Şiddetli Geçimsizlikten Boşanma Davası Açılır mı?

Şiddetli Geçimsizlikten Boşanma Davası Açılır mı?

22-01-2020
Şiddetli Geçimsizlikten Boşanma Davası Açılır mı?

Şiddetli Geçimsizlikten Boşanma Davası Açılır mı?

Şiddetli geçimsizlik ya da kanundaki yeni adıyla evlilik birliğinin sarsılması Medeni Kanunumuzda düzenleme yeri bulmuştur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 166. maddesinde yer alan şiddetli geçimsizlik sebebinin gerçekleşebilmesi için iki şartın bulunması gerekmektedir. Bunlar evliliğin temelinden sarsılması ile ortak yaşamın çekilmez hale gelmesidir. Peki bu kavramlar nereden çıkmaktadır? Bu kavramlar tabi ki de kanun lafzından ortaya çıkmış olan kavramlar olup ilgili kanun maddesi; "Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir" şeklinde düzenlenmiştir.

Şiddetli (Evlilik BirliğininSarsılması) Nedir?

Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanmaya karar verilebilmesi için 4721 sayılı kanunun 166. maddesinin birinci fıkrasında yer alan evlilik birliğinin temelinden sarsılaması unsurununun ispatlanmış olması şarttır. Boşanma hukukunda ya da boşanma davalarında mutlak boşanma ve nisbi boşanma sebepleri bulunmaktadır. Mutlak boşanma sebeplerinin gerçekleşmiş olması durumunda evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olduğu varsayılmakta olduğundan tarafların artık evlilik birliğinin temelden sarsıldığını ispat etmelerine gerek yoktur. Sadece boşanma olayını gerçekleştiren maddi olayın gerçekleştiğinin ispat edilmesi yeterlidir. Görüleceği üzere  4721 sayılı kanunun 166. maddesinin birinci fıkrası tarafından nisbi boşanma sebebi düzenlenmiştir. Mutlak boşanma sebepleri kanunda ayrıca düzenlenmiş olup nisbi boşanma sebeplerinin önceden tahdidi olarak sayılması mümkün değildir. Mutlak boşanma sebepleri haricindeki boşanma sebeplerinin içerisine nisbi boşanma sebepleri girmektedir. 

Ortak Hayatı Sürdürmeleri Eşlerden Beklenmemeli

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 166 maddesinin birinci fıkrasında evlilik birliğinin temelinden sarsılmasının yanında eşlerin ortak hayatı sürdürmelerinin beklenmediği hususunun da ispatlanması şarttır. Anlaşılacağı üzere şiddetli geçimsizlik için evlilik birliğinin temelden sarsılması ile ortak hayatın çekilmez hale geldiğinin kanıtlanması gerekmektedir. Çekilmezlik koşulu için taraflardan biri için evlilik birliğinin devam ettirilemez, evlilikten nefret eder hale gelmiş olması yeterlidir. Çekilmezlik ölçütü subjektif bir ölçüt olup herkes için farklı sonuçlar doğurabilir. Kimisi için çekilmezlik haline gelmeyecek bir tutum ve davranış başka bir kişi için çekilmezliğin ta kendisidir. Ancak bunun için bu çekilmezlik ölçütünün ve şartının mahkemeye iyice izah edilmesi ve bu konuda mahkemenin ikna edilmesi şarttır. 

Medeni kanun madde 166 gereği kural olarak eşlerden herbirinin boşanma davası açabileceği düzenlenmiştir. Bu madde kusura dayalı bir boşanma sebebi öngörmemiştir. Bunun için eşlerden her biri kusurlu olsalar dahi boşanma davası açabileceklerdir. Kanun maddesi açık bir şekilde kusurlu olsa dahi evlilik birliği bir kişi için çekilmez hale geldiyse boşanma davası açabileceğini göstermektedir. Burada boşanmayı sağlayacak ilke kusur ilkesi olmayıp evlilik birliğinin temelden sarsılması ilkesidir. Şiddetli geçimsizlik davasını açabilmek için bulunması gereken kusur ilkeleri de bulunmaktadır. Kimse kendi kusurundan hak yaratamayacağı için yargıtay içtihatlarında da çokça geçtiği üzere davacı tam kusurlu olmamalıdır.

Anlaşılacağı üzere tam kusurlu eş boşanma davası açamayacaktır. Daha doğru bir ifade ile tam kusurlu eşin açmış olduğu dava bütün kusurun davacı eşin üzerinde olması ve kimsenin kendi kusurundan hak yaratamayacağı ilkeleri gereği davacı eşin açmış olduğu dava reddolacaktır. Bunun için davacının kusuru olsa da bu kusurun tam kusur olmaması gerekir ve mahkemelerin kusur durumlarını iyi bir şekilde analiz etmeleri şarttır. Ayrıca boşanma davalarında yani şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davasında davalı tarafın kusursuz olmaması da şarttır. Boşanmaya karar verilebilmesi için davalı tarafın az da olsa kusuru bulunmalıdır. Kusursuz davalıya karşı açılmış olan boşanma davasının yargıtay içtihatlarına göre reddi gerekmektedir. Ayrıca davalının az da olsa kusurunun bulunması gerektiği gerçeği yanında tabi ki de bu kusurun davacı tarafından ispta edilmesi de şarttır. İspat edilmeden kusur değerlendirmesi yaparak mahkemelerin karar vermesi bozma sebebidir. Davacının açmış olduğu boşanma davasında delillerini açıkça göstermesi şarttır. Davacı dava dilekçesinde herhangi bir delile dayanmayıp ön inceleme duruşmasından sonra delillerin sunulması için verilen süre içinde delil göstermiş ise ne yazık ki bu durum herhangi bir sonuç doğurmayacaktır. Nitekim davacının dilekçeler teatisi içerisinde delillerini dilekçesinde göstermiş olması mahkmenin sonradan vereceği süre içerisinde de bu delillerini ibraz etmesi gerekir. Aksi durum iddianını genişletilmesi durumunu doğuracaktır ki karşı tarafın açık muvafakati olmadan bu durumun gerçekleşmesi kanunumuz gereği mümkün değildir.

Tekrar belirtmekte fayda vardır ki davalının kusurusuz olmaması gerektiği ve az da olsa kusurunun bulunması gerektiği unutulmamalıdır. Davalının az da olsa kusurunun bulunması gerektiği gerçeği karşısında davalı açılan davaya itiraz hakkının da bulunmaması gerekir. Daha doğru bir ifade ile davalı açılmış olan boşanma davasına itiraz eder ve boşanmaya karşı çıkarsa kanuna göre bakılması gereken bazı hususlar vardır. Bununla birlikte bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir. Bunun için davalı tarafından yapılan itirazın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmaması şarttır. Mahkeme yapılan itirazı hakkın kötüye kullanılması niteliğinde tanımlarsa itirazı reddedecek ve boşanmaya karar verecektir. Ancak bu itirazın tam anlamıyla bir itiraz olmadığını hukuki anlamda bir def'i niteliğinde olduğunu belirtmekte fayda vardır. Nitekim hakim kendiliğinden yani itiraz olmadan tarafların kusur oranını inceleyemeyecektir. Bu yüzden boşanma davasında boşanmaya karşı çıkan eşin dinlenebilmesi için iki unsur bulunmaktadır. Bunlardan birisi itirazın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmaması ikincisi ise evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yararın kalmış olmasıdır. Genelde mahkemeler birlikte yaşamaktan kaçınanın itirazını, birlik görevlerini yerine getirmeyen davalının itirazlarını kabul etmemekte ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde görmektedir.

Örneğin davacıya hakaret eden davalının boşanma davasına karşı çıkması hakkın kötüye kullanılmasını oluşturmaktadır. Ancak tepki olarak yapılan hakaret kusur sayılmaz. Örneğin tepki ile söylenen hakaretamiz ifadeler nedeniyle davalıyı da eşit kusurlu saymak mümkün değildir. Yine tepki dışında bir kere dahi olsa hakaret eden kişi kusurlu sayılır. Bu yüzden boşanma davasına karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir.

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Boşanma

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması boşanma davalarında yeni kanun ile birlikte isim değişikliğine gidilmiş ve 4721 sayılı kanunun 166. maddesinde şiddetli geçimsizlik terimi yerine evlilik birliğinin sarsılması terimi kullanılmaya başlanmıştır. Yukarıda da değindiğimiz üzere evlilik birliğinin sarsılması için iki temel durumun birlikte gerçekleşmesi şarttır. Bunlar birliğin temelinden sarsılması ile evliliğin eşler için çekilmez hale gelmesi durumlarıdır. Yargıtay içtihatlarında şiddetli geçimsizlik ya da evlilik birliğinin sarsılması sebepleri ayrı ayrı olarak ele alınmış ve bunlar konu başlığı olarak düzenlenmiştir. 

Şiddetli Geçimsizlik Şartları Neler?

Evlilik birliğinin sarsılma nedenleri kanunumuzda tahdidi olarak sayılmamış yargıtay kararları ışığında yapılan incelemeler ve araştırmalar neticesinde doktrin olarakgeliştirilmiştir. Bunları bir başlık halinde sıralayacak olursak evlilik birliğinin sarsılması nedenleri duygusal şiddet, sosyal şiddet, ekonomik şiddet, fiziksel şiddet, cinsel şiddet ve görsel şiddettir. Görüleceği üzere altı başlık altında sıralama yapılmakta olup bu başlıkların altında alt başlıklar oluşturulmuştur.

Boşanmada Duygusal Şiddet

Eşler evlilik birliği içerisinde birbirlerine sadakat göstermek zorundadırlar. Duygusal şiddet (psikolojik şiddet de denilmektedir) içerisinde yer alabilecek davranışlara örnek verecek olursak

Şiddet: Kişinin, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, toplumsal, kamusal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranış olarak tanımlanmaktadır. Kadına yönelik şiddet: Kadınlara, yalnızca kadın oldukları için uygulanan veya kadınları etkileyen cinsiyete dayalı bir ayrımcılık ile kadının insan hakları ihlaline yol açan her türlü tutum ve davranış olarak tanımlanmakta olup yukarıda saydığımız şiddet türleri sadece kadını kapsamamakta evlilik birliği içerisinde kadın tarafından erkeğe yönelik olarak da uygulanabilmektedir. Küçültücü davranmak terimi içerisine alay etmek, aşağılamak ki bu fiziksel aşağılama ekonomik aşağılama cinsel ve duygusal aşağılama olabilir.  Ayrıca hakaret etmek, ailesini küçük düşümek sevgisiz davranıp eşini sevmediğini söylemek de duygusal şiddete örnek olarak verilebilecek davranışlardandır. 

Seni Sevmiyorum Demek Duygusal Şiddettir

Mahkemece, “tarafların eşit kusurlu davranışlarıyla evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı” kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de; yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davacı kocanın birlik görevlerini yerine getirmediği, eşini uzun süreli olarak ailesinin yanına bıraktığı ve hastalığı ile ilgilenmediği, eşine “konuşma hakkın yok, seni sevmiyorum” diyerek duygusal şiddet uyguladığı, buna karşılık, davacı kadının da eşine beddua ettiği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya neden olan olaylarda, davacı kocanın davalı kadına nazaran daha ziyade kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece bu yön nazara alınmadan tarafların eşit kusurlu olarak kabul edilmesi ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak davacı kadının maddi-manevi tazminat (TMK.d.174/1-2) isteklerinin reddi doğru olmamıştır. T.C.
YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2014/9423 K. 2014/20736 T. 23.10.2014

Eşin İşini Küçümsemek Duygusal Şiddettir

Davacı-davalı kocanın yatağını ayırdığı, evlilik birliğinin kendisine yüklediği yükümlülüklerini yerine getirmediği, davalı-davacı kadının da eşinin arkadaşını kastederek "benim kocam bunun ikinci kocası" şeklinde söylemlerde bulunduğu, eşinin işini küçümsediği ve müşterek çocuğa şiddet uyguladığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında taraflar dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre her iki tarafın boşanma davasının kabulüyle boşanmaya karar verilmesi gerekir. T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2011/14048 K. 2012/11833

Boşanmada Ekonomik Şiddet

Eşlerin evlilik birliği içerisinde ekonomik olarak da evlilik birliğinin giderlerine katılma yükümlülüğü bulunmaktadır. Eşler birbirlerine karşı ekonomik bakımdan da sadık kalmalı, evlilik birliğinin giderlerine makul olarak destek olmalıdırlar. Ekonomik şiddet içeren davranışlara örnek olarak 

Eşe Harçlık Vermemek Ekonomik Şiddettir

Taraflar eşit kusurlu kabul edilerek boşanma kararı verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanatı delillerden, tarafların mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında, davacı-karşı davalı erkeğin eşine sürekli olarak harçlık vermeyerek ekonomik şiddet uyguladığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davacı-karşı davalı erkeğin ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi doğru bulunmamıştır. T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2019/4681 K. 2019/12252 T. 12.12.2019

Eşin Kredi Kartına El Koymak Ekonomik Şiddettir

Türk Medeni Kanunu'nun 174/2. maddesi, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Mahkemece "...Davacı-karşı davalı erkeğin eşinin maaş kartını aldığı, kadına ekonomik şiddet uyguladığı, ailesinin müdahalesine sessiz kaldığı..." gerekçesiyle boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-karşı davalı erkeğin ağır kusurlu olduğu kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verilmiş ancak bu olayın kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunmadığı gerekçesiyle kadının manevi tazminat (TMK m.174/2) talebi reddedilmiştir. Davacı-karşı davalı erkeğin mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen bu kusurlu davranışı kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder. Toplanan delillerden, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK m. 4, TBK m. 50 ve 51) dikkate alınarak davalı-karşı davacı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

Boşanmada Cinsel Şiddet

Cinsel şiddet nasıl ki eşler birbirlerine karşı ekonomik bakımdan yardımcı olmak zorundalarsa cinsel sadakatle de birbirlerine bağlı kalmak zorundadırlar. Eşler cinsel bakımdan birbirlerine karşı sadakat yükümlülüklerini ihlal edici davranışlarda bulunurlarsa bu durumda boşanma sebebi oluşacak ve eşlerin boşanmalarına karar verilecektir. Cinsel şiddet içeren davranışlara örnek verecek olursak

Boşanmada Cinsel Şiddet İspatlanmalıdır

Mahkemece davacı kadının açtığı boşanma davasının yapılan yargılaması sonucunda davalı erkeğin davacı kadına karşı cinsel şiddet uyguladığından bahisle davanın kabulüyle boşanmaya karar verilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan davalı tanığı ...'nin beyanı davacı taraftan duyulanın aktarımından ibaret olup davalı erkeğin eylemini ispata elverişli olmadığı gibi yapılan yargılama ve toplanan diğer delillerden de davalı erkeğin eşine karşı cinsel şiddet uyguladığı hususu ispatlanamamıştır. Bu nedenle davanın reddi gerekirken, kabulü doğru değilse de; boşanma hükmü temyiz edilmediğinden bozma sebebi yapılmamış, yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir. T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2016/16618 K. 2018/5062 T. 16.4.2018

Cinsel İlişkide Sert Davranmak

Mahkemece boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların cinsellikle ilgili sorunlar nedeniyle sık sık kavga ettikleri ayrılıp barıştıkları, barışmaları neticesinde birbirlerinin ayrılık öncesindeki kusurlu davranışlarını affettikleri, sonrasında gerçekleşen olaylara göre tarafların eşit derecede kusurlu oldukları kabul edilerek boşanmaya karar verilmiş ise de; tarafların evli kaldıkları süre ve olayların akışı karşısında davalı-karşı davacı erkeğin cinsel şiddet eylemine yönelik olarak davacı-karşı davalı kadının af iradesinin oluşmadığı, yapılan soruşturma ve toplanan deliller uyarınca mahkemece kabul edilen kusurlu davranışların yanında davalı-karşı davacı erkeğin, davacı-karşı davalı kadına karşı cinsel şiddet de uyguladığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında, boşanmaya neden olan olaylarda davalı-karşı davacı erkeğin, kadına nazaran daha fazla kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle iken tarafların eşit kusurlu olarak kabul edilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2016/15992 K. 2018/4732 T. 9.4.2018

Boşanmada Fiziksel Şiddet

Boşanmada fiziksel şiddet- Eşlerin birbirlerine karşı yaklaşımları içerisinde fiziksel şiddet tasvip edilemeyecek ve vücut bütünlüğüne zarar şeklinde ortaya çıkan davranışlar bütünüdür. Eşler evlilik birliği içerisinde birbirlerine karşı doğrudan veya dolaylı olarak fiziksel şiddet göstermemelidir. Zira açılacak boşanma davası sonrasında fiziksel şiddetin ispat edilmesi durumunda boşanmaya karar verilecek ve kusuru daha fazla olan eş aleyhine talep halinde manevi tazminata hükmedilebilecektir. Doğrudan fiziksel şiddet dövmek, yaralamak, eşi bir yere kilitlemek, zarar vermek, ev eşyalarına zarar vermek, araca zarar vermek, yangın çıkarmak, ortak konuta zarar vermek örnek olarak verilebilir.

Erkeğin Kadına Fiziksel Şiddeti

Yapılan yargılama ve toplanan delillerden davalı erkeğin kadına yönelik olarak süreklilik arz eden fiziksel şiddetinin bulunduğu, kadına hakaret ettiği ve onu tehdit ettiği kadının bu vakıalara usulüne uygun olarak dilekçelerinde dayandığı anlaşılmıştır. O halde, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı kadın dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçeyle davanın reddi yerinde görülmemiş ve kararın bozulmasını gerektirmiştir. T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2019/4947 K. 2019/12297 T. 12.12.2019

Boşanmada Fiziksel Şiddet Yargıtay Kararı

Mahkemece erkeğin ağır kusurlu olduğu kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden davacı-davalı erkeğin eşine fiziksel şiddet uyguladığı, eşini istemeyerek evden kovduğu, davalı-davacı kadının ise; ortak çocuklar ile ilgilenmediği, çocuğuna karşı birden fazla kez fiziksel şiddet ve odaya kilitleme şeklinde kötü muamale de bulunduğu, ayrıca eşine hakaretinin de olduğu anlaşılmaktadır. Tarafların gerçekleşen kusurları dikkate alındığında, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekirken hatalı kusur belirlemesi sonucu erkeğin ağır kusurlu olarak kabulü doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİE. 2019/7420 K. 2019/11520 T. 26.11.2019

Boşanmada Sosyal Şiddet

Sosyal şiddet uygulamak da evlilik birliğinin çekilmez hale geldiğini bizlere gösterebilecek nitelikte davranışlardır. Nitekim sosyla şiddet içerisine

Bu durumların davacı eş tarafından ispat edilmesi durumunda eşlerin boşanmalarına karar verilecek davalı eşin itirazları ise hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunduğundan yetersiz kalacaktır. 

Özel Günlerde Yalnız Bırakma Sosyal Şiddettir

Erkeğin eşine aile toplantısı, düğün gibi özel günlerde ve sosyal ortamlarda eşlik etmediği, onu yalnız bırakmak suretiyle duygusal ve sosyal şiddet uyguladığı anlaşılmaktadır. Boşanma sebebiyle manevi tazminata hükmedebilmek için, tazminat talep eden tarafın kusursuz veya diğer tarafa göre daha az kusurlu olması yanında; boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarını zedelemiş olması da gereklidir. Davacı erkek eşin belirlenen kusurlu davranışları davacı-karşı davalı kadının kişilik haklarına saldırı niteliğindedir. T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2015/15333 K. 2016/6975 T. 6.4.2016

Şiddetli Geçimsizlik Davası Nasıl Açılır?

Boşanma davası nerede açılır sorusunun cevabı hukuki olarak iki türlüdür. Öncelikle boşanma davaları aile mahkemelerinde açılır. Boşanma dava dilekçesi aile mahkemesine verilmek üzere düzenlenir. Eğer kişinin boşanma davası açacağı yerde aile mahkemesi yok ise bu durumda yapılması gereken davayı aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde açmaktır. Asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla davayı inceleyecektir. Peki dava aile mahkemesinde açılacak ancak nerede açılacaktır? İşte bu sorunun cevabı da iki türlüdür. Eşlerden biri boşanma davasını ya yerleşim yerinde ya da eşlerin son 6 ayda birlikte yaşadıkları yer aile mahkemesinde açabilecektir. Bu durumda tercih hakkı davayı açan davacıda olacaktır. 

Şiddetli Geçimsizlik Boşanma Dilekçesi Örneği

                                                                  …NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ HAKİMLİĞİNE
                                                                                                
DAVACI        :…        
                                        
VEKİLLERİ    :Av Bilgehan UTKU

DAVALI        :
 
D.KONUSU    :           A-Evlilik birliğinin temelden sarsılması nedeniyle TARAFLARIN BOŞANMALARI,
                                   B-Müşterek çocukların velayetinin davacı anneye/babaya verilmesi,


OLAYLAR        :1-Müvekkilim ile davalı … yılında evlenmişler, bu evlilikten …doğumlu … ve … doğumlu … dünyaya gelmiştir.    
                           2-Taraflar arasında evlilik birliği, davalıdan kaynaklanan nedenlerle başlangıcından itibaren karşılıklı anlayış ve sorumluluk ile yürütülememiştir. Ancak müşterek çocukların ve müvekkilimizin iyi niyeti sayesinde taraflar birlikteliklerini sürdürmüşlerdir.                     
                                                       
                 Müvekkilim evlilik birliğinin kendisine yüklediği tüm sorumlulukları yerine getirmiştir. Sorumlu bir eş ve anne/baba olarak davalı eşinin hizmetini görmüş, çocuklarına iyi bir anne/baba olmuştur.  Davalının maddi ve manevi tüm ihtiyaçlarını karşılayan müvekkilimiz bir türlü aradığı huzur ortamını bulamamıştır. Davalı, müvekkilimize hiçbir şekilde yardımcı olmayarak evlilik birliğinin kendisine yüklediği en basit sorumlulukları dahi yerine getirmemiş, kusurlu davranışlarıyla ortak hayatın çekilmez hale gelmesine sebep olmuştur.    
        
                             3-Evliliğin daha ilk başından itibaren davalı, eşi müvekkilime ve çocukların doğumlarından itibaren de müşterek çocuklara karşı ilgisiz, umursamaz davranmaya başlamıştır.. Çocuklarına karşı olan ilgisizliği kendi ailesi ve akrabaları tarafından da şaşkınlıkla fark edilmiştir. Bu konuda hem müvekkilimiz hem de kendi ailesi tarafından defalarca uyarılan davalı en basit babalık görevlerini bile yapmamış bütün sorumluluğu müvekkilime yüklemiştir. 
            
                               Evde ortak hiçbir şey yapmaya yanaşmayan, sorunlarını konuşamayan, evlilik birliğinin kendisine yüklediği sorumluluklardan kaçan ve eşine  hiçbir konuda destek-yardımcı olmayan, çocuğunun bakım ve gözetimini bile yerine getirmeyen davalı evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında tam kusurludur.          
                               Yukarıdaki olaylar evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında tam kusurlu olan tarafın davalı olduğunu göstermektedir. Bu evliliğin ne taraflara ne müşterek çocuklara ne de topluma faydalı bir yönü kalmadığından ve yukarıda izah edilen olaylar nedeni ile tarafların bir araya gelmeleri de mümkün olmadığından işbu davayı açma zorunluluğu doğmuştur.
            
DELİLLER     :Nüfus kayıtları, ekonomik sosyal durum araştırması, tanık, bilirkişi, her tür yasal delil.

SONUÇ        :Yukarıda izah edilen nedenlerle;
                    A-Evlilik birliğinin temelden sarsılması nedeniyle TARAFLARIN BOŞANMALARINA,
                    B-Müşterek çocukların velayetinin davacıya verilmesine...

Boşanma Avukatı Değerlendirme

Boşanma avukatı şiddetli geçimsizliğe ilişkin hususları önceden saptayarak müvekkilinin hak kaybına uğramayacak şekilde taleplerini iletmeli, boşanma davası dilekçesindeki talep ve sonuçlarını dilekçeler teatisinin bitmesinden sonra genişletilemeyeceğini öngörmelidir. Özellikle müvekkilinin boşanma davasının fer'ileri yönündeki taleplerini dile getirmeli, müşterek çocukların velayeti, nafakalar ile maddi ve manevi tazminat taleplerini belirlemelidir. Boşanma davalarında maddi ve manevi tazminat istenebilmektedir. Boşanma davasında maddi tazminat isteyen eşin tazminat istediği davalı eşten daha az kusuru bulunması ya da kusurunun olmaması şartıyl kendisine talep ettiği şekilde maddi tazminat verilebilecektir. Nitekim kanunda maddi tazminat mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir şeklinde belirtilmiştir. Görüleceği üzere boşanma davasında maddi tazminat istenebilir. Boşanma davası ile istenen maddi tazminat Medeni Kanunun 174. maddesine göre istenmiş ise boşanma davasının fer'i si olarak adlandırılır. Yani boşanma davasının eki niteliğindedir. Bu yüzden 174. maddeye istinaden istenen tazminatlar harca tabi değildir. Bu ne demektir? Boşanma davasının fer'isi yani eki niteliğinde açılan maddi tazminatlar harca tabi olmadığından kişi istediği kadar bir bedeli tazminat miktarı olarak kararlaştırabilir. Tabi ki son karar mahkemenindir ancak kişi 1.000,00 TL maddi tazminat isteyebileceği gibi 1.000.000,00 TL de maddi tazminat isteyebilir. Bu kadar yüksek maddi tazminat istenmiş olsa da tabiki mahkeme maddi zarara göre karar verecek kanuna göre uygun bir maddi tazminata hükmedecektir. Ancak maddi tazminat talebi ne kadar yüksek olursa olsun harç olmadığından kişinin bu meblağı belirlemede herhangi bir hukuki sınırı yoktur. Ancak dikkat edilmesi gereken husus boşanma davası ile birlikte açılacak olan maddi tazminat davaları için geçerlidir. Nitekim boşanmadan sonra açılacak maddi tazminat davaları boşanmanın eki niteliğinde olamayacağından harca tabi olacak ve kişi ne kadar yüksek miktarda maddi tazminat isterse o kadar fazla harç yatıracaktır. Ayrıca boşanmanın eki niteliğinde olan maddi tazminatın reddedilmesi durumunda karşı vekalete de hükmedilmeyecekken boşanmanın eki niteliğinde olmayan tazminatta ne yazık ki reddedilen kısım üzerinden karşı vekalet ücretine hükmedilecektir. Boşanma davalarında manevi tazminat da talep edilebilir. Manevi tazminat talepleri de maddi tazminatta olduğu gibi boşanmanın eki niteliğinde talep edilmiş ise harca tabi değildir ve reddi durumunda karşı vekalet ücretine de hükmedilmez. Bu yüzden maddi tazminatta anlattığımız hususların hepsi manevi tazminat için de geçerlidir. Kanunda manevi tazminat Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir şeklinde tarif edilmiştir. Buna göre manevi tazminat istenen taraf aleyhine tazminata hükmedilebilmesi için tazminat talep edilen tarafın kusurlu olması şarttır. Kişi kusurlu değilse manevi tazminat vermeyecektir. Bütün bu değerlendirmeler ışığında boşanma avukatının davaya yön vermesi hak kayıplarının önüne geçilmesi bakımından beklenen bir yaklaşım tarzıdır. boşanma avukatı Türkiye'nin her yerindeki boşanma davalarına girebileceği gibi ankara boşanma avukatı, istanbul boşanma avukatı olarak da faaliyet gösterebilir.

Şiddetli geçimsizlik boşanma davası...

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Kadına Karşı Şiddet
Kadına Karşı Şiddet

Kadına Karşı şiddet Şiddet mağduru ve şiddete uğra...

Devamı
EN İYİ BOŞANMA AVUKATI
EN İYİ BOŞANMA AVUKATI

En iyi boşanma avukatı- Boşanma Hukuku uzmanlık ge...

Devamı
TEDBİR NAFAKASI NEDİR? TEDBİR NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?
TEDBİR NAFAKASI NEDİR? TEDBİR NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?

Tedbir nafakasına hakim re'sen karar vermekte olup...

Devamı
YOKSULLUK NAFAKASI NEDİR? YOKSULLUK NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?
YOKSULLUK NAFAKASI NEDİR? YOKSULLUK NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru ...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık