Psikolojik Şiddet Boşanma Yargıtay Kararı

Psikolojik Şiddet Boşanma Yargıtay Kararı

14-08-2020
Psikolojik Şiddet Boşanma Yargıtay Kararı

Psikolojik Şiddet Gören Eş Boşanma Davası

Psikolojik şiddet boşanma davası 4721 sayılı medeni kanunumuzda düzenlenmiş olan evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına ilişkin ya da halk arasında bilinen şiddetli geçimsizlik boşanma davasına ilişkin bazı hususları kapsamaktadır. Buna göre duygusal şiddet bakımından eşlerden birinin diğerine uygulamış olduğu bu şiddet türünde maddi ve manevi tazminat istemli açılan davalarda şiddetin ispatı ile tazminata hükmedileceği unutulmamalıdır. Bu bakımdan boşanmda duygusal şiddet de boşanma sebepleri içerisinde yer almaktadır. Şiddetin her türlüsü boşanma için yeterli bir koşuldur. Zira şiddetin illa ki fiziksel olması şart değildir. Eşin diğerine karşı uygulamış olduğu duygusal şiddet de boşanma davalarında yeterli bir boşanma sebebidir.

Psikolojik Şiddet Gören Eş Ne Zaman Dava Açabilir

Boşanma davasının açılması ile ilgili herhangi bir süre bulunmamaktadır. Psikolojik şiddet gören eş psikolojik şiddetin artık evlilik birliğini sürdürmesini etkileyecek boyutlara vardığını düşündüğü anda psikolojik şiddet boşanma davasını açabilecektir. Unutulmamalıdır ki boşanma davası ile mal paylaşımı davaları birbirinden farklı davalardır. Boşanma kararından sonra ayrı bir dava olarak tefrik edilen mal paylaşımı davaları değindiğimiz üzere boşanma davası ile birlikte görülmez. Psikolojik şiddet eşler için evlilik birliğini çekilmez bir hale getirmiş ve ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenemeyecek ise hakim boşanmaya karar verecektir. Boşanma davasında maddi ve manevi tazminat taleplerinde bulunulabileceği gibi müşterek çocuk ya da çocukların varlığı durumunda velayet de talep edilip çocuklar lehine nafaka da talep edilir.

Boşanma Psikolojik ve Duygusal Şiddet

Boşanma duygusal şiddet ya da yukarıda ifade ettiğimiz üzere boşanmada psikolojik şiddet evlilik birliğini eşler açısından çekilmez hale getirmişse duygusal şiddete maruz kalan eş hiç beklemeden evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını gerekçe göstererek çekişmeli boşanma davası açabilir. Önemli olan şiddetli geçimsizliğin varlığının ispatıdır. Çekilmezlik koşuludur. Eşlerin birlikte yaşamaları, evlilik birliğinin devamı bakımından çocuklar ve eşler açısından korunmaya değer bir yarar sağlamıyorsa boşanmaya karar verilecektir.

Psikolojik Şiddet Boşanma Davasında Avukat Tutmak Zorunlu mu

Boşanma davalarında avukat tutmak ve davanın sürecinin avukat vasıtasıyla yönetilmesini sağlamak zorunlu değildir. Kanunda boşanma davasının avukat ile takip ettirilmesi şart koşulmamıştır. Ancak hak kayıplarının yaşanmaması, maddi problemlerin artmaması, velayete ilişkin hakların ihlal edilmemesi, açılmış olan maddi ve manevi yaraların daha da büyümemesi en önemlisi de hak kaybından ziyade hak kazanmak için bu tür davaların alanında uzman bir boşanma avukatı ile takibinin gerçekleşitirilmesi tavsiye olunmaktadır. Alt tarafı boşanma diyip geçmemek gerekir. Maddi kayıplar ile özellikle de çocukların velayeti konularında sorunların yaşanmaması her boşanma davasında temenni edilir ancak iyi takip edilmemesi ve profesyonel destek alınmaması ne yazık ki hüzünle sonuçlanabilmektedir.

Boşanma Davasında Avukatlık Ücreti Ne Kadar

Boşanma davalarında belirlenmiş sabit bir avukatlık ücreti bulunmamaktadır. Avukat ile bu ücret serbestçe kararlaştırılmakta ve buna göre vekalet verilip dava sürecinin takibi yaptırılmaktadır. Anlaşılacağı üzere avukatlık ücreti taraflar arasında serbestçe belirlenmektedir. 

Boşanma Davasında Avukata Nasıl Vekalet Veririm

Boşanma davasında avukata fotoğraflı vekaletname verilmesi gerekmektedir. Bu bakımdan kişiler vekaletnameyi noterde fotoğraflı olarak çıkarttırmalı çıkartılacak vekaletname ise genel boşanma davası vekaletnamesi olmalıdır. Bu vekaletname çıkartıldıktan sonra vekalet avukata teslim edilir ve avukat bu vekaletnameyi boşanma davasına sunarak dosyayı profesyonel bir şekilde takip eder.

Boşanma Davasında Psikolojik Şiddetin İspatı

Boşanma davalarında psikolojik şiddetin ispatı her türlü delil ile ispatlanabilecek bir olgudur. Tanık delilleri, eşle yapılan mesajlaşmalar, whatsapp yazışmaları, sosyal medya yazışmaları, komşular, aile bireyleri, çocuklar psikolojik şiddetin ispatında başvurulabilecek vakıalara örnektir. Eş evlilik birliği içerisinde kendisini kapana kısılmış gibi hissetmeye başlamış, diğer eşin tutum ve davranışları artık kendisi için evlilik birliğini çekilmez hale getirmiş ise bu konuda boşanma avukatlarından hukuki destek alınabilir. Aile toplumumuz için çok önemli bir değerdir. Bu değerin yıkılmasını kimse durduk yere istemez. Ancak aile birliğinin parçalanmaması için de şiddete göz yumulması da kimseden beklenemez. Burada önemli olan öncelikli olarak aile birliğini korumak için girişimlerde bulunmak, bu girişimin sonuç vermemesi üzerine son çare olarak boşanma davası açmaktır.

Duygusal ve Psikolojik Şiddet Yargıtay Kararları

2. Hukuk Dairesi 
2020/440 E.
2020/1390 K.

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına gerekçede yer alan açıklamalara göre tarafların Türk Medeni Kanunu'nun 166/son maddesi uyarınca boşanmalarına karar verildiğinin anlaşılmasına, hüküm fıkrasında bu madde yerine aynı kanunun 166/1. maddesinin gösterilmesinin maddi yanılgı sonucu olup bu hususun mahallinde düzeltilmesinin mümkün bulunmasına göre davalı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Mahkemece "Tarafların Türk Medeni Kanunu'nun 166/4. maddesinde yer alan üç yıllık fiili ayrılık süresinde ortak hayatın yeniden kurulmadığı" gerekçesiyle boşanmalarına karar verilmiş, “Davalı kadının ortak hayatı tesis etmekten kaçındığı, yine davalının davacıya hitaben "Caddeler Süleyman gibi köpeklerle dolu" demek suretiyle duygusal şiddet içeren davranışta bulunduğu belirtilerek boşanmaya sebep olan olaylarda davalı kadın tam kusurlu kabul edilmiştir. Oysa, fiili ayrılığı başlatan reddedilen boşanma davasının davacı erkek tarafından açıldığı, davacı erkeğin 29.07.2010 tarihinde davadan feragat etmesi sebebiyle reddedildiği, bundan sonra tarafların bir arada yaşamadığı anlaşılmaktadır. Davacı erkeğin boşanma davasından feragati, sözü edilen davaya kadar ki olaylardan dolayı davalının kusurlu kabul edilmesine mani olur. Feragatin hasıl ettiği kesin hüküm etkisi karşısında, artık önceki olaylardan dolayı davalı kusurlu addedilemez. Mahkemece davalı kadına yüklenen diğer kusurlara davacı erkek dava dilekçesinde dayanmamış olup, dayanılmayan vakıaların hükme esas alınması mümkün değildir (HMK m. 25/1). Bu durumda reddedilen boşanma davasını açarak fiili ayrılığa sebep olan davacı erkek boşanmada tam kusurludur. Davalı kadına atfedilebilecek bir kusur gerçekleşmemiştir. Hal böyle iken davalı kadının tam kusurlu bulunması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.

3-Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere davacı erkek boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tam kusurlu olup, kadın boşanma sonucu eşinin maddi desteğini yitirecektir. Kadın yararına Türk Medeni Kanunu'nun 174/1. maddesi koşulları oluşmuştur. Davalı kadının tam kusurlu olduğunun kabulü ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak davalı kadının maddi tazminat talebinin reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 20.02.2020

2. Hukuk Dairesi 
2017/6166 E.
2019/2546 K.

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından; manevi tazminat talebinin reddi yönünden, davalı erkek tarafından ise; tüm yönlerden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davalı erkeğin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı erkeğin temyiz itirazları yersizdir.
2-Davacı kadının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

Türk Medeni Kanunu'nun 174/2. maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, mahkemece belirlendiği üzere eşine duygusal şiddetin yanında, ekonomik şiddet de uygulayan davalı erkeğin tamamen kusurlu olduğu ve bu olayların davacı kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece tarafların sosyal ve ekonomik durumları tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK m 4, TBK m 50, 51 ve 58) dikkate alınarak davacı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerin yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın davalıya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 154.30 TL temyiz başvuru harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran davacıya geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 11.03.2019

2. Hukuk Dairesi
2016/25746 E. 
2018/11588 K.

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-davalı erkek tarafından, kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar ve eksik inceleme yönünden; davalı-davacı kadın tarafından ise, kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafakaların miktarı ile velayet düzenlemesi yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 22.10.2018 günü duruşmalı temyiz eden davacı-davalı ... vekili Av. ... geldi. Karşı taraf temyiz eden davalı-davacı ... ve vekili gelmedi. Davalı-davacı ... vekili Av. ...'ın mazereti olduğuna dair dilekçe verdiği, belgelendirmediği görülmekle, mazereti yerinde görülmedi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı kadının tüm, davacı-davalı erkeğin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Mahkemece, boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-davalı erkeğin ağır kusurlu olduğu kabul edilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davacı-davalı erkeğin birlik görevlerini yerine getirmediği ve eşini küçümseyici davranışlar sergilediği, buna karşılık davalı-davacı kadının ise birden fazla kez intihar girişiminde bulunduğu, eşine ağır hakaretler ettiği, kendisini ve ortak çocuğu öldüreceği yönünde söylemlerde bulunduğu ve eşine karşı fiziksel şiddete yönelik davranışlarda bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece; davalı-davacı kadının intihar girişimlerinin, davacı-davalı erkeğin duygusal şiddet ve baskı içeren davranışlarına tepki niteliğinde olduğu gerekçesiyle kusur belirlemesinde dikkate alınmadığı belirtilmiş ise de; toplanan delillerle bu husus ispatlanamadığı gibi, davalı-davacı kadın tanığı Yaşar'ın, kadının evlenmeden önce de intihar girişimi olduğunu duyduğu yönündeki beyanı da dikkate alındığında, davalı-davacı kadının intihar girişimlerinin erkeğin davranışlarına tepki olarak kabulü ile kadına kusur olarak yüklenmemesi doğru değildir. Tarafların gerçekleşen bu kusurlu davranışlarına göre boşanmaya sebep olan olaylarda davalı-davacı kadının davacı-davalı erkeğe nazaran ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde kusur belirlemesi yapılması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3-Türk Medeni Kanunu'nun, 174/1. maddesi, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini; 174/2 maddesi, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere; evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan

.../..olaylarda tazminat isteyen davalı-davacı kadının ağır kusurlu olduğu anlaşılmakla, kadının maddi ve manevi tazminat isteklerinin reddine karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
4-Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir (TMK m. 175) . Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere; evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda yoksulluk nafakası isteyen davalı- davacı kadının ağır kusurlu olduğu anlaşılmakla, kadının yoksulluk nafakası isteğinin reddine karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.), (3.) ve (4.) bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, duruşma için takdir olunan 1630 TL vekalet ücretinin ... alınıp ... verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden ... yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna 143.50 TL temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran Mesut'a geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 22.10.2018 (Pzt.)

2. Hukuk Dairesi
2016/13379 E.
2018/3650 K.

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma-Ziynet Alacağı
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından, kusur belirlemesi, kadın lehine verilen tazminatlar, nafakalar ile kabul edilen ziynet alacağı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle mahkemece davacı-davalı erkeğe kusur olarak yüklenilen alkollü şekilde eve gelme vakıasının duyuma dayalı beyanlar olması ve eşini korkutarak duygusal şiddet uygulama vakıasının ise ispatlanamadığından iddia edilen bu vakıaların erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği, yine de boşanmaya sebebiyet veren diğer vakıalara göre erkeğin ağır kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre, davacı-davalı erkeğin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Mahkemece davalı-davacı kadına; 6 adet 22 ayar, 10 gram Bilezik (6.000,00 TL), 17 adet 22 ayar (3.043,00 TL)’ın aynen, olmadığı taktirde ise tespit edilen 9.043,00 TL olan bedelinin ödenmesine karar verilen ziynetlerden 17 adet 22 ayarın nelerden ibaret olduğu, cins, nitelik, ağırlık ve değerleri hüküm fıkrasında gösterilmeyerek, infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinin (2.) fıkrasında; hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde açıkça gösterilmesi gerektiği, aynı Yasanın 298. maddesinin (2.) fıkrasında ise; gerekçeli kararın, tefhim edilen hükme aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemeye göre; dava dilekçesi, bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye atıf yapılarak hüküm kurulamaz. Gerek tefhim edilen ve zabıtla belirlenen kararda, gerekse buna uygun olarak düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alınan eşyasın cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakların infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden hüküm altına alınan ziynet eşyalarının adet, cins ve değerleri tek tek belirtilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre ziynet eşyasına yönelik olarak yapılan diğer temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 21.03.2018 (Çrş.)

2. Hukuk Dairesi
2016/13379 E.
2018/3650 K.

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma-Ziynet Alacağı
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından, kusur belirlemesi, kadın lehine verilen tazminatlar, nafakalar ile kabul edilen ziynet alacağı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle mahkemece davacı-davalı erkeğe kusur olarak yüklenilen alkollü şekilde eve gelme vakıasının duyuma dayalı beyanlar olması ve eşini korkutarak duygusal şiddet uygulama vakıasının ise ispatlanamadığından iddia edilen bu vakıaların erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği, yine de boşanmaya sebebiyet veren diğer vakıalara göre erkeğin ağır kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre, davacı-davalı erkeğin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Mahkemece davalı-davacı kadına; 6 adet 22 ayar, 10 gram Bilezik (6.000,00 TL), 17 adet 22 ayar (3.043,00 TL)’ın aynen, olmadığı taktirde ise tespit edilen 9.043,00 TL olan bedelinin ödenmesine karar verilen ziynetlerden 17 adet 22 ayarın nelerden ibaret olduğu, cins, nitelik, ağırlık ve değerleri hüküm fıkrasında gösterilmeyerek, infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinin (2.) fıkrasında; hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde açıkça gösterilmesi gerektiği, aynı Yasanın 298. maddesinin (2.) fıkrasında ise; gerekçeli kararın, tefhim edilen hükme aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemeye göre; dava dilekçesi, bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye atıf yapılarak hüküm kurulamaz. Gerek tefhim edilen ve zabıtla belirlenen kararda, gerekse buna uygun olarak düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alınan eşyasın cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakların infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden hüküm altına alınan ziynet eşyalarının adet, cins ve değerleri tek tek belirtilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre ziynet eşyasına yönelik olarak yapılan diğer temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 21.03.2018 (Çrş.)

Yargıtay

2. Hukuk Dairesi
2016/12004 E. 
2018/2538 K.

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm taraflarca temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Tarafların karşılıklı açılan boşanma davalarının yargılaması sırasında davalı-karşı davacı kadının davasının 27/10/2015 tarihinde müracaata bırakıldığı, davacı-karşı davalı erkeğin davası yönünden yargılamaya devamla 27/10/2015 tarihinde, davalı-karşı davacı kadının birlik görevini ihmal etmek amacıyla ortak konutu terk ettiği, davacı-karşı davalı erkeğin ortak çocuklara psikolojik şiddet uyguladığı, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu karar 23/12/2015 tarihinde taraflarca temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Davalı-karşı davacı kadın tarafından 27/10/2015 tarihinde müracaata kalan davanın 18.11.2015 tarihinde yenilenerek ayrı esasa kaydedilmesi ile yapılan yargılamada davacı-karşı davalı erkek tarafından açılan ve taraflarca temyiz edilmeksizin keşinleşen boşanma davasındaki aynı gerekçeyle tarafların boşanmalarına karar verildiği anlaşılmıştır. 

Davacı-karşı davalı erkek tarafından TMK 166/1 maddesi hükmü istemiyle açılan ilk davanın yukarıda belirtilen gerekçeyle kabulüne karar verilmiş ve hüküm temyiz edilmeksizin kesinleştiğinden davalı-karşı davacı kadının TMK 166/1 maddesi hükmü istemiyle açmış olduğu dava konusuz kalmıştır. O halde; mahkemece yapılacak iş kadının davası yönünden dava konusuz kaldığından "Karar verilmesine yer olmadığına" dair hüküm kurmak ve davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderleri ve vekalet ücreti konusunda karar vermekten ibaret olup, bu husus gözetilmeden yazılı şekilde yeniden boşanmaya karar verilmesi ve fer'ileri hakkında hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 26.02.2018 (Pzt.)

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Askeri Ceza Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Kadına Karşı Şiddet
Kadına Karşı Şiddet

Kadına Karşı şiddet Şiddet mağduru ve şiddete uğra...

Devamı
EN İYİ BOŞANMA AVUKATI
EN İYİ BOŞANMA AVUKATI

En iyi boşanma avukatı- Boşanma Hukuku uzmanlık ge...

Devamı
TEDBİR NAFAKASI NEDİR? TEDBİR NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?
TEDBİR NAFAKASI NEDİR? TEDBİR NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?

Tedbir nafakasına hakim re'sen karar vermekte olup...

Devamı
YOKSULLUK NAFAKASI NEDİR? YOKSULLUK NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?
YOKSULLUK NAFAKASI NEDİR? YOKSULLUK NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru ...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık