İnternet ve Sosyal Medya Yoluyla Hakaret Suçu Nedir?

İnternet ve Sosyal Medya Yoluyla Hakaret Suçu Nedir?

03-02-2020
İnternet ve Sosyal Medya Yoluyla Hakaret Suçu Nedir?

İnternet ve Sosyal Medya Yoluyla Hakaret Suçu Nedir?

Ceza Hukukunda Sosyal medya hakaret suçu- Günümüzde sosyal medya hesabı olmayan neredeyse yok denecek kadar azdır. Sosyal medya iletişimin kolaylığını sağladığı gibi bilgiye de kolay ulaşımı sağlamaktadır. Sosyal medya hesaplarından yapılacak bildirimler saniyeler içerisinde sınır ötesi bölgelere ulaşabilecek ve yaptığımız paylaşımlar bir çok kişi tarafından görülebilecektir. Sosyal medyanın gücünü kimse yadsıyamazsa da ne yazık ki kötü amaçlar için de kullanıldığını üzülerek söyleyebiliriz. Sosyal medyada günümüzde en çok rastlanılan husus sosyal medya hakaretleridir. Bazen yüz yüze kimseye söylenilemeyecek, ağıza alınamayacak ifadelerin hakaretlerin bir anda paylaşıldığına herkes tanık olmuştur. Sosyal medya hakaret hem bir suçtur hem de kişilik haklarına yapılan bir saldırı niteliğinde olduğu için tazminat gerektiren bir fiildir. Sosyal medya kullanıcıları kendilerine ulaşılamayacağı düşüncesiyle husumetli oldukları kişilere ya da aralarında husumet olmasa da bulunamayacağı düşüncesiyle rahatça hakaret ve tehditlerde bulunabilmektedirler. Ancak Türk Ceza Kanununda şerefe karşı suçlar başlığı altında 125 inci maddede düzenlenmiştir.

Sosyal Medyada Hakaret Etme Suçunun Cezası Nedir?

Sosyal medyada hakaret etmek tabi ki de hakaret suçunun unsurlarının gerçekleşmesi koşuluyla suçtur. Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek  veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldırmak anlamına gelen hakaret fiili sonucunda kişiye üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir. Hakaretin mağduru muhatap alan sesli yazılı ya da görsel bir iletiyle işlenmesi halinde de aynı cezaya hükmolunur.

Sosyal medya hakaret suçu kamu görevlisine görevinden dolayı yapılan hakaret haricinde soruşturulması ve kovuşturulması şikayete tabi bir suçtur. Şikayet edecek kişi ise mağdurun kendisi yani hakaret uğrayan kişidir. Hakaret uğrayan kişi durumu kolluk kuvvetlerine veyahut savcılığa bildirdiğinde adli süreç işlemeye başlayacaktır. Sosyal medyada hakarete uğrayan kişinin delillerini kaybolmadan evvel bir an önce toplaması ya da toplanması için ilgili mercilere talepte bulunması şüphelinin cezalandırılması için gerekli bir ön koşuldur. Nitekim ceza davalarında ispat edilemeyen ya da şüpheli bir durumdan dolayı ceza verilebilmesi durumu mümkün değildir. Nitekim şüpheden sanık yararların ilkesini bertaraf etmek için şüpheli durumların giderilmesi ve sosyal medya hakaret içeriğine ilişkin bütün delillerin bir an önce toplanması toplatılması elzemdir. Böylece facebook, twitter, youtube gibi sosyal medya kullanılacıları tarafından yapılan hakaret fiillerinin cezasız bırakılmasının da önüne geçilmiş olacaktır.  İnstagram hakaret davası, twitter hakaret davasıfacebook hakaret davası bunlara örnek olarak verilebilir.

Sosyal Medya Hakaret Tazminat Davası

Sosyal medya hakaret tazminat davası- Mağdur hakaret eden kişiyi iligli kolluk kuvvetlerine ya da Cumhuriyet Başsavcılığına yapacağı şikayetle bidirmiş ve cezalandırılmasını sağlamış ise de bu ceza adli bir yargılamaya ilişkin olacaktır. Peki hakarete uğrayan kişinin tazminat hakkı var mıdır? Evet hakarete uğrayan kişinin tazminat hakkı bulunmaktadır. Öncelikle kısaca zarar ve tazminat kavramlarını açıklayıp haksız fiil unusuruyla tazminat konusunu aydınlatalım. Belirtmekte fayda vardır ki bir fiilden ötürü o fiili işleyen kişinin tazmin sorumlusu yapılabilmesi için fiil sonucunda bir zararın oluşması şarttır. Hakarete uğrayan kişinin maddi olarak bir zararı olmasa da manevi olarak zarara uğramadığını söylemek mümkün değildir. Bu yüzden sosyal medya üzerinden hakarete uğrayan kişinin kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu su götürmez bir gerçektir. Kişi sosyal medya üzerinden hakarete uğradığından dolayı manevi olarak zarar görmüş acı elem üzüntü duymuştur. İşte bu acı elem ve üzüntü bize zararın varlığını göstermektedir. Zarar varsa tazmine olanaklı bir fiilin bulunduğunu söylemek normaldir. Peki tazminata hükmedilebilmesi için zararın varlığı yeterli midir? Başka koşullara da gerek var mıdır? Bu sorunun cevabı da evettir. Nitekim sosyal medya hakaret fiili bir haksız fiildir. Unutulmamalıdır ki her haksız fiil suç değildir ancak her suç bir haksız fiildir. Bu sebeple sosyal medya hakaret davranışı bir suç ve aynı zamanda bir haksız fiil olduğundan haksız fiilin unsurlarını da barındırması şarttır. Haksız fiil Türk Borçlar Kanunumuzun 49 uncu maddesinde düzenlenmiştir. İlgili maddeye göre hukuka aykırı bir fiile başkasına zarar veren kişi bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bu yüzden haksız fiilin unsurları hukuka aykırı bir fiil, zarar, zarar ile fiil arasındaki illiyet bağıdır. Bunların varlığı durumunda haksız fiili işleyen kişinin bu zararı gidermesi gerekecektir. Tazminat davası nda istenecek tazminat çeşidi manevi tazminattır. Kişi manevi acılarının kişilik haklarına saldırının giderilmesi için manevi tazminat isteyebilecektir. 

Sosyal Medyada Hakaret Davası Nasıl Açılır?

Sosyal medya hakaret davası- Burada bahsetmiş olduğumuz dava türü ceza davası olmayıp hakarete uğrayan kişinin açacağı manevi tazminat davasıdır. Tazminat davası özel hukuk alanına giren bir zarar karşılama davasıdır. Kişi hakarete uğradıktan sonra haksız fiil zamanaşımı süresi olan 2 yıllık süre içerisinde Asliye Hukuk Mahkemesinde manevi tazminat davası açabilecektir. Tazminat davası bir haksız fiil nedeniyle açıldığından dolayı yetkili mahkemenin tayini Hukuk Muhakemeleri Kanununun 16 ncı maddesine göre tespit edilebilecektir. Örneğin sosyal medya üzerinden hakarete uğrayan bir kişi Ankara da yaşıyor ve yerleşim yeri Ankara ise Tazminat davası nı yerleşim yeri olan Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinde açabilecektir. 

Sosyal Medya Tazminat Davası Zamanaşımı

Sosyal medya tazminat davası- Tazminat davası zamanaşımı 2 yıl olup fiil ve failin öğrenildiği tarihten itibaren başlar. Her halde fiilin üzerinden 10 yıl geçmekle dava açılamaz. Ancak sosyal medya hakaret ayrıca suç teşkil ettiğinden ve kişi tarafından önceden şikayet edilip şüpheli cezalandırılmış ise bu sefer zamanaşımı süresi 2 yıl değil ceza zamanaşımı süresi olacaktır. Böylece kişi 2 yıl değil ceza zamanaşımı süresi içerisinde davasını açabilecektir.

Sosyal Medya Hakaret Yargıtay Kararı

Twitter Üzerinden Hakaret

SESLİ YAZILI VEYA GÖRÜNTÜLÜ BİR İLETİ İLE HAKARET ( Şüphelinin Ad ve Soyadının Yazılı Olduğu Twitter Hesabından Müştekiden Bahsedilerek Hakaret İçeren Paylaşımlar Yapıldığı - İddianame Düzenlenmesi Gerektiği )
KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DAİR KARARI ( Hakaret Suçunun İşlendiği Hususunda Yeterli Şüphe Olduğundan İddianame Düzenlenmesi ve Şüphelinin Eyleminin Sübut Bulup Bulmadığı Hususunun Mahkemece Değerlendirilmesi Gerektiği )
ÖZET : Dava, sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret suçuna ilişkindir. Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar, soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa iddianame düzenler. Şüphelinin ad ve soyadının yazılı olduğu @... kullanıcı adlı twitter hesabından müştekiden bahsedilerek paylaşımlar ( retweetler ) yapıldığı, mevcut delillerin şüpheli hakkında hakaret suçunun işlendiği hususunda iddianame düzenlenebilmesi için yeterli şüphe oluşturduğu açıktır. Şüphelinin eyleminin sübut bulup bulmadığı hususu, tüm kanıtların mahkemece birlikte tartışılıp değerlendirilmesi sonucu belirlenmesi gerekmektedir. şüpheli hakkında Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar ve bu karara itiraz sonucunda verilen itirazın reddine dair Sulh Ceza Hâkimliğinin değişik iş sayılı mercii kararı hukuka aykırıdır.

DAVA : Sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 30/01/2018 tarihli ve 2017/190222 soruşturma, 2018/12072 Sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin ... 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 26/02/2018 tarihli ve 2018/1660 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.

İstem yazısında; “5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet Savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet Savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, dosya kapsamına göre müştekinin şikayet dilekçesinde şüphelinin twitter isimli sosyal medya hesabında @... kullanıcı adıyla kayıtlı olduğunu ve kendisine karşı önceden de aynı şekilde sosyal medyadan hakarette bulunması sebebiyle şikayetçi olduğundan aralarında husumet bulunduğunu, bu duruma rağmen şüphelinin değişik tarihlerde başka kullanıcılar tarafından paylaşılan ve şahsına yönelik hakaret içeren paylaşımları retweet etmek suretiyle sayfasında paylaşarak hakaret ettiğini, şüpheliden şikayetçi olduğunu beyan ettiği ve şikayet üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sırasında, şüphelinin alınan savunmasında adı geçen hesabın kendisi tarafından kullanıldığını, iddia konusu paylaşımları kendisinin yapmadığını, bilgi amacıyla sayfasında retweet etmek suretiyle paylaştığını ifade ettiği görülmekle; suça konu paylaşımların müştekiye hitaben yazılmış "pislik, namert, edepsiz, yalancı, silah kaçakçısı, çirkef, imansız, izzetsiz, rüşvetçi, salyasını akıtan, şerefsiz.." şeklinde hakaret sayılabilecek sözler içeren paylaşımlar olması, bu paylaşımların şüpheli tarafından retweet edildiğinin savunmada kabul edilmesi ve taraflar arasında önceden görülen kamu davasının bulunması hep birlikte değerlendirildiğinde, şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair yeterli delil ve şüphenin elde edildiği gözetilerek itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:

CMK'nın 160. maddesinin 1. fıkrasında, "Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." 2. fıkrasında, "Cumhuriyet Savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 170. maddesinin 2. fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler." 172. maddesinin 1. fıkrasında, “Cumhuriyet Savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.” hükümleri düzenlenmiştir.

Aynı Kanun'un 6545 Sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonraki “Cumhuriyet Savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinde ise;
“ ( 3 ) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, O Yer Cumhuriyet Başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet Savcısına gönderir. Cumhuriyet Savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.

( 4 ) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet Savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” hükümleri yer almaktadır.
Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır.

Bir fiilin işlendiği haberinin alınması üzerine, suçu takibe yetkili makamlar tarafından derhal hazırlık soruşturmasına başlanmasını ifade eden ilkeye "araştırma mecburiyeti ilkesi"; hazırlık soruşturmasının neticesinde fiilin takibini gerektirecek hususlarda fiilin ve failin belli olması, yeterli emareler teşkil edecek vakıaların bulunması, başka bir ifade ile, şüphelerin ciddi olduğunun tespit edilmesi ve dava şartlarının gerçekleşmiş olması durumunda, yetkili makam tarafından kamu davasının açılmasını ifade eden ilkeye ise "kamu davasını açma mecburiyeti ilkesi" denilmektedir.

Diğer taraftan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ( AİHS ) 13. maddesi uyarınca da, temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen kimselere etkili bir başvuru yapma hakkı tanınması zorunlu olup, anılan hükmün uygulanmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ( AİHM ) kararlarında, ( Örn: Vilko E. - Finlandiya kararı 2007; Sürmeli - Almanya kararı 2006 ) etkili başvuru yolunun hem teoride, hem pratikte erişilebilir, yeterli ve etkili olması gerektiği belirtilmektedir.
İncelenen dosyada, şüphelinin ad ve soyadının yazılı olduğu @... kullanıcı adlı twitter hesabından müştekiden bahsedilerek paylaşımlar ( retweetler ) yapıldığının anlaşılması karşısında; CMK'nın 170/2. maddesi uyarınca dosyadaki mevcut delillerin şüpheli hakkında hakaret suçunun işlendiği hususunda iddianame düzenlenebilmesi için yeterli şüphe oluşturduğu açıktır. Şüphelinin eyleminin sübut bulup bulmadığı hususu, tüm kanıtların, mahkemece birlikte tartışılıp değerlendirilmesi sonucu belirlenmesi gerekmektedir. Yapılan açıklamalara göre, şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar ve bu karara itiraz sonucunda verilen itirazın reddine dair mercii kararı hukuka aykırıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
3. Sulh Ceza Hakimliğinin 26/02/2018 tarihli ve 2018/1660 değişik iş sayılı kararının, 5271 Sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,T.C. YARGITAY 18. CEZA DAİRESİ E. 2018/7790 K. 2019/1445 T. 16.1.2019

Facebook üzerinden hakaret

Facebook üzerinden hakaret- Dosya yeniden incelendiğinde müşteki vekili tarafından ilk yürütülen soruşturmada dosyada mevcut olmayan müşteki ile şüpheli arasındaki facebook yazışmalarının çıktılarının dosyaya eklendiğinin tespit edildiği, söz konusu facebook çıktıları incelendiğinde şüpheli ile müştekinin facebook üzerinden yaptığı konuşmalarda şüphelinin müştekiye hitaben devamlı '' hakaret ve tehdit içerikli cümleler sarfettiği, müştekiyi cıplak resimlerin açacağı facebook adresinde yayınlamak ile tehdit ettiği ,hatta müştekinin aralarındaki aşk ilişkisinden kaynaklı olarak şüpheliye güvenerek gönderdiği bir kısım çıplak ve müstehcen resimlerinin daha sonrada bu facebook sayfasında yayınlandığının görüldüğü, şüpheli tarafından bu görüntüler yayınlanırken müştekiye ''...'' şeklinde ithamde bulunulduğu, bu maillerde şüphelinin müştekiye ''... '' şeklinde hakaretleri sıklıkla yaptığı...Ancak Dairemizce yapılan istinaf incelemesi sırasında sanık hakkında yine mağdurun mail yoluyla aynı nedenlerle yaptığı şikayete bağlı olarak ..C.Başsavcılığının ...tarih ve ...soruşturma sayılı iddianame ile sanığın mağdura hakaret, tehdit ve şantaj içerir mesajlar gönderdiği gerekçesiyle TCK'nın 107/2, 43/1, 53/1-2, 125/1, 43, 53, 106/1-2.cümle, 53. maddeleri uyarınca kamu davası açıldığı, ...1. Asliye Ceza mahkemesinin ...esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda ... tarihli hüküm ile sanık ...'ın şantaj suçundan CMK'nın 223/2-e. maddesi uyarınca beraatine karar verilip, bu kararın aleyhe kanun yoluna başvurulmaması nedeniyle ...tarihinde kesinleştiği, sanığın belirtilen mahkemece hakaret ve basit tehdit suçlarından cezalandırılmasına ilişkin mahkumiyet hükmünün ise Yargıtay 18. Ceza Dairesinin ...tarih, ...esas ve ...karar sayılı ilamı ile bozularak yerel mahkemeye iade edildiği ve bozma sonrası tarafların uzlaşması nedeniyle ..tarih, ..esas ve ..karar sayılı hüküm ile sanık hakkındaki hakaret ve tehdit suçundan açılmış kamu davalarının uzlaşma nedeniyle düşürülmesine karar verilip, bu kararında kanun yollarına başvurulmaması nedeniyle ...tarihinde kesinleştiğiT.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. CEZA DAİRESİ E. 2019/...K. 2019/..81 T. 4.7.2019

Bilişim Hukuku Avukatı Hukuki Değerlendirme

Bilişim hukuku avukatı- Sosyal medya hakaret suçu sonrasında tazminat davası açılması kişinin kişilik haklarına saldırının bir sonucudur. Aslında günümüzde insanlar birbirleri ile sosyal medya üzerinden çokça iletişime geçmekte instagram, facebook ve sair sosyal mecralar üzerinden birbirlerine istenmeyen ifadeler kullanabilmektedirler. Bu durumda yapılması gereken hususların başında tabi ki dava açmak ve kişiyi hem cumhuriyet savcılığına şikayet etmekle birlikte hem de tazminat davası açarak maddi yönden de cezalandırılmasını sağlamaktır. Sosyal medyada kullanılan hakaret kelimleri ile kişinin kişilik haklarına saldırılmış olduğundan bahisle açılacak manevi tazminat davası sonrasında hakaret eden aleyhinde manevi tazminata hükmedilecek ve kişilik haklarına saldırılan ve hakarete uğrayan kişi manevi tazminat kazancı ile bir nebze de olsun rahatlayacaktır. Sosyal medyada instagramda hakarete uğrayan kişi instagram hakaret davası sonuçları olarak hakaret tazminat davasına konu ettiği manevi tazminatı elde edecektir.

Hakeret tazminat davalarında ceza davasındaki dosyanın hukuk davasındaki dosyaya talep edilmesi ve müzekkere yazılarak talep edilmesi ile kişinin ceza davasında almış olduğu ceza ile hukuk davası arasında tazminat bakımından bir bağlantı bulunmaktadır. İspat açısından ceza davasındaki sonuç tabi ki de çok önemlidir. 

Hakaret Davasında Avukat Gerekli mi

Hakaret davasında avukat tutmak kanunlarımızca zorunlu değil ihtiyari bir seçenektir. Hakaret davasında avukat gerekip gerekmediği hususu kişilerin kendi takdirlerine kalmış bir durum olsa da hem ceza davalarının hem de tazminat davalarının uzmanlık gerektiren alanlar olmasından ötürü hakaret davasında avukat tutulması alanında uzman bir ceza avukatı ve tazminat hukuku avukatı ile çalışılması tavsiye olunur. Nitekim avukat hem davayı kusursuzca takip edecek hem de sonrasında ya da aynı anda açılacak tazminat davasında durumu hukuki olarak izah edip fazla tazminat alınmasını sağlayabilecektir. Ayrıca hakaret davasında kişi sanık durumunda olup hakkında Asliye Ceza Mahkemesinde bir dava açılmış ise bu hususların da kusursuz bir şekilde yönetilmesi kişinin hürriyeti bağlayıcı bir mahkumiyet kararı almaması için son derece önemlidir.

İnstagram Hakaret Davası Sonuçları

İnstagram hakaret davasında aşağıdaki şekilde emsal teşkil edebilecek kararlar alınmıştır.

T.C.
YARGITAY
18. CEZA DAİRESİ
E. 2019/13237
K. 2020/1689
T. 21.1.2020

Müşteki:
Vekili:
Şüpheli:
Müdafii:

• HAKARET SUÇU ( Şüphelinin Facebook Hesabından Müştekinin Fotoğrafının Bulunduğu Facebook Sayfasının Altına Yorum Yapıldığının Anlaşıldığı - CMK'nın 170/2. Maddesi Uyarınca Dosyadaki Mevcut Delillerin Şüpheli Hakkında Hakaret Suçunun İşlendiği Hususunda İddianame Düzenlenebilmesi İçin Yeterli Şüphe Oluşturduğu/Şüpheli Hakkında Kovuşturmaya Yer Olmadığına İlişkin Karar ve Bu Karara İtiraz Sonucunda Verilen İtirazın Reddine Dair Mercii Kararının Hatalı Olduğu )
• SUÇUN İŞLENDİĞİ HUSUSUNDA YETERLİ ŞÜPHE ( Şüphelinin Ad ve Soyadının Yazılı Olduğu Facebook Hesabından Müştekinin Fotoğrafının Bulunduğu Facebook Sayfasının Altına Yorum Yapıldığı Anlaşıldığından Dosyadaki Mevcut Delillerin Şüpheli Hakkında Hakaret Suçunun İşlendiği Hususunda İddianame Düzenlenebilmesi İçin Yeterli Şüphe Oluşturduğu - Kovuşturmaya Yer Olmadığına İlişkin Karar ve Bu Karara İtiraz Sonucunda Verilen İtirazın Reddine Dair Mercii Kararının Bozmayı Gerektirdiği )
• KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞI KARARI ( Dosyadaki Mevcut Deliller Şüpheli Hakkında Hakaret Suçunun İşlendiği Hususunda İddianame Düzenlenebilmesi İçin Yeterli Şüphe Oluşturduğundan Kovuşturmaya Yer Olmadığına İlişkin Karar ve Bu Karara İtiraz Sonucunda Verilen İtirazın Reddine Dair Mercii Kararının İsabetli Olmadığı )
5237/m.125
5271/m.170,172
ÖZET : Dava, hakaret suçuna ilişkindir.

Şüphelinin ad ve soyadının yazılı olduğu facebook hesabından, müştekinin fotoğrafının bulunduğu bir facebook sayfasının altına yorum yapıldığının anlaşıldığından; CMK'nın 170/2. maddesi uyarınca dosyadaki mevcut delillerin şüpheli hakkında hakaret suçunun işlendiği hususunda iddianame düzenlenebilmesi için yeterli şüphe oluşturduğu ve şüphelinin eyleminin sübut bulup bulmadığı hususu, tüm kanıtların, mahkemece birlikte tartışılıp değerlendirilmesi sonucu belirlenmesi gerektiği gözetildiğinde; şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar ve bu karara itiraz sonucunda verilen itirazın reddine dair mercii kararı hukuka aykırıdır.

DAVA : Hakaret suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 07/01/2019 tarihli ve 2018/208880 soruşturma, 2019/2133 Sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 19/02/2019 tarihli ve 2019/972 değişik iş sayılı kararının Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27/09/2019 gün ve 2019/92948 Sayılı istem yazısıyla Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.

İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, müşteki vekilinin, şüphelinin www.facebook.com isimli internet sitesinde “küpek” şeklindeki paylaşımı ile müvekkiline karşı hakaret suçunun işlendiği iddiası ile yaptığı şikâyet üzerine, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, şüphelinin suçlamaları kabul etmemesi ve facebook, twitter, instagram isimli sosyal paylaşım sitelerine ilişkin istinabe taleplerini ABD adIî makamlarının cevaplamadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;

Somut olayda, müştekinin müvekkilinin resminin bulunduğu internet sayfasında, "..." adlı kişinin müştekiye yönelik "küpek" şeklinde paylaşımının bulunduğu, www.facebook.com isimli internet sitesinde yapılan araştırma sonucu elde edilen kişisel veri ve profil resimleri üzerine şüpheliye ulaşılarak kolluk tarafından şüphelinin ifadesinin alındığı, şüphelinin, söz konusu paylaşımı kendisinin yapmadığını ve "..." isimli facebook hesabı ile anılan hesapta paylaşılan resimlerin kendisine ait olmadığını beyan ettiği ancak, "küpek" ifadesinin "köpek" ifadesini çağrıştırdığı ve anılan ifadenin hakaret oluşturup oluşturmayacağı hususu ile şüphelinin savunması doğrultusunda söz konusu ifadenin şüpheli tarafından paylaşılıp paylaşılmadığı hususunun takdirinin mahkemesince yapılmasının gerektiği, mevcut delillerin şüphelinin üzerine atılı suçtan kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu cihetle, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." denilmektedir.

Hukuksal Değerlendirme:

CMK'nın 160/1. maddesinde, "Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya haşlar." 160/2. maddesinde "Cumhuriyet Savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.'' 170. maddesinin 2. fıkrasında, "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler. 172. maddesinin 1. fıkrasında, "Cumhuriyet Savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir." hükümleri düzenlenmiştir.

Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen mahkeme, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.

CMK'nın 170/2. maddesine göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikayeti yoluyla soruşturma yaparak maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet Savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir. Ancak soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcısının delil değerlendirmesiyle, kovuşturma aşamasında hakimin delilleri değerlendirmesi birbirinden farklı özelliklere sahiptir. CMK'nın 170/2. maddesine göre soruşturma aşamasında toplanan deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturup oluşturmadıkları çerçevesinde incelemeye tabi tutulurken, kovuşturma aşamasında, isnad edilen suçun işlenip işlenmediği hususunda mahkumiyete yeter olup olmadığı ve tam bir vicdani kanaat oluşturup oluşturmadığı çerçevesinde değerlendirilmektedir.

İncelenen dosyada, şüphelinin ad ve soyadının yazılı olduğu facebook hesabından, müştekinin fotoğrafının bulunduğu bir facebook sayfasının altına yorum yapıldığının anlaşılması karşısında; CMK'nın 170/2. maddesi uyarınca dosyadaki mevcut delillerin şüpheli hakkında hakaret suçunun işlendiği hususunda iddianame düzenlenebilmesi için yeterli şüphe oluşturduğu açıktır. Şüphelinin eyleminin sübut bulup bulmadığı hususu, tüm kanıtların, mahkemece birlikte tartışılıp değerlendirilmesi sonucu belirlenmesi gerekmektedir. Yapılan açıklamalara göre, şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar ve bu karara itiraz sonucunda verilen itirazın reddine dair mercii kararı hukuka aykırıdır.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,

1- ) Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 19/02/2019 tarihli ve 2019/972 değişik iş sayılı kararının, 5271 Sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

T.C.
YARGITAY
4. CEZA DAİRESİ
E. 2018/8211
K. 2019/1552
T. 7.2.2019

Müşteki:
Vekili:
Şüpheli:
Müdafii:

DAVA : Tehdit suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 23/05/2018 tarihli ve 2017/202735 soruşturma, 2018/74104 Sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul Anadolu 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 06/09/2018 tarihli ve 2018/6883 Değişik İş sayılı kararının, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 26/11/2018 gün ve 94660652-105-34-15178-2018-Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29/11/2018 gün ve 2018/95995 Sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesiyle Daireye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi:

Kanun yararına bozma isteyen ihbarnamede;

5271 Sayılı Kanun'un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun'un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun'un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği yönündeki açıklamalar karşısında,

Somut olayda müştekinin, şüphelinin eşine karşı platonik aşk beslediğini, kendisini arayarak eşinden ayrılmasını aksi takdirde kendisini parçalayacağı yönünde gerek mesaj atarak, gerek sosyal medya üzerinden tehdit ettiğini belirterek şikayetçi olması üzerine, yapılan soruşturma sonucunda, yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, müştekinin ifadesinde tehdit içerikli mesajların gönderildiğini belirttiği sosyal medya hesaplarının tespit edilerek söz konusu mesajların olup olmadığının varsa şüpheli tarafından gönderilip gönderilmediğinin tespit edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde,

isabet görülmediğinden, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

I-)Olay:

Tehdit suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 23/05/2018 tarihli ve 2017/202735 soruşturma, 2018/74104 Sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul Anadolu 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 06/09/2018 tarihli ve 2018/6883 Değişik İş sayılı kararının, müştekinin, şüphelinin eşine karşı platonik aşk beslediğini, kendisini arayarak eşinden ayrılmasını aksi takdirde kendisini parçalayacağı yönünde gerek mesaj atarak, gerek sosyal medya üzerinden tehdit ettiğini belirterek şikayetçi olması üzerine, yapılan soruşturma sonucunda, yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, müştekinin ifadesinde tehdit içerikli mesajların gönderildiğini belirttiği sosyal medya hesaplarının tespit edilerek söz konusu mesajların olup olmadığının varsa şüpheli tarafından gönderilip gönderilmediğinin tespit edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle kanun yararına bozmaya konu edildiği anlaşılmıştır.

II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:

Tehdit suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 23/05/2018 tarihli ve 2017/202735 soruşturma, 2018/74104 Sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda ve bu karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul Anadolu 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 06/09/2018 tarihli ve 2018/6883 Değişik İş sayılı kararında isabet bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.

III- Hukuksal Değerlendirme:

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinin 1. fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." 2. fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 170. maddesinin 2. fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler." 172. maddesinin 1. fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.” hükümleri düzenlenmiştir.

CMK'nın 173. maddesi " (1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.

(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.

(3) (Değişik fıkra: 18/06/2014-6545 S.K./71. madde Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.

(4) (Değişik fıkra: 25/05/2005-5353 S.K./26.mad) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.

(5) Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz.

(6) (Değişik fıkra: 2/1/2017 - 680 S.K.H.K./11. madde İtirazın reddedilmesi halinde aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesi için 172. maddenin ikinci fıkrası uygulanır." biçimindedir.

Yukarıda yer verilen düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, Ceza Muhakemesi Kanununun “soruşturma” başlıklı 2. kitabında, Cumhuriyet savcısının suç soruşturmasına ilişkin süreci nasıl yürüteceği ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi durumunda, itirazı incelemekle görevli hakimliğin görevleri açık bir şekilde düzenlenmiş bulunmaktadır.

Bu çerçevede, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen hakimlik, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya dosyada yer alan delillerin itirazla ilgili olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi için yeterli olmadığı durumlarda soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.

CMK'nın 170/2. maddesine göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikayeti yoluyla soruşturma yaparak maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir. Ancak soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının delil değerlendirmesiyle, kovuşturma aşamasında hakimin delilleri değerlendirmesi birbirinden farklı özelliklere sahiptir. CMK'nın 170/2. maddesine göre soruşturma aşamasında toplanan deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturup oluşturmadıkları çerçevesinde incelemeye tabi tutulurken, kovuşturma aşamasında, isnad edilen suçun işlenip işlenmediği hususunda mahkumiyete yeter olup olmadığı ve tam bir vicdani kanaat oluşturup oluşturmadığı çerçevesinde değerlendirilmektedir.

İncelenen dosyada;

Şikayetçinin müracaatı üzerine alınan ifadesinde; tam hatırlayamadığı tarihlerde şüphelinin .... numaralı hattından arayarak "eşini boşayacaksın, onunla ben evleneceğim, yoksa seni parçalarım" gibi sözler söylemeye başladığını, aynı zamanda facebook ve instagram üzerinden yine hatırlayamadığı tarihlerde mesaj atarak benzer sözler söylediğini belirttiği, şüphelinin alınan ifadesinde; şikayetçi ile hiç karşılaşmadığını, şikayetçinin eşi ....'in Trabzon'da ikamet eden .... isimli askerlik arkadaşının kız kardeşi olduğunu ve bu vesileyle tanıdığını, 2015 yılında arkadaşını görmek için Trabzon'a gittiğini, İstanbul'a şikayetçinin eşi ve çocuklarıyla beraber dönerken Şarköy'de trafik kazası geçirdiklerini, şikayetçinin eşi ile arasında herhangi bir ilişki söz konusu olmadığını, şikayetçinin olayları yanlış değerlendirdiğini, şikayetçiye yönelik tehdit eyleminde bulunmadığını savunduğu, soruşturma neticesinde tehdit suçundan şüpheli .... hakkında, "müştekinin sosyal medya aracılığıyla işlenen eylemler bakımından herhangi bir hesap adı veya mesaj çıktısı vb. delil bildirmediği, olaya ilişkin soyut iddia dışında delil bulunmadığı ... şüphelinin üzerine yüklenen suçu işlediği yönünde hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi nedeniyle" şeklindeki gerekçeyle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca 23/05/2018 tarihinde 2017/202735 soruşturma ve 2018/74104 Sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, anılan karara şikayetçinin itirazı üzerine mercii İstanbul Anadolu 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 06/09/2018 tarihli ve 2018/6883 Değişik İş sayılı kesin nitelikteki kararıyla itirazın reddedildiği, Cumhuriyet savcısı tarafından şüphelinin şikayetçiyi arayıp aramadığının araştırılmadığı, yine tehdit mesajları gönderildiği iddia edilen sosyal medya hesaplarının şikayetçiden ayrıntılı biçimde sorulmak suretiyle tespit edilerek söz konusu mesajların olup olmadığının, varsa şüpheli tarafından gönderilip gönderilmediğinin belirlenmediği anlaşılmıştır.

Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;

Ceza Muhakemesi Kanununun “soruşturma” başlıklı 2. kitabında, Cumhuriyet savcısının suç soruşturmasına ilişkin süreci nasıl yürüteceği ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi durumunda, itirazı incelemekle görevli hakimliğin görevleri açık bir şekilde düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu çerçevede, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen hakimlik, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya dosyada yer alan delillerin itirazla ilgili olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi için yeterli olmadığı durumlarda soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. Bu açıklamalar karşısında; Cumhuriyet savcısı tarafından şüphelinin şikayetçiyi arayıp aramadığının araştırılması, ayrıca tehdit mesajları gönderildiği iddia edilen sosyal medya hesaplarının şikayetçiden ayrıntılı biçimde sorulmak suretiyle tespit edilerek söz konusu mesajların olup olmadığının, varsa şüpheli tarafından gönderilip gönderilmediğinin belirlenmesi ve sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekirken, eksik soruşturma neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu ve bu nedenle itirazın reddine dair mercii kararında isabet bulunmadığı anlaşılmıştır.

SONUÇ :

Yukarıda açıklanan nedenlerle,

Kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, mercii İstanbul Anadolu 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 06/09/2018 tarihli ve 2018/6883 Değişik İş sayılı kesinleşen kararının, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Askeri Ceza Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Mala Zarar Verme Suçu
Mala Zarar Verme Suçu

Mala zarar verme suçu suç faili açısından herhangi...

Devamı
Şantaj Suçu ve Cezası (TCK 107)
Şantaj Suçu ve Cezası (TCK 107)

Şantaj Suçunun düzenlendiği 107 maddenin birinci v...

Devamı
Hakaret Davası
Hakaret Davası

Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi ...

Devamı
TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE SOKMA SUÇU (TCK M.179-180)
TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE SOKMA SUÇU (TCK M.179-180)

Şikayet, Uzlaşma ve Zamanaşımı, Trafik Güvenliğini...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık