İdare Hukukunda Takdir Yetkisi

İdare Hukukunda Takdir Yetkisi

30-09-2019
İdare Hukukunda Takdir Yetkisi

İdare Hukukunda Takdir Yetkisi

İdare hukukunda takdir yetkisi önemli bir kavram olmakla birlikte idari işlemlerin gerçekleştirilmesi ve hukuka uygunluğu bakımından tespiti ve ayrımı zor bir kavramdır. İdare hukukunda iki tip yetki bulunmaktadır. Bunlardan birincisi bağlı yetki, ikincisi ise takdir yetkisidir. Bağlı yetki dediğimiz yetki; idareinin belirli durumların ve koşulların gerçekleşmesi halinde mutlak bir suretle belirli bir çözüm yolunu belirleyerek yine belirli bir idari işlemi gerçekleştirmesinin zorunlu olduğu durumdur. Örneğin 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48'inci maddesinde devlet memurluğuna alınacaklarda bulunması gereken nitelikler yer almakta olup bu niteliklerin bulunmadığı kişilerin devlet memurluğuna alınmaması durumu bizlere bağlı yetkinin uygulanması gerektiğini ve idarenin bu durumda takdir yetkisinin bulunmadığını göstermektedir. Bağlı yetki içerisinde bulunan idare belli şartların gerçekleşmesi halinde mutlak suretle kanunda yer alan işlemi yapmak zorundadır. İdare belli şart ve koşulların durumların gerçekleşmesi durumunda kanunda yer alan işlemi yapmaz ise hukuka açıkça aykırı davranmış olur. Bağlı yetkide idari bir işlemin sebep ve konu unsurlarında bir bağ kurulmaktadır. Eğer sebep unsuru gerçekleşmiş ve idare bağlı yetki gereğini yerine getirmek zorunda kalmış ise belirli konulu kararı almak zorundadır. Kanunda belirtilen sebep gerçekleştikten sonra bağlı yetki gereği idare belirli bir işlem yapmak zorunda kalacak ve sebep, konu arasındaki nedensellik bağı kurulacaktır.
İdarenin görevi hukuk kuralları içinde kalarak kamu hizmetlerinin yürütülmesini sağlamaktır. Kamu hizmetinin düzenli bir şekilde yürütülmesini sağlamak için bu kuralların hepsini ayrıntılı olarak düzenlemek ise son derece zor ve gereksiz bir durumdur. Bunun üstesinden gelinebilmesi için ise idareye takdir yetkisi tanınması zaruridir. İdarenin yetkiyi kullanıp kullanmamakta ya da serbest bırakılması durumunda takdir yetkisinin varlığından söz edilir. Takdir yetkisi idarenin belli şart ve durum koşulların ortaya çıkması durumlarında belirli bir işlemi yapıp yapmama hususunda ve kanunda öngörülen farklı çözümler arasında bir tercih yapmak konusunda serbest bırakılması halidir. İdarenin amacı kamu hizmetlerinin aksamadan yerine getirilmesi ve kamunun yararıdır. Kamunun yararını ve kamu hizmetini eksiksiz bir biçimde yerine getirilmesi süratli ve etkili hareket edilmesinin bir sonucudur. Takdir yetkisi idareye sürat kazandırmakla birlikte uygun ve olması gereken çözümün bir an evvel yerine getirilmesi bakımından işlevsel bir özelliğe sahiptir. Fakat bu durum takdir yetkisinin sınırsız ve yargı denetimi dışında tutulacağı anlamını doğurmamalıdır. İdareye belirli konularda takdir yetksinin tanınması idarenin başına buyruk keyfi hareket edebileceği anlamına gelmemelidir. İdare takdir yetkisini kullanırken bazı ilkelere uymak zorundadır. Danıştay göre takdir yetkisinin kullanılması mutlak ve sınırsız olmamalı hukukun genel ilkeleri ile kamu yararı ve hizmet gerekleri ölçütü sınırları içerisinde bulunmalıdır. 
İdare işlemlerini gerçekleştirirken takdir yetkisini yasaların koyduğu sınırlar içerisinde kullanmalı yasaya aykırı işlem gerçekleştirmemelidir.
Takdir yetkisinin kullanılması sırasında eşitlik ilkesine önem verilmeli, bu ilkeye aykırı işlemler yapılarak kamu oteritesi sarsılmamalıdır.
Takdir yetkisinin kullanımı sırasında kamu yararı için kullanılmasına dikkat edilmelidir.
Gerekçesi olmayan keyfi uygulamalar ile takdir yetkisi kullanılmamalı, idare yaptığı işlemi gerçekleştirirken kullandığı takdir yetkisini gerekçesi ile yerine getirmelidir.
Eğer kanunlar takdir yetkisinin kullanılabilmesi için özel durumlar öngörmüş ise, idare takdir yetksini kullanırken bu özel koşulları yerine getirmelidir.
İdare kendisine verilen takdir yetkisini kullanırken kanuna aykırı hareket etmemeli kanuna her zaman uygun davranmak zorundadır.
İdarenin yetki, şekil ve amaç unsurlarında idareye takdir yetkisi tanınması mümkün değildir. Yetki, şekil ve amaç unsurlarında idarenin takdir yetkisi yoktur. Zira yetkide takdir yetksinin kullanılması mümkün değildir. Yine şekilde de takdir yetkisi kullanılamaz çünkü kanun bir işlemin yapılmasını hangi şekil şartlarına bağlamış ise o şekil şartlarına uyulması zorunludur. Amaç unsurunda da takdir yetkisi kullanılamaz. İdari işlemerin sadece tek bir amacı vardır o da kamu yararıdır. İdari işlemin yapılmasında kişisel bir amaç yerine getirilmiş ise, işlem yetki saptırmasına uğramış olur. Yine siyasi amaçlar güdülerek de takdir yetkisi kullanılamaz. Eğer bir idari karar siyasi amaçların gerçekleştirilmesi amacıyla yapılmışsa amaç unsuru, maksat unsuru bakımından kanuna, hukuka aykırı olacaktır. 

İdarenin Takdir Yetkisi Hangi Hallerde Geçerlidir?

İdareye tanınan takdir yetkisi ancak ve ancak idarenin sebep ve konu öğelerinde, unsurlarında olabilir. Anayasa ve İdari Yargılama Usulü Kanununda yer alan, idarenin takdir yetkisini kaldıracak şekilde yargı kararı verilemeyeceği kuralı, takdir yetkisine dayanılarak yapılan işlemlerin yargı denetimi dışında kalacağı anlamına gelmemektedir. Bu sebeple, idarenin takdir yetkisinin hukuka uygun kullanılıp kullanılmadığı, idari yargı mercilerince denetlenmektedir. İdarelere takdir yetkisi tanınan hallerde idarenin bu konuda yargı kararı ile zorlanamayacağı, diğer bir ifadeyle idari işlem niteliğinde yargı kararı verilemeyeceği, ancak bu takdir yetkisinin de mutlak olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğu, takdire dayanan işlemlerin sebep ve maksat bakımından yargı denetimine bağlı bulunduğu hususu idare hukukunun bilinen ilkelerindendir. Bir başka ifadeyle, idarenin takdir yetkisi atamaya ilişkin bir işlemde kullanılmış ise, bunun kadro, ihtiyaç hizmet gerekleri ve atama isteminde bulunan kişinin kişisel konumu gibi durumlar dikkate alınarak kullanılıp kullanılmadığının yargı merciince incelenmesi idari eylem ve işlem niteliğinde karar vermeyi değil, idari işlemin sebep ve maksat yönlerinden yargı denetiminin işlevini sağlamak olarak kabulü gerekir.

İdarenin Takdir Yetkisi Danıştay Kararı

DANIŞTAY 8. DAİRESİ

ESAS : 2016/...
KARAR : 2017/...
TEMYİZ
İSTEMİNDE BULUNAN 
DAVACI :...
 
DAVALI :... 
İstemin Özeti : Manisa 2. İdare Mahkemesinin ... gün ve E:..., K:...sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.
Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi :...
Düşüncesi : İstemin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
"Dava, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi ... olarak görev yapan davacının görev süresinin uzatılmamasına ilişkin işlemin iptali ile mahrum kaldığı tüm özlük haklarının yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesince yardımcı doçentlerin görev sürelerini uzatma konusunda takdir yetkisi olan idarenin yürütülen hizmete ilişkin hususlar yanında ilgilinin çalışmalarını, disiplin cezası bulunup bulunmadığını, hakkında yürütülen disiplin veya ceza soruşturması varsa bunların mahiyetini birlikte değerlendirmek suretiyle takdir yetkisini ilgili öğretim görevlisinin görev süresinin uzatılmaması yönünde kullanabileceği, somut olayda da davacı hakkında devam eden ceza soruşturmaları bulunduğu gibi daha evvel hakkında yürütülen disiplin soruşturmaları sonucunda çeşitli disiplin cezaları aldığı, davacının görev süresinin uzatılmaması yönünde tesis edilen işlemde hizmet gereklerine ve hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2577 sayılı Yasanın 2. maddesinde iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu, maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılabilecekleri hükme bağlanmıştır.
Anayasa ve İdari Yargılama Usulü Kanununda yer alan, idarenin takdir yetkisini kaldıracak şekilde yargı kararı verilemeyeceği kuralı, takdir yetkisine dayanılarak yapılan işlemlerin yargı denetimi dışında kalacağı anlamına gelmemektedir. Bu sebeple, idarenin takdir yetkisinin hukuka uygun kullanılıp kullanılmadığı, idari yargı mercilerince denetlenmektedir. İdarelere takdir yetkisi tanınan hallerde idarenin bu konuda yargı kararı ile zorlanamayacağı, diğer bir ifadeyle idari işlem niteliğinde yargı kararı verilemeyeceği, ancak bu takdir yetkisinin de mutlak olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğu, takdire dayanan işlemlerin sebep ve maksat bakımından yargı denetimine bağlı bulunduğu hususu açık ise de, idarenin bu takdir yetkisinin denetiminde; görevin niteliği, hizmet alanı, gizliliği, özel durumu gibi şartların kamu yararı da gözetilerek değerlendirileceği tartışmasızdır. Öte yandan, devlet yetkilerinin kamu yararı dışında kullanılması, işlemi amaç yönünden sakatlar; ve bu durum işlemin iptalini gerektirir. Kurumların kendilerine tanınan yetkileri ancak kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullanmaları gerekmektedir ki; aksi durum ise salahiyet saptırılması olacaktır. İşlemlerin amaçları dışında tesis edilmek suretiyle cezaya dönüştürülmesini, hukukun genel ilkeleriyle, özellikle de hakkaniyet kuralları ile bağdaştırmak mümkün değildir.
Dava dosyasının incelenmesinden, Celal Bayar Üniversitesi Fen- Edebiyat Fakültesi ... olarak görev yapan davacının üç yıllık görev süresinin dolması sebebiyle, bir üç yıl için daha görev süresinin uzatılıp uzatılmayacağı hususunun Bölüm Başkanlığı tarafından değerlendirilerek ... tarihinde sona eren görev süresinin yenilenmesinin uygun olmadığının bildirilmesi üzerine, ... günlü ve 27 sayılı Fakülte Yönetim Kurulu kararı ile davacının "görev süresinin üç yıl süreyle uzatılması talebinin reddine" karar verildiği, verilen kararın iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda, davacının görev süresinin yenilenmemesine gerekçe olarak; adı geçen öğretim üyesinin ... yılında "uyarma" cezası ile, ... yılında hakkında yürütülen iki ayrı disiplin soruşturması sonucu 1/8 ve 1/2 oranında aylıktan kesme cezaları ile tecziye edildiği, ... yılında verilen luzum-u muhakeme kararının Danıştay Birinci Dairesinin ... günlü ve ...,...sayılı kararı ile onandığı, öğretim üyesinin öğrencilerin şikayetlerine konu olduğu, öğrencilere zorla ödev, kitap satarak maddi ve manevi zarara uğrattığı, öğrencilere psikolojik baskı yaptığı gösterilmektedir.
Öncelikle, davacı hakkında ...yılında verilen uyarma cezasının iptal edildiği, bu durumunun davalı idarenin beyanı ile sabit olduğu; öte yandan, ... yılında verilen 1/8 oranında aylıktan kesme cezasına karşı açılan davada; dilekçenin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulu Kanunu'nun 3. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle reddedildiği, aynı yanlışlıkların tekrarı sonucu davanın reddedildiği, bu dava ret kararına karşı ise temyiz talebinde bulunulmadığı hususunun dava dilekçesinde davacının beyanı ile sabit olduğu görülmektedir.
Ancak, davacı hakkında 1/2 oranında aylıktan kesme cezası verilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada Mahkemece verilen ret kararı temyiz incelemesi sonucu Dairemizin ...tarih ve E:..., K:... kararı ile eksik incelemeye dayalı soruşturma raporuna dayanılarak işlem tesis edildiği gerekçesi ile bozulduğu; verilen luzum-u muhakeme kararının Danıştay Birinci Dairesinin ... günlü ve ..., ... sayılı kararı ile onanması üzerine hakkında açılan ceza davasında Manisa 2. Asliye Ceza Mahkemesinde üzerine atılı suçu işlediğine dair şüpheden uzak, kesin, inandırıcı delil elde edilemediği, üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olmadığından bahisle beraatine karar verildiği; eğitim öğretim faaliyetleri kapsamında kitap satma, ödev satma, sınav kağıtlarını değerlendirmede keyfi davranma ve etnik ayrımcılık yaptığı hususlarında davacı hakkında somut tespitlerin yapılamadığı mahkeme kararı ile sabit olduğu dikkate alındığında idarenin takdir yetkisini kullanırken kamu yararı ve hizmet gereklerini gözetmediği görülmektedir.
Bu durumda davacı hakkında görev süresinin uzatılmamasına ilişkin tesis edilen işlemde hukuka uyarlık; aksi yöndeki Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; Manisa 2. İdare Mahkemesinin temyize konu kararının bozulmasına..."
 

Takdir Yetkisi ve Özellikleri

Takdir yetkisi, belirli olguların varlığı halinde, İdarenin serbestçe ya da mevcut seçeneklerinden birini uygun gördüğünce tercih ederek karar alabilme imkânıdır. Takdir yetkisi “keyfi”lik demek değildir. İdare takdir yetkisini kullanırken bazı ilkelere uymak zorundadır. İdarenin takdir yetkisi bağlı yetki dışındaki hususların bir göstergesi olup takdir yetkisi yukarıda da ifade ettiğimiz üzere sadece sebep ve konu unsurlarında kullanılır. İdarenin amaç, yetki ve ususl unsurlarında takdir yetksini kullanması mümkün değildir.

İdare Takdir Yetkisini Hangi İlkeye Uygun Olarak Kullanır

        Bu ilkeler: 
        A) İdare, takdir yetkisini kullanırken her şeyden önce, yasanın koyduğu sınırlar içerisinde kalmalıdır. 
        B) İdare, takdir yetkisini kullanırken eşitlik ilkesine önem vermelidir. 
        C) İdare, takdir yetkisini kamu yararı ve kişi yararını dengeleyecek şekilde kullanmalıdır. 
        D) İdare, takdir yetkisini gerekçeli kullanmalıdır. 

        Takdir yetkisi, kamu görevlileri için, hukuk tarafından onlara resmi olarak bazı durumlarda kendi vicdani kanaatlerine ve iradelerine göre başkalarının vicdani kanaati veya düşünceleri tarafından sınırlanmaksızın hareket etme iktidarı veya hakkı anlamına gelir. Takdir yetkisi sınırsız değildir. Bu nedenle idare takdir yetkisini kullanırken, keyfi biçimde davranamaz. Gerekli inceleme ve araştırmaları yaptıktan, bunları somut kanıtlarla destekledikten sonra takdir yetkisini kullanmalıdır. Takdir yetkisinin olduğu durumlarda bile idare haklı gerekçe göstermek zorundadır. Kendisine takdir hakkı tanınmış olan kişi veya merci, bu hakkını kullanırken “ben de böyle takdir ettim” diyerek keyfî kararına meşruiyet zemini açamaz. Takdir hakkının kullanılmasının keyfî olmayacağı hususu en açık biçimde Medenî Kanun’da dile getirilmiştir. MK’nun 4. maddesi: “Kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir” demektedir. Görüleceği üzere söz konusu madde, takdir hakkının keyfî biçimde kullanılamayacağına ilişkin bir düzenlemedir. Kamu hukukunda da, duruma aynen riayet edilmesi gerekmektedir. Kendisine bir hususta takdir yetkisi tanınmış olan bir merci, bu yetkisini gelişigüzel ve keyfi kullanmaya mezun değildir. İdari işlemin “sebebi”, idari makam tarafından yapılan idari işlemin doğru ya da yanlış, hukuka uygun ya da aykırı , savunulabilir ya da savunulamaz olduğuna bakılmaksızın, idari işleme temel teşkil eden mülahaza ve düşünceleri ifade eder. Bu bağlamda idare tarafından tesis edilen her işlemin bir sebebi olma zorunluluğu vardır. İdare, bir idari işlem tesis ederken her ne kadar kamu gücü kullanıyor olsa da bu durum idareye keyfi hareket etme yetkisi vermez. İdari işlem tesis edilirken mutlaka hukuki bir nedene dayanmalıdır. Yani yapılan işlem mutlaka mevzuattan kaynaklanan bir yetkinin kullanılması biçiminde ortaya çıkmalıdır. İdare bu işlemin sebebini gerekçesinde belirterek ilgilisine bildirdiği takdirde demokratik ilkelere uygun hareket ederek hukuki güvenliği tesis etmiş olacaktır. Bu sayede idari işleme muhatap olan kişinin hem işlemin nedenini hem de hukuki haklarını daha iyi kullanması sağlanmış olacaktır.

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Silahlı Kuvvetlerden Ayırma Cezası Nedir?
Silahlı Kuvvetlerden Ayırma Cezası Nedir?

Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayırma cezası TSK Disi...

Devamı
DİSİPLİN CEZALARININ YERİNE GETİRİLME ŞEKİLLERİ NELERDİR?
DİSİPLİN CEZALARININ YERİNE GETİRİLME ŞEKİLLERİ NELERDİR?

Subay yedek subay dahil, astsubaylar, uzman erbaşl...

Devamı
Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Cezaları Nelerdir?
Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Cezaları Nelerdir?

Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Cezaları, 6413 Sa...

Devamı
Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Suç ve Cezaları Nelerdir?
Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Suç ve Cezaları Nelerdir?

Yükseköğretim kurumları öğrencilerine verilecek di...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık