İrtikap Suçunun Cezai Yaptırımı

İrtikap Suçunun Cezai Yaptırımı

15-03-2020
İrtikap Suçunun Cezai Yaptırımı

İrtikap Suçunun Cezai Yaptırımı

İrtikap suçu Türk Ceza Kanununun 250'nci maddesinde düzenlenmiştir. İrtikap suçu ancak kamu görevlisi olan kişiler tarafındasn işlenebilen bir suç tipidir. Kamu görevlisi görevinin sağladığı nüfusu veya güveni kötüye kullanarak kendisine veya bir başkasına yarar temin etmektedir. İşte bu durum Türk Ceza Kanunu bakımından irtikap suçunu oluşturmaktadır. Nitekim Türk Ceza Kanununa göre;

Görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi icbar eden kamu görevlisi, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kamu görevlisinin haksız tutum ve davranışları karşısında, kişinin haklı bir işinin gereği gibi, hiç veya en azından vaktinde görülmeyeceği endişesiyle, kendisini mecbur hissederek, kamu görevlisine veya yönlendireceği kişiye menfaat temin etmiş olması halinde, icbarın varlığı kabul edilir. Görevinin sağladığı güveni kötüye kullanmak suretiyle gerçekleştirdiği hileli davranışlarla, kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi ikna eden kamu görevlisi, üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Görevinin sağladığı güveni kötüye kullanmak suretiyle gerçekleştirdiği hileli davranışlarla, kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi ikna eden kamu görevlisi suçu kişinin hatasından yararlanarak işlemiş ise bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İrtikap edilen menfaatin değeri ve mağdurun ekonomik durumu göz önünde bulundurularak verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir. 

İrtikap Suçu Nedir?

İrtikap suçu nedir- İrtikabın varlığı için, kamu görevlisinin kişilerden kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekir. Ancak, bu yarar sağlama olgusu çeşitli şekillerde gerçekleşebilir. Madde metninde bu yararlanma olgusunun gerçekleştiriliş şekilleri göz önünde bulundurularak suç tanımlaması yapılmıştır. Maddenin birinci fıkrasında icbar suretiyle irtikap suçu tanımlanmıştır. İcbar suretiyle irtikâp suçunun oluşabilmesi için; kamu görevlisinin, bir başkasını kendisine veya başkasına yarar sağlamaya veya bu yolda vaatte bulunmaya icbar etmesi gerekir. Bu icbarın, yürütülen görevin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmiş olması gerekir. Ancak, bu icbarın, yağma suçunun oluşumuna neden olan cebir veya tehdit boyutuna varmaması gerekir. Aksi takdirde, gerçekleşen suç, icbar suretiyle irtikâp değil, gasp suçu olur.

İcbar teşkil eden fiillerin etkisinde kalan kişi, hukuka aykırı olduğunu bilmesine rağmen, karşılaşabileceği daha ağır zararların önüne geçebilmek için, bu baskının etkisiyle, kamu görevlisinin şahsına veya gösterdiği üçüncü kişiye bir yarar sağlamaktadır.
Yarar vaadinde bulunulması hâlinde de, kamu görevlisinin tamamlanmış icbar suretiyle irtikap suçundan dolayı sorumlu tutulması gerekmektedir. Bu durumda aslında icbar suretiyle irtikâp suçu henüz tamamlanmamıştır; ancak, izlenen suç politikası gereğince, failin tamamlanmış suçun cezası ile cezalandırılması öngörülmüştür.

Maddenin ikinci fıkrasında ikna suretiyle irtikap suçu tanımlanmıştır. İkna suretiyle irtikâp suçunun oluşabilmesi için; kamu görevlisinin, hileli davranışlarla bir kimseyi kendisine veya başkasına yarar sağlamaya veya bu yolda vaatte bulunmaya ikna etmesi gerekir.

İkna suretiyle irtikâp suçunu oluşturan hileli davranışların da kişinin yerine getirdiği kamu görevinin sağladığı güven kötüye kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi gerekir.

İkna suretiyle irtikâp suçunu oluşturan hilenin icraî veya ihmali davranışla gerçekleştirilmesi mümkündür. Bu bakımdan, hatadan yararlanmak suretiyle irtikap, ikna suretiyle irtikap suçunun sadece bir işleniş şeklinden ibarettir. Maddenin üçüncü fıkrasına göre, bu durumda ikna suretiyle irtikap suçunun cezasında indirim yapılması gerekmektedir.

İrtikap Suçunun Faili

İrtikap suçunun faili ancak ve ancak kamu görevlisi olabilir. Kamu görevlisi olmayan kişiler bu suçun faili olamazlar. İrtikap suçu icbar suretiyle, ikna suretiyle ve hatadan yararlanmak suretiyle işlenebilen bir suç tipi olup üç farklı biçimde TCK da düzenlenmiştir. Kamu görevlisi kamu görevinin vermiş olduğu nüfuzu kötüye kullanarak kendisine veya bir başkasına yarar sağlamış ise suç gerçekleşmiş olacaktır. Örneğin bir işin yapılması için gerekli olan şartlar mevcut olmasına karşın direnç gösterilmesi, istenilen talebin yerine getirilmemesi durumunda ruhsat verilmeyeceğinin belirtilmesi, tıbbi müdahaleler sırasında ya da ameliyatlarda bıçak parası istenilmesi gibi durumlar irtikap suçuna birer örnektir. Fiilin irtikap suçunu oluşturması için kamu görevlisinin görev ve yetkisi içinde olan bir işin yapılması maksadıyla çıkar sağlanması gerekmektedir. Kamu görevlisinin görevi ve yetkisi dışında olan bir işin yapılması için çıkar sağlamaya çalışılması irtikap suçunu oluşturmayacaktır. 

İrtikap suçunun oluşması için ayrıca failin bu fiilden çıkar sağlaması da gerekmektedir. İcbar suretiyle irtikap suçunda mağdurun iradesini baskı altında tutmaya elverişli olmak koşuluyla, doğrudan doğruya veya dolaylı biçimde yapılan her türlü zorlayıcı hareketin icbar kavramına dahil olduğu, manevi cebirin, belli bir şiddete ulaşması, ciddi olması, mağdurun baskının etkisinden kolaylıkla kurtulma olanağının bulunmaması gerekir.

İrtikap Suçunun Manevi Unsuru

İrtikap suçu kasten işlenebilen bir suç tipidir. İrtikap suçunun taksirle işlenebileceği hususu kanunda düzenlenmemiştir. Failin görevine ilişkin güveni veya nüfuzu kötüye kullanması ile veya mağdurun hatasından fayda sağlayarak bir yarar sağlaması veyahut yarar vaadi elde etme kastı ve saikiyle hareket etmesi durumunda manevi unsur gerçekleşir.

İrtikap edilen menfaatin değeri ve mağdurun ekonomik durumu göz önünde bulundurularak ve  işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olmak koşuluyla verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir. Kanun maddesinin lafzından da görüleceği üzere hakimin indirim yapması zorunlu değil TCK madde 3 gereği ölçülülük ilkesi gereğidir.

İrtikap Suçu Yargıtay Kararı

Polis Memuru Hakkında İrtikap Suçu Cezada İndirim Yapılması

İCBAR SURETİYLE İRTİKAP SUÇU ( Olayda Yapılan İşlemlere İlişkin Tüm Evrakın Temini ile İlgili Kuruluştan Cam Filmi Bulunması Nedeniyle Hakkında İşlem Yapılan Araçların Teknik Şartlara Uygun Duruma Getirilmesi Halinde Yapılması Gereken İşlemlerin Bu Kapsamda Sanıklarca Adi Nitelikte Tutanak Düzenlenmesinin Usule Uygun Olup Olmadığının Araştırılacağı - Bu Hususta Düzenlenmesi Gereken Matbu Form Bulunup Bulunmadığının ve Sistem Üzerinden İşlem Yapılması Gerekip Gerekmediğinin Sorulması Gerektiği )

• SUÇUN NİTELİĞİNİN BELİRLENMESİ ( Denetim Tarihinde Araçta Cam Filmi Bulunduğu Halde Sanıklarca İşlem Yapılmadığının Belirlenmesi Halinde Eylemlerinin Rüşvet Alma Suçunu Cam Filmi Bulunmadığının Tespiti Halinde İse Görevinin Gereklerine Uygun Davranmak İçin Çıkar Sağlama Suçunu Oluşturacağı - Eksik İnceleme ve Yanılgılı Değerlendirme ile Hükümler Kurulmasının Hatalı Olduğu )

• CEZADA ARTIRIM YAPILMASI ( Trafik Polisi Olup Suç Tutanağı Düzenleme Yetkisi Bulunan Sanıklara Verilen Cezanın Yarı Oranında Artırılması Gerektiğinin Gözetilmemesinin Hatalı Olduğu – Kararın Bozulması Gerektiği )

• YARGILAMA GİDERLERİNİN GÖSTERİLMESİ ( Hükmün Esasını Oluşturan Kısa Kararda Sanıklardan Tahsili Gereken Yargılama Gideri Miktarının ve Ayrıntılı Dökümünün Gösterilmemesi Suretiyle İlgili Maddeye Aykırı Davranılmasının Hatalı Olduğu – Kararın Bozulması Gerektiği )

• MAHSUP ( Sanığın Tutuklulukta Geçirdiği Sürenin İlgili Maddeye Göre Cezasından Mahsup Edilmesi Gerektiğinin Nazara Alınmamasının Hatalı Olduğu - Açıklanan Nedenlerle Kararın Bozulması Gerektiği )

5237/m.63, 252/1, 257
5271/m.324/2
2918/m.Ek.11
ÖZET : Dava, icbar suretiyle irtikap suçuna ilişkindir. Olayda, yapılan işlemlere ilişkin tüm evrakın temini ile ilgili kuruluştan cam filmi bulunması nedeniyle hakkında işlem yapılan araçların teknik şartlara uygun duruma getirilmesi halinde yapılması gereken işlemlerin, bu kapsamda sanıklarca adi nitelikte tutanak düzenlenmesinin usule uygun olup olmadığının, bu hususta düzenlenmesi gereken matbu form bulunup bulunmadığının ve sistem üzerinden işlem yapılması gerekip gerekmediğinin sorulması sonrasında, denetim tarihinde araçta cam filmi bulunduğu halde sanıklarca işlem yapılmadığının belirlenmesi halinde eylemlerinin, rüşvet alma suçunu, cam filmi bulunmadığının tespiti halinde ise görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçunu oluşturacağı gözetilmeden, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile hükümler kurulması hatalıdır.

Trafik polisi olup suç tutanağı düzenleme yetkisi bulunan sanıklara verilen cezanın yarı oranında artırılması gerektiğinin gözetilmemesi hatalıdır.
Hükmün esasını oluşturan kısa kararda sanıklardan tahsili gereken yargılama gideri miktarının ve ayrıntılı dökümünün gösterilmemesi suretiyle yargılama giderlerinin gösterilmesine ilişkin maddeye aykırı davranılması hatalıdır.

Sanığın tutuklulukta geçirdiği sürenin ilgili maddeye göre cezasından mahsup edilmesi gerektiğinin nazara alınmaması hatalı olup, açıklanan nedenlerle kararın bozulması gerekir.

DAVA : Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

Hükmolunan sonuç ceza miktarı itibarıyla koşulları bulunmadığından sanık ... müdafin duruşmalı inceleme isteminin 5320 Sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 318. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
KARAR : 18/03/2015 havale tarihli dilekçeyle İçişleri Bakanlığı adına temyiz talebinde bulunan Hazine vekilinin 01/11/2015 havale tarihli dilekçeyle temyiz talebinden vazgeçtiği ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin sanıklar hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen ceza tayinine yer olmadığına dair hükümlere yönelik olduğu gözetilerek yapılan incelemede;

1- )Sanıklar hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen ceza tayinine yer olmadığına dair hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
İddianamede icrai davranışla görevi kötüye kullanma olarak değerlendirilen eylemler icbar suretiyle irtikap olarak kabul edilen suçun unsuru olmakla, icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, bu suçtan ceza tayinine yer olmadığına karar verilmesi,

Kanuna aykırı, O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 Sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, ancak bu cihet yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinde yer alan "ceza tayinine yer olmadığına" ibaresinin "hüküm kurulmasına yer olmadığına" şeklinde değiştirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

2- )Sanıklar hakkında icbar suretiyle irtikap suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;
Suç tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü bünyesinde polis olarak görev yapan sanıkların, mağdur ...'e ait araçta cam filmi bulunması nedeniyle 15/05/2010 tarihinde 2918 Sayılı Kanun'un 30/1-b maddesi uyarınca işlem yapıldığı ve aynı maddenin son fıkrası uyarınca verilen süre içinde teknik şartlara uygun duruma getirilmemesi nedeniyle aracı trafikten men etmeleri gerektiği halde, mağdur tarafından 50 TL menfaat sağlanması karşılığında 06/06/2010 tarihinde denetledikleri mağdur hakkında herhangi bir işlem yapmadıkları iddiasıyla açılan kamu davasında; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30/03/2010 tarihli ve 2009/5-167-2010/70 Sayılı Kararında da açıklandığı üzere; icbar suretiyle irtikap suçunda mağdurun iradesini baskı altında tutmaya elverişli olmak koşuluyla, doğrudan doğruya veya dolaylı biçimde yapılan her türlü zorlayıcı hareketin icbar kavramına dahil olduğu, manevi cebirin, belli bir şiddete ulaşması, ciddi olması, mağdurun baskının etkisinden kolaylıkla kurtulma olanağının bulunmaması gerektiği, somut olayın oluş şekline göre sanıkların öğreti ve uygulamada kabul edildiği üzere Yasanın öngördüğü anlamda icbar boyutuna varan davranışlarının bulunmadığı, bu itibarla cebri irtikap suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, mağdurun kendisinden istenen menfaatin haksız olduğunu bilmesi nedeniyle ikna suretiyle irtikap suçundan da bahsedilemeyeceği, 15/05/2010 tarihinde yapılan işlemlere ilişkin evrakın dosya arasında bulunmadığı, sanıkların sistem üzerinden yaptıkları sorgulamada araç hakkında cam filmi bulunması nedeniyle daha önceden işlem yapıldığını tespit ettiklerini ancak denetleme yaptıkları gün araçta cam filmi bulunmadığından 06/06/2010 tarihli tutanağı düzenleyerek mağdur hakkında herhangi bir işlem yapmadıklarını savundukları nazara alınarak; 15/05/2010 tarihinde yapılan işlemlere ilişkin tüm evrakın temini ile ilgili kuruluştan cam filmi bulunması nedeniyle hakkında işlem yapılan araçların teknik şartlara uygun duruma getirilmesi halinde yapılması gereken işlemlerin, bu kapsamda sanıklarca adi nitelikte tutanak düzenlenmesinin usule uygun olup olmadığının, bu hususta düzenlenmesi gereken matbu form bulunup bulunmadığının ve sistem üzerinden işlem yapılması gerekip gerekmediğinin sorulması sonrasında, denetim tarihinde araçta cam filmi bulunduğu halde sanıklarca işlem yapılmadığının belirlenmesi halinde eylemlerinin, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 Sayılı TCK'nın 252/1. maddesinde düzenlenen rüşvet alma suçunu, cam filmi bulunmadığının tespiti halinde ise suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 Sayılı TCK'nın 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçunu oluşturacağı gözetilmeden, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hükümler kurulması,

Kabule göre de;
2918 Sayılı Kanun'un Ek 11. maddesi gereğince, trafik polisi olup suç tutanağı düzenleme yetkisi bulunan sanıklara verilen cezanın yarı oranında artırılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Anayasa Mahkemesi'nin 08/10/2015 tarihli ve E. 2014/140, K. 2015/85 Sayılı Kararının 24/11/2015 tarihli ve 29542 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle TCK'nın 53/1. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,

Sanıkların yüklenen suçu 5237 Sayılı Kanun'un 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işledikleri kabul edilmesine rağmen haklarında aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanmaması,

Hükmün esasını oluşturan kısa kararda sanıklardan tahsili gereken yargılama gideri miktarının ve ayrıntılı dökümünün gösterilmemesi suretiyle CMK'nın 324/2. maddesine aykırı davranılması,

Sanık ...'nun tutuklulukta geçirdiği sürenin TCK'nın 63. maddesine göre cezasından mahsup edilmesi gerektiğinin nazara alınmaması,
SONUÇ : Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden 5320 Sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326/ son maddeleri uyarınca hükümlerin BOZULMASINA T.C. YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ E. 2015/7154 K. 2019/10139 T. 24.10.2019

Devlet Memuru İrtikap Suçu

İRTİKAP SUÇU ( Sanık ve Mağdurların Beyanları da Hep Birlikte Değerlendirildiğinde Mağdurlara Yönelik Eylemlerinin Nitelikli Dolandırıcılık Suçunu Oluşturduğu Gözetilmeden Yanılgılı Değerlendirme Sonucu Bu Eylemlerin İkna Suretiyle İrtikap Olarak Kabulüyle Hükümler Kurulmasının İsabetsiz Olduğu )

• SUÇ VASFININ TAYİNİ ( Sanıkların Taksi Durağı Ruhsatı Verme Gibi Bir Görevlerinin Bulunmadığı Gibi Sanık ve Mağdurların Beyanları da Hep Birlikte Değerlendirildiğinde Mağdurlara Yönelik Eylemlerinin Nitelikli Dolandırıcılık Suçunu Oluşturduğunun Gözetilmesi Gerektiği )

• TANIK BEYANLARININ ALINMASI ( Mağdurun Başvurusunda Eksikliklerin Bulunup Bulunmadığının Tespiti İzin Belgesi Verilmesinde Görev Yapan ve Para Talebi Üzerine Mağdurun Müracaat Ettiği Belediye Yetkililerinin Tanık Olarak Dinlenilmesi Gerektiği )

• GÖREVİNİN GEREKLERİNE UYGUN DAVRANMAK İÇİN ÇIKAR SAĞLAMA ( İzin Belgesini Almak İçin Engel Bir Durum Olmadığı Takdirde Sanıkların Eylemlerinin Suç Tarihinde Yürürlükte Bulunan 5237 S. TCK'nun 257/3. Md. Hükmünde Düzenlenen Görevinin Gereklerine Uygun Davranmak İçin Çıkar Sağlama Suçunu Oluşturacağının Gözetilmesi Gerektiği )
5237/m.252,257
ÖZET : Dosyadaki tüm bilgi ve belgelerden sanıkların görevli olduğu birimin büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde taksi duraklarının sayısını ve yerlerini belirlemeye yetkili olduğu, taksi durağı ruhsatının ise bağlı bulunulan ilçe belediyesi tarafından verilebildiği, böylelikle sanıkların taksi durağı ruhsatı verme gibi bir görevlerinin bulunmadığı gibi sanık ve mağdurların beyanları da hep birlikte değerlendirildiğinde mağdurlara yönelik eylemlerinin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu bu eylemlerin ikna suretiyle irtikap olarak kabulüyle yazılı şekilde hükümler kurulması, isabetsizdir. Öte yandan, mağdurun sanığın başkanı olduğu derneğe bağış yapıp yapmadığının araştırılarak yapmış ise ilgili evrakların getirtilmesi, eyleme konu geçiş yolu izin belgesi dosyasının belediyeden istenilerek incelenip, mağdurun başvurusunda eksikliklerin bulunup bulunmadığının tespiti izin belgesi verilmesinde görev yapan ve para talebi üzerine mağdurun müracaat ettiği belediye yetkililerinin tanık olarak dinlenilmesi ile özellikle başvuru dosyasında eksiklik olup olmadığı varsa ne zaman tamamlatıldığının sorulmasından sonra sonucuna göre izin belgesini almak için engel bir durum olmadığı takdirde sanıkların bu mağdura yönelik eylemlerinin suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 Sayılı TCK'nın 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama, engel bir durum var ise eylemlerinin suç tarihi itibariyle 5237 Sayılı TCK'nın 252/1. maddesinde düzenlenen rüşvet alma suçunu oluşturacağı gözetilmeden eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hükümler kurulması, doğru değildir.

DAVA : Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
KARAR : 3628 Sayılı Kanun'un 17 ve 18. maddeleri uyarınca davanın rüşvet ve irtikap suçları yönünden mahkemece İçişleri Bakanlığına,...Büyükşehir Belediyesine ve İncesu Belediyesine ihbarı mümkün görülmüştür.
1- )Mağdur ...'e yönelik eylemleri sebebiyle sanık ... hakkında eylemin değişen suç vasfına göre yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlamaya teşebbüs kabul edilerek kurulan mahkumiyet hükmü ile sanıklar ..., ... ve ... haklarında icbar suretiyle irtikap suçundan kurulan beraat hükümlerinin yapılan incelemesinde;
TCK'nın 53. maddesinin Anayasa Mahkemesi'nin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 Sayılı iptal Kararı doğrultusunda uygulanmasının infaz sırasında nazara alınması mümkün görülmüştür.
Delillerle iddia ve savunma duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan kurulan mahkumiyet hükmü ile delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen O yer Cumhuriyet Savcısı, katılan Hazine vekili ile sanık ... müdafiin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2- )Sanıklar ... ve ... haklarında kurulan ikna suretiyle irtikap suçundan ve icbar suretiyle irtikap teşebbüs suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde ise;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
a- )...Büyükşehir Belediyesi UKOME biriminde görevli olan sanıkların, herhangi bir durağa bağlı olmadan taksicilik yapan mağdurlar ... ve ...'den taksi durağı ruhsatı vermek için menfaat temin ettiklerinin iddia ve kabul olunduğu olayda, dosyadaki tüm bilgi ve belgelerden sanıkların görevli olduğu birimin büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde taksi duraklarının sayısını ve yerlerini belirlemeye yetkili olduğu, taksi durağı ruhsatının ise bağlı bulunulan ilçe belediyesi tarafından verilebildiği, böylelikle sanıkların taksi durağı ruhsatı verme gibi bir görevlerinin bulunmadığı gibi sanık ... ve mağdurların beyanları da hep birlikte değerlendirildiğinde mağdurlar ... ve ...'e yönelik eylemlerinin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu bu eylemlerin ikna suretiyle irtikap olarak kabulüyle yazılı şekilde hükümler kurulması,
b- )Mağdur ...'in sahibi olduğu akaryakıt istasyonuna ruhsat almak için öncelikle sanıkların görev yaptığı birimden geçiş yolu izin belgesi talep ettiği, ancak bir süre beklemesine rağmen işlemler yapılmayınca sanık ... ile görüşüp işlemlerin tamamlanmasını istemesi üzerine istasyonda inceleme yapan sanığın eksikliklerin olduğunu söylediği, mağdurun ise herhangi bir eksikliğin olmadığında ısrar etmesi üzerine sanığın başkanlığını yaptığı derneğe bağış yapılmasını istediği, mağdurun bunu kabul etmesine ve aradan da 2 ay geçmesine rağmen belgeyi alamadığı, tekrar sanıklarla görüşmeye gittiğinde ...'nun işlemlerin yapılması için para isteyip bu paranın da UKOME içerisinde paylaşılacağını söylemesi üzerine mağdurun bunu kabul etmeyerek durumu Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı...'a bildirdiği, beraber belediye yetkilisi... y'a durumu anlatıp, Teftiş Kurulu Başkanı ...'e müracaat etmeleri üzerine ruhsat dosyasının sanık ...'tan alınarak başkasına verildiği, 27/08/2008 tarihinde ise geçiş yolu izin belgesini aldığının anlaşıldığı olayda; mağdurun aşamalardaki beyanlarından anlaşıldığı üzere sanıkların kendisinden işlemlerin halledilmesi için ısrarla para istemelerine rağmen bunu kabul etmediği, daha sonra da durumu belediyenin ilgili birimlerine bildirip gerekli izni aldığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30/03/2010 tarih ve 2009/5-167-2010/70 Sayılı Kararında da açıklandığı üzere; icbar suretiyle irtikap suçunda mağdurun iradesini baskı altında tutmaya elverişli olmak koşuluyla, doğrudan doğruya veya dolaylı biçimde yapılan her türlü zorlayıcı hareketin icbar kavramına dahil olduğu, manevi cebirin, belli bir şiddete ulaşması, ciddi olması, mağdurun baskının etkisinden kolaylıkla kurtulma olanağının bulunmaması gerektiği, somut olayın oluş şekline göre sanıkların öğreti ve uygulamada kabul edildiği üzere Kanun'un öngördüğü anlamda icbar boyutuna varan davranışının bulunmadığı, bu itibarla cebri irtikap suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, mağdurun kendisinden istenen menfaatin haksız olduğunu bilmesi sebebiyle ikna suretiyle irtikap suçundan da bahsedilemeyeceği de nazara alındığında, öncelikle mağdurun sanığın başkanı olduğu derneğe bağış yapıp yapmadığının araştırılarak yapmış ise ilgili evrakların getirtilmesi, eyleme konu geçiş yolu izin belgesi dosyasının belediyeden istenilerek incelenip, mağdurun başvurusunda eksikliklerin bulunup bulunmadığının tespiti izin belgesi verilmesinde görev yapan ve para talebi üzerine mağdurun müracaat ettiği belediye yetkililerinin tanık olarak dinlenilmesi ile özellikle başvuru dosyasında eksiklik olup olmadığı varsa ne zaman tamamlatıldığının sorulmasından sonra sonucuna göre izin belgesini almak için engel bir durum olmadığı takdirde sanıkların bu mağdura yönelik eylemlerinin suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 Sayılı TCK'nın 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama, engel bir durum var ise eylemlerinin suç tarihi itibariyle 5237 Sayılı TCK'nın 252/1. maddesinde düzenlenen rüşvet alma suçunu oluşturacağı gözetilmeden eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
3- )Kabule göre de;
a- )Mağdurlar ... ve ...'e yönelik eylemleri sebebiyle kurulan hükümlerde yüklenen suçu bir suç işleme kararının icrası kapsamında, birden fazla kişiye karşı işleyen sanıklar hakkında TCK'nın 43. maddesinin uygulanması yerine ayrı ayrı ikişer kez mahkumiyet hükmü kurulmak suretiyle fazla ceza tayini,
b- )Anayasa Mahkemesi'nin 08/10/2015 tarih ve E. 2014/140; K. 2015/85 Sayılı kararının Resmi Gazetenin 24/11/2015 tarih ve 29542 sayısında yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması sebebiyle TCK'nın 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, katılan Hazine vekili, sanık ... müdafii ve sanık ...'ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 Sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA T.C. YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ E. 2016/6294 K. 2018/5328 T. 12.7.2018

Cebri İrtikap Suçu Yargıtay Kararı

CEBRİ İRTİKAP SUÇU (İşlediği Suçlar Sebebiyle Aranan Kişiye Menfaat Sağlamaması Durumunda Hakkında Yasal İşlem Yapılacağının Söylenmesinin İcbar Sayılamayacağı Bu İtibarla İrtikap Suçunun Yasal Unsurunun Oluşmadığının Gözetilmesi Gerektiği)

• RÜŞVET ALMA SUÇU (Sanıkların Kanunun Öngördüğü Anlamda İcbar Boyutuna Varan Bir Davranışlarının Bulunmadığı - İrtikap Suçunun Yasal Unsurunun Oluşmadığı/Buna Bağlı Olarak Rüşvet Alma Suçundan Mahkumiyetlerine Karar Verilmesi Gerektiği)

İCBAR SURETİYLE İRTİKAP (Mağdurun İradesini Baskı Altında Tutmaya Elverişli Olmak Koşuluyla Doğrudan Doğruya veya Dolaylı Biçimde Yapılan Her Türlü Zorlayıcı Hareketin İcbar Kavramına Dahil Olduğu - Manevi Cebrin Ciddi Olması Mağdurun Baskının Etkisinden Kolaylıkla Kurtulma Olanağının Bulunmaması Gerektiği)

• SUÇ VASFININ TAYİNİ (İşlediği Suçlar Sebebiyle Aranan Kişiye Menfaat Sağlamaması Durumunda Hakkında Yasal İşlem Yapılacağının Söylenmesinin İcbar Sayılamayacağı - Rüşvet Alma Suçundan Mahkumiyetlerine Karar Verilmesi Gerektiği/Cebri İrtikap Suçundan Hükümler Kurulmasının Kanuna Aykırı Olduğu)
5237/m.250/1

ÖZET : 5237 Sayılı TCK'nın, suç tarihinde yürürlükte bulunan 250/1. maddesindeki düzenlemeye göre, cebri irtikap suçunun kamu görevlisinin görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi icbar etmesiyle oluşacağı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararında da açıklandığı üzere; icbar suretiyle irtikap suçunda mağdurun iradesini baskı altında tutmaya elverişli olmak koşuluyla, doğrudan doğruya veya dolaylı biçimde yapılan her türlü zorlayıcı hareketin icbar kavramına dahil olduğu, manevi cebrin, belli bir şiddete ulaşması, ciddi olması, mağdurun baskının etkisinden kolaylıkla kurtulma olanağının bulunmamasının gerektiği, somut olayda ise sanıkların, kanunun öngördüğü anlamda icbar boyutuna varan bir davranışlarının bulunmadığı, işlediği suçlar sebebiyle aranan kişiye menfaat sağlamaması durumunda hakkında yasal işlem yapılacağının söylenmesinin icbar sayılamayacağı, bu itibarla irtikap suçunun yasal unsurunun oluşmadığı, buna bağlı olarak rüşvet alma suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden oluşa, dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde cebri irtikap suçundan hükümler kurulması kanuna aykırıdır.

DAVA : Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
KARAR : Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Dosyada mevcut KİHBİ kayıtlarına göre 16.2.2009 günü arandığı anlaşılan ...'un telefon ile yapılan ihbar sonucu bulunduğu yerin ...'lığına ihbar edildiği, karakolda vardiya amiri olarak görevli bulunan sanık ...'ın adı geçenin yakalanması için aynı karakolda görev yapan ve kendisi ile birlikte nöbetçi olan diğer sanıklar ... ve ...'yi görevlendirdiği, ardından mağdur ...'ın ihbarda belirtilen adreste yakalandığı ve karakola getirildiği, ancak sanıklarca hakkında ... adına düzenlenmiş sürücü belgesi üzerinden işlem yapılarak, aranmadığına dair tutanak düzenlendiği, karşılığında ise ...'dan 600-700 TL civarında nakit para ile bir miktar ziynet eşyası temin edilerek aranan şahıslardan olmasına karşılık mağdurun serbest bırakılarak usulsüz biçimde tutanak tanzim olunduğu, bu cümleden olarak ...'u Nöbetçi C.Savcısına bilgi verip gözaltına alması ve gün içerisinde C.Savcılığına teslim edip, buradan alacakları talimata göre hareket etmesi gereken kolluk görevlisi sanıkların görevlerinin gereklerine aykırı davranarak yapmaları gereken işlemleri yapmama karşılığında olay günü daha önce işlediği suçlardan arama kaydı bulunan ve bu suretle meşru zeminde bulunmayan mağdurdan haksız menfaat talep ettikleri, mağdurun da sanıkların menfaat karşılığı serbest bırakılma teklifini itiraz etmeksizin hemen kabul ettiği ve menfaatin temin edildiği, mağdur ... ile tanıklar ..., ..., ..., ..., ...'in aşamalarda özü itibariyle sapma göstermeyen beyanları, ihbar tutanakları, arama ve el koyma tutanağı, eşya teşhis tutanağı, olay yeri basit krokisi, asayiş ceridesi, ... ismine düzenlenmiş sürücü belgesi fotokopisi ve kişi bilgileri formundan anlaşılmakla; 5237 Sayılı TCK'nın, suç tarihinde yürürlükte bulunan 250/1. maddesindeki düzenlemeye göre, cebri irtikap suçunun kamu görevlisinin görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi icbar etmesiyle oluşacağı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.3.2010 tarih ve 2009/5-167-2010/70 Sayılı Kararında da açıklandığı üzere; icbar suretiyle irtikap suçunda mağdurun iradesini baskı altında tutmaya elverişli olmak koşuluyla, doğrudan doğruya veya dolaylı biçimde yapılan her türlü zorlayıcı hareketin icbar kavramına dahil olduğu, manevi cebrin, belli bir şiddete ulaşması, ciddi olması, mağdurun baskının etkisinden kolaylıkla kurtulma olanağının bulunmamasının gerektiği, somut olayda ise sanıkların, kanunun öngördüğü anlamda icbar boyutuna varan bir davranışlarının bulunmadığı, işlediği suçlar sebebiyle aranan kişiye menfaat sağlamaması durumunda hakkında yasal işlem yapılacağının söylenmesinin icbar sayılamayacağı, bu itibarla irtikap suçunun yasal unsurunun oluşmadığı, buna bağlı olarak rüşvet alma suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden oluşa, dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde cebri irtikap suçundan hükümler kurulması,

Kabule göre de;
İddianamede talep edilmemesine karşın, icbar suretiyle irtikap suçundan hüküm kurulurken, sanıklara ek savunma hakkı verilmeden, TCK'nın 250. maddesinin 4. fıkrasının uygulanması suretiyle CMK'nın 226. maddesine aykırı davranılması,
Suçun mağduru olan ... yerine bu şahsın akrabası olduğu anlaşılan ve tanık sıfatıyla beyanlarına başvurulan ...'un gerekçeli karar başlığında mağdur olarak gösterilmesi,
Anayasa Mahkemesi'nin 8.10.2015 tarih ve E. 2014/140; K. 2015/85 Sayılı Kararının Resmi Gazetenin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayısında yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması sebebiyle TCK'nın 53/1. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Hükmün esasını oluşturan kısa kararda sanıklardan tahsili gereken yargılama gideri miktarının ve ayrıntılı dökümünün burada gösterilmemesi suretiyle CMK'nın 324/2. maddesine muhalefet edilmesi,
Mağdurun ekonomik durumunun araştırılmasından sonra irtikap edildiği kabul edilen miktar yönünden TCK'nın 250/4. maddesinin uygulama olanağının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
5237 Sayılı Kanun'un 53/1-a maddesindeki yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işleyen sanıklar hakkında aynı Kanun'un 53/5. madde ve fıkrası gereğince cezaların infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezaların yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkilerin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmemesi,
SONUÇ : Kanuna aykırı ve sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 Sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326/ son maddeleri uyarınca hükümlerin BOZULMASINA T.C. YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ E. 2014/5562 K. 2016/5792 T. 2.6.2016

DAVA : Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
KARAR : Dosya kapsamından; sanığın Kasım-Aralık 2010 tarihinde katılandan aile sağlığı merkezinin kira gibi bir kısım masraflarının karşılanmasını istediği, Nisan 2011 tarihinde ise Sağlık Müdürlüğünün hakkında yaptığı soruşturmada aleyhine ifade vermesi sebebiyle katılanı "senin meslek hayatını bitireceğim, iş yaptırmayacağım" diyerek tehdit ettiğinin iddia edilmesi karşısında, tebliğnamedeki eylemlerin cebri irtikap ve TCK'nın 257/3. maddesinde düzenlenen suçları oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesi için görevsizlik kararı verilmesi yönünde bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Anayasanın 141, 5271 Sayılı CMK'nın 34, 230 ve 289/1-g maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının sanığı, katılanı, Cumhuriyet Savcısını ve herkesi tatmin edecek, Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde gerekçeli olması, Yargıtayın gerekçelerde tutarlılık denetimi yapması ve bu açılardan mantıksal ve hukuksal bütünlüğün sağlanması için kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve tanık anlatımlarına dair değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması ilkelerine uyulması gerektiği nazara alınmadan, soruşturma aşamasında beyanları alınan tanıklar ... ve ... dinlenmeden, görevi kötüye kullanma suçunda objektif cezalandırma şartları olarak ön görülen kişi mağduriyeti, kişilere haksız menfaat sağlama veya kamu zararına neden olma unsurlarının ne şekilde gerçekleştiği ve "senin meslek hayatını bitireceğim, iş yaptırmayacağım" şeklindeki sözlerin TCK'nın 106/1. maddesinde yazılı tehdit suçunu oluşturup oluşturmayacağı denetime imkan verecek şekilde karar yerinde açıklanıp tartışılmadan eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Yüklenen suçu TCK'nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında, aynı Kanunun 53/5. maddesi gereğince hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
SONUÇ : Kanuna aykırı ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 Sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca hükmün BOZULMASINA T.C. YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ E. 2014/2611 K. 2016/5282 T. 25.5.2016

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Mala Zarar Verme Suçu
Mala Zarar Verme Suçu

Mala zarar verme suçu suç faili açısından herhangi...

Devamı
Şantaj Suçu ve Cezası (TCK 107)
Şantaj Suçu ve Cezası (TCK 107)

Şantaj Suçunun düzenlendiği 107 maddenin birinci v...

Devamı
Hakaret Davası
Hakaret Davası

Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi ...

Devamı
TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE SOKMA SUÇU (TCK M.179-180)
TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE SOKMA SUÇU (TCK M.179-180)

Şikayet, Uzlaşma ve Zamanaşımı, Trafik Güvenliğini...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık