İdare Hukukunda İlk İnceleme

İdare Hukukunda İlk İnceleme

30-09-2019
İdare Hukukunda İlk İnceleme

İdare Hukukunda İlk İnceleme

İdari yargı ilk inceleme- İdari davada ilk inceleme- Bölge İdare, idare ve vergi mahkemelerinde dava açıldıktan sonra, davacının vermiş olduğu dava dilekçesi evrak bürosuna kaydedilir ve kaçıncı mahkemeye düştüyse o mahkemeye gönderilir. Nitekim dava dilekçeleri nöbetçi idare mahkemesine gönderilmek üzere kaleme alınır. Dava tevzi bürosunda açıldıktan sonra dava dilekçesini teslim eden kişiye tarih ve sayı numarasını gösterecek şekilde ücrete tabi olmayan bir evrak verilir. Dava dilkeçesi ilgili mahkemeye sunulduktan sonra mahkeme başkanı ya da mahkeme başkanının belirleyeceği bir üye tarafından ilk incelemeye tabi tutulur. İdari Yargılama Usulü Kanununun 14'üncü maddesinde dilekçelerin hangi sırayla incelemeye tabi tutulacağı belirtilmiştir. Buna göre

  • Görev ve Yetki
  • İdari merci tecavüzü
  • Ehliyet
  • İdari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülebilir bir işlemin bulunup bulunmadığı
  • Süre aşımı
  • Husumet
  • 2577 sayılı kanunun 3'üncü ve 5'inci maddelerine uygun olup olmadıkları

yönünden sırasıyla incelenir. 2577 sayılı kanunun 3'üncü maddesi dilekçede bulunması gereken hususlar ile ilgili olmakla birlikte 5'inci maddesi aynı dilekçe ile dava açılabilecek halleri düzenlemiştir. 

Dava dilekçeleri mahkemeye gönderildikten sonra mahkeme başkanının belirleyeceği bir üye tarafından ilk incelemeye tabi tutulur. İlk incelemede yukarıda belirtilen hususlar sırasıyla incelenir.

İlk önce davanın görev ve yetki bakımından incelemesi yapılır. İdari yargının mı adli yargının mı görevli olduğu hususunda karar verilir ve idare mahkemesinin görevli olduğu sonucuna varılırsa yetki bakımından inceleme yapılır ve davanın açıldığı yerdeki idare mahkmesinin mi yoksa başka bir bölgedeki idare mahkemesinin mi yetkili olduğu hususu incelenir.

İdare mahkemesinin görevli ve yetkili olduğu hususu karar bağlandıktan sonra dava açılmasından önce davalı idareye başvurulması gerektiği hususu ortaya çıkarsa dilekçeler görevli idare merciine gönderilmesine karar verilir.

Sonra ehliyet incelemesine geçilir ve davacının dava açma ehliyetinin bulunup bulunmadığı incelenir. Davacının dava açma ehliyeti yoksa davanın reddine karar verilir.

Ehliyet hususunda bir sorun çıkmazsa diğer aşama olan İdari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülebilir bir işlemin bulunup bulunmadığı hususu incelenir. Eğer İdari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülebilir bir işlemin bulunmadığı ortaya çıkarsa yine davanın reddine karar verilir. Bilindiği üzere idari işlemin iptali davası, söz konusu idari işlemin ilgilisine tebliğinden itibaren 60 gün içerisinde açılır. 60 günün geçirilmesi sonucunda açılacak davalar süre aşımına uğrayacağından ve süre re'sen mahkeme tarafından araştırıldığından dava süre aşımı nedeniyle reddedilecektir.

Husumet incelemesinde bir sorun yaşandığı ortaya çıktığında ise  davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması halinde, dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek hasma tebliğine karar verilir. 

2577 sayılı kanunun 3'üncü maddesi dilekçede bulunması gereken hususlar ile ilgili olmakla birlikte 5'inci maddesi aynı dilekçe ile dava açılabilecek halleri düzenlemiştir.  3 ve 5'inci maddelerde yazılı hususlara aykırı olan bir dilekçe ile dava açılmış ise 30 gün içinde 3 ve 5 inci maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak yahut ehliyetli olan şahsın avukat olmayan vekili tarafından dava açılmış ise 30 gün içinde bizzat veya bir avukat vasıtasıyla dava açılmak üzere dilekçelerin reddine karar verilir.

İdari Yargıda Dilekçeler Aşaması

İdari yargıda dilekçeler aşamasında davacı öncelikle hangi idari birime dava açacağına karar vermeli ve davalının sıfatını belirlemelidir. Husumetin içeriğine göre hazırlancak dava dilekçesinde aşağıdaki hususların bulunması kanun gereğidir;

  • Tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası,
  • Davanın konu ve sebepleri ile dayandığı deliller,
  • Davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihi,
  • Vergi, resim, harç, benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin davalarla tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktar.

Dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örnekleri dava dilekçesine eklenir. Dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örnekleri karşı taraf sayısından bir fazla olarak hazırlanmalıdır. Dilekçeler ve savunmalar ile davalara ilişkin her türlü evrak, Danıştay veya ait olduğu mahkeme başkanlıklarına veya bunlara gönderilmek üzere idare veya vergi mahkemesi başkanlıklarına, idare veya vergi mahkemesi bulunmayan yerlerde büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde kalıp kalmadığına bakılmaksızın asliye hukuk hakimliklerine veya yabancı memleketlerde Türk konsolosluklarına verilebilir. 

Dava dilekçesi ilgili idare mahkemesine verildikten sonra dilekçe idare mahkemesi tarafından davalı kuruma gönderilir. Davalı kurum kendisine gönderilen dava dilekçesine kendisine tebliğinden itibaren 30 gün içinde savunma yapmak zorundadır. Bu süre, ancak haklı sebeplerin bulunması halinde, taraflardan birinin isteği üzerine görevli mahkeme kararı ile otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir. Davalı idare savunmasını ilgili idare makemesine gönderir ve idare mahkemesi savunmayı davacıya tebliğ eder. Davacı tebliğden itibaren 30 gün içinde (idari yargıda cevaba cevap süresi) savunmaya cevap dilekçesi vererek mahkemeye sunar. İdare mahkemesi savunmaya cevap dilekçesini cevap vermesi için yine davalı kuruma gönderir. Kurum savunmaya cevap dilekçesine karşı cevaplarını sunup ilgili idare mahkemesine gönderdikten sonra dilekçeler aşaması tamamlanmış olur. Taraflar, sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemezler. Ankara bölge idare mahkemesi adresi için ankara idare mahkemesi adresi başlıklı makalemize bakabilirsiniz

Dava Dilekçesindeki Eksiklikler

Dava, idari işleminin iptali istemine ilişkindir. 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 3.maddesinin ( 2/b ) bendinde, davanın konu ve sebepleri ile dayandığı delillerin dilekçelerde gösterileceği; 15/1-d maddesinde, 3.maddeye aykırı bulunan dava dilekçelerinin yeniden düzenlenmesi veya noksanlarının tamamlanması için otuz gün içinde dava açılmak üzere reddedileceği; hükme bağlanmıştır. "Konu" ve "Talep" kısmında farklı başvuru tarihlerine yer verilerek istemlerde çelişki yaratan dava dilekçesinin, "Açıklamalar" kısmında, hem 2981 Sayılı Kanun kapsamında tapu verilmesi, hem de 2/B vasıflı arazinin 4706 Sayılı Kanun uyarınca satışıdan bahsedilmiş olması sebepleriyle, mevcut davanın, 2981 Sayılı Kanun kapsamında tapu verilmesine yönelik mi, yoksa Kadastro Mahkemesi kararı ile 2/B kapsamına alınan söz konusu yerin 4706 Sayılı Kanun uyarınca satışının talep edilmesine yönelik mi olduğu net olarak anlaşılamamaktadır. Bu durumda, Mahkemece, öncelikle 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 3.maddesine uygun düzenlenmeyen dava dilekçesinin reddedilmesi suretiyle, davanın konusu ve sebenin açıklığa kavuşturulması ve yenilenen dilekçeye göre, "kesin hüküm" bulunup bulunmadığı hususunun incelenmesi gerekirken, davayı, "2981 Sayılı Kanun uyarınca tapu verilmesi" talebine hasren ele almak suretiyle, kesin hüküm bulunduğu kabulüyle verilen incelenmeksizin ret kararında usul hükümlerine uygunluk görülmemiştir.

İSTEMİN ÖZETİ : İstanbul İli,Beykoz İlçesi, Yazıcısuyolu 28 pafta, 184 ada, 7 Sayılı parsel üzerinde bulunan ( 4 kapı nolu ) gecekondu için davacıların murisi Ş. Ç. adına düzenlenen ( 13/02/1986 onay tarihli, 1/43391 sayılı ) tapu tahsis belgesine istinaden tapu verilmesi yolunda yaptıkları başvurularının reddine dair ( 11/05/2001 tarihli ) işleme karşı açtıkları davası ( İstanbul 3. İdare Mahkemesi'nin 27/03/2012 tarih ve E:2011/1480, K:2012/761 Sayılı kararıyla ) reddedilen davacıların, söz konusu parselin, "6831 Sayılı Orman Kanununun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkartılan alanlardan olduğunu ve orman niteliğini yitirdiğini tespit ederek hazine adına tescil eden" Beykoz Kadastro Mahkemesi'nin kararı üzerine anılan tapu tahsis belgesinin tapuya çevrilmesi yolundaki 21/06/2016 tarih ve 5578 Sayılı başvurularının cevap verilmeyerek reddine dair işlemin iptali istemiyle açılan davayı; davacıların daha önce açmış olduğu davada kesin hüküm niteliği kazanan yargı kararının varlığı karşısında, aynı konuda idareye tekrar başvuru yapılarak zımnen reddedildiği gerekçesiyle tarafları ve konusu aynı olan iş bu davanın esasının inceleme olanağının bulunmadığı; gerekçesiyle kesin hüküm sebebiyle incelenmeksizin reddeden İstanbul 2. İdare Mahkemesi'nin 22/09/2016 tarih ve E:2016/1322, K:2016/1457 Sayılı kararının; davacı tarafından, Beykoz Kadastro Mahkemesi'nin 2/B kapsamındaki tespiti ve 4706 Sayılı Kanun ile daha önce 3.idare mahkmesine açılmış olan davanın dayanağı farklı olup 1981 Sayılı Yasadan doğan hak sahipliğinin o günkü koşullarda iptal edilmiş olduğu gerekçesiyle reddedildiği, oysa yeni talebin yeni yasa ve kararlara dayandığı, önceki dava ile hukuki sebeplerin farklı oluğu; öne sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ :Davacıların aynı konuda defalarca davalar açtıkları, hakkı kötüye kullandıkları, önceki davanın kesin hüküm oluşturduğu belirtilerek, istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmuştur.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Beşinci İdare Dava Dairesince; 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 Sayılı Kanun'un 19. maddesiyle değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:

KARAR : 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "istinaf" başlıklı ( Değişik 6545 S.K./19. md. ) 45. maddesinin; 5. fıkrasında; "Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir." hükmü yer almaktadır.

İstinaf başvurusu; İstanbul İli,Beykoz İlçesi, Yazıcısuyolu 28 pafta, 184 ada, 7 Sayılı parsel üzerinde bulunan ( 4 kapı nolu ) gecekondu için davacıların murisi Şemsettin Çelen adına düzenlenen ( 13/02/1986 onay tarihli, 1/43391 sayılı ) tapu tahsis belgesine istinaden tapu verilmesi yolunda yaptıkları başvurularının reddine dair ( 11/05/2001 tarihli ) işleme karşı açtıkları davası ( İstanbul 3. İdare Mahkemesi'nin 27/03/2012 tarih ve E:2011/1480, K:2012/761 Sayılı kararıyla ) reddedilen davacıların, söz konusu parselin, "6831 Sayılı Orman Kanununun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkartılan alanlardan olduğunu ve orman niteliğini yitirdiğini tespit ederek hazine adına tescil eden" Beykoz Kadastro Mahkemesi'nin kararı üzerine anılan tapu tahsis belgesinin tapuya çevrilmesi yolundaki 21/06/2016 tarih ve 5578 Sayılı başvurularının cevap verilmeyerek reddine dair işlemin iptali istemiyle açılan davayı; kesin hüküm sebebiyle incelenmeksizin reddeden ilk derece mahkemesi kararının bozulması istemine ilişkindir.

İdari işlemlerin iptali istemiyle menfaati etkilenecek olan kişiler tarafından dava açılabileceği tabiidir. İptal davasına konu işlemlerde kesin hükmün varlığından söz edebilmek için aynı işlemin davaya konu edilmiş olması yeterli olmayıp, davanın tarafları, konusu ve sebeplerinin de aynı olması gerekmektedir.

Mevcut davada, "kesin hüküm" olup olmadığı kanısına varılabilmesi için öncelikle davanın konusu ve sebebinin hiçbir duraksamaya neden olmayacak açıklıkta ortaya konulması gerekmektedir.

2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 3.maddesinin ( 2/b ) bendinde, davanın konu ve sebepleri ile dayandığı delillerin dilekçelerde gösterileceği; 15/1-d maddesinde, 3.maddeye aykırı bulunan dava dilekçelerinin yeniden düzenlenmesi veya noksanlarının tamamlanması için otuz gün içinde dava açılmak üzere reddedileceği; hükme bağlanmıştır.

Olayda, İstanbul İli, Beykoz İlçesi, Yazıcısuyolu 28 pafta, 184 ada, 7 Sayılı parsel üzerinde bulunan ( 4 kapı nolu ) gecekondu için davacıların murisi Ş. Ç. adına düzenlenen ( 13/02/1986 onay tarihli, 1/43391 sayılı ) tapu tahsis belgesine istinaden tapu verilmesi yolunda yaptıkları başvurunun reddine dair ( 11/05/2001 tarihli ) işleme karşı aynı davacılar tarafından açılan dava, İstanbul 3. İdare Mahkemesi'nin 27/03/2012 tarih ve E:2011/1480, K:2012/761 Sayılı kararıyla reddedilerek kesinleşmiş ise de, söz konusu parselin, "6831 Sayılı Orman Kanununun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkartılan alanlardan olduğunu ve orman niteliğini yitirdiğini tespit ederek hazine adına tescil eden" Beykoz Kadastro Mahkemesi'nin 28/01/2016 tarihli kararıyla ortaya yeni bir hukuki durumun çıktığı görülmekte olup; bakılmakta olan davanın, 2981 Sayılı Kanun kapsamında tapu verilmesi istemiyle mi, yoksa 6831 Sayılı Orman Kanununun 2/B maddesi kapsamına alınan taşınmazın 4706 Sayılı Kanun uyarınca satışı amacıyla mı açıldığının ortaya konulması, kesin hüküm olup olmadığının tespiti bakımından önem taşımaktadır.

Davacılar adına vekili tarafından, idareye verilen 21/06/2016 tarih ve 5578 Sayılı başvuru dilekçesinde, hem 2981 Sayılı Kanun kapsamında tapu tahsis belgesine istinaden tapu verilmesinden, hem de söz konusu taşınmazın 2/B arazisi kapsamında olduğundan bahsedilmesine karşın, dava dilekçesinin; "Konusu" kısmı ile "Talep" kısmının 1. maddesinde, "murislerinden intikalen gelen tapu tahsis belgesine dayalı ve 2/B vasfındaki kullanıcısı oldukları taşınmazın kendilerine verilmesi ve tapuya çevrilmesine dair 21/06/2016 tarih ve 5578 Sayılı talebin reddine dair kararın" iptali talep edilirken, "Talep" kısmının 1. maddesinde, ( Açıklamalar bölümünün 3. maddesinde de bahsi geçen ) 15/06/2016 tarih ve 79326 Sayılı başvurunun reddine dair işlemin iptalinin talep edildiği görülmekte olup, "Konu" ve "Talep" kısmında farklı başvuru tarihlerine yer verilerek istemlerde çelişki yaratan dava dilekçesinin, "Açıklamalar" kısmında, hem 2981 Sayılı Kanun kapsamında tapu verilmesi, hem de 2/B vasıflı arazinin 4706 Sayılı Kanun uyarınca satışıdan bahsedilmiş olması sebepleriyle, mevcut davanın, 2981 Sayılı Kanun kapsamında tapu verilmesine yönelik mi, yoksa Kadastro Mahkemesi kararı ile 2/B kapsamına alınan söz konusu yerin 4706 Sayılı Kanun uyarınca satışının talep edilmesine yönelik mi olduğu net olarak anlaşılamamaktadır.

Bu durumda, Mahkemece, öncelikle 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 3.maddesine uygun düzenlenmeyen dava dilekçesinin reddedilmesi suretiyle, davanın konusu ve sebenin açıklığa kavuşturulması ve yenilenen dilekçeye göre, "kesin hüküm" bulunup bulunmadığı hususunun incelenmesi gerekirken, davayı, "2981 Sayılı Kanun uyarınca tapu verilmesi" talebine hasren ele almak suretiyle, kesin hüküm bulunduğu kabulüyle verilen incelenmeksizin ret kararında usul hükümlerine uygunluk görülmemiştir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul 2. İdare Mahkemesi'nin 22/09/2016 tarih ve E:2016/1322, K:2016/1457 Sayılı "incelenmeksizin ret" kararının KALDIRILMASINA,

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Silahlı Kuvvetlerden Ayırma Cezası Nedir?
Silahlı Kuvvetlerden Ayırma Cezası Nedir?

Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayırma cezası TSK Disi...

Devamı
DİSİPLİN CEZALARININ YERİNE GETİRİLME ŞEKİLLERİ NELERDİR?
DİSİPLİN CEZALARININ YERİNE GETİRİLME ŞEKİLLERİ NELERDİR?

Subay yedek subay dahil, astsubaylar, uzman erbaşl...

Devamı
Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Cezaları Nelerdir?
Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Cezaları Nelerdir?

Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Cezaları, 6413 Sa...

Devamı
Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Suç ve Cezaları Nelerdir?
Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Suç ve Cezaları Nelerdir?

Yükseköğretim kurumları öğrencilerine verilecek di...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık