Memnu Hakların İadesi Davası

Memnu Hakların İadesi Davası

18-03-2020
Memnu Hakların İadesi Davası

Memnu Hakların İadesi Davası

Memnu Hakların İadesi yani yasaklanmış hakların geri verilmesi kişi hakkında uygulanan mahkumiyet kararı sebebiyle Türk Ceza Kanunu haricindeki kanunlardaki düzenlemeyle kişinin yasaklılığını ortadan kaldıran ceza hukuku kavramıdır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun "Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma" başlıklı 53'üncü maddesinde hakkında mahkumiyet kararı bulunan kişi hakkında bazı hakları kullanmaktan mahrum bırakılacağı cezanın infazının bitimiyle bu kararın ortadan kalkacağı düzenlenmiştir. Bu kapsamda kişi hakkında verilen mahkumiyet kararıyla;  Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten,  Seçme ve seçilme ehliyetinden, Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan, Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan, Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten yoksun bırakılmaktadır. Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamamakta cezanın infazı tamamlanmasıyla belirtilen haklarını kullanılabilmektedir. Görüleceği üzere Türk Ceza Kanununda infazın tamamlanmasıyla kişinin yasaklı hakları geri iade edilmekte ancak başka özel kanunlarda infaz süresi sona ermiş olsa da kişinin mahkumiyeti nedeniyle bazı haklarını kullanılmasına engel olunmaktadır. Örneğin kişinin ceza hukuku kapsamında aldığı mahkumiyet hükmü infaz edilmiş olsa bile Devlet Memurluğu, Avukatlık, Askeri Personel, Emniyet Personeli, Milletvekiliği ilgili kanunlar sebebiyle başvuru durumunda mahkumiyeti sebebiyle aranılan niteliklere uygun olmadığı sebebiyle iptal edilebilmektedir. Kişinin bu sebeple yasaklılık halinden kurtulmak için mahkemeye başvurarak memnu hakların iadesi yani yasaklanmış haklarının geri verilmesini talep edebilmektedir. 

Memnu Hakların İadesi Şartları

Kişinin yasaklanmış haklarının geri verilmesi şartları 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun "Yasaklanmış hakların geri verilmesi" başlıklı 2006 tarihinde eklenen 13/A maddesinde düzenleme altına alınmıştır. Söz konusu düzenlemede kişinin Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarla belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi amacıyla mahkemeye başvurabilmesi için Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları ayrık tutularak; 
Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması,
Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekmektedir. 
Mahkûm olunan cezanın infazına genel af veya etkin pişmanlık dışında başka bir hukukî nedenle son verilmiş olması halinde ise, yasaklanmış hakların geri verilmesi yani memnu hakların iadesi yoluna gidilebilmesi için, hükmün kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmesi gerekmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken cezanın infazının ne zaman tamamlanmış sayılacağıdır. Hükümlünün mahkumiyet kararı sonrası cezaevinden koşullu salıverilerek tahliye edilmesi durumunda ceza infaz edilmiş sayılmamaktadır. Koşullu salıverme sonrasında hükümlünün denetim süresini de tamamlayarak mahkum olunan sürenin tamamlanmasıyla ceza infaz edilmiş sayılması sebebiyle bu sürenin bitiminden itibaren kanunda belirtilen sürenin tamamlamasıyla yasaklanmış hakların geri verilmesi talebinde bulunulabilmektedir. Örneğin hükümlü 5 yıl hapis cezası almış olurda 2 yılını ceza evinde geçirdikten sonra koşullu salıverilerek denetimli serbestliğe tabi tutulursa cezaevinden çıktığı tarih değil denetim süresinin de sona erdiği tarih itibariyle cezası infaz edilmiş sayılacaktır. Bu sebeple kanundan belirtilen sürenin dolmasından önce yapılan memnu hakların iadesi talebi mahkeme tarafından reddedilecektir. Şartlar arasında yer alan diğer önemli bir husus ise kişinin yeni bir suç işlememiş olmasına yönelik sürenin belirlenmesidir. Hükümlü cezanın infazının başlangıcından infazın tamamlanması sonrası 3 yıllık süre bitimine kadar geçen süre içerisinde herhangi bir suç işlememesi aranmaktadır. 

Memnu Hakların İadesi Dilekçesi

Memnu Hakların iadesine yönelik karar verilebilmesi için hükümlü hakkında karar veren mahkemeye başvuru yapılacağı gibi ilgilinin ikametgahının bulunduğu yerdeki hakkında mahkumiyete karar veren mahkeme ile aynı dereceli mahkemeye başvurarak memnu hakların iadesi talebinde bulunulabilir. Görüleceği üzere hükümlünün hakkında karar verilebilmesi iki farklı yetkili mahkeme belirlenmiştir. Kişi hakkında karar veren mahkemeye başvurmak tüm dosya içeriğinin ilgili mahkemede olmasından dolayı usul ekonomisi açısından daha faydalı olacağı gibi ilgili açısından da daha hızlı işlem yapılması yönüyle faydalı olacaktır. Memnu hakların iadesi başvurusu kişinin özellikle memuriyet gibi kurum ve kuruluşlara başvurusunda önüne çıkan engeli ortadan kaldıracağından dolayı büyük önem arz etmekte olup bu başvurunun ceza avukatı veya ceza hukuku avukatı vasıtasıyla yapılması ilgilinin yararına olacaktır. Memnu hakların iadesi davasında yetkili mahkeme bu husustaki kararını, dosya üzerinde inceleme yaparak ya da Cumhuriyet savcısını ve hükümlüyü dinlemek suretiyle verir. Yasaklanmış hakların geri verilmesine ilişkin karar, kesinleşmesi halinde, adlî sicil arşivine kaydedilmektedir.

Devlet Memurluğunda Memnu Hakların İadesinin Etkisi

Genel ve Katma Bütçeli Kurumlar, İl Özel İdareleri, Belediyeler, İl Özel İdareleri ve Belediyelerin kurdukları birlikler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlarda, kanunlarla kurulan fonlarda, kefalet sandıklarında veya Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüklerinde çalışan memur ve aday memurların hizmet şartlarını, niteliklerini, atanma ve yetiştirilmelerini, ilerleme ve yükselmelerini, ödev, hak, yüküm ve sorumluluklarını, aylıklarını ve ödeneklerini ve diğer özlük işlerini düzenleyen 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun "Genel ve Özel Şartlar" başlıklı 48'inci maddesinin (A) fıkrasının 5'inci alt bendinde devlet memurlarında ve devlet memurları adaylarında aranacak nitelikler sıralanmıştır. Söz konusu düzenlemede "kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkum olanların memuriyete kabul edilmeyeceği" ifade edilmiş, Türk Ceza Kanunun 53'üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile bu düzenleme ile kişinin devlet memuru olmasının mümkün olmayacağı ifade edilmiştir. Düzenleme ile kişi hakkında kanunda belirtilen süreleri aşan mahkumiyet kararı bulunması devlet memurluğuna engel olacaktır. Ancak daha öncesinde de belirttiğimiz üzere kişinin yetkili mahkemede yapacağı başvuru sonrasında mahkemeye vereceği memnu hakların iadesi dilekçesi ile yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı verilerek kişinin önünde devlet memuru olmasına yönelik herhangi bir engel kalmayacaktır.

Memnu Hakların İadesi Yargı Kararları

Memnu hakların iadesi / Yasaklanmış Hakların Geri Verilmesi Yoluna Gidilmesi Gerekirken Yasaklanmış Hak Bulunmadığının Tespitine Karar Verilmesi / Adli Sicil Arşiv Kaydı
Dosya kapsamına göre, adı geçen sanığın 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan almış olduğu mahkumiyet kaydının 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 14. ve geçici 2. maddeleri gereğince arşive alınmış olduğu ve aynı Kanun'un 6290 sayılı Kanun ile değişik 12. maddesi gereğince arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren yasaklanmış hakların geri verildiği tarihe göre arşivden silinme süresi hesaplanacağı, somut olayda mahkemesince sanığın mahkumiyet kararında yasaklanmış hak bulunmadığı gerekçesi ile yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmakla, her ne kadar sanık hakkındaki mahkumiyet kararında her hangi bir hak yoksunluğu yer almasa da, mahkumiyetin doğal neticesi olarak yasaklanan hakların geri verilmesi talebinde bulunulabileceği ve sanık hakkında adli sicil arşiv kaydının bulunmasının yasaklanmış hak kavramına dahil olduğu, sanığın cezasının infaz edildiği tarih olan 09/03/2001 tarihinden itibaren 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesinde yer alan 3 yıllık sürenin geçmiş olduğu ve sanığın daha sonra yeni bir suç işlememiş olduğu cihetle, mahkemesince yapılacak değerlendirmede sanığın hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda kanaate ulaşılması durumunda yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı gerekçe ile “yasaklanmış hak bulunmadığının tespitine” karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 11.11.2016 gün ve 3605 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.11.2016 gün ve KYB/2016-391173 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi. Memnu hakların iadesi dilekçesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Cezanın amaçlarından birisinin de mahkûmun ıslahı olması karşısında; bunu ispat eden/gösteren kişinin ömür boyu hak yoksunluğuna muhatap olması, adil de değildir. İşte ortaya çıkabilecek bu gibi sakıncaların giderilebilmesi için, mahkûmun belirli bir süreyi iyi halli olarak geçirmesi ve kanunda açıklanan diğer koşullara uymuş olması halinde yoksun kaldığı hakları tekrar kullanması, "yasaklanmış hakların geri verilmesi (memnu hakların iadesi) kurumu ile olanaklı hale gelmektedir. Bu yolla mahkûm, toplumsal yaşamın gerektirdiği etkinlikleri normal bir şekilde sürdürmesini sağlayan haklarına yeniden kavuşmanın yanı sıra, mahkûmiyet sonucu yıpranan manevi itibarını da elde etme olanağına kavuşmuş olacaktır.
765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun 121-124. maddeleri ile 1412 sayılı mülga Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 416-420. maddelerinde düzenlenen "yasaklanmış hakların geri verilmesi" kurumuna ilişkin ne 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda ne de 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda herhangi bir hükme yer verilmiş, ancak daha sonra 06.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 38. maddesiyle 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'na 13/A maddesi eklenmek suretiyle Türk Hukukundaki yerini tekrar almıştır.
"Yasaklanmış hakların geri verilmesi" başlığını taşıyan 5352 sayılı Kanun'un 13/A maddesi:
"(1) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanunu'nun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla,
a) Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması,
b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekir.
(2) Mahkûm olunan cezanın infazına genel af veya etkin pişmanlık dışında başka bir hukukî nedenle son verilmiş olması halinde, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilmesi için, hükmün kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmesi gerekir. Ancak, bu süre kişinin mahkûm olduğu hapis cezasına üç yıl eklenmek suretiyle bulunacak süreden az olamaz.
(3) Yasaklanmış hakların geri verilmesi için, hükümlünün veya vekilinin talebi üzerine, hükmü veren mahkemenin veya hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkemenin karar vermesi gerekir.
(4) Mahkeme bu husustaki kararını, dosya üzerinde inceleme yaparak ya da Cumhuriyet Savcısını ve hükümlüyü dinlemek suretiyle verebilir.
(5) Yasaklanmış hakların geri verilmesi talebi üzerine mahkemenin verdiği karara karşı, hükümle ilgili olarak Ceza Muhakemesi Kanunu'nda öngörülen kanun yoluna başvurulabilir.
(6) Yasaklanmış hakların geri verilmesine ilişkin karar, kesinleşmesi halinde, adlî sicil arşivine kaydedilir.
(7) Yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna başvurulması nedeniyle oluşan bütün masraflar hükümlü tarafından karşılanır." şeklinde olup, maddenin gerekçesi şöyledir:
"Maddeyle, 5352 sayılı Kanun'a 13/A maddesi eklenmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53 üncü maddesindeki düzenlemeye göre, belli bir suçtan mahkumiyete bağlı süresiz hak yoksunluğundan söz edilemez. İşlediği suç dolayısıyla toplumda kişiye karşı duyulan güven sarsıldığı için suçlu kişi, özellikle güven ilişkisinin varlığını gerekli kılan belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmaktadır. Ancak, bu hak yoksunlukları süresiz değildir. Cezalandırılmakla güdülen asıl amaç, işlediği suçtan dolayı kişinin etkin pişmanlık duymasını sağlayıp tekrar topluma kazandırılması olduğuna göre, 53 üncü maddede suça bağlı hak yoksunluklarının da belli bir süreyle sınırlandırılması yönünde düzenleme yapılmıştır. Türk Ceza Kanunu'nda, belli bir suçu işlemekten dolayı cezaya mahkûmiyetin sonucu olarak ömür boyu devam edecek bir hak yoksunluğu söz konusu olmadığı için, yasaklanmış hakların geri verilmesi müessesesine ilişkin düzenleme yapılmamıştır. Ancak, 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu'nun Geçici 2 nci maddesinde, diğer kanunlardaki kasıtlı bir suçtan dolayı belirli süreyle hapis cezasına veya belli suçlardan dolayı bir cezaya mahkum olan kişilerin, belli hakları kullanmaktan süresiz olarak yoksun bırakılmasına ilişkin hükümleri saklı tutulmuştur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki çeşitli kanunlardaki süresiz hak yoksunluğu doğuran bu hükümlere rağmen, yasaklanmış hakların geri verilmesi yolunun kapalı tutulması, uygulamada ciddi sorunlara yol açacaktır. Bu sorunların çözümüne yönelik olarak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki çeşitli kanunlardaki kasıtlı bir suçtan dolayı belirli süreyle hapis cezasına veya belli suçlardan dolayı bir cezaya mahkum olan kişilerin süresiz olarak kullanmaktan yasaklandıkları hakları tekrar kullanabilmelerine imkân tanıyan bir düzenleme yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur."
Bu yeni hüküm ve gerekçesi göz önüne alındığında yasaklanmış hakların geri verilmesini; "5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarla belli bir suç veya ceza mahkûmiyetine bağlı olarak doğrudan veya mahkûmiyetin yasal sonucu olarak öngörülen sürekli hak yoksunluklarının; cezanın infaz edilmesinden ya da infaza hukuki bir nedenle son verilmesi halinde kararın kesinleşmesinden itibaren, belirli bir süre gösterilen iyi hal sonrasında, mahkûmun talebiyle, geleceğe yönelik olarak mahkemece geri verilmesi" şeklinde tanımlanabilir.
Yasaklanmış hakların geri verilmesine karar verildiğinde adli sicil bilgileri silinmemektedir. Ancak geri vermeye ilişkin karar adli sicil arşivine kaydedilmektedir (5352 sayılı Kanun md.13/A,f.6). Silinen ancak arşiv kaydına alınan kayıtlar "kural olarak" kişiyi herhangi bir haktan yoksun bırakmak için dayanak olarak kullanılamaz (5352 sayılı Kanun md.10/2) ise de, kanunlarda bu konuda özel düzenleme olması halinde söz konusu arşiv kaydı hak yoksunluğu dâhil bazı hukuki işlemlere esas alınabilecektir (5352 sayılı Kanun md.10/2). Dolayısıyla hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetin adli sicilden silinmesine karar verilmesi halinde, silme kararıyla yasaklanmış haklar da otomatik olarak geri verilmiş olacağından, ayrıca yasaklanmış hakların geri verilmesini talep etmeye gerek kalmayacağı ileri sürülebilirse de bu durum ancak bir hak yoksunluğuna esas alınamayanlar açısından geçerli olabilecektir. Nitekim 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun geçici 2. maddesinde Anayasanın 76. maddesi ile özel kanunlarda sayılan suç ve mahkûmiyetlerin arşiv bilgilerinin silinmesi benimsenmemiştir.
5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'na eklenen 13/A maddesinde, 5237 sayılı TCK dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkumiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebileceği, bunun için, Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması gerektiği belirtilmektedir.
Yasaklanmış hakların geri verilmesi için cezanın infaz edilmiş olması ve kişinin infazın tamamlanmasından itibaren üç yıllık süre içerisinde yeni bir suç işlememesi ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaatin oluşması gerekecektir.
5352 sayılı Kanun'un 13/A maddesine göre, ister 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'ndan, isterse özel bir yasadan kaynaklansın, amme hizmetlerinden yasaklanma, memuriyetten mahrumiyet, seçme veya seçilme hakkından yoksun kılınma, yasal kısıtlılık altında bulundurulma, babalık veya kocalık haklarından mahrumiyet, sürücü belgesinin geri alınması, emekli maaşından yoksun kılınma, meslek ve sanatın tatili, işyerinin kapatılması ve benzerleri gerek bir mahkûmiyet sonucu ve gerekse ceza şeklinde hükmedilen her nevi ehliyetsizliklerin memnu hakların iadesi yoluyla bertaraf edilmesine yasal bir engel bulunmadığından, anılan kanun maddesinde açıklanan süreler geçtikten sonra talepte bulunan iyi halli hükümlünün memnu haklarının iade edildiğinin bir kararla tespit edilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
Somut olayda mahkemesince sanığın mahkumiyet kararında yasaklanmış hak bulunmadığı gerekçesi ile sanığın memnu hakların iadesi talebinin kabul edilmediği anlaşılmakla, her ne kadar sanık hakkındaki mahkumiyet kararında herhangi bir hak yoksunluğu yer almasa da, sanık hakkında adli sicil arşiv kaydının bulunmasının
yasaklanmış hak kavramına dahil olduğu, sanığın cezasının infaz edildiği tarih olan 24.07.1997 tarihinden itibaren 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesinde yer alan 3 yıllık sürenin geçmiş olduğu ve sanığın daha sonra yeni bir suç işlememiş olduğu cihetle; mahkemesince yapılacak değerlendirmede sanığın hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda kanaate ulaşılması durumunda yasaklamış hakların geri verilmesi yoluna gidilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Yasaya aykırı, Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca düzenlenen ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden Şırnak Asliye Ceza Mahkemesi'nin 06.11.2015 gün, 2015/310 değişik iş sayılı kararının CMK.nun 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığı'na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na tevdiine, 26.10.2017 gününde oy birliğiyle karar verildi. (YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ ESAS 2016/ 12303 KARAR 2017/11899)

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Silahlı Kuvvetlerden Ayırma Cezası Nedir?
Silahlı Kuvvetlerden Ayırma Cezası Nedir?

Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayırma cezası TSK Disi...

Devamı
DİSİPLİN CEZALARININ YERİNE GETİRİLME ŞEKİLLERİ NELERDİR?
DİSİPLİN CEZALARININ YERİNE GETİRİLME ŞEKİLLERİ NELERDİR?

Subay yedek subay dahil, astsubaylar, uzman erbaşl...

Devamı
Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Cezaları Nelerdir?
Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Cezaları Nelerdir?

Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Cezaları, 6413 Sa...

Devamı
Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Suç ve Cezaları Nelerdir?
Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Suç ve Cezaları Nelerdir?

Yükseköğretim kurumları öğrencilerine verilecek di...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık