Haksız Tutukluluk Tazminatı Nedir?

Haksız Tutukluluk Tazminatı Nedir?

29-12-2019
Haksız Tutukluluk Tazminatı Nedir?

Haksız Tutukluluk Tazminatı Nedir?

Ceza davasında manevi tazminat talebi- Haksız tutukluluk tazminatı- İster tutukluluk olsun ister ceza muhakamesi kanununda geçen başkaca koruma tedbirleri olsun, bu hususların haksız olduğu ortaya çıktığında cmk gereği hasksızlığa maruz kalan kişinin tazminat davası açarak bu hakkını elde etmesi mümkündür. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bazı hususlar bulunmaktadır. Nitekim tazminat davasında kişi maddi ve manevi zararlarını karşılayabilir ancak bu zararlarını normalde özel hukuk bakımından hukuk mahkemelerinde açaması gerekirken bu tür haksız tutukluluk veya haksız koruma tedbirleri için açılacak maddi ve manevi tazminat davaları cmk gereği ağır ceza mahkemesinde açılmaktadır.

Haksız Tutukluluk Tazminat Davaları Hangi Mahkemede Açılır?

Haksız tutukluluk veya haksız koruma tedbirlerine ilişkin davalar ağır ceza mahkemesinde görülür.

Haksız Tutukluluk Tazminat Davaları Nerede Açılır?

İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır.

Haksız Tutukluluk Tazminat Davalarında Zamanaşımı Ne kadardır?

Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulur.

Haksız Tutukluluk Tazminatı İsteme Şartları Nelerdir?

Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;
Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,
Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan,
Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan,
Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,
Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,
Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan,
Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan,
Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen,
Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen,
Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,
Yakalama veya tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan, 
Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.

Tazminat İsteyemeyecek Kişiler Kimlerdir?

Tazminata hak kazanmadığı hâlde, sonradan yürürlüğe giren ve lehte düzenlemeler getiren kanun gereği, durumları tazminat istemeye uygun hâle dönüşenler.
Genel veya özel af, şikâyetten vazgeçme, uzlaşma gibi nedenlerle hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın düşmesine karar verilen veya kamu davası geçici olarak durdurulan veya kamu davası ertelenen veya düşürülenler.
Kusur yeteneğinin bulunmaması nedeniyle hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilenler.
Adlî makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını bildirerek gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olanlar tazminat talebinde bulunamazlar

Haksız Tutukluluk Tazminatı Yargıtay Kararı

T.C.
YARGITAY
CEZA GENEL KURULU

2017/...E
2019/...K
TARİH ...2019
MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİ ( Uyuşturucu Madde Ticareti Yapma Suçundan Dolayı Tutuklu Kaldığı Süre Nedeniyle - 118 Gün Tutuklu Kaldıktan Sonra Bu Suçtan Beraat Eden Davacının Sosyal ve Ekonomik Durumu Toplumsal Konumu ve Ceza İnfaz Kurumunda Kaldığı Süre Davacıya Atılı Suçun Niteliği Tutuklamanın Üzerinde Bıraktığı Olumsuz Etkiler ve Haksız Tutukluluğun Gerçekleştiği Tarihteki Paranın Satınalma Gücü de Göz Önüne Alındığında Davacı Lehine Hükmolunan 20.000 TL Manevi Tazminatın Makul Olmayıp Fazla Olduğu Sonucuna Ulaşıldığı )
KORUMA TEDBİRLERİ NEDENİYLE TAZMİNAT ( Kanuna Uygun Olarak Yakalandıktan veya Tutuklandıktan Sonra Haklarında Kovuşturmaya Yer Olmadığına veya Beraatlerine Karar Verilen Kişilerin Maddi ve Manevi Her Türlü Zararlarını Devletten İsteyebilecekleri - Sosyal ve Ekonomik Durumu Toplumsal Konumu ve Ceza İnfaz Kurumunda Kaldığı Süre Davacıya Atılı Suçun Niteliği Tutuklamanın Üzerinde Bıraktığı Olumsuz Etkiler ve Haksız Tutukluluğun Gerçekleştiği Tarihteki Paranın Satınalma Gücü de Göz Önüne Alındığında Davacı Lehine Hükmolunan 20.000 TL Manevi Tazminatın Makul Olmayıp Fazla Olduğu Sonucuna Ulaşılmış Olup Yerel Mahkemenin Direnme Kararına Konu Hükmünün Bozulması Gerektiği )
MANEVİ TAZMİNAT MİKTARININ BELİRLENMESİ ( Nesnel Bir Ölçüt Olmamakla Birlikte Davacının Sosyal ve Ekonomik Durumu Üzerine Atılı Suçun Niteliği Tutuklanmasına Neden Olan Olayın Cereyan Tarzı Tutuklu Kaldığı Süre ve Benzeri Hususlar da Gözetilmek Suretiyle Hak ve Nasafet Kurallarına Uygun Makul Bir Miktar Olarak Tayin ve Tespiti Gerektiği/Davacı Lehine Hükmedilen Tazminatın Makul Olmayıp Fazla Olduğu )
ÖZET : Dava, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan dolayı tutuklu kaldığı süre nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; davacı lehine haksız olarak tutuklu kaldığı süre için hükmedilecek manevi tazminatın miktarına ilişkindir.
1975 doğumlu, evli, iki çocuklu, ilkokul mezunu olan, tutuklandığı tarihte garson olarak çalışan ve uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 118 gün tutuklu kaldıktan sonra bu suçtan beraat eden davacının sosyal ve ekonomik durumu, toplumsal konumu ve ceza infaz kurumunda kaldığı süre, davacıya atılı suçun niteliği, tutuklamanın üzerinde bıraktığı olumsuz etkiler ve haksız tutukluluğun gerçekleştiği tarihteki paranın satınalma gücü de göz önüne alındığında, davacı lehine hükmolunan 20.000 TL manevi tazminatın makul olmayıp fazla olduğu sonucuna ulaşılmış olup, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
DAVA : Davacının, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan beraatine karar verilmesinden sonra, bu suçtan dolayı tutuklulukta kaldığı süre nedeniyle 100.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminatın davalı ... Hazinesinden tahsili talebiyle açtığı davada, talebin kısmen kabulüyle 1.489 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 10.04.2012 tarihli ve 262-123 Sayılı hükmünün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 07.10.2013 tarih ve 16216-22757 sayı ile;
"Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hak ve nasafet kurallarına uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, davacı lehine bu ölçütlere uymayacak miktarda fazla manevi tazminata hükmolunması,” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi ise 27.12.2013 tarih ve 414-453 sayı ile;
"Manevi zararın 'şahsiyet hakkında tecavüz sebebiyle duyulan elem, acı ve ızdırap' olduğu doktrin ve uygulamada kabul gören tanımdır. Manevi tazminat miktarının tesbitinde objektif bir ölçüt bulunmamaktadır. Ancak, davacının sosyal ve ekonomik durumu, toplumsal konumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre vb hususlar da gözetilerek sebepsiz zenginleşme doğurmayacak şekilde hak ve nasafet kurallarına uygun, makul ve makbul bir miktarın tesbiti gerekmektedir. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin bozma gerekçesi de aynı hususları dikkate alarak manevi tazminatın miktarının fazla belirlendiğini hükmetmiştir. Aynı bozma gerekçesinde yerindelik ilkesine aykırı davranmama anlamında herhangi bir miktar belirlememiştir. Somut olayda davacı, tutuklu kaldığı 118 gün için 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Mahkeme, bu talep üzerine 1 TL ile 100.000 TL arasında değerlendirme yapacaktır. Önceki karar gerekçesinde de Mahkememiz davacının ekonomik ve sosyal durumunu ön plana çıkarmış, bu meyanda olay tarihlerinde 35 yaşında, evli, iki çocuklu, düzenli işi olan davacının uzun süre tutuklu kalmasının aile ve sosyal çevresi üzerindeki olumsuz etkisi, tekrar iş bulmakta zorluk çekmesi, sosyal hayata uyumda zorluk çekmesi gibi hususlar da talebinin 1/5 inin karşılanmasının hak ve nesafete uygun olacağı, ayrıca ülkemizin ekonomik ve sosyal durumu itibarıyla asgari geçim endeksi ve açlık sınırları gibi veriler de nazara alındığında tespit edilen 20.000 TL kişinin malvarlığına önemli bir katkı sağlamayacağından kişinin zenginleşmesine araç olmayacağı düşünülmüştür. Keza, gerek manevi tazminat miktarlarının belirlenmesinde, gerekse Ceza Muhakemesindeki TCK'nın 61. maddesine göre ceza miktarının belirlenmesinde alt ve üst sınırlar hesabı yapılırken yargılamayı yapan ilk derece mahkemelerinin uygun gerekçe kapsamında hareket edeceği ve takdirinde olacağı düşünülmüştür.
O hâlde ve dosyada toplanan tüm delillerden;
Önceki kararımızda belirtildiği üzere, davacının uyuşturucu ticareti suçu nedeniyle gözaltına alınıp 05.11.2010 tarihinde tutuklandığı, daha sonra yargılandığı davada beraat ettiği ve 02.03.2011 tarihinde tahliye olduğu, Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2011/39 E 2011/245 K sayılı davacı yönünden 17.05.2011 tarihinde kesinleşen dosya ve karar içeriğinden anlaşılmakla, CMK'nın 141-142 maddeleri anlamında davacının maddi ve manevi tazminat hakkı bulunduğu, davacının sabit ve belgeye dayanan işi olmadığından bilirkişi Musa Karslı'nın asgari ücret tarifesine göre hesaplamış olduğu 1.489 TL maddi tazminat ile manevi tazminatta kişinin zenginleşmesi esas alınmayacağından ekonomik ve sosyal durumu itibarıyla tutukluluk süresiyle uyumlu olduğu düşünülerek mahkememizce takdir edilen 20.000.-TL manevi tazminatın davacıya verileceği, fazlaya ilişkin talebin reddedileceği yolunda kanaat oluştuğu," gerekçesiyle bozma kararına direnmiştir.
Direnme kararına konu hükmün de davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.02.2014 tarihli ve 53711 Sayılı maddi tazminat yönünden “onama”, manevi tazminat yönünden “bozma” istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca 07.12.2016 tarih ve 522-783 sayı ile 6763 Sayılı Kanun'un 38. maddesiyle 5320 Sayılı Kanun'a eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesince 20.03.2017 tarih ve 79-2165 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
KARAR : Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; davacı lehine haksız olarak tutuklu kaldığı süre için hükmedilecek manevi tazminatın miktarına ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
Davacının, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 05.11.2010 tarihinde tutuklanıp 02.03.2011 tarihinde tahliye edildiği, Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 06.05.2011 tarih ve 39-145 sayı ile atılı suçu işlediğine dair mahkûmiyetini gerektirir yeterli, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden beraatine karar verildi.ği, hükmün temyiz edilmeksizin 17.05.2011 tarihinde kesinleştiği,
Davacı vekilinin, 05.08.2011 havale tarihli dilekçesi ile; davacının tutuklandığı tarihte aylık 700 TL maaşla garson olarak çalıştığını, tutuklanması nedeniyle işine son verildiğini ve hâlen işsiz olduğunu, herhangi bir gelirinin bulunmadığını, tutuklandıktan sonra aile ve arkadaş çevresinde çeşitli ithamlara maruz kaldığını, boşanmanın eşiğine geldiğini belirterek davacının haksız yere tutuklandığı gerekçesiyle 100.000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu,
Davacı vekilinin 09.02.2014 tarihli oturumda; davacının tutuklandığı tarihte çalışmakta olduğu iş yerinin daha sonra kapanması nedeniyle müvekkiline ait belgeleri temin edemediklerini belirterek kazanç kaybının asgari ücret üzerinden hesaplanmasını talep ettiği,
Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğünden emekli şube müdürü bilirkişi tarafından, davacının tutuklu kaldığı günlere tekabül eden kazanç kaybının 1.488,55 TL olarak hesaplandığı,
Kolluk görevlilerince yapılan araştırma sonucu düzenlenen 29.09.2011 tarihli mali ve sosyal durum araştırma formunda; 1975 doğumlu, evli, iki çocuklu, ilkokul mezunu olan davacının, 120 TL kira karşılığında bir gecekonduda oturduğu, serbest çalıştığı, aylık gelirinin 800 TL olduğu, üzerine kayıtlı taşınır veya taşınmaz mal bulunmadığı bilgilerine yer verildiği,
Yerel Mahkemece, davacının taleplerinin kısmen kabulüyle 1.489 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminatın davalı ... Hazinesinden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verildi.ği,
Anlaşılmaktadır.
Haksız ve hukuka aykırı olarak yakalanan veya tutuklanan kimselere tazminat ödenmesi esası, ülkemizde ilk kez 1961 Anayasası'nda düzenlenmiş, 30. maddesinde yakalama ve tutuklamanın hangi hâllerde söz konusu olacağı açıklandıktan sonra maddenin son fıkrasında; “Bu esaslar dışında işleme tâbi tutulan kimselerin uğrayacakları her türlü zararlar kanuna göre Devletçe ödenir.” hükmü yer almıştır.
1961 Anayasası'nda yer alan bu düzenleme doğrultusunda, 15.05.1964 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 466 Sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkındaki Kanun'un 1. maddesinde 7 bent hâlinde, tazminatı gerektiren hâller ayrıntılı olarak düzenlenmiş, 466 Sayılı Kanun'un 1. maddesinin 8. bendinde yer alan, aynı tür suçtan mahkûm olanlar, itiyadi suçlular ve suç işlemeyi meslek veya geçinme vasıtası hâline getirenlerin tazminat isteyemeyeceklerine ilişkin hüküm 18.01.1991 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 3696 Sayılı Kanun ile kaldırılmıştır.
Haksız yakalanan ve tutuklanan kimselere tazminat ödenmesi esası 1982 Anayasası'nda da sürdürülmüş ve 19. maddesinde yakalama ve tutuklama şartlarına işaret edildikten sonra maddenin son fıkrasında; “Bu esaslar dışında bir işleme tabi tutulan kişilerin uğradıkları zarar, kanuna göre, Devletçe ödenir.” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan hüküm bu kez 17.10.2001 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4709 Sayılı Kanun'un 4. maddesiyle; “Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçe ödenir.” şeklinde değiştirilmiştir.
Devletimizin tarafı olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 5. maddesinde de kişilerin özgürlüğünün hangi hâllerde sınırlandırılabileceği belirlenmiş ve maddenin son fıkrasında bu şartlara aykırı davranılması hâlinde mağdur olan herkesin tazminat istemeye hakkı olduğu esası kabul edilerek, bireyin keyfi olarak özgürlüğünden yoksun bırakılmasının engellenmesi amaçlanmıştır.
1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 18. maddesiyle 07.05.1964 tarihli ve 466 Sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkındaki Kanun yürürlükten kaldırılmış ve 5271 Sayılı Kanun'un Yedinci Bölümünde, Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat ana başlığı altında, 141 ila 144. maddelerinde tazminat isteme şartları ve sonuçları yeniden ele alınmış, 141. maddesinde hangi durumlarda tazminat talep edilebileceği, 142. maddesinde tazminat isteminin şartları, 143. maddesinde tazminatın geri alınması, 144. maddesinde de tazminat isteyemeyecek kişiler düzenlenmiştir.
5320 Sayılı Kanun'un 6. maddesinde yer alan;
" ( 1 ) Ceza Muhakemesi Kanununun 141 ilâ 144. maddeleri hükümleri, 1 Haziran 2005 tarihinden itibaren yapılan işlemler hakkında uygulanır.
( 2 ) Bu tarihten önceki işlemler hakkında ise, 07.05.1964 tarihli ve 466 Sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam olunur." hükmü uyarınca somut uyuşmazlığın, davacının tutuklandığı tarih de göz önünde bulundurularak 5271 Sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda çözülmesi gerekmektedir.
5271 Sayılı CMK'nın "Tazminat istemi" başlıklı 141. maddesinin birinci fıkrası davacının tutuklandığı tarih itibarıyla;
" ( 1 ) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;
a- ) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,
b- ) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan,
c- ) Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan,
d- ) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,
e- ) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,
f- ) Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan,
g- ) Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan,
h- ) Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen,
i- ) Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen,
j- ) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,
Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler."
Şeklinde düzenlenmiş, koruma tedbirleri nedeniyle tazminatın hangi hâllerde isteneceği on bent hâlinde sayılmış, 30.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6459 Sayılı Kanun'un 17. maddesiyle anılan fıkraya “k ) Yakalama veya tutuklama işlemine karşı kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan,” bendi eklenmiş, fıkranın son cümlesinde de kişilerin koruma tedbirleri nedeniyle uğradıkları maddi ve manevi her türlü zararlarını Devletten talep edebilecekleri belirtilmiştir.
Maddi tazminat ile davacının malvarlığında meydana gelen somut bir azalma ya da kazanç kaybı, ödediği avukatlık ücreti gibi masrafların karşılanması amaçlanırken, manevi tazminat kişinin sosyal çevresinde itibarının sarsılması, özgürlüğünden mahrum kalması nedeniyle duyduğu elem, keder, ıstırap ve ruhsal sıkıntıların bir ölçüde de olsa giderilmesi amacına yöneliktir.
Bu aşamada uyuşmazlık konusuyla ilgisi nedeniyle manevi tazminatın belirlenme yöntemi üzerinde de durulması gerekmektedir.
Manevi zararın tümüyle giderilmesi imkânsız ise de belirlenecek manevi tazminat kişinin acı ve ızdıraplarının dindirilmesinde, sıkıntılarının azaltılmasında etken olacaktır. Bu nedenle manevi tazminata hükmedilirken kişinin ceza infaz kurumunda kaldığı süre, sosyal ve ekonomik durumu, toplumsal konumu, atılı suçun niteliği, tutuklamanın şahıs üzerinde bıraktığı olumsuz etkiler dikkate alınarak, adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşır bir miktar olmasına özen gösterilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
1975 doğumlu, evli, iki çocuklu, ilkokul mezunu olan, tutuklandığı tarihte garson olarak çalışan ve uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 118 gün tutuklu kaldıktan sonra bu suçtan beraat eden davacının sosyal ve ekonomik durumu, toplumsal konumu ve ceza infaz kurumunda kaldığı süre, davacıya atılı suçun niteliği, tutuklamanın üzerinde bıraktığı olumsuz etkiler ve haksız tutukluluğun gerçekleştiği tarihteki paranın satınalma gücü de göz önüne alındığında, davacı lehine hükmolunan 20.000 TL manevi tazminatın makul olmayıp fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır.- karar alıntı kazancı hukuk otomasyon-

Ceza Avukatı Hukuki Değerlendirme

Ceza avukatı- Ceza davasında manevi tazminat talebi- Yukarıdaki kararda da görüleceği üzere haksız tutuklama tazminatı için açılan davalarda haksız tutukluluğa ilişkin kişinin zararlarını mahkemede belirtmesi gerekmektedir. Haksız tutuklama tazminat davalarında önemli olan sosyal ekonomik durumu toplumsal konumu ve ceza infaz kurumunda kaldığı süre, tutuklamanın kişinin üzerinde bıraktığı olumsuz etkiler ve haksız tutukluluk dönemindeki paranın satınalma gücünün göz önüne alınarak karar verilmesidir. Görüleceği üzere haksız tutuklama tazminat davasının açıldığı mahkeme, davalı taraf ve istenecek maddi tazminat ile manevi tazminat unsurları kendine has özellikler göstermektedir. 

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Mala Zarar Verme Suçu
Mala Zarar Verme Suçu

Mala zarar verme suçu suç faili açısından herhangi...

Devamı
Şantaj Suçu ve Cezası (TCK 107)
Şantaj Suçu ve Cezası (TCK 107)

Şantaj Suçunun düzenlendiği 107 maddenin birinci v...

Devamı
Hakaret Davası
Hakaret Davası

Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi ...

Devamı
TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE SOKMA SUÇU (TCK M.179-180)
TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE SOKMA SUÇU (TCK M.179-180)

Şikayet, Uzlaşma ve Zamanaşımı, Trafik Güvenliğini...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık