TEDBİR NAFAKASI NEDİR? TEDBİR NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?

TEDBİR NAFAKASI NEDİR? TEDBİR NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?

30-09-2019
TEDBİR NAFAKASI NEDİR? TEDBİR NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?

TEDBİR NAFAKASI NEDİR? TEDBİR NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?

Tedbir nafakası TMK- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunumuzun 169'uncu maddesi hükmüne göre; "boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim davanın devamı süresince gerekli olan özellikle eşlerin barınmasına geçimine eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re'sen alır". Bu önlemler müşterek çocuklar için alınabileceği gibi eşler hakkında da re'sen yani hakim tarafından kendiliğinden alınabilir. Biz burada çocuklar için verilen tedbir nafakasından bahsedeceğiz. Değindiğimiz üzere tedbir nafakasına hakim re'sen karar vermekte olup buna ilişkin düzenlemeyi re'sen yapmaktadır. Tedbir nafakasına kural olarak boşanma davası açılmasından itibaren hükmedilmelidir. Yani tedbir nafakasının başlangıç tarihinin kural olarak davanın açıldığı tarih olması gerekir. Ancak burada ince bir ayrıntı vardır ki örneğin çocuğun geçici velayeti dava süresince anneye verilmiş olsun. Yalnız, annenin bu geçici velayet ilişkisinin kurulması için babaya bir başvuru yapmadığını ve çocuğun dava süresi boyunca babanın yanında kaldığını düşünelim. Ara karar gereği çocuğun anneye teslimi gerçekleşmediğine göre baba, dava süresince çocuk için anneye tedbir nafakası ödemekle sorumlu tutulamaz. Yargıtay da bizimle aynı görüştedir ve böyle bir durumda anne, mahkemenin teslim yönündeki ara kararına rağmen çocuğu teslim almamışsa çocuğun bakımına ilişkin bir harcama da yapmamış demektir. O halde dava boyunca babanın yanında bulunan ve bakımı da babası tarafından yapılan müşterek çocuk için anne yararına tedbir nafakası tayin ve takdiri doğru değildir. Nitekim Yargıtayın 05.10.2014 tarih 2004/8835E., 2004/11245K. sayılı ilamında da; "Davacı annenin, çocukların tedbiren kendisine teslimini talep etmesi üzerine mahkemece, 27.10.2003 tarihinde her iki çocuğun velayetlerinin tedbiren anneye verilmesine karar verilmiş, bu karar Ankara 6. İcra Müdürlüğünün ..... sayılı dosyası ile 05.11.2003 tarihinde yerine getirilmiş, çocuklar anneye bu tarihte teslim edilmişlerdir. Tedbir nafakasına bu tarihten itibaren hükmolunması gerekirken, dava tarihinden itibaren verilmesi usul ve yasaya aykırıdır" şeklinde hüküm kurulmuştur. Bu hususun gözden kaçırılmaması son derece önemlidir. İşte iyi bir boşanma avukatının önemi burada ortaya çıkmaktadır.

Tarafların ortak çocuğu davadan sonra doğmuş ise tedbir nafakasına doğum tarihinden itibaren hükmedilmelidir. Taraflar davada tedbir nafakası istememişlerse davanın her aşamasında tedbir nafakası isteyebilirler. Tedbir nafakası; 1. red ya da boşanma kararının kesinleşmesine kadar verilir, 2. boşanma veya ayrılık davasında çocuk boşanma kararının kesinleştiği tarihten önce ergin olmuşsa çocuk yararın hükmedilen nafaka dava tarihinden ergin olduğu tarihe kadar tedbir nafakası olarak verilir. 3. Ölüm tarihine kadar verilir.

Geçici Tedbir Nafakası Nedir?

Önemle belirtmekte fayda vardır ki boşanma davası sırasında geçici tedbir nafakalarına hakim tarafından re'sen hükmedilir. Dava dilekçesinde çocuklar için nafaka talep edilmediği beyan edilmiş olunsa dahi sonradan istekte bulunulabilir. Nafaka hükmü çocukların korunmasına yönelik olduğundan Kamu Düzenine ilişkindir. Çocuğa verilen nafaka miktarının belirlenmesi sırasında çocuğun ihtiyaçları, çocuğun gelirleri, tarafların ödemeyi kabul ettikleri miktar, tarafların yaşam koşulları ve ödeme imkanları göz önünde bulundurulmalıdır.
Yargıtay
3. Hukuk Dairesi
Esas : 2014/2208
Karar : 2014/9847
Tarih : 18.06.2014
Özet: TMK.nun 182. maddesine göre; boşanma kararı ile velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. TMK.nun 330. maddesindeki düzenleme, nafaka miktarının çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçlerine göre belirlenir şeklindedir. TMK'nun 331. maddesi uyarınca da; durumun değişmesi halinde hakim nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırabilir.
Taraflar arasında görülen iştirak nafakası davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı(karşı davalı) vekili tarafından TEMYİZ EDİLMİŞTİR.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dilekçesi ile; tarafların 02.12.2008 tarihinde kesinleşen kararla anlaşmalı olarak boşandıklarını, protokol uyarınca müşterek çocuk lehine aylık 250 TL iştirak nafakası ile bu nafakanın her yıl %20 oranında arttırılmasına karar verildiğini, anlaşma gereği nafakanın dava tarihinde 518 TL'ye ulaştığını, ancak müvekkilinin bu bedeli ödemekte zorluk çektiğini iddia ederek, 400 TL'ye indirilmesiyle yıllık artışın ÜFE'ye göre belirlenmesini talep ve DAVA ETMİŞTİR.
Davalı vekili cevap dilekçesiyle davanın reddini dilemiş, karşı dava ile de; halen ödenen 518 TL iştirak nafakasının çocuğun ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kaldığını iddia ederek, 1.000 TL'ye arttırılmasını talep ve DAVA ETMİŞTİR.
Mahkemece; davacının iştirak nafakasının indirilmesi talebinin reddine, karşı davada daha evvel hükmedilen 250,00 TL iştirak nafakasının 20.02.2013 tarihi itibariyle 650,00 TL ye yükseltilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, nafakanın her yıl TÜİK tarafından açıklanan ÜFE oranında artırılmasına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından TEMYİZ EDİLMİŞTİR.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları YERİNDE DEĞİLDİR. Ancak;
TMK.nun 182 nci maddesine göre; boşanma kararıyla velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında KATILMAK ZORUNDADIR.
TMK.nun 330. maddesindeki düzenleme, nafaka miktarının çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçlerine göre BELİRLENİR ŞEKLİNDEDİR.
TMK'nun 331 inci maddesi uyarınca da; durumun değişmesi halinde hakim nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırabilir.
Somut olayda; davacı babanın işçi olup aylık ortalama 2.800 TL geliri olduğu, kendine ait evde oturduğu, davalı annenin ise öğretmen olup aylık ortalama 2.500 TL maaşının olduğu, annesine ait evde oturduğu, müşterek çocuğun ise 2007 doğumlu olup, ilköğretim 1.sınıf öğrencisi OLDUĞU ANLAŞILMAKTADIR.
Mahkemece davacı babanın dava tarihinde ödemekte olduğu 518 TL'nin tespitiyle yetinilmesi gerekirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, çocuğun ihtiyaçlarına ve günün ekonomik koşullarına göre, yüksek miktarda nafakaya hükmedilmesi doğru görülmemiş, BOZMAYI GEREKTİRMİŞTİR.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün HUMK.nun 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.06.2014 tarihinde OYBİRLİĞİYLE KARAR VERİLDİ.

Tedbir Nafakası Ne Kadar?

Tedbir nafakasının miktarının net bir şekilde herkes bakımından objektif olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.Tedbir nafakası miktarının belirlenmesindeki kıstas nafaka yükümlüsünün ekonomik durumu ile nafakaya hükmedilecek kişinin içinde bulunduğu ekonomik koşul ve ihtiyaçlardır. Bir de hem eş için hem de çocuklar için boşanma davasının devamı sırasında belirlenen nafaka tedbir nafakası olarak adlandırılmakta, boşanma davasının kesinleşmesinden sonraki adlandırmaya göre eşler için olanına yoksulluk, çocuklar için olanına ise iştirak nafakası adı verilmektedir. Tekrar belirtmek gerekir ki tedbir nafakasının kesin kati bir sınırı olmayıp tamamen somut olayın özelliklerine göre belirlenen bir nafakadır. Nitekim mahkeme yapacağı ekonomik araştırma ile emniyete ve sosyal güvenlik kurumuna müzekkereler yazacak, verilen bu müzekkere cevaplarında tespit edilen ekonomik duruma göre nafaka bedeli belirlenecektir. Ancak bazı durumlarda eşler hukuka aykırı davranışlar içerisine girebilmekte özellikle bir iş yerinde sigorlalı çalışanlar maaşlarını düşük göstermek için bir takım ücretleri elden alabilmektedirler. Bunun önüne geçebilmek için tedbir nafakası talep eden tarafın eğer boşanma avukatı var ise bu durumu avukatına bildirmeli yok ise ispat maksadıyla vakılarını mahkemeye sunmalıdır. 

Tedbir Nafakası Ne Zaman Ödenir?

Tebir nafakasının ödenme biçimine ve miktarına hakim karar verecektir. Miktarı belirleyen hakim tedbir nafakasının ödenme tarihini de buna göre belirleyecek ve nafaka yükümlüsü o gün geldiğinde nafakayı verecektir. Örneğin hakim nafakanın her ay düzenli olarak ödenmesine karar vermiş ve dava 01.01.2001 tarihinde açılmış ise kişi bir sonraki nafaka bedelini 01.02.2001 tarihinde ödeyecektir. Nafaka aylık olarak verilen ve yukarıda da değinildiği üzere hakim tarafından yaptırılacak ekonomik durum arşatırması neticesinde belirlenmektedir.

Tedbir Nafakası Ne Zaman Başlar?

Kural tedbir nafakasının başlangıç tarihinin davanın açıldığı tarih olmasıdır. Uygulamada çokça rastlanan bir durum davanın açılması sırasında talep edilen nafakalara ilk duruşma gününde hükmedildiği görülmektedir. Bunu bir örnekle açıkalayacak olursak eşin nafaka talepli boşanma davasını 01.01.2001 tarihinde açtığını düşünelim. İlk duruşmanın da 01.06.2010 tarihinde yapıldığını varsayalım ve bu duruşmada hakim tedbir nafakasına ilişkin karar verdiğinde nafaka başlangıç tarihi davanın açıldığı tarih olacağından ki örneğimizde 01.01.2010 tarihinde başlayacağından kişi 6 aylık nafaka bedelini birden ödemek zorunda kalacaktır. Örneğin hakim 100,00 TL nafakaya hükmetmiş ise 600,00 TL birikmiş nafakanın nafaka yükümlüsü tarafından ödeneceği gerçeği unutulmamalıdır. Bundan dolayı nafaka yabana atılır bir durum değildir. Bu yüzden davaların uzmanlar eliyle yürütülmesi her zaman tavsiye olunur.

BİRİKMİŞ NAFAKALARIN TAHSİLİ YARGITAY KARARI

Birikmiş tedbir nafakası- Nafaka Çocuğun Bakım ve Gözetimi İçin Anaya Katkı Payı Olarak Hükmedildiğinden Çocuğun Anaya Verilen Bu Katkı Payını Kendi Adına Talep Etmesinin Mümkün Olmadığı
KATKI PAYI ( Birikmiş Nafakaların Tahsili İstemi - Takip Konusu Yapılan Birikmiş Nafaka Çocuğun Bakım ve Gözetimi İçin Anaya Katkı Payı Olarak Hükmedildiğinden Çocuğun Anaya Verilen Bu Katkı Payını Kendi Adına Talep Edemeyeceği )
ÇOCUĞUN BAKIM VE GÖZETİMİ İÇİN ANAYA KATKI PAYI OLARAK HÜKMEDİLEN NAFAKA ( Çocuğun Anaya Verilen Bu Katkı Payını Kendi Adına Talep Etmesinin Mümkün Olmadığı - Takip Konusu Edilen Nafaka Alacakları Çocuk Reşit Olmadan Önce Doğduğundan Takibin Anne Tarafından Başlatılabileceği )
ÖZET : Dava, birikmiş nafakaların tahsili istemidir. Mahkemece çocuğun reşit olduğu bu tarihten sonra annesi tarafından takip başlatılmayacağı, annenin takip hakkı olmadığı gerekçesiyle aktif husumet sebebiyle takibin iptaline karar verilmiştir. Takip konusu yapılan birikmiş nafaka çocuğun bakım ve gözetimi için anaya katkı payı olarak hükmedildiğinden çocuğun anaya verilen bu katkı payını kendi adına talep etmesi mümkün değildir. Takip konusu edilen nafaka alacakları çocuk reşit olmadan önce doğmuştur. Bu sebeple takibin anne tarafından başlatılmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
KARAR : Alacaklı tarafından başlatılan ilamların icrasına yönelik takibin dayanağı ilamda "... dava tarihinden itibaren aylık 400.00 TL tedbir nafakasına..." karar verilmiş, karar kesinleştiğinde iştirak nafakası olarak devamı öngörülmüştür. Takipte 7.6.2007 dava tarihinden başlayarak 2010 yılı Kasım ayı nafakası da dahil olmak üzere birikmiş nafakalar istenilmiştir.
Mahkemece çocuğun 19.11.2010 tarihinde reşit olduğu bu tarihten sonra 12.1.2011 tarihinde annesi tarafından takip başlatılmayacağı, annenin takip hakkı olmadığı gerekçesiyle aktif husumet sebebiyle takibin iptaline karar verilmiştir.
Takip konusu yapılan birikmiş nafaka çocuğun bakım ve gözetimi için anaya katkı payı olarak hükmedildiğinden çocuğun anaya verilen bu katkı payını kendi adına talep etmesi mümkün değildir. Takip konusu edilen nafaka alacakları çocuk reşit olmadan önce doğmuştur. Bu sebeple takibin anne tarafından başlatılmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Mahkemece, borçlunun diğer itirazı sebepleri incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
SONUÇ : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle mahkeme kararının yukarda açıklanan sebeplerle ve 6100 Sayılı H.M.K.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA T.C.YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ E.2012/2879 K. 2012/3723 T. 3.5.2012

Boşanma Davası Sırasında İstenen Nafakalar

BOŞANMA DAVASI ( Velayeti Anneye Verilen Ortak Çocuk İçin Dava Tarihinden İtibaren Hüküm İfade Edecek Şekilde Anne Yararına Tedbir Nafakasına Hükmedilmesinin Hatalı Olduğu - Mahkemece Çocuğun Anneye Teslim Edilip Edilmediğinin ve Teslim Edilmiş İse Teslim Tarihinin Araştırılarak Teslim Tarihinden İtibaren Anne Yararına Tedbir Nafakasına Hükmedilmesi Gerektiği )
USULÜ KAZANILMIŞ HAK ( İlk Hükümde Davacı-Karşı Davalı Kadın Yararına Hükmolunan Nafakalar Kadın Tarafından Temyiz Edilmeyerek Bu Miktar Yönünden Davalı-Karşı Davacı Erkek Lehine Hak Oluştuğu - Mahkemece Bozmaya Uyularak Yapılan Yargılama Sonucunda Usulü Kazanılmış Hakka Aykırı Olacak Şekilde Davalı-Karşı Davacı Erkek Aleyhine Tedbir ve İştirak Nafakasına Hükmedilmesinin Hatalı Olduğu )
YOKSULLUK NAFAKASI ( İsteğin Kabul Edilebilmesi İçin Nafaka Talep Edenin Boşanma Yüzünden Yoksulluğa Düşeceğinin Belirlenmesi Gerektiği - Mahkemece Yeniden Kadının İş Yerine Maaş Bordrolarının Temini Amacıyla Müzekkere Yazılarak Ekonomik ve Sosyal Durumu Araştırılıp Kadının Sürekli ve Düzenli Bir İşte Çalışıp Çalışmadığı Çalıştığının Tespit Edilmesi Halinde Çalışması Karşılığında Elde Ettiği Gelirin Düzenli ve Sürekli Olup Olmadığı Kendisini Yoksulluktan Kurtaracak Düzeyde Bulunup Bulunmadığı Araştırılarak Karar Verilmesi Gerektiği )
4721/m.169, 175
ÖZET : Dava, boşanma davasıdır. Olayda, fiili ayrılık süresince ve sözlü yargılamanın yapıldığı karar celsesine kadar davalı- karşı davacı babanın yanında bulunan ve nihai hükümle de velayeti davacı karşı davalı annesine bırakılan ortak çocuk yararına dava tarihinden itibaren tedbir ve iştirak nafakasına hükmedildiği anlaşılmıştır. Velayeti anneye verilen ortak çocuk B. için dava tarihinden itibaren hüküm ifade edecek şekilde anne yararına tedbir nafakasına, hükmedilmesi hatalıdır. Mahkemece, çocuğun anneye teslim edilip edilmediğinin ve teslim edilmiş ise teslim tarihinin araştırılarak teslim tarihinden itibaren anne yararına tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekir
İlk hükümde davacı-karşı davalı kadın yararına hükmolunan nafakalar kadın tarafından temyiz edilmeyerek, bu miktar yönünden davalı-karşı davacı erkek lehine usulü kazanılmış hak oluşmuştur. Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda usulü kazanılmış hakka aykırı olacak şekilde davalı-karşı davacı erkek aleyhine tedbir ve iştirak nafakasına hükmedilmesi hatalıdır.
Yoksulluk nafakası isteğinin kabul edilebilmesi için nafaka talep edenin boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceğinin belirlenmesi gerekir. Mahkemece yeniden usulünce kadının iş yerine maaş bordrolarının temini amacıyla müzekkere yazılması, ekonomik ve sosyal durum araştırması yapılarak, kadının sürekli ve düzenli bir işte çalışıp çalışmadığı, çalıştığının tespit edilmesi halinde, çalışması karşılığında elde ettiği gelirin düzenli ve sürekli olup olmadığı, kendisini yoksulluktan kurtaracak düzeyde bulunup bulunmadığı araştırılarak, gerçekleşecek sonuca göre kadının yoksulluk nafakası talebi hakkında karar verilmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle kararın bozulması gerekir.
DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı erkek tarafından her iki dava yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : 1- )Dosyadaki yazılara, bozmaya uygun işlem ve araştırma yapılmış olmasına, delillerin takdirinde bir yanlışlık bulunmamasına ve özellikle davalı-karşı davacı erkeğe kusur olarak yüklenilen sadakatsizlik vakıasının güven sarsıcı davranış sınırlarında kaldığının, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda yine de erkeğin tam kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre davalı-karşı davacı erkeğin aşağıdaki bentler dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2- )Mahkemece fiili ayrılık süresince ve sözlü yargılamanın yapıldığı karar celsesine kadar davalı- karşı davacı babanın yanında bulunan ve nihai hükümle de velayeti davacı karşı davalı annesine bırakılan ortak çocuk B. yararına dava tarihinden itibaren tedbir ve iştirak nafakasına hükmedildiği anlaşılmıştır. Bu sebeple mahkemece, velayeti anneye verilen ortak çocuk B. için dava tarihinden itibaren hüküm ifade edecek şekilde anne yararına tedbir nafakasına ( TMK m. 169 ), hükmedilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece, çocuğun anneye teslim edilip edilmediğinin ve teslim edilmiş ise teslim tarihinin araştırılarak teslim tarihinden itibaren anne yararına tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde dava tarihinden itibaren hüküm ifade edecek şekilde tedbir nafakası takdiri doğru bulunmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
3- )Mahkemece bozma öncesi verilen 18.02.2015 tarihli ilk kararda ortak çocuk için kadın yararına 300 TL tedbir ve sonrasında iştirak nafakasına hükmedilmiş, bu hüküm davalı davacı erkek tarafından hükmün tamamına yönelik olarak temyiz edilmiştir. Bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda verilen ikinci kararda ise; ortak çocuk için davacı-karşı davalı kadın yararına 500 TL tedbir ve iştirak nafakasına hükmedilmiştir. İlk hükümde davacı-karşı davalı kadın yararına hükmolunan nafakalar kadın tarafından temyiz edilmeyerek, bu miktar yönünden davalı-karşı davacı erkek lehine usulü kazanılmış hak oluşmuştur. Bu sebeple bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda usulü kazanılmış hakka aykırı olacak şekilde davalı-karşı davacı erkek aleyhine yazılı miktarda tedbir ve iştirak nafakasına hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
4- )Yoksulluk nafakası isteğinin kabul edilebilmesi için nafaka talep edenin boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceğinin belirlenmesi gerekir ( TMK m. 175 ). Mahkemece davacı-karşı davalı kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmiş ise de; dosya arasında bulunan sosyal ve ekonomik durum araştırma raporundan kadının babasına ait hediyelik eşya dükkanında işçi olarak çalıştığı ancak gelirinin ne olduğunun belirtilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece yeniden usulünce kadının iş yerine maaş bordrolarının temini amacıyla müzekkere yazılması, ekonomik ve sosyal durum araştırması yapılarak, kadının sürekli ve düzenli bir işte çalışıp çalışmadığı, çalıştığının tespit edilmesi halinde, çalışması karşılığında elde ettiği gelirin düzenli ve sürekli olup olmadığı, kendisini yoksulluktan kurtaracak düzeyde bulunup bulunmadığı araştırılarak, gerçekleşecek sonuca göre kadının yoksulluk nafakası talebi hakkında karar verilmesi gerekirken, bu konuda eksik incelemeyle yazılı şekilde kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda 2., 3. ve 4. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINAT.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2019/5634 K. 2019/8986 T. 23.9.2019

Çocukların Teslimi Tarihinden İtibaren Nafakaya Hükmedileceği

BOŞANMA İSTEMİ ( Ortak Çocuklar Yararına Dava Tarihinden İtibaren Tedbir Nafakasına Karar Verilmiş İse de Çocukların Dava Tarihinde Davalı-Davacı Baba Yanında Bulundukları Anlaşılmakta Olup Mahkemece Ortak Çocukların Anneye Teslim Tarihinin Araştırılması ve Teslim Tarihinden İtibaren Tedbir Nafakası Takdiri Gerektiği )
• TEDBİR NAFAKASI ( Mahkemece Ortak Çocukların Anneye Teslim Tarihinden İtibaren Tedbir Nafakası Takdiri Gerekirken Çocukların Dava Tarihinde Davalı-Davacı Baba Yanında Bulundukları Gözetilmeksizin Yanılgılı Değerlendirme İle Dava Tarihinden İtibaren Tedbir Nafakasına Hükmedilmesinin Hatalı Olduğu )
• HÜKMÜN KAPSAMI ( Gerek Tefhim Edilen Gerekse de Buna Uygun Düzenlenmesi Zorunlu Gerekçeli Kararda Hüküm Altına Alınan Eşyanın Cins Nitelik Miktar ve Değerlerinin Ayrı Ayrı Gösterilmesi ve Taraflara Yüklenen Borç İle Tanınan Hakkın İnfazda Güçlük Çıkarmayacak Biçimde Belirtilmesi Gerektiği Gözetilmeden Ziynet Eşyalarının Tek Tek Ayar Gram ve Değerleri Belirtilmeden Hüküm Kurulmasının İsabetsiz Olduğu )
• ZİYNET ALACAĞI ( Düğün Fotoğraflarının Olmadığı Gerekçesiyle Salt Davacı-Davalı Kadının Beyanına Göre Hesaplama Yapılan Bilirkişi Raporunun Hükme Esas Alınmasının İsabetsiz Olduğu - Dosyada Mevcut Düğün Fotoğrafı Üzerinde Ayrıntılı İnceleme Yapılmak Suretiyle Rapor Alınıp İddia Savunma ve Tanık İfadeleri de Değerlendirilerek Ziynet Alacağı Hakkında Bir Karar Vermek Gerekirken Eksik İnceleme İle Ziynet Eşyalarının Tek Tek Ayar Gram ve Değerleri Belirtilmeden Hüküm Kurulmasının Bozmayı Gerektirdiği )
4721/m.169,
6100/m.297/2
ÖZET : Dava, boşanma istemine ilişkindir.
Mahkemece ortak çocuklar yararına dava tarihinden itibaren tedbir nafakasına karar verilmiş ise de çocukların dava tarihinde davalı-davacı baba yanında bulundukları anlaşılmakta olup, mahkemece ortak çocukların anneye teslim tarihinin araştırılması ve teslim tarihinden itibaren tedbir nafakası takdiri gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile dava tarihinden itibaren tedbir nafakasına hükmedilmesi hatalıdır.
Mahkemece aynen iadesine, olmadığı takdirde bedelinin ödenmesine karar verilen ziynetlerin bedelleri, ayar ve gramları hükümde ayrı ayrı gösterilmemiş, bilirkişi raporuna atıf yapılmıştır. Gerek tefhim edilen ve zabıtla belirlenen kararda, gerekse buna uygun düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alınan eşyanın cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerektiği gözetilmeden, ziynet eşyalarının tek tek ayar, gram ve değerleri belirtilmeden hüküm kurulması isabesizdir.
Düğün fotoğraflarının olmadığı gerekçesiyle salt davacı-davalı kadının beyanına göre hesaplama yapılan bilirkişi raporu hükme esas alınamayacağından, dosyada mevcut düğün fotoğrafı üzerinde ayrıntılı inceleme yapılmak suretiyle ziynete yönelik denetime elverişli ayrıntılı rapor alınıp, iddia, savunma ve tanık ifadeleri de değerlendirilmek suretiyle ziynet alacağı hakkında bir karar vermek gerekirken eksik inceleme ile ziynet eşyalarının tek tek ayar, gram ve değerleri belirtilmeden hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı erkek tarafından kusur belirlemesi, manevi tazminat, tedbir nafakasının başlangıç tarihi ve ziynet alacağı davasının kabulü yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : 1- )Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı erkeğin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2- )Mahkemece ortak çocuklar yararına dava tarihinden itibaren tedbir nafakasına karar verilmiş ise de çocukların dava tarihinde davalı-davacı baba yanında bulundukları anlaşılmaktadır. Mahkemece ortak çocukların anneye teslim tarihinin araştırılması ve teslim tarihinden itibaren tedbir nafakası takdiri gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde dava tarihinden itibaren tedbir nafakasına hükmedilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

3- )Mahkemece aynen iadesine, olmadığı takdirde bedelinin ödenmesine karar verilen ziynetlerin bedelleri, ayar ve gramları hükümde ayrı ayrı gösterilmemiş, bilirkişi raporuna atıf yapılmıştır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297, maddesinin ( 2 ). fıkrasında: hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında: açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği, aynı Yasanın 298. maddesinin ( 2. ) fıkrasında da, gerekçeli kararın, tefhim edilen hükme aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemeye göre; dava dilekçesi, bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye atıf yapılarak hüküm kurulamaz. Gerek tefhim edilen ve zabıtla belirlenen kararda, gerekse buna uygun düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alınan eşyanın cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde ziynet eşyalarının tek tek ayar, gram ve değerleri belirtilmeden hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Ayrıca ziynet davalarında kadın tarafından talep edilen tüm ziynetlerin dava tarihi itibariyle bedelleri hesaplanarak bunlardan hangilerinin sunulan delillerle ( düğün CD'si, düğün fotoğrafı ya da ispata yarar başkaca bir delille ) varlığının tespit edildiği de ayrı ayrı belirtilmek suretiyle, bilirkişi tarafından raporun düzenlenmesi gerekir. Ne var ki eldeki davada aldırılan bilirkişi raporunda düğün fotoğraflarının olmadığı gerekçesiyle salt davacı-davalı kadının beyanına göre hesaplama yapıldığı belirtilmiş olup denetime elverişli olmayan bu rapora göre hüküm tesis edilmiştir. O halde, açıklanan sebepler dikkate alınarak ve dosyada mevcut düğün fotoğrafı üzerinde ayrıntılı inceleme yapılmak suretiyle ziynete yönelik denetime elverişli ayrıntılı rapor alınıp, iddia, savunma ve tanık ifadeleri de değerlendirilmek suretiyle ziynet alacağı hakkında bir karar vermek gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde ziynet eşyalarının tek tek ayar, gram ve değerleri belirtilmeden hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, 3. bentteki bozma sebebine göre ziynet alacağı davasının esasına yönelik temyiz itiazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA,T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2018/7058
K. 2018/14308 T. 11.12.2018

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Kadına Karşı Şiddet
Kadına Karşı Şiddet

Kadına Karşı şiddet Şiddet mağduru ve şiddete uğra...

Devamı
EN İYİ BOŞANMA AVUKATI
EN İYİ BOŞANMA AVUKATI

En iyi boşanma avukatı- Boşanma Hukuku uzmanlık ge...

Devamı
YOKSULLUK NAFAKASI NEDİR? YOKSULLUK NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?
YOKSULLUK NAFAKASI NEDİR? YOKSULLUK NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru ...

Devamı
ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASINDA MAL PAYLAŞIMI YAPILIR MI?
ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASINDA MAL PAYLAŞIMI YAPILIR MI?

Taraflar, anlaşmalı boşanma davasında varlığı zoru...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık