Disiplin Cezasına İtiraz Dava Açma Süresi

Disiplin Cezasına İtiraz Dava Açma Süresi

01-10-2020
Disiplin Cezasına İtiraz Dava Açma Süresi

Disiplin Cezasına İtiraz Dava Açma Süresi

Disiplin cezasına itiraz dava açma süresi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda düzenlenmiştir. Hukukta süreler çok ama çok önemlidir. Sürelerin bilinmesinin yanı sıra hesaplanması da ayrı bir uzmanlığı gerktirmektedir. Nitekim 2577 sayılı İdari Yargıalama Usulü Kanununda dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. Disipli cezalarına karşı açılacak davalar idare mahkemesinin görevine girdiğinden mütevellit disiplin cezasına itiraz dava açma süresi 60 gündür. 

Sürenin başlangıç tarihi ise disiplin cezasının kesinleşme kararının ilgiliye tebliğini izleyen günden başlar. Unutulmamalıdır ki süreler, tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar. 

Tatil günleri sürelere dahildir. Ancak sürenin son günü tatil gününe rastlarsa, süre tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzar. Önemli bir husus ise eğer sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa bu süreler, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır. 

T.C.
DANIŞTAY
6. DAİRE
E. 2015/9440
K. 2020/2812
T. 28.2.2020

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

İSTEMİN KONUSU : Ankara 3. İdare Mahkemesi'nin 25/02/2015 tarihli, E:2013/2069, K:2015/244 Sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:

Dava konusu istem: Ankara ili, Çankaya ilçesi, Oran mevkii, 7863 ada, 3 parsel sayılı taşınmaza ilişkin Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 13.03.2012 tarihli, 332 Sayılı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile Çankaya Belediye Meclisinin 04.01.2013 tarihli, 43 Sayılı kararı ile kabul edilerek, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 12.03.2013 tarihli, 386 Sayılı kararı ile tadilen onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Ankara 3. İdare Mahkemesince, mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyada yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; uyuşmazlık konusu taşınmaza getirilen azami 7 villa, hmax: 2 kat yapılaşma koşulunun hangi bilimsel ve teknik veriye dayandığının davalı idarece ortaya konulmadığı, dava konusu taşınmaz ile çevresindeki taşınmazlar arasında eşitsizlik yaratıldığı, dava konusu 1/1000 ölçekli plan değişikliğinin, kentsel planların herkese eşitlik ve adalet ilkelerine uygun olarak uygulanmasını tanımlayan planların nesnellik ilkesine aykırı olduğu, aynı bölge içerisinde yer alan taşınmazların yapılaşma koşullarının, parsel ölçeğinde plan değişikliği şeklinde değil, taşınmazların çevresi ile birlikte değerlendirildiği plan revizyonu şeklinde yapılması gerektiği, ancak bu şekilde eşdeğer parsellere farklı yapılaşma oranları belirlenmesinin önüne geçilebileceği, 1/5000 ölçekli nazım imar planının türü ve ölçeği gereği, parçacıl bir yaklaşımla parsel ölçeğinde ele alınmasının hatalı olduğu, ayrıca dava konusu nazım imar planında nüfus yoğunluğuna ilişkin herhangi bir öngörüde bulunulmamasının alanda belirsizlik oluşturduğu, bu durumun nazım imar planının kapsam, detay ve niteliğine aykırı olduğu, davacının önceki imar planları ile inşaat alanı transferinden elde ettiği yapılaşma koşullarının (E:2.35, hmaks:12 kat) tanınması halinde, alandaki mevcut sosyal donatı ve teknik altyapı alanlarının ihtiyacı karşılayıp karşılamayacağı, karşılamaması durumunda ihtiyacın ne kadar olduğu ve nasıl karşılanacağına ilişkin bütüncül bir değerlendirme yapılarak işlem tesis edilmesi gerektiği, bu haliyle dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.

Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :

Davalı İdare tarafından, Davada süreaşımı bulunduğu, dava konusu plan değişikliklerinin, mahkeme kararının uygulanması amacıyla ve mahkeme kararına uygun olarak yapıldığı, Danıştay içtihatları gereğince, taşınmazların sadece yapılaşması tamamlanan kısımları için mevcut imar haklarının müktesep hak olarak kabul edilebileceği, dava konusu taşınmaz üzerinde yapı bulunmadığından müktesep haktan söz edilemeyeceği, ileri sürülmektedir.

Davalı Yanında Müdahil tarafından, dava konusu taşınmaza 24.07.1987 onay tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile E:2.35, hmaks:12 kat şeklinde verilen yüksek yapılaşma koşulunun, mevzuata aykırı şekilde adalar arasında yapılan inşaat alanı aktarımından kaynaklandığı, ancak bir imar adasından diğer imar adasına aktarım yapılmasının yasal olmadığı, davacının talebi doğrultusunda taşınmazın yapılaşma koşulunun 24.07.1987 tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planına göre artırılması halinde, alanda 400 kişilik nüfus artışı olacağı, mevcut ulaşım ve altyapı sisteminin söz konusu artışı karşılamasının mümkün uygun olmadığı, ayrıca davalı yanında müdahil konut sitelerinin davacıya ait taşınmaz ile aynı imar adası içinde, bu taşınmazın bitişiğinde yer aldığı ve emsal değerlerinin 1.00 olduğu, bu nedenle davacı tarafından talep edilen emsal artışının, kendilerine ait konut sitesinin önünün tamamen kapanmasına neden olacağı, uyuşmazlık konusu taşınmazın yapılaşma koşulunun artırılmasında kamu yararı bulunmadığı,

ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulüyle yasal süresi içinde açılmayan davanın süreaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğinden, İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

KARAR : İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :

Uyuşmazlık konusu taşınmaza ilişkin Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 13.03.2012 tarihli, 332 Sayılı kararı ile onaylanan dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile taşınmaza "konut alanı" işlevi getirilmiş, bu doğrultuda Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 12.03.2013 tarihli, 386 Sayılı kararı ile onaylanan dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile "azami 7 villa yapılmak şartıyla E:1.00, hmaks:2 kat yapılaşma koşulunda konut alanı" işlevi getirilmiştir.

Bunun üzerine davacı tarafından; taşınmaza ilişkin önceki imar planlarına karşı açılan davaların hiçbirisinin, söz konusu planların esasına ve yapılaşma koşullarına ilişkin gerekçelerle iptal edilmediği, aksine yetki unsuru yönünden iptal kararı verildiği, bu nedenle 24.07.1987 onay tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile taşınmaza getirilen yapılaşma koşullarının korunmasında hukuki engel bulunmadığı, dava konusu imar planı değişikliği ile yapılaşma yoğunluğu yönünden davacının kazanılmış hakkının ihlal edildiği, dava konusu imar planı değişikliğinde, salt trafik yoğunluğu gerekçe gösterilerek inşaat alanının düşürüldüğü, ancak gerekli teknik altyapı değerlendirmeleri yapılmaksızın, keyfi ve farazi bir gerekçe ile taşınmazda yapılaşmanın azami 7 villa ile sınırlandırılmasının şehircilik ilkelerine ve planlama tekniklerine aykırı olduğu ileri sürülerek bakılmakta olan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:

3194 Sayılı İmar Kanununun “Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması” başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; "İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar.” hükmüne yer verilmiştir.

2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve İdare Mahkemelerinde altmış gün olduğu; ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; yine aynı Kanun'un "Üst makamlara başvurma" başlıklı 11. maddesinde, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, hüküm altına alınmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Yukarıda detaylarına yer verilen yasal düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinden; imar planlarına karşı, 2577 Sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında başvuru için, 3194 Sayılı Kanun'un 8-1/b maddesiyle özel bir itiraz süresi getirildiği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, imar planlarına karşı, bir aylık askı süresi içinde 2577 Sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında başvuruda bulunulması ve bu başvuruya idari dava açma süresinin başlangıç tarihi olan son ilan tarihinden itibaren 60 gün içinde cevap verilmeyerek isteğin reddedilmiş sayılması halinde, bu tarihi takip eden 60 günlük dava açma süresi içinde veya son ilan tarihini izleyen 60 gün içinde cevap verilmek suretiyle isteğin reddedilmesi halinde bu cevap tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde idari dava açılabileceği sonucuna varılmaktadır. İmar planlarına askı süresi içinde bir itirazda bulunulmamış ise davanın, 2577 Sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca imar planının son ilan tarihini izleyen günden itibaren 60 gün içinde açılması gerekmektedir.

Bu durumda, imar planına askı süresi içinde itiraz edilmiş olması halinde, dava açma süresinin 2577 Sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında belirlenmesi gerektiği, bu doğrultuda, söz konusu itiraza altmış gün içinde davalı idarece bir cevap verilmemiş olması halinde, itirazın zımnen reddedildiğinin kabulüyle ilan tarihinin son gününü izleyen ikinci altmış gün içinde davanın açılması gerektiği açıktır.

Belirtilen süreler geçtikten sonra davalı idarece bir cevap verilmesi halinde dava açma hakkının ihya olduğundan söz edilmesi mümkün değildir. Zira 2577 Sayılı Kanun'un 10. maddesinin 2. fıkrasında, yetkili idari mercilerce dava açma süresi geçtikten sonra verilen cevap üzerine tebliğ tarihini izleyen günden itibaren altmış gün içinde dava açılabileceği belirtildiği halde, aynı Kanun'un 11. maddesinde, davanın açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, sonradan yetkili mercilerce cevap verilmesi durumunda, işlemin tebliğinden itibaren altmış gün içinde davanın açılabileceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla yetkili mercilerce ne zaman cevap verileceği belli olmayan bir durumda, dava süresinin yorum yoluyla süresi belirsiz bir zamana kadar uzatılmasından söz edilemeyeceği tartışmasızdır.

Dosyanın incelenmesinden; dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planının 05.04.2012 - 04.05.2012 tarih aralığında askıya çıkarılmak suretiyle ilan edildiği, davacı tarafından bu plana askı süresi içinde herhangi bir itirazda bulunulmadığı, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin ise 04.04.2013 - 03.05.2013 tarih aralığında askıya çıkarılmak suretiyle ilan edildiği, davacı tarafından bu plana askı süresi içinde 29.04.2013 tarihli dilekçeyle itiraz edildiği, askı süresinin son gününü izleyen 60 gün içerisinde davalı idare tarafından bir cevap verilmeyerek 02.07.2013 tarihinde itirazın zımnen reddedildiği, zımnen ret tarihini izleyen günden itibaren 60 gün içinde, (dava açma süresinin son günü olan 31.08.2013 tarihi adli tatilin son gününe denk geldiğinden, dava açma süresinin uzadığı 07.09.2013 tarihinin ise cumartesi gününe denk gelmesi nedeniye) en son 09.09.2013 tarihinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 20.11.2013 tarihinde kayda giren dilekçeyle açılan iş bu davada süre aşımı bulunduğu anlaşılmaktadır.

Öte yandan, davacının askı süresi içinde yapmış olduğu itirazın reddine ilişkin Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 10.09.2013 tarihli, 1619 Sayılı kararı, her ne kadar Çankaya Belediye Başkanlığının 01.10.2013 tarihli yazısı ile davacıya bildirilmiş ve bu bildirimden itibaren 60 günlük süre içinde bakılmakta olan dava açılmış ise de askı süresinin son gününü izleyen günden itibaren 60 günlük zımnen ret süresi geçirildikten sonra idare tarafından verilen cevabın, 2577 Sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca dava açma süresini canlandırmayacağı açıktır.

Nitekim Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/02/2017 tarihli, E:2015/4618, K:2017/842 Sayılı kararı da bu yöndedir.

Bu durumda, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında isabet bulunmamaktadır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1.2577 Sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davalının temyiz isteminin kabulüne,

2.Dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu Ankara 3. İdare Mahkemesi'nin 25/02/2015 tarihli, E:2013/2069, K:2015/244 Sayılı kararının BOZULMASINA,

3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,

4. 2577 Sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 28/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

karar kaynak; kazancı.com

T.C.
DANIŞTAY
8. DAİRE
E. 2016/9780
K. 2020/1203
T. 26.2.2020

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

• HİZMET BAŞLANGIÇ TARİHİ YANLIŞ TARİHTEN BAŞLATILMASI ( Maaş ve Özlük Haklarının Eksik ve Yanlış Hesaplandığı Gerekçesiyle Derece Kademe İlerleme Haklarının ve Maaş Farklarının Hesaplanıp Ödenmesi İstemi - Davacının Başvurusunun Parasal ve Özlük Hakları Yönünden Süregelen Etkileri Bulunan Kısımlarının 2577 S.K.'un 10. Maddesi Kapsamında Olan Bir Başvuru Olarak Değerlendirilerek Süresi İçinde Açılan Davanın Esası Hakkında Karar Verilmesi Gerektiği )
• YARGI KARARININ UYGULANMAMASI ( Kamu Personelinin Gerek Görevde Bulundukları Sırada Gerekse Emekliye Ayrılmış Olmaları Hallerinde Parasal ve Özlük Hakları Yönünden Her Ay Hukuki Sonuç Doğuran ve Süregelen Etkileri Bulunan İdari İşlemlere Karşı İlk Tesis Edildikleri ya da İlk Uygulandıkları Anda Davanın Açılmamış Olmasının Başvuru Tarihinden İleriye Dönük Sonuçlar Doğurmak Üzere Sonradan Başvuru Yapılmasına ve Buna Dayalı Olarak Tesis Edilen İşlemlerin Dava Konusu Edilmesine Engel Teşkil Etmeyeceği )
• MAAŞ VE ÖZLÜK HAKLARININ EKSİK VE YANLIŞ HESAPLANMASI ( Uyuşmazlığın Yargı Kararının Uygulanmamasından Değil Davacının Hizmet Başlangıç Tarihinin Ne Zaman Olduğunun Belirlenerek Maaş ve Özlük Haklarının Buna Göre Düzenlenip Düzenlenmeyeceğinin Belirlenmesinden Kaynaklandığı - Süresinde Açılan Davanın Esası Hakkında Karar Verilmesi Gerekirken Süre Aşımı Yönünden Reddedilmesinde Hukuka Uygunluk Görülmediği )
• İŞLEMİN SÜREGELEN ETKİLERİ BULUNMASI ( Davacının Başvurusunun Parasal ve Özlük Hakları Yönünden Her Ay Hukuki Sonuç Doğuran Etkileri Bulunan Kısımlarının İYUK Md. 10 Kapsamında Olan Bir Başvuru Olarak Değerlendirilmesi Gerektiği - Zımnen Ret İşlemine Karşı Süresi İçinde Açılan Davanın Esası Hakkında Karar Verilmesi Gerektiği Gözetilmeden Süreaşımı Yönünden Verilen Ret Kararının Bozulması Gerektiği )
2577/m.10
ÖZET : Dava, davacı tarafından, İdare Mahkemesi kararına istinaden başlatılması gereken hizmet başlangıç tarihinin farklı tarihten başlatılması ve buna bağlı olarak maaş ve özlük haklarının eksik ve yanlış hesaplandığı gerekçesiyle, derece/kademe ilerleme haklarının ve maaş farklarının hesaplanıp ödenmesi ve her türlü hak kaybının giderilmesi istemiyle yapmış olduğu başvurunun zımnen reddine dair davalı işlemin iptali ve yoksun kalınan tüm maaş ve özlük haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemine ilişkindir.

Uyuşmazlığın yargı kararının uygulanmamasından kaynaklandığı değerlendirilerek karar verilmişse de, uyuşmazlık; yargı kararının uygulanmamasından değil, davacının hizmet başlangıç tarihinin ne zaman olduğunun belirlenerek maaş ve özlük haklarının buna göre düzenlenip düzenlenmeyeceğinin belirlenmesinden kaynaklanmaktadır.

Davacının başvurusunun, parasal ve özlük hakları yönünden her ay hukuki sonuç doğuran, diğer bir ifadeyle süregelen etkileri bulunan kısımlarının, 2577 Sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında olan bir başvuru olarak değerlendirilerek, zımnen ret işlemine karşı süresi içinde açılan davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, süre aşımı yönünden reddedilmesinde hukuka uygunluk görülmemiştir.

İstemin Özeti : Balıkesir İdare Mahkemesi'nin 15/03/2016 gün ve E:2015/610, K:2016/360 Sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 Sayılı Kanun'un 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.

Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Düşüncesi : İstemin reddi gerektiği düşünülmektedir.

Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, davacı tarafından, Bursa 2. İdare Mahkemesi'nin E:1998/15, K:1999/125 Sayılı iptal kararına istinaden 16/10/1997 tarihinde başlatılması gereken hizmet başlangıç tarihinin 28/05/1999 tarihinden başlatılması ve buna bağlı olarak maaş ve özlük haklarının eksik ve yanlış hesaplandığı gerekçesiyle 16/09/1997 tarihinden itibaren derece/kademe ilerleme haklarının ve bundan doğan maaş farklarının hesaplanıp ödenmesi ve her türlü hak kaybının giderilmesi istemiyle 24/09/2014 tarihinde yapmış olduğu başvurunun zımnen reddine ilişkin davalı idare işleminin iptali ve yoksun kalınan tüm maaş ve özlük haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince, davacı tarafından hakkında verilen Bursa 2. İdare Mahkemesi'nin E:1998/15, K:1999/125 Sayılı yargı kararının gereğinin yerine getirilmesi için 14/03/2003 tarihinde idaresine başvuruda bulunulduğu, bu başvuru üzerine idarece bir kısım işlemlerin tesis edilmiş olduğu dikkate alındığında, 2003 yılındaki başvuru tarihinden itibaren, 2577 Sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında yer verilen süreler içerisinde davacı tarafından yargı kararının davalı idarece eksik uygulanmasından kaynaklı mali ve özlük haklarının tazmini istemiyle dava açılması gerektiği halde 2577 Sayılı Kanun'un 10. maddesinde öngörülen bekleme ve dava süreleri çokça geçirildikten sonra bakılan davanın açıldığı, öte yandan, idari yargı yerlerince verilen "iptal" kararlarının, davalı idareler yönünden kararın tebliğinden itibaren uygulama sürecinin başlamakta olduğu gözönünde bulundurulduğunda, 24/09/2014 tarihi itibariyle söz konusu yargı kararının uygulanması için 2577 Sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında başvuruda bulunulabilecek 10 yıllık zamanaşımı süresinin de sona ermiş olduğu gerekçesiyle davanın süre yönünden reddine karar verilmiştir.

2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesinde, ilgililerin haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabileceği, 60 gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, 60 günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde konusuna göre Danıştay'a, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilecekleri, 60 günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgilinin bu cevabı, istemin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebileceği, bu takdirde dava açma süresinin işlemeyeceği, ancak bekleme süresinin başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemeyeceği, dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, 60 günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren 60 gün içinde dava açılabileceği kurala bağlanmıştır.

karar kaynak; kazancı.com

T.C.
DANIŞTAY
12. DAİRE
E. 2017/935
K. 2019/1920
T. 13.3.2019

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

İSTEMİN KONUSU : Kocaeli 2. İdare Mahkemesi'nin 10/11/2016 tarih ve E:2016/1062, K:2016/1128 Sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:

Dava konusu istem: TCDD 1. Bölge Müdürlüğüne bağlı Köseköy Gar Müdürlüğü'nde 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi tren teşkil memuru olarak görev yapan davacının, kınama cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin 22/09/2010 tarihli ve 2010/38 Sayılı 1. Bölge Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu disiplin cezasının, 07/01/2011 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, aynı gün cezaya itiraz edildiği, 23/02/2011 tarihli 2010/38-02 Sayılı karar ile itirazın reddedildiği, bu ret kararının 21/03/2011 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, 13/05/2011 tarihinde bakılan davanın açıldığı anlaşıldığından, davacının 07/01/2011 tarihinde yaptığı itiraza altmış gün içinde yanıt verilmeyerek isteğinin 08/03/2011 tarihinde zımnen reddedildiği, bu tarihten itibaren altmış gün içinde ve en son 09/05/2011 tarihinde dava açılması gerekirken, 13.05.2011 tarihinde açılan davada süre aşımı, bulunduğundan esasının incelenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın süre aşını nedeniyle reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, davanın süresi içinde açıldığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİNİN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

KARAR : İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :

TCDD 1. Bölge Müdürlüğüne bağlı Köseköy Gar Müdürlüğü'nde 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi tren teşkil memuru olarak görev yapan davacının, kınama cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin 22/09/2010 tarihli ve 2010/38 Sayılı 1. Bölge Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:

TCDD Personel Yönetmeliği'nin "disiplin cezalarına itiraz" başlıklı 123. maddesinde; disiplin cezalarından, disiplin amirleri tarafından verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı itirazın, varsa bir üst disiplin amirine yoksa disiplin kurullarına yapılabileceği, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve memuriyetten çıkarma cezalarına karşı ise idari yargı yoluna başvurulabileceği, "İtiraz süresi ve cezaların kesinleşmesi" başlıklı 124. maddesinde ise; disiplin cezalarına karşı yapılacak itirazlarda sürenin, kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren 7 gün olduğu, bu süre içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşeceği; itiraz halinde, itiraz mercileri kararı gözden geçirerek verilen cezayı aynen kabul edebilecekleri gibi cezayı hafifletebilecekleri veya tamamen kaldırabilecekleri, itiraz mercilerinin, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin, kendilerine intikalinden itibaren 30 gün içinde kararlarını vermek zorunda oldukları kurala bağlanıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Davacının, kınama cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin 22/09/2010 tarihli ve 2010/38 Sayılı işlemin 07/01/2011 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, aynı gün cezaya itiraz edildiği, 23/02/2011 tarihli 2010/38-02 Sayılı karar ile itirazın reddedildiği, bu ret kararının 21/03/2011 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, 13/05/2011 tarihinde bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

TCDD Personel Yönetmeliği'nin 124. maddesiyle, disiplin cezalarına karşı itirazın tabi olacağı süre yönünden özel bir düzenleme getirilmiş, davacı da kendisine verilen cezaya karşı bu özel düzenlemenin öngördüğü 7 günlük süre içerisinde itirazda bulunmuş olup, cezanın itiraz başvurusunun sonuçlandırılması ile kesinleşeceğinin kabulü gerekir.

Bakılan uyuşmazlıkta, itiraz tarihinden üç ay gibi bir süre sonunda davalı idarece itirazın sonuçlandırılmasıyla disiplin cezası kesinleşmiş olup, dava açma süresi de, cezanın kesinleşmesine yol açacak olan itirazın reddine dair kararın tebliği tarihinden itibaren başlatılacağından, bu tarihten itibaren altmış gün içinde açılan işbu davada süre aşımı bulunmamaktadır.

Bu durumda, İdare Mahkemesince, işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, süre aşımı nedeniyle davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1. 577 Sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,

karar kaynak; kazancı.com

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Silahlı Kuvvetlerden Ayırma Cezası Nedir?
Silahlı Kuvvetlerden Ayırma Cezası Nedir?

Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayırma cezası TSK Disi...

Devamı
DİSİPLİN CEZALARININ YERİNE GETİRİLME ŞEKİLLERİ NELERDİR?
DİSİPLİN CEZALARININ YERİNE GETİRİLME ŞEKİLLERİ NELERDİR?

Subay yedek subay dahil, astsubaylar, uzman erbaşl...

Devamı
Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Cezaları Nelerdir?
Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Cezaları Nelerdir?

Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Cezaları, 6413 Sa...

Devamı
Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Suç ve Cezaları Nelerdir?
Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Suç ve Cezaları Nelerdir?

Yükseköğretim kurumları öğrencilerine verilecek di...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık