Emre İtaatsizlikte Israr Suçu

Emre İtaatsizlikte Israr Suçu

28-09-2020
Emre İtaatsizlikte Israr Suçu

Emre İtaatsizlikte Israr Suçu

Emre itaatsizlikte ısrar suçu 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun "İtaatsizlikte ısrar edenlerin cezası" başlıklı 87. maddede düzenlenmiştir. İlgili kanun maddesine göre;

"Hizmete ilişkin emri hiç yapmayan asker kişiler bir aydan bir seneye kadar, emrin yerine getirilmesini söz veya fiili ile açıkça reddeden veya emir tekrar edildiği halde emri yerine getirmeyenler, üç aydan iki seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.

2. Yukarıki fıkrada yazılı suçlar seferberlikte yapılırsa beş ve düşman karşısında yapılırsa on seneye kadar ağır hapis cezası hükmolunur. "

şeklinde düzenlenmiştir.

Buna göre suçun faili ancak aseker kişiler olabilir. Nitekim kanun hizmete ilişkin emri hiç yapmayan asker kişilerden bahsetmiştir. 

Burada suçun sonucunda verilecek cezalar belirtilmiş ise de okuyucularımızın şu hususta dikkatini çekmek isteriz. SIRF ASKERİ SUÇLAR İLE SİVİL ŞAHISLARIN İŞLEDİĞİ SUÇLAR SONUCUNDA CMK DA UYGULANAN VE 231. MADDEDE YER ALAN HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI KARARININ FARKLILIKLAR GÖSTERECEK OLMASIDIR. NİTEKİM 231. MADDENİN ASKERİ SUÇLARA UYGULANMASI BAKIMINDAN FARKLILIKLARIN AYRINTILI OLARAK İŞLENEBİLMESİ İÇİN ASKERİ CEZADA HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI BAŞLIKLI MAKALEMİZİ OKUMANIZI TAVSİYE EDERİZ.

İŞTE HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI HUSUSU SIRF ASKERİ SUÇLARDA DEĞİŞKENLİK GÖSTERDİĞİNDEN, SANIK DURUMUNDA BULUNAN VE TÜRK SİLAHLI KUVVETLERDE ÇALIŞMAYA DEVAM EDEN ASKER KİŞİLER ALACAKLARI MAHKUMİYET KARARLARI İLE İŞLERİNDEN OLABİLMEKTEDİRLER. 

Emre İtaatsizlikte Israr Suçunun Unsurları

Emre itaatsizlikte ısrar suçu Askeri Ceza Kanununun 87. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmeiştir. Hizmete ilişkin emirleri yerine getirmemek suçu ise 87. maddenin birinci fıkrasında yer alır. Bu iki suçu birbirine karıştırmamak gerekir. Nitekim hizmete ilişkin emirleri yerine getirmemek suçunda sadece tek bir emir varken suçun kanundaki düzenlemesine bakılacak olunursa emre itaatsizlikte ısrar suçunda emir tekrar edildiği halde emri yerine getirmemekten bahsedilmektedir. Yine emir verildikten sonra emrin yerine getirilmeyeceğine ilişkin olarak söz veya fiil ile açıkça reddeden asker kişi de emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlemiş olacaktır. Kanundaki tipikliğin gerçekleşip gerçekleşmediği hususu çok ama çok önemli bir husustur. 

Emre İtaatsizlikte Israr Suçunun Önemi

Emre itaatsizlikte ısrar suçu özellikle uzman erbaş ve sözleşmeli erler için mesleki açıdan hayati önemi haizdir. Nitekim emre itaatsizlikte ısrar suçundan dolayı bir gün ceza alınsa ve bu ceza Hükmün Açıklanmasının geri bırakılması kararı ile geri bırakılsa dahi kişinin sözleşmesi feshedilebilecektir. Hizmete ilişkin emirleri yerine getirmemenin cezası ise 3 aydan bir yıla kadar hapistir. Bu ceza sonrası da alınacak hükmün çok önemi vardır. Nitekim kasten işlenen bir suçtan dolayı 30 günden fazla hapis cezası alınması durumunda da ilişik kesilecektir. Unutulmamalıdır ki askeri ceza davalarında hagb kararı verilebilmesi için 6 ayın altında ceza alınması gerekir. CMK 231. maddeye göre 2 yıl olan üst sınır askeri cezalarda 6 aydır. 6 Ayın üstünde hagb kararı verilemeyeceğinden dolayı alınacak hapis cezası sözleşmenin feshedilmesine sebep olabilecektir.

Emre İtaatsizlikte Israr Suçunda Savunmaların Önemi

Emre itaatsizlikte ısrar suçunda hem savcılık aşamasında hem de kamu davasının açılması aşamasında gerekçeli savunmaların sunulması oldukça önemlidir. Nitekim suçun maddi ve manevi unsurunun oluşup oluşmadığı son derece önemlidir. Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı gerekçeli savunmalar ile iyi bir şekilde mahkemeye açıklandığı takdirde mahkeme askeri personeli cezalandıramayacak ve beraat kararı verebilecektir. Buradaki önemli hususlardan bir tanesi de suçun oluşması için verilen emrin hizmete ilişkin bir emir olup olmadığıdır.

Emre İtaatsizlikte Israr Suçunda Askeri Ceza Avukatı Tutmak Zorunlu mu

Emre itaatsizlikte ısrar suçunda askeri ceza avukatı ile anlaşmak zorunda olmayıp sanık savunmalarını tek başına da yapabilir. Ancak alınacak bir ceza mesleki hayata ilişkin mesleki geleceği de etkileyebileceğinden mütevellit askeri ceza avukatından yardım alınması tavsiye edilmektedir. Nitekim özellikle sözleşmeli olarak çalışan personellerin alacağı cezalar mesleki bakımdan sözleşmelerinin sonlandırılmasına sebebiyet verebileceği gibi hürriyeti bağlayıcı bir ceza normal hayatı da etkileyecek niteliktedir.

Emre İtaatsizlikte Israr Suçu Yargı Kararları

T.C.
YARGITAY
19. CEZA DAİRESİ
E. 2020/1825
K. 2020/9378
T. 1.7.2020

DAVA : Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

Sanık hakkında üstü olan mağdur ...'un esas duruşa geç emrine rağmen esas duruşa geçmediği gibi sözlü olarak “ben esas duruş muruş bilmem” demek suretiyle emre itaatsizlikte ısrar suçundan ASCK'nın 87/1 (2. cümle) maddesi gereğince; yine üstü olan mağdur ...'un koluna tekme atmak suretiyle üste fiilen taarruz suçundan ASCK'nın 91/1 maddesi gereğince cezalandırılması istemi ile kamu davası açıldığı ve de her iki suç bakımından haksız tahrik hükümlerinin uygulanması talep edildiği halde, CMK'nin 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınmadan, sanık hakkında toplu asker karşısında üste fiilen taarruz suçundan ASCK'nın 91/2. maddesi, toplu asker karşısında emre itaatsizlikte ısrar suçundan ise haksız tahrik hükümleri uygulanmaksızın ASCK'nın 88. maddesi uyarınca yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,

Kabule göre de;

Birliği Komutanlığınca düzenlenen vaka kanaat raporunda bölüğe katıldığı ilk andan itibaren sorun çıkarmaya başladığı, toplu yaşamaya sivilde aldığı cezalar nedeniyle uyumlu olmadığı ve danışmanlığında da yaptıklarını hatırlamadığını söylediği belirtilen sanığın psikolojisinin bozuk olduğu yönündeki savunması da dikkate alındığında; suç tarihleri öncesi ve sonrasında gördüğü psikolojik tedavilere ilişkin belgelerin getirtilerek dava dosyasına dahil edilmesini müteakip sanığın suç tarihlerinde psikiyatrik yönden askerliğe elverişlilik durumu ve ceza ehliyeti ile ilgili ortaya çıkan şüphenin giderilmesi için psikiyatri uzmanı bir bilirkişiye muayenesi yaptırılıp, bilirkişinin lüzum görmesi hâlinde adli gözlem altına aldırılması, elde edilecek sonuca göre hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi,

SONUÇ : Kanuna aykırı ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak, HÜKÜMLERİN 5320 Sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK'nin 321. Maddesi uyarınca, BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 01/07/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.
YARGITAY
19. CEZA DAİRESİ
E. 2019/29065
K. 2020/7615
T. 19.6.2020

DAVA : Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, göre yapılan incelemede;

I-) 25/08/2012 tarihindeki emre itaatsizlikte ısrar suçu ile 14/11/2012-03/05/2013 tarihleri arasındaki firar suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;

Yükletilen suçların sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,

Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı,

Anlaşıldığından, sanık müdafinin temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

II) 24/08/2012 tarihindeki emre itaatsizlikte ısrar suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;

Yükletilen suçun sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,

Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu, anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.

Ancak,

Sanık hakkında hükmedilen kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi esnasında adli para cezasının belirlenmesine esas tam gün sayısının belirtilmemesi, keza hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi ve bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktarın belirlenmesi sırasında uygulanan Kanun ve maddelerinin gösterilmemesi suretiyle CMK'nin 232/6. ve TCK'nin 52/3. maddelerine aykırı davranılması,

SONUÇ : Kanuna aykırı ve sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak, hükümlerin BOZULMASINA, bu aykırılık yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, 5320 Sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK'nin 322. maddesi uyarınca, hükmün 2. maddesinin 2. paragrafından sonra gelmek üzere “Sanığa verilen hürriyeti bağlayıcı cezanın sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, yargılama sürecinde gözlemlenen davranışları ve suçun işlenmesindeki özellikler nazara alınarak TCK'nin 50/4. maddesi delaletiyle TCK'nin 50/1-a maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesine; TCK'nin 52/3. maddesi gereğince adli para cezasının belirlenmesine esas tam gün sayısının 75 tam gün olarak belirlenmesine, TCK'nin 52/2. maddesi gereğince sanığın ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak bir gün karşılığı adli para cezasının takdiren 20 TL olarak hesabıyla 1500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” şeklindeki paragrafın eklenmesi suretiyle, başkaca yönleri kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 19/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.
YARGITAY
19. CEZA DAİRESİ
E. 2020/1778
K. 2020/6324
T. 10.6.2020

DAVA : E. itaatsizlikte ısrar suçundan sanık ...'ün, 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanunu 87/1 ve 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62/1. maddeleri uyarınca 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair (kapatılan) Kara Kuvvetleri Komutanlığı Gaziantep 5. ... Askeri Mahkemesi'nin 15/09/2014 tarihli ve 2014/413 Esas, 2014/444 Karar sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle yeniden yapılan yargılamasında 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanunu 87/1 ve 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62/1. maddeleri uyarınca 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Kahramanmaraş 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 15/10/2019 tarihli ve 2018/370 Esas, 2019/746 Karar sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 21/01/2020 gün ve 94660652-105-46-21496-2019-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekinde bulunan dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27/01/2020 tarih ve 2020/11350 Sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.

Anılan ihbarnamede;

“Dosya kapsamında bulunan adlî sicil kaydına göre, suç tarihinden önce hapis cezasına ilişkin hükümlülüğü bulunmayan sanık hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezasının, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 50/3. maddesindeki “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir” hükmü uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmediği” gerekçesiyle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla,

Gereği görüşülüp düşünüldü;

KARAR : E. itaatsizlikte ısrar suçundan sanık ...'ün 1632 Sayılı ASCK'nın 87/1 ve 5237 Sayılı TCK'nın 62/1. maddeleri uyarınca 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, daha önce hapis cezasına ilişkin hükümlülüğü bulunmayan sanık hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezasının, TCK'nın 50/3. maddesindeki "Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir" hükmü uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmediğinden;

Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen ihbarnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden,

SONUÇ : Kahramanmaraş 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 15/10/2019 tarihli ve 2018/370 Esas, 2019/746 Karar sayılı kararının 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, aynı Kanunun 309/4-d. maddesindeki “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” şeklindeki düzenleme gereği bozma nedenine göre uygulama yapılarak, sanık hakkında emre itaatsizlikte ısrar suçundan kurulan hüküm fıkrasına 1. maddenin 2. paragrafından sonra gelmek üzere “Sanığa hükmedilen kısa süreli hapis cezasının, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 50/3. maddesindeki amir hükme göre, takdiren aynı Kanunun 50/1-a. maddesi gereğince adli para cezasına çevrilerek, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 52/2. maddesi uyarınca günlüğü 20 TL'den sanığın neticeten 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,” ibaresinin yazılmasına, hüküm fıkrasının sanık hakkında TCK 50'nci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına ilişkin 1. maddesinin 3. paragrafında yer alan “50,” ibaresinin hükümden çıkarılmasına ve sanık hakkında sonuç ceza adli para cezası olarak belirlendiğinden TCK'nın 53. maddesi hükümlerinin uygulanmasına ilişkin 1. maddesinin 4. paragrafının hükümden çıkarılmasına, hüküm fıkrasındaki diğer hususların aynen bırakılmasına, infazın ve müteakip işlemlerin mahallinde buna göre yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.
YARGITAY
19. CEZA DAİRESİ
E. 2019/28741
K. 2020/2106
T. 26.2.2020

DAVA : Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,

1-)Sanık ... hakkında verilen beraat hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;

Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 04/04/2013 tarihli ve 2013/35-32 Sayılı kararında da ayrıntılı bir şekilde belirtildiği üzere, sosyal paylaşım siteleri ve internet üzerinden askeri fotoğrafların paylaşılmayacağına dair, Birlik Komutanlığınca tebliğ edilen emrin, birlik disiplini ve güvenliğinin sağlanması için istihbarata karşı koyma amaçlı getirilmiş hizmete ilişkin bir emir olduğu hususunda kuşku bulunmamakla birlikte emre itaatsizlikte ısrar suçunun oluşumu için hizmete ilişkin bir emrin varlığı, bu emrin usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olması, emrin hiç yapılmamış olması ve suç kastıyla hareket edilmiş olması gerekmekte olup, dosya kapsamına göre 29 Şubat 2016 tarihli ve “sosyal paylaşım sitelerinde yapılan paylaşımlar” konulu emrin sanığa 12/06/2016 tarihinde yazılı olarak tebliğ edildiği,

dolayısıyla suç tarihinden evvel yazılı veya sözlü olarak tebliğ edilmiş bir emir bulunmadığı cihetle, sanığın beraatine ilişkin hüküm sonucu itibariyle doğru olduğundan,

Eyleme ve yükletilen suça yönelik Askeri Savcının temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Askeri Ceza Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Mala Zarar Verme Suçu
Mala Zarar Verme Suçu

Mala zarar verme suçu suç faili açısından herhangi...

Devamı
Şantaj Suçu ve Cezası (TCK 107)
Şantaj Suçu ve Cezası (TCK 107)

Şantaj Suçunun düzenlendiği 107 maddenin birinci v...

Devamı
Hakaret Davası
Hakaret Davası

Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi ...

Devamı
TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE SOKMA SUÇU (TCK M.179-180)
TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE SOKMA SUÇU (TCK M.179-180)

Şikayet, Uzlaşma ve Zamanaşımı, Trafik Güvenliğini...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık