İdari İşlem İptal Davası

İdari İşlem İptal Davası

27-07-2021
İdari İşlem İptal Davası

İptal Davası Nasıl Tanımlanır

İdare hukukunda iptal davasının yeri oldukça büyüktür. İdare kendisine kanun ile verilmiş olan yetkiyi kullanırken ne yazık ki her zaman hukuka uygun işlem gerçekleştirmemektedir. İdarenin yapmış olduğu işlemin hukuka uygunluk denetiminin yapılması ise mahkemelerin görevine girmektedir ki bu husus Anayasal temele dayandırılmıştır. Ayrıca idari davaların usule uygun olarak yürütülmesi ve kuralların düzenlendiği 2577 sayılı idari yargılama usulü kanunumuz bulunmaktadır. Zira Bölge idare mahkemesi, danıştay, idare mahkemesi veya vergi mahkemesinin görevi ile ilgili olan hukuksal sorunların çözüme kavuşturulması 2577 sayılı idari yargılama usulü kanununda düzenlenmiştir. 

Yapılan bir idari işlem ile kişilerin hakları ihlal edilmiş olabilir. İdari işlem örneğin kişinin atamasının yapılması ya da yapılmaması, sözleşmesinin feshedilmesi, vatandaşlığın verilmemesi, meslekten çıkartılması, talep ettiği bir idari işlemin gerçekleştirilmemiş olması gibi işlemler idari işlem olarak örnek gösterilebilir. 

İptal Davasını Kimler Açabilir

İptal davasını menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılabilir. Örneğin ataması yapılmayan veya ataması istemediği yere yapılan yahut görevlendirme ile başka bir yerde görevlendirilen ve bu işlem sebebiyle menfaati ihlal edilenler tarafından açılabilir. Ya da kişi meslekten çıkartılmış olabilir ve bu işlemin iptali için idari dava açabilir.

İptal Davasındaki Hukuka Aykırı Hususlar Nelerdir

İptal davasında yapılan işlemin hukuka aykırılığı hususları 5 unsura dayandırılmıştır. Bunlar 2577 sayılı kanunda düzenlenmiştir. Buna göre bir idari işlemin hukuka aykırılığı 5 unsurdan biri ya da birkaçı bakımından hukuka aykırı olduğunun ispatı ile sağlanabilecektir. Bu bakımdan idari işlem;

  • Yetki,
  • Şekil,
  • Sebep,
  • Konu,
  • Maksat unsurlarından biri ile hukuka aykırı olduğundan dolayı iptali sağlanabilecektir.

Yetki Unsuru; Yetki unsuru idari işlemi yapabilme ehliyetini göstermektedir. Örneğin atama işlemini yapabilme yetkisi X birime verilmiş ve fakat atama işlemini y birimi gerçekleştirmiş ise atama işemi yetki unsuru bakımından sakat olacaktır ve hakları muhtel olmuş kişiler davayı açabileceklerdir. Yine yetkide paralellik ilkesi gereği bir işlemi yapan birim o işlemi yine kendisi geri alabilecektir. İşlem x birimi tarafından yapılmış ancak y birimi tarafından geri alınmış ise bu durumda da yetkide paralellik ilkesine aykırı davranılmış olacağından bu işlem de hukuka aykırı olacaktır.

Sebep Unsuru; İdare yapmış olduğu her işlemde sebep unsuruna dayanmak zorundadır. İdare yapmış olduğu işlemlerde herhangi bir sebep göstermez yahut gösterilen sebep hukuka aykırı olursa yapılmış olan işlem hukuka aykırı olacak ve iptal davasına konu olabilecektir. Örneğin atama işleminin sebebi kanunda yer alan hukuki gerekçeler iken idare kanunda yazanın haricinde bir atama işlemi gerçekleştirmiş ise bu durumda sebep unsuru sakatlanmış olacak ve açılan davada atama işleminin iptali sağlanabilecektir.

Konu unsuru; İdarenin işlemlerinin de konu unsuru bakımından hukuki denetimi yapılabilmektedir. Genellikle konu unsuru ile sebep unsuru birbirine geçmiş işlemler olduğundan mütevellit tespit edilmesi kolay değildir. Ancak bir idari işlemin konu unsuru bakımından hukuka uygun olabilmesi için konunun hukuka aykırı olmaması, konunun imkansız olmaması, konu ile sebep arasında ölçülülük olması ile illiyet bağlarının bulunması şarttır. 

Amaç unsuru; İdari işlemin yapılış amacı kamu yararına olmalıdır. Amaç, yapılan işlemin saikidir ve kişisel yahut üçüncü kişi yaraına idari işlem yapılamaz siyasi saikler amaç edinilemez. 

Şekil unsuru; İdari işlemler yapılırken belirli usul kurallarına uyulması da şarttır. Bu kural en belirgin kuraldır ve kanunda yer alan şekil şartlarına aykırı gerçekleştirilmiş olan idari işlemler şekil bakımından hukuka aykırılık teşkil edecektir.

Yukarıda saymış olduğumuz unsurlardan bir veya birkaçına aykırı olarak gerçekleştirilmiş olan idari işlemlerin hukuka aykırı olduğunun ortaya çıkartılması maksadıyla bir üst makama itiraz edilebileceği gibi itiraz edilmeden de direkt olarak idari işlemin iptali davası açılabilir. 

İptal Davasında Zamanaşımı 

İptal davasında dava açma süresi ya da zamanaşımı ya da kanuni tabiri ile süre aşımı durumlarının incelenmesi son derece önemlidir. 

İptal davasında süre tebliğ yayın ya da ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacaktır. Örneğin kişiye sözleşmesinin feshedildiği ya da disiplin cezasının kesinleştiği bildirildiği günün ertesi günü süre işlemeye başlayacaktır. Bir örnekle açıklayacak olursak 10.10.2021'de tebliğ edilen bir idari işlemin iptal davasında dava açma süresinin başlangıcı 11.10.2021 olacaktır.

Tatil günleri sürelere dahil edilecektir. Ancak dava açma süresinin son gününün tatil gününe denk gelmesi durumunda tatilin bittiği günü takip eden ilk çalışma günününün sonunda dava süresi de sona erecektir. Örneğin 10.10.2021 tarihinde sürenin son günü diyelim ve 10.10.2021 cumartesi gününe denk geliyor diyelim. Bu durum da süre sonu 12.10.2021 tarihi mesai bitim saati olacaktır.

Yine sürenin son günü adli tatil gününe denk geldi diyelim. Bu durumda kanun gereği süre adli tatilin bitiminden itibaren 7 gün uzayacaktır. Adli tatil süre sonu 1 Eylül dür. Bu durumda süre sonu örneğin 28 Ağustos'a denk geldi diyelim. Adli tatil süresi içinde olduğundan dolayı bu durumda süre 7 Eylül'e kadar uzamış olacak ve dava bu süreye kadar açılmış olacaktır. 

Ancak unutulmamalıdır ki adli tatil süresinin sonu beklenmeden dava açılabilir. Dava açmak için süre sonunu beklemeye gerek yoktur. Süre sonundan önce yani adli tatil süreci içinde de dava açılabilecektir.

İptal Davası Öncesi İdari Makamlara Başvurulabilir mi

İptal davası öncesi dava açacak kişiler tarafından idari işlemin geri alınması, kaldırılması yahut yeni bir işlem tesis edilmesi için üst makamlara üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açma süresi içinde istenebilir. Yapılan başvuru başlamış olan iptal davası açma süresini durduracaktır. 

Burada unutulmaması ve çok dikkatli olunması gereken bir husus bulunmaktadır. İptal davası açma süresi 60 gündür. Ancak iptal davası açma süresi başladıktan sonra idari makamlara itiraz edilmesi süreyi durdursa da ilk işlemeye başlayan ve geçen süreler de hesaba katılacaktır. Örneğin 10 günlük dava açma süresi geçtikten sonra idari makamlara itiraz edilmiş olsun. İdari makamlar kendilerine yapılan başvuruyu 30 gün içinde cevaplandırmalıdır. Ya da 30 gün içinde cevapsız bırakmış ise zımnen reddetmiş sayılır. Diyelim ki cevap 30 gün içinde verilmedi ve süreler tekrar işlemeye başladı. İşte bu durumda işleyecek süre tekrar 60 günlük bir süre olmayacak 10 gün önceden işlediği için 50 günlük bir süre kalmış olacaktır. Yine unutulmamalıdır ki hesaplama yapılacak süre iki ay değil 60 günlük süredir. Bu yüzden hesaplamaların gün üzerinden yapılması şarttır. Çünkü iki ay 60 gün yapmayacaktır.

Yine belirtmekte fayda vardır ki idari işlem sonrasında iptal davası açılmadan önce idari makamlara itiraz usulü zorunlu değildir. Kişiler idari işlemin geri alınması, iptali yahut kaldırılması için ilgili makamlara başvuru yapmadan direkt olarak iptal davası da açabilirler. 

Ancak ortada hiçbir işlem yokken kişiler haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Bu başvuru sonucunda 30 gün içinde bir cevap verilmemiş yahut idare sessiz kalarak zımnen başvuruyu reddetmiş ise red tarihinden itibaren 60 gün içinde iptal davası açılabilecektir. 

İptal Davasında Yürütme Durdurma Talebi

İptal davasında aynı zamanda yürütme durdurma isteminde de bulunulabilir. Yürütme durdurma kararı verilmesi davanın kazanılmış olduğunun bir göstergesi olmasa da yürütme durdurma kararı ile davanın sonu beklenilmeden yapılan işlem askıya alınmış ve hak kaybının önüne geçilmiş olacaktır. 

Yürütme durdurma talebi iptal davalarında talep edilebilir ve 2577 sayılı kanunun 27. maddesinde düzenlenmiştir. İptal davası devam ettiği sırada mahkeme tarafından yürütme durdurma kararı verilmiş ise dava bitmeden yapılan işlemin tüm etki ve sonuçları ortadan kaldırılır. Ancak işlem sanki askıda kalmış gibi bir hal alır. Çünkü tamamen iptal kararı verilmemiştir. Yürütme durdurma kararı verilebilmesi için işlemin açık bir şekilde hukuka aykırı olması ve işlem ile telafisi güç veya imkansız zararların ortaya çıkmış olmasının birlikte gerçekleşmesi şarttır. Yürütmeyi durdurma kararı verilmesi yahut talebin reddi halinde davacı vaya davalı yürütme durdurma reddi kararının tebliğinden itibaren 7 gün içinde yürütme durdurma reddi kararının kaldırılması için Bölge İdare Mahkemesine itiraz edebilir. Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur.

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Askeri Ceza Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Silahlı Kuvvetlerden Ayırma Cezası Nedir?
Silahlı Kuvvetlerden Ayırma Cezası Nedir?

Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayırma cezası TSK Disi...

Devamı
DİSİPLİN CEZALARININ YERİNE GETİRİLME ŞEKİLLERİ NELERDİR?
DİSİPLİN CEZALARININ YERİNE GETİRİLME ŞEKİLLERİ NELERDİR?

Subay yedek subay dahil, astsubaylar, uzman erbaşl...

Devamı
Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Cezaları Nelerdir?
Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Cezaları Nelerdir?

Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Cezaları, 6413 Sa...

Devamı
Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Suç ve Cezaları Nelerdir?
Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Suç ve Cezaları Nelerdir?

Yükseköğretim kurumları öğrencilerine verilecek di...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık