Hakaret Davası

Hakaret Davası

30-09-2019
Hakaret Davası

Hakaret Davası

Hakaret davası- Bireylerin saygınlığı korumaya yönelik hükümler Türk Ceza Kanunun "Kişilere Karşı Suçlar" başlıklı ikinci kısmın sekizinci bölümünde yer almaktadır. Türk Ceza Kanununun 125'inci maddesinde hakaret suçu düzenlenmiş olup bölüm başlığı şerefe karşı suçlardır. Şeref kişinin tamamen manevi bütünlüğü ile ilgili olan ve başkalarının kendi hakkındaki düşündüklerinden oluşan geniş bir kavramdır. İnsanoğlunun maddi değerleri olduğu gibi manevi değerleri de bulunmaktadır. Şeref kavramı insanın manevi varlığı ve değerleri ile ilgili olan bir kavramdır. Kişinin maddi varlığına yapılan saldırılar nasıl cezasız bırakılmamakta ise manevi varlığına yapılan saldırı da cezasız bırakılmamalıdır. Bundan ötürüdür ki manevi varlığın en önemlilerinden olan şeref hakkına yapılacak olan herhangi bir saldırı müeyyide altına alınmıştır. Şeref hakkı, Anayasamızın 17'nci maddesinde kişinin dokunulmazlığı maddi ve manevi varlığı başlığı altında düzenlenmiş olup Anayasal koruma altına alındığı gibi, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ile Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı'nda da düzenleme altına alınmıştır. Son derece önemli haklardan olan bu hak yukarıda da belirttiğimiz gibi Türk Ceza Kanunumuzda yer bulmuş, kanunumuzun 125-131 maddelerinin üst başlığı olarak şeref hakkı başlığı kullanılmıştır. Türk Ceza Kanununun 125'inci maddesinde yer alan hakaret suçu kişilere karşı suçlara ilişkin ikinci kısmın şerefe karşı suçlar başlıklı sekizinci bölümünde yer almaktadır. Türk Ceza Kanunumuzun 125'inci maddesine göre hakaret suçu; "Bir kimseye onur şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur şeref ve saygınlığına saldıran kişi üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek gerçekleşmesi gerekir.

Fiilin mağduru muhatap alan sesli veya yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur. Hakaret suçunun kamu görevlisine karşı görevinden dolayı, dini siyasal sosyal felsefi inanç düşünce ve kanaatlerini açıklamasından değiştirmesinden yaymaya çalışmasından mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı, kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle işlenmesi halinde cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında arttırılır. Kurul halinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi halinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır." Kanun maddesinin üst başlığının şerefe karşı suçlar olduğunu düşünürsek bu madde ile korunan hukuki değer şereftir. Şeref sosyal ve ahlaki değerlerin bir bütünüdür. Herkes şeref hakkının korunmasını isteme hakkına sahiptir. Subjektif şeref kişinin kendisinin şerefli olduğu ilkesine yönelik iken objektif şeref başkalarının o kişi hakkında düşündüklerinden oluşan değerleri ifade etmektedir.

Hakaret Suçunun Faili

Hakaret suçunun faili- 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunumuzun 125'inci maddesinde düzenlenen hakaret suçunun faili herkes olabilir. Bir kimsenin onur şeref ve saygınlığını rencide edebilecek somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur şeref ve saygınlığına saldıran, her kim ise hakaret suçu işlemiş olur ve maddenin düzenlenişi açısından fail için bir özellik söz konusu değildir. Türk Ceza Kanunumuzun 20'nci maddesi uyarınca tüzel kişiler bu cezanın faili olamazlar. Yine Türk Ceza Kanunumuzun 20'nci maddesinde yer alan cezaların şahsiliği ilkesi gereği başkasının işlediği bir fiil nedeniyle bir başkasının cezalandırılması da mümkün değildir. Kimse başkasının fiilinden ötürü sorumlu tutulamaz.

Hakaret Suçunun Mağduru

Hakaret suçunun mağduru tabii ki de hakarete uğrayan kişidir. Hakaret suçunun mağduru ancak ve ancak insan olabilir. Burada önemli olan nokta kişinin şeref duygusundan yoksun olması, şahsına yönelik sarf edilen sözlerden dolayı üzüntü duymaması, suçun meydana gelmesini engellemez. Burada önemli olan objektif şeref anlayışına gelmiş olan bir saldırının varlığıdır. Kişinin şeref ve onurunu sarsacak fillerin gerçekleşmesi durumunda ceza hukuku bakımından sorumluluk doğar. İş bu sebepten ötürü mağdurun fiziksel, şahsi, özellikleri önemli değildir. Hatta mağdurun küçük ya da temyiz kudretine sahip olmamasının hiçbir önemi yoktur. Akıl sağlığı yerinde olmayana, çocuğa ya da güçsüz durumda bulunan bir kişiye hakaret edilmesinin suçun oluşup oluşmadığı hususunda hiçbir etkisi yoktur.

Ölmüş kişilerin bu suçun mağduru olup olmadığı hususuna değinecek olursak, ölmüş kişilerin onur ve şerefine yapılan saldırılar neticesinde ölen kişi hakaret suçunun mağduru sayılmamaktadır. Çünkü 5237 sayılı Türk Ceza Kanunumuzun 130'uncu maddesinde kişinin hatırasına hakaret suçu düzenlenmiş olup ölmüş kişiye değil hatırasına hakaret cezalandırılmıştır.

Hakaret Suçunda Mağdurun Belirlenmesi

Hakaret suçunda mağdurun belirlenmiş ya da belirlenebilir bir durumda olmuş olması gerekir. Mağdurun özellikleri açıkça doğrudan belirlenebileceği gibi dolaylı olarak da belirlenebilir. Açıklık getirecek olursak fail mağdura karşı hakaret içerikli kelimeler kullandığında bu kelimeler içerisinde mağdurun kimliği ya açıkça belli olmalı ya da belirlenebilir bir durumda bulunmalıdır. Bu durum sadece sözlü olarak ifade edilmeyebilir. Karikatür vasıtasıyla kişinin belirli olduğu bir durumda da mağdur belli edilmiş olunabilir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunumuzun 126'ncı maddesinde "Hakaret suçunun işlenmesinde mağdurun ismi açıkça belirtilmemiş veya isnat üstü kapalı geçiştirilmiş olsa bile, eğer niteliğinde ve mağdurun şahsına yönelik bulunduğunda duraksanmayacak bir durum varsa, hem ismi belirtilmiş ve hem de hakaret açıklanmış sayılır." şeklinde yapılan düzenleme ile mağdurun kimliğinin nasıl açığa çıkarılmış olacağı düzenlenmiştir. Türk Ceza Kanunumuzun 125'inci maddesinin 5'inci fıkrasında mağdurun bir kurul olduğu durumu düzenlemiştir. Bu durumda kurul olarak çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi halinde suç kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükmü olan TCK 43 uygulanır. Zincirleme suç kanunda düzenlendiği şekilde şöyle düzenlenmiştir; bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır. Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da tek bir cezaya hükmedilir. Görüleceği üzere kurul halinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmiş ise faile zincirleme suç hükümlerinin uygulanması ile tek bir ceza verilip arttırılması yöntemi uygulanacaktır.

Hakaret Suçunun Unsurları

Hakaret suçunun unsurları Türk Ceza Kanunumuzun 125'inci maddesinde düzenlenen şekli ile ; kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etme ya da sövme olarak gösterilmiştir. Hakaret suçu seçimlik hareketli bir suçtur. Bu hakaretlerin illa ki sözle söylenmesi gerekmemekte yazı, işaret hatta resim ile dahi ifade edilebilmektedir. Mağdurun onur, şeref ve saygınlığı rencide edilmiş olmalıdır. Hareket, kişinin mağduru hedef alacak şekilde sövmesi; netice ise mağdurun şeref ve saygınlığının rencide olmasıdır. İşte bu nedensellik bağının oluşması gerekmektedir ki suç tamamen oluşmuş olsun. Zira bunun aksi bir durumda nedensellik bağının tespit edilememesi söz konusu olur ki böyle bir durumda şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği ceza verilemez. Suçun oluşması için mağdura karşı, onu toplumun gözünde aşağılayacak küçük düşürecek düşmanlık ile karşı karşıya bırakacak bir olay, olgunun isnat edilmesi gerekir. Kişinin gerçekten isnat edilen fiil olgu dolayısıyla rencide olup olmadığının önemi yoktur. Burada önemli olan nokta yukarıda da bahsettiğimiz gibi bu hakaretin objektif olarak yorumlanmasıdır. İşte bu sebeple kişinin rencide olup olmaması önem arz etmez. Sövmek suretiyle hakaret etmede ise, somut olgu veya fiil isnat edilmemekte olumsuz ve toplumca olumlu karşılanmayacak ifadelerin zikredilmesi gündeme gelecektir.

Huzurda veya Gıyapta Hakaret

Gıyapta Hakaret

Hakaret suçu yukarıda da değindiğimiz üzere mağdurun bilfiil huzurunda işlenebileceği gibi yokluğunda da işlenebilir. Ancak Türk Ceza Kanunumuzun mağdurun yokluğunda yani gıyapta hakaret suçunun gerçekleşebilmesi için varlığını zorunlu kıldığı durumlar mevcuttur. Buna göre mağdurun gıyabında gerçekleşen fiilin hakaret suçunu ortaya koyabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir. İhtilat Türk Dil Kurumuna göre karşılaşıp görüşme demektir. Fail hakaret edici sözleri tek bir kişiye birden fazla defa söylemiş olduğunda bu durum hakaret suçunu oluşturmayacaktır. Zira ihtilat unsuru gerçekleşmemiştir. Bu yüzden failin mağdur dışında en az üç kişiye bu hakaret fiilini açıklamış olması gerekir. Burada dikkat edilmesi gereken unsurları önemle belirtmemiz ve altınız çizmemiz gerekir. Mağdur ihtilat şartını sağlayacak olan üç kişiden birisi olamayacağı gibi, ayırt etme gücüne sahip olmayan çocuklar ile akıl hastaları da bu kişilerden olamayacaktır. Failin ihtilat ettiği kişilerin failin ailesi olup olmadığının ya da tanıyıp tanımadığının bir önemi yoktur. Burada önemli olan husus failin en az üç kişi ile ihtilat etmesi ve bu üç kişiye ihtilatı kendisinin istemesidir. Zira fail iki kişi ile ihtilat etmiş üçüncü bir kişinin duymasını istememiş olabilir.

Hakaret suçunun oluşması için eylemin hukuka aykırı olması gerekmektedir. Meydana gelen olayda hukuka uygunluk sebebi var ise hakaret suçundan söz edilemez. Hakaret suçunun oluşmasını engelleyen ve hukuka aykırılığı ortadan kaldıran durumlar bulunmaktadır. Bu durumlardan birincisi haber verme hakkıdır. Ancak yapılan haberin hukuka aykırılı ortadan kaldırabilmesi için gerçek ve güncel olması, kamuyu ilgilendirmesi yani kamu yararı bulunması, meydana gelen olay ile verilen haber arasında sebep sonuç ilişkisinin bulunması yani haberin okuyucuyu veya izleyiciyi yapılan fiillere özendirici olmaması, haberin ölçülü olması gerekmektedir. İkincisi ihbar ve şikayet hakkının kullanılmasıdır. Anayasamızın 74'üncü maddesinde dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı bulunmakta olup suçlara ilişkin ihbar ve şikayetler dilekçe hakkının kapsamındadır. Hukuka aykırılığı ortadan kaldıran üçüncü ve son durum ise iddia ve savunma dokunulmazlığıdır. Yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde yapılan yazılı veya sözlü başvuru, iddia ve savunmalar kapsamında, kişilerle ilgili olarak somut isnatlarda ya da olumsuz değerlendirmelerde bulunulması halinde, ceza verilmez. Ancak, bunun için isnat ve değerlendirmelerin, gerçek ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması gerekmektedir.

Hakaret suçu kasten, bilerek ve isteyerek, işlenen bir suçtur. Hakaret suçunun taksirle işlenmesi mümkün değildir. Hakaret suçunu işleyen failin mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edeceğini bilmesi ve istemesi gerekir. Bu kast doğrudan olabileceği gibi olası kast şeklinde de olabilir. Türk Ceza Kanunumuzda hakaret suçunun oluşması için failin saikinin bir önemi yoktur. Kanunumuzda saike yer verilmemiş, özel bir kast aranmamış, genel kastla işlenebileceği belirtilmiştir.

Hakaret Suçunu Ağırlaştıran Nedenler

Türk Ceza Kanunumuzun 125'inci maddesinin 3'üncü ve 4'üncü fıkralarında suç ve cezaya etki eden nedenler düzenlenmiş olup suçun nitelikli halleri belirtilmiştir. bunlar; hakaret suçunun kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi, hakaret suçunun kanaat ve din özgürlüğünün kullanılması dolayısıyla işlenmesi, hakaret suçunun mensup olunan dine göre kutsal sayılan değerlerden söz edilerek işlenmesi, hakaret suçunun alenen işlenmesidir.

Hakaret Suçunun Kamu Görevlisine Karşı Görevinden Dolayı İşlenmesi

Bu ağırlaştırıcı neden mağdurun kamu görevlisi olması ve görevi esnasında meydana gelmesi durumunda gerçekleşmektedir. Kamu görevlisinin görevini yerine getirmesi sırasında ve kamu görevlisine karşı hakaret edilmesi durumunda suç tamamlanmış olacak ve ağırlaştırılacaktır. Burada önemli olan yapılan işin kamusal faaliyet olmasıdır.

Hakaret Suçunun Kanaat ve Din Özgürlüğünün Kullanılması Sırasında İşlenmesi

Fail hakaret suçunu mağdurun, dini, sosyal, siyasi, inanç düşünce ve kanaatlerini açıklamasından değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı işlemişse ceza ağırlaşacaktır. Bu durumda cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.

Hakaret Suçunun Mensup Olunan Dine Göre Kutsal Sayılan Değerlerden Söz Edilerek İşlenmesi

Fail tarafından hakaret suçunun mağdurun mensup olduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden söz edilerek işlenmesi durumunda suçun ağırlaşması söz konusu olacak ve verilen cezanın alt sınırı bir yılın altında olmayacaktır.

Hakaretin Alenen İşlenmesi

Hakaret suçu ister gıyapta ister huzurda işlenmiş olsun alenen işlenmesi suçun ağırlaşmasına neden olacaktır. Bu durumda ceza altıda bir oranın da arttırılır. Burada alenen olmasındaki ölçüt fiilin belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanmasıdır. Buradaki en önemli durum ise birden fazla olan kişi sayısının belirsizliğidir. Çok sayıda insanın hakareti öğrenmesi yeterlidir. Ayrıca suçun basın yoluyla işlenmesi de hakaret suçunun alenen işlenmesinin bir türüdür.

Hakaret Suçunu Hafifleten Nedenler

Hakaret suçunun haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir. Hakaret suçunun karşılıklı olarak işlenmesi halinde, olayın mahiyetine göre, taraflardan her ikisi veya biri hakkında verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir. Burada hakaretin karşılıklı olması dava açıldıktan sonra da anlaşılabilir. Karşılıklı hakaret için iki ayrı şikayet olmasına gerek yoktur.

Hakaret Suçunda Ceza Verilemeyecek Durumlar

  • 1. İspat Hakkının Kullanılması,
  • 2. Kasten yaralama suçuna tepki olarak işlenmesi,

    Kasten yaralama suçuna tepki olarak işlenmesi halinde, kişiye ceza verilmez.

  • 3. Haksız fiile tepki olarak işlenmesi,

    Hakaret suçunun haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.

  • 4. Hakaretin karşılıklı olarak işlenmesi

    Hakaret suçunun karşılıklı olarak işlenmesi halinde, olayın mahiyetine göre, taraflardan her ikisi veya biri hakkında verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.

Hakaret suçu teşebbüse uygun değildir. Bu yüzden kasten işlenebilen bir suçtur. ( Bunun tek istisnai durumu yazılı hakaretin kullanılması yoluyla işlenmesi durumudur. Örneğin mektupla hakaret suçu gerçekleştirildiğinde icrai hareketler bölünebildiğinden, suçun teşebbüs açamasında kalması mümkün olabilir). Bu durum suçun hem huzurda hem gıyapta işlenmesi durumunda da geçerlidir. Zira hakaret suçunun taksirle işlenememesinin nedeni suçun harekete bitişik suç olmasından dolayıdır.

Hakaret suçunun birden fazla kişiye karşı farklı zamanlarda işlenmesi durumunda birden fazla suç oluşur ve her mağdur bakımından ayrı ayrı cezalandırma gerçekleşecektir. Ancak fail aynı suç işleme kararı ile aynı kişiye karşı birden fazla hakaret suçunu işlerse hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekecek ve tek ceza uygulanacak ancak yasadaki oranda arttırılacaktır. Yine fail tek bir fiil ile birden fazla kişiye karşı hakaret eyleminde bulunursa yine mağdur sayısınca suç oluşacak ancak zincirleme suç koşullarının gerçekleşmesi ile faile tek ceza verilecektir. Hakaret suçu kamu görevlisine görevinden dolayı işlenmesi dışında şikayete bağlı bir suçtur. Mağdurun fiili ve faili öğrenmesinden itibaren 6 ay içinde şikayette bulunması gerekmektedir. Basit ve nitelikli hakaret suçunun zamanaşımı süresi ise suçun işlendiği tarihten itibaren sekiz yıldır. Zamanaşımını kesen durumların varlığı halinde ise zamanaşımı süresi TCK 67/4 gereği en fazla 12 yıldır. TCK 125/1 de düzenlenen basit hal için uygulanacak yaptırım üç aydan iki yıla kadar hapis cezası veya adli para cezasıdır. Adli para cezasına ilişkin düzenleme ise TCK 52'de yar almaktadır. Nitelikli hallerinin gerçekleşmesi durumunda ise madde metninde belirtilen şekilde arttırıma gidilecektir. İnternet ve sosyal medya yoluyla hakaret suçu için tıklayınız.

Hakaret Davası Delilleri

Hakaret davası delilleri bakımından çeşitlilik arz ediyor diyebiliriz. Tanık deliline dayanabilineceği gibi herhnagi bir şekilde kanuna aykırı olmadan yapılan kayıtlardan elde edilen ses ve görüntü de hakaret davası delili olarak kullanılabilir. Bu delillerin soruşturma aşamasında veya yargılama aşamasında verilmesi arasında bir fark yoktur. Kişiler istedikleri zaman ceza davasına delil sunabilirler. Soruşturma aşamasında delillerin sunulması Cumhuriyet Başsavcısına kolaylık sağlayacak ve takipsizlik kararı verilme riskini azaltacağı gibi kamu davası açılması ihtimalini bir o kadar güçlendirecektir.

Hakaret Davası Cezası

Hakaret davası cezası Türk Ceza Kanununun 125. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre;

Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir. 

Görüleceği üzere üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılacağı belirtilmiştir.

Hangi Kelimeler Hakarete Girer

Hangi kelimeler hakarete girer konusunda her yıl yargıtayın vermiş olduğu kararlar ışığında saptama yapılabilemektedir. Bu yüzden hangi kelimeler hakarete girer konusunda konunun uzmanı ceza avukatından bilgi almanız daha uygun olacaktır. 

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Mala Zarar Verme Suçu
Mala Zarar Verme Suçu

Mala zarar verme suçu suç faili açısından herhangi...

Devamı
Şantaj Suçu ve Cezası (TCK 107)
Şantaj Suçu ve Cezası (TCK 107)

Şantaj Suçunun düzenlendiği 107 maddenin birinci v...

Devamı
TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE SOKMA SUÇU (TCK M.179-180)
TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE SOKMA SUÇU (TCK M.179-180)

Şikayet, Uzlaşma ve Zamanaşımı, Trafik Güvenliğini...

Devamı
TEHDİT SUÇU VE CEZASI (TCK 106)
TEHDİT SUÇU VE CEZASI (TCK 106)

Tehdit suçu oluşması için tehdit, geleceğe yönelik...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık