 tarihinde, 6245 sayılı Kanunun 59'uncu maddesi uyarınca kendisine yolluk ödenmediğini öğrendiğinin kabulü gerektiği, bu tarihten 56 gün sonra 24.2.2011 tarihinde idarenin kayıtlarına giren 17.2.2011 tarihli dilekçeyle yaptığı müracaatın 17.3.2011 tarihli dava konusu işlemle reddedilerek bu işlemin davacıya 25.3.2011 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine, 2577 sayılı Kanunun ilgili hükümleri uyarınca başvuruya kadar geçen 56 günlük sürenin 60 günlük dava açma süresinden çıkarılmasıyla kalan dört gün içinde ve en son 29.3.2011 tarihinde dava açması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 18.4.2011 tarihinde kayda giren dilekçeyle açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasını inceleme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle, süre aşımı yönünden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Davacının atanmasına ilişkin işlemde atamanın yolluksuz olduğuna dair herhangi bir ibarenin mevcut olmaması karşısında; yolluk ödenmesi talebiyle sonradan yapılan başvurunun, 2577 sayılı Kanun'un 10'uncu maddesi kapsamında yapılmış bir başvuru niteliğini taşıması sebebiyle; olayda idari dava açma süresinin de bu maddeye göre hesaplanması gerekirken davacının göreve başladığı tarihin dava açma süresi için başlangıç olarak alınması isabetli değildir.

Ayrıca; belirtilen kanun hükümleri ile diğer bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, beş yıllık zamanaşımı süresi alacağın doğduğu mali yılın bitiminden itibaren başlayacağı ve davacının, naklen atanmasına ilişkin işlemde "yolluksuz" ibaresinin de bulunmadığı hususları gözönüne alındığında; bu işlemden doğan yolluğunun tarafına ödenmesi için yaptığı başvuru üzerine 2577 sayılı Yasanın 10'uncu maddesi uyarınca kurulan işlemin iptali istemiyle açılan davanın süresinde olduğu anlaşılmaktadır.

Bu nedenlerle, Adana Bölge İdare Mahkemesinin, aksi yolda verilen ve yürürlükteki hukuka aykırı sonuçlar ifade ettiği açık bulunan 22.11.2011 gün ve E:2011/4161, K:2011/4803 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51'inci maddesi uyarınca, kamu yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İkinci Dairesi'nce işin gereği düşünüldü:

KARAR : Dava; Ağrı İli, Merkez Hayrettin Atmaca Anadolu Lisesi'nde 657 sayılı Yasa'nın 4/B maddesi uyarınca sözleşmeli statüde İngilizce Öğretmeni olarak görev yapmakla iken, sağlık özrü nedeniyle Adana İli, Seyhan İlçesi, Toros İlköğretim Okulu'na atanan davacının, bu atama nedeniyle verilmeyen yolluğun ödenmesi istemiyle 17.02.2011 tarihinde yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ve yolluğun yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesi istemiyle açılmıştır.

Adana 1. İdare Mahkemesi Hakimi tarafından verilen 29.06.2011 günlü, E:2011/820, K:2011/1289 sayılı kararla; Ağrı İli, Merkez Hayrettin Atmaca Anadolu Lisesi'nde 657 sayılı Yasa'nın 4/B maddesi uyarınca sözleşmeli statüde İngilizce Öğretmeni olarak görev yapmakta iken, sağlık özrü nedeniyle Adana İli, Seyhan İlçesi, Toros İlköğretim Okulu'na atanan davacı, yeni görev yerine 30.12.2010 tarihinde başlamasına müteakip 17.02.2011 tarihli dilekçesi ile sürekli görev yolluğunu istediği, bu istemi 7/15754 sayılı Esaslar'ın 4. maddesi uyarınca sözleşmeli personele sürekli görev yolluğunun ödenmesinin mümkün olmadığından bahisle Seyhan Kaymakamlığı, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nce reddedilmiş ise de, söz konusu Esaslar'ın 4. maddesinin, Danıştay İkinci Dairesi'nin 28.02.2011 günlü, E:2010/5994 sayılı kararıyla yürütmesinin durdurulduğu, bu durumda, verilmiş bir yürütmenin durdurulması kararı ile hukuka aykırılığı tespit edilmiş bir işleme dayalı olarak yeni işlemler kurulması kabul edilemeyeceğinden, yürütmesi durdurulan düzenlemeye dayalı olarak tesis edilen işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, davacının yoksun kaldığı sürekli görev yolluğunun 17.12.2010 tarihli başvuru dilekçesinin idare kayıtlarına girdiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine hükmedilmiş;yapılan itiraz üzerine davaya bakan Adana Bölge İdare Mahkemesi'nin 22.11.2011 günlü, E:2011/4161, K:2011/4803 sayılı kararıyla da; dosyanın incelenmesinden 17.12.2010 tarihli onayla atanan davacının atandığı yerde göreve başladığı 30.12.2010 tarihinde 6245 sayılı Kanun'un 59. maddesi uyarınca kendisine yolluk ödenmediğini öğrendiği son tarih olarak kabulü gerektiği, bu tarihten 56 gün sonra 24.02.2011 tarihinde idarenin kayıtlarına giren 17.02.2011 tarihli dilekçeyle yaptığı müracaatın, 17.03.2011 tarihli dava konusu işlemle reddi üzerine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca başvuruya kadar geçen 56 günlük sürenin 60 günlük dava açma süresinden çıkarılmasıyla kalan 4 gün içinde ve en son 29.03.2011 tarihinde dava açması gerekirken bu süre geçirilerek 18.04.2011 tarihinde kayda giren dilekçeyle bu davanın açıldığının anlaşıldığı gerekçesiyle Adana 1. İdare Mahkemesi Hakimi tarafından verilen 29.06.2011 günlü, E:2011/820, K:2011/1289 sayılı kararı kaldırarak, 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 1/b bendi uyarınca süre aşımı sebebiyle davanın reddine hükmedilmiş ve söz konusu bu karar kesinleşmiştir.

Adana Bölge İdare Mahkemesi'nin 22.11.2011 günlü, E:2011/4161, K:2011/4803 sayılı kararının hukuka aykırı olduğu belirtilerek kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine Danıştay Başsavcılığı "yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade eden" sözkonusu kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasını istemektedir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kanun Yararına Bozma" başlıklı 51. maddesinde,

"1. Bölge idare mahkemesi kararları ile idari ve vergi mahkemelerince ve Danıştayca ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenler, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabilir.

2. Temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde karar, kanun yararına bozulur. Bu bozma kararı, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını kaldırmaz.

3. Bozma kararının bir örneği ilgili Bakanlığa gönderilir ve Resmi Gazete'de yayımlanır." hükmü yer yer almaktadır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7'nci maddesinin 1'inci fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu ve bu sürenin idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı hükmü getirilmiş; 10'uncu maddesinde, ilgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, ilgililerin altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde konusuna göre Danıştay'a, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilecekleri; 11'inci maddesinde de, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurmanın işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba katılacağı hükmüne yer verilmiştir.

Yolluk ödenmesine ( hak kazanılmasına ) neden olan işlemin hukuki sebebi genellikle atama, nakil veya geçici görevlendirme işlemlerinden biri olmakla birlikte, yolluğun ödenmesi konusunda idari dava konusu olabilecek bir uyuşmazlığın doğması, yolluk konusunda bir işlemin tesis edilmiş olması koşuluna bağlıdır. Yolluk konusundaki işlem ise yolluğa hak kazandıran atama, nakil veya geçici görevlendirme işlemiyle birlikte, atama, nakil veya görevlendirmenin "yolluklu veya yolluksuz" olduğunun işlemde belirtilmesi suretiyle tesis edilebileceği gibi yolluğa hak kazandığı iddiasında olan kişinin yolluk talebiyle başvurusu üzerine de tesis edilebilir. Doğal olarak sözü edilen asıl işlemle birlikte tesis edilmiş bir yolluk işleminin varlığı halinde, yani yolluklu veya yolluksuz ibaresinin işlemde yer alması halinde dava açma süresi, yolluksuz ibaresi yer alan işlemin tebliğ tarihine göre; yolluk konusunda asıl işlemde ödenip ödenmeyeceği hususunda bir ibare konulmamış ya da ayrı bir işlem kurulmamış olması halinde dava açma süresi, 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesinde öngörüldüğü gibi ilgili tarafından yöneltilecek bir başvuru üzerine oluşacak açık veya zımni bir ret işlemine göre hesaplanacaktır.

Dosyanın incelenmesinden; Ağrı İli, Merkez Hayrettin Atmaca Anadolu Lisesi'nde 657 sayılı Yasa'nın 4/B maddesi uyarınca sözleşmeli statüde İngilizce Öğretmeni olarak görev yapmakla iken, sağlık özrü nedeniyle 17.12.2010 tarihli işlemle Adana İli, Seyhan İlçesi, Torosİlköğretim Okulu'na atanarak yeni görev yerine 30.12.2010 tarihinde başlayan davacının, bu atama işleminden dolayı alamadığı sürekli görev yolluğunun ödenmesi için Toros İlköğretim Okulu Müdürlüğü'ne yaptığı 17.02.2011 tarihli başvurusunun Seyhan Kaymakamlığı, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün 17.03.2011 tarih ve 10471 sayılı işlemi ile reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Her ne kadar Adana Bölge İdare Mahkemesi'nce, 17.12.2010 tarihli onayla atanan davacının atandığı yerde göreve başladığı 30.12.2010 tarihinin, 6245 sayılı Kanun'un 59. maddesi uyarınca kendisine yolluk ödenmediğini öğrendiği son tarih olarak kabulünün gerekmekte olduğu belirtilerek ve yapılan hesaplama sonucu, dava süre aşımı yönünden reddedilmiş ise de, dava konusu olayda başvuru öncesinde davacıya tebliğ edilmek suretiyle kendisine yolluk verilmeyeceğine ilişkin bir işlemin mevcut olmaması karşısında; yolluk ödenmesi talebiyle sonradan yapılan başvuru, 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında yapılmış bir başvuru niteliğini taşıdığından, bu konuda çıkan uyuşmazlıkta atandığı yerde göreve başlama tarihinin dava açma süresi için başlangıç olarak alınmasına hukuken olanak bulunmamaktadır.

Öte yandan, 6245 sayılı Harcırah Kanunu'nun 59. maddesinde belirtilen bir aylık süre, dava süresi olmayıp, verilen avansın kapatılması amacına yönelik bir beyanname verme süresi olarak düzenlenmiş olduğundan, dava açma süresinin hesabında dikkate alınmaması gerekmektedir.

Kaldı ki, uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu işlemin yasal dayanaklarını oluşturan ve 06.06.1978 tarihli ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe konulan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esasların 4. maddesinde yer alan; "Sözleşmeli personele geçici görev yolluğu dışında harcırah ödenemez." ibaresi ile buna paralel olarak yürürlüğe sokulan Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2006/58 sayılı Genelgesi'nin 11. maddesinde yer alan; "Sözleşmeli öğretmenlere sürekli görev yolluğu ödenmeyecektir." ibaresinin Danıştay İkinci Dairesi'nin 28.02.2011 günlü, E:2010/5994 sayılı kararıyla yürütmesinin durdurulmuş olması nedeniyle oluşan yeni hukuki durum karşısında, davacının sürekli görev yolluğunu alabilmek için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında idareye her zaman başvurabileceği de açıktır.

Bu nedenle, Adana Bölge İdare Mahkemesinin, yürürlükteki hukuka aykırı sonuçlar ifade ettiği açık bulunan 22.11.2011 günlü, E:2011/4161, K:2011/4803 sayılı kararında hukuki isabet görülmemiştir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle; Danıştay Başsavcılığının kanun yararına temyiz isteminin kabulü,

kazancı.com

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Silahlı Kuvvetlerden Ayırma Cezası Nedir?
Silahlı Kuvvetlerden Ayırma Cezası Nedir?

Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayırma cezası TSK Disi...

Devamı
DİSİPLİN CEZALARININ YERİNE GETİRİLME ŞEKİLLERİ NELERDİR?
DİSİPLİN CEZALARININ YERİNE GETİRİLME ŞEKİLLERİ NELERDİR?

Subay yedek subay dahil, astsubaylar, uzman erbaşl...

Devamı
Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Cezaları Nelerdir?
Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Cezaları Nelerdir?

Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Cezaları, 6413 Sa...

Devamı
Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Suç ve Cezaları Nelerdir?
Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Suç ve Cezaları Nelerdir?

Yükseköğretim kurumları öğrencilerine verilecek di...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık