İştirak Nafakası Nedir?

İştirak Nafakası Nedir?

30-09-2019
İştirak Nafakası Nedir?

İştirak Nafakası Nedir?

İştirak nafakası müessesesi Türk Medeni Kanunumuzda m. 182f.II de yer almakta olup "velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde çocuğun özellikle sağlık, eğitim, ve ahlak bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır" şeklinde düzenlenmiştir. Hükümden de anlaşılacağı üzere velayet hakkı kendisine bırakılmayan eşin çocuğun eğitim barınma ve gözetim giderleri gibi giderlere katılması kanun gereğidir. Buna ilişkin olarak Türk Medeni Kanunumuzun m. 185f.II-III de yer alan düzenlemesine göre; "Eşler bu birliğin mutluluğunu el birliği ile sağlamak ve çocukların bakımına eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdürler", "Eşler birlikte yaşama, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar". Görüleceği üzere velayet hakkına sahip olamayan ana ya da babanın, çocuğun bakım ve eğitimi dolayısıyla yapılan giderlere katılması kanun gereği olup tüm yük velayet hakkı kendisinde bırakılan tarafın omuzlarına yüklenmemiştir. Kanunumuz velayet hakkı kendisine verilmeyen tarafın çocuğun bakım ve giderlerine gücü oranında katılması gerektiğini düzenlemiş, yükü velayet hakkına sahip tarafa bırakmamıştır. İş bu sebeple velayet hakkına sahip olmayan ana veya babanın çocuğun bakımı eğitimi ve sair ihtiyaçları için yapılacak giderlere gücü oranında katılması gerektiği şeklinde açıklanan nafakaya, iştirak nafakası denmektedir. Burada bir hususa açıklık getirmek gerekirse iştirak nafakası yukarıda da belirttiğimiz üzere kanunumuzun m.182f.II de düzenlenmiş olup tedbir nafakasından farklı bir kavramdır. Zira tedbir nafakası boşanma davasının açıldığı ve kesinleştiği tarihi kapsamakta iken iştirak nafakası boşanma davasının kesinleşmesi tarihi ile çocuğun reşit olduğu tarihe kadar devam eder. Anlaşılacağı üzere boşanma kararının kesinleştiği tarihe kadar çocuk için verilen nafakaya tedbir nafakası adı verilirken boşanma kararının kesinleşmesinden sonra verilen nafakaya ise iştirak nafakası denilmektedir. Kanunumuz her ne kadar madde metninde bakım ve eğitim giderlerinden bahsetmişse de bu durum tahdidi değil bilakis kapsayıcıdır. Zira çocuğun ihtiyaçları için kararlaştırılacak olan nafaka miktarı somut olayın özelliklerine göre farklılık arz edecek, hesaplanmasına birçok unsur dahil edilebilecektir. Biz de tahdidi olmamak koşuluyla iştirak nafakasının hesaplanmasında dikkate alınması gereken hususları sıralayıp başlık halinde inceleyelim;

a. Eğitim Giderleri;

Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eş kanun gereği müşterek çocuğun bakım ve eğitim masraflarına gücü oranında katılmak zorundadır. Bunun için müşterek çocuğun eğitim ve öğretim giderlerinin iştirak nafakasının hesaplanmasında dikkate alınması gerekir. Hatta imkan dahilinde gerekirse çocuğun okuduğu okuldan bilgi alınıp masraf kalemlerinin çıkarılması gerekmektedir.

b. Giyecek Giderleri;

Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eş kanun gereği müşterek çocuğun bakım ve eğitim masraflarına gücü oranında katılmak zorundadır. Bu sebeple iştirak nafakasının hesaplanmasında giyecek giderlerinin de dikkate alınması gerekmekte olup ayrıntılı bir dilekçe yazılarak bu hususların da belirtilmesi önemlidir.

c. Sağlık Giderleri;

Velayet hakkı bulunmayan eşin kanun gereği çocuğun eğitim ve bakım giderlerine katılması gerektiğini ancak kanunda tahdidi olarak hangi giderlerin yer alacağının belirtilmediğini yukarıdaki açıklamalarımızda yer verdik. Tahdidi bir gider kalemi hesaplama yöntemi yapılamayacağından velayet hakkı kendisine bırakılmayan eşin, çocuğun sağlık giderlerine de gücü oranında katılması gerekmektedir. Nitekim bu sağlık giderlerinin hesaplanması nafaka hesaplanmasında dikkate alınması gereken bir kriter olmakla birlikte, çocuk ömür boyu bu giderlere maruz kalacak nitelikte olabilir. Örneğin çocuğun özürlü olması ya da hastalığı gereği sürekli bakıma ihtiyaç duyması ve bunun için yüklü miktarda harcama yapılması gibi. Velayet hakkı kendisine bırakılan eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerini tek başına omuzlamasının hakkaniyet gereği mümkün olmayacağını belirten kanunumuz bu sebepten ötürü bu giderlere diğer eşin de gücü oranında katılması gerektiğine hükmetmiştir.

d. Yiyecek Giderleri;

Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eş kanun gereği müşterek çocuğun bakım ve eğitim masraflarına gücü oranında katılmak zorundadır. İştirak nafakasının hesaplanıp belirlenmesinde çocuğun yiyecek giderlerinin de dikkate alınması ve buna göre makul bir nafaka ortaya konulması kanun gereğidir.

e. Ulaşım Giderleri;

Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eş kanun gereği müşterek çocuğun bakım ve eğitim masraflarına gücü oranında katılmak zorundadır. Günümüzde ulaşım giderleri ailelerin üzerinde büyük bir kambur yaratmakta özellikle servis ücretlerinin miktarı düşünüldüğünde ekonomik bakımdan büyük bir öneme sahip olmaktadır. İş bu sebeple çocuğun bakım ve eğitimine gücü oranında katlanmak zorunda kalacak olan velayet hakkına sahip olmayan tarafın ödeyeceği nafaka miktarının hesaplanmasında ulaşım giderlerinin de dikkate alınması gerekir.
Velayet kendisine bırakılacak tarafın iştirak nafakasını istemediği açık bir şekilde belirtilmiş ise nafakaya hükmedilmemesi gerekir. Önemle belirtmekte fayda vardır ki iştirak nafakasından vazgeçilmiş olunsa bile boşanma davasından sonra iştirak nafakası tekrar istenilebilir. İştirak nafakası kamu düzenine ilişkin bir nafaka olduğundan ötürü çocuk için elzem olan bu durumun tarafların insiyatifine bırakılması düşünülemez. Türk Medeni Kanunu'nun 182/2 maddesi gereğince; velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğunun giderlerine KATILMAKLA YÜKÜMLÜDÜR. Boşanma davasının açıldığı sırada dava esnasında iştirak nafakasına ilişkin bir istem yok ise mahkeme istem olmaksızın iştirak nafakasına olumlu ya da olumsuz hükmetmek zorundadır. Ancak boşanma davasından sonra açılacak davalarda dilekçedeki sonuç ve istem kısmında buna ilişkin bir nafaka talebi yok ise bu durumda iştirak nafakasına mahkeme tarafından kendiliğinden yani re'sen hükmedilemez. Zira Yargıtayın verdiği kararlarda da görüleceği üzere eğer bir boşanma davası söz konusu değil ise ancak talep halinde mahkemece iştirak nafakasına hükmedilir. İştirak nafakası her zaman istenebilen bir husustur. İştirak nafakasına hükemedilebilemesi için boşanma kararı verilmiş olması gerekmektedir. Boşanma davası reddolmuş ise iştirak nafakasına hükmedilemez. İştirak nafakasının başlangıcı boşanma kararının kesinleşme tarihidir. Boşanma kararı içerisinde iştirak nafakası istenmemiş ancak sonradan açılan bir dava ile iştirak nafakası talep edilmiş ise iştirak nafakasının başlangıç tarihi sonradan iştirak nafakası için açılan dava tarihi olacaktır. Önemli bir husus da, boşanma davasından sonra, örneğin velayet babaya bırakılmış olsun. Ancak velayet hakkı babaya bırakılmasına karşın velayeti eylemli olarak kullanmayan baba, diğerinden iştirak nafakası isteyemez. Zira çocuk boşanma kararının kesinleşmesinden sonra baba tarafından teslim alınmamışsa iştirak nafakasının başlangıcı çocuğun eylemli olarak teslim alınma tarihidir. Yalnız, çocuğun teslim alınamaması irade dışı sebepler ile gerçekleşmişse, çocuk zorla elinden alınmış kaçırılmışsa, iştirak nafakasının başlangıcı boşanma davasının kesinleşme tarihi olacaktır. Daha sonradan yapılan velayetin değiştirilmesi durumunda ise iştirak nafakasının başlangıç tarihi velayetin değiştirilmesine ilişkin yargı kararının kesinleşme tarihi olacaktır. İştirak nafakası, çocuğun veya iştirak nafakası yükümlüsünün ölümleri ile kendiliğinden ortadan kalkar. Burada iştirak nafakasının sona ermesi ile ilgili en önemli husus iştirak nafakası bağlanan çocuğun ergin olmasıdır. Nitekim iştirak nafakası bağlanan çocuğun ergin olması ile iştirak nafakası kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Özellikle boşanma davası açılmadan önce ergenliğe ulaşmış ancak lehine iştirak nafakası talep edilmiş birçok dava vardır. Ne yazık ki bu tür davalarda iştirak nafakasına hükmedilmesi mümkün olmayacak ve dava iştirak nafakası talebi yönünden reddolunacaktır. Ergin çocuk kendisi için ve sadece kendisi tarafından açılabilecek olan yardım nafakası davası ile ihtiyaçlarını elde edebilecektir. Ergin olan çocuğa iştirak nafakası bağlanamaz ve ergin olmadan önce bağlanan iştirak nafakası da erginlik tarihinden itibaren kendiliğinden sona erer. Ayrıca iştirak nafakasından feragat edilmişse iştirak nafakası feragat tarihinden itibaren kendiliğinden ortadan kalkar.

Çocuğun Nafaka Miktarı

1. İştirak Nafakasını Yeterli Geliri Olan Taraf Vermelidir;
Velayet hakkı kendisine verilmeyerek iştirak nafakası yükümlüsü olan tarafın belirlenecek olan nafaka miktarını verebilecek yeterli geliri olması gerekmektedir. Ülke ve dünya gerekleri bir kenara bırakılmadan aşırılığa kaçmadan doğru makul ve gerçekçi sınırlar içinde kalmaya özen gösterilmelidir. Nitekim Yargıtay da bizimle aynı görüşte olup iştirak nafakası miktarının belirlenmesinde bu hususlara dikkat edilmesi gerektiğini her fırsatta kararlarıyla dikte etmektedir.
2. İştirak Nafakası Yükümlüsünün Geliri Araştırılmalıdır;
Velayet hakkı kendisine verilmeyen iştirak nafakası yükümlüsü olan tarafın vereceği iştirak nafakası miktarının belirlenmesinde bizlere yol gösterecek en temel unsur iştirak nafakası yükümlüsünün elde ettiği gelirdir. Velayetin kullanılması kendisine bırakılmayan taraf çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Bu sebepten ötürü velayet hakkı kendisine bırakılmayan tarafın ekonomik ve sosyal durumu gerçekçi bir şekilde araştırılmalıdır. Sadece zabıta araştırması ile karar verilmemeli tapu müdürlüklerine, bankalara, tapu sicil müdürlüklerine müzekkereler yazdırılarak kapsamlı bir araştırma yapılmalıdır. Burada en büyük görev tabi ki de davayı takip eden boşanma avukatınındır.
3. İştirak Nafakası Tarafların Gücü Oranında Verilmelidir;
İştirak nafakası yükümlüsü olan velayetin kullanılması kendisine bırakılmayan taraf, iştirak nafakasını verirken gücü oranında vermeli ve iştirak nafakası miktarı bu kıstas da dikkate alınarak belirlenmelidir. Nitekim Türk Medeni Kanunumuzun m. 182f.II ye göre velayetin kullanılması kendisine bırakılmayan taraf çocuğun bakım ve eğitimine gücü oranında katılmak zorundadır. Görüleceği üzere nafaka miktarı çocuğun ihtiyaçları ile tarafların hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Burada da önemli olan husus ülke ve dünya gerçlekleri bir yana bırakılmadan aşırılığa kaçmadan doğru makul ve gerçekçi sınırlar içinde kalınması gerektiğidir. Velayetin bir tarafa bırakılması ile sadece nafaka yükümlüsünün değil diğer tarafın yani velayet hakkının kullanılması kendisine bırakılan tarafın da katkıda bulunması gerektiği unutulmamalıdır. Taraflar çocuğun bakım ve eğitim giderlerine eşit olarak değil kendi güçleri oranında katılmak zorundadırlar.

İştirak Nafakası Ne Zaman Sona Erer?

1. Ölüm İle Son Bulma; İştirak nafakası verilen çocuğun ölümü ile iştirak nafakası kendiliğinden son bulur. İştirak nafakasının ölüm sebebiyle son bulma tarihi çocuğun ölüm tarihidir. Ölüm ile son bulmanın bir diğer görünümü ise nafaka yükümlüsünün ölümüdür. Nafaka yükümlüsünün ölümü halinde de iştirak nafakası kendiliğinden başka bir işlem yapmaya gerek olmaksızın son bulacaktır.
2. İştirak Nafakası Bağlanan Çocuğun Erginliğe Ulaşması İle; İştirak nafakasına son veren durumlardan bir tanesi de iştirak nafakası bağlanan çocuğun erginliğe ulaşmasıdır. Nitekim ülkemizde erginlik yaşı 18 olarak düzenlenmiş olup 18 yaşın doldurulması ile kişi erginliğe ulaşmış olmaktadır. Türk Medeni Kanunumuzun v.11f.I hükmüne göre erginlik yaşı 18 yaşın doldurulması ile başlar. Görüleceği üzere iştirak nafakası bağlanan çocuk ergin olduğu tarihten itibaren iştirak nafakası kendiliğinden ortadan kalkacak başka bir işleme gerek kalmayacaktır. Burada siz okuyucularımıza dikkat etmelerini gerek gördüğümüz bir durum vardır. Boşanma davası açıldığı esnada boşanma davasının kesinleşmesine kadar geçen dönemde çocuklar için verilen nafaka tedbir nafakası iken boşanmanın kesinleşmesinden çocuğun ergin olmasına kadar verilen nafaka ise iştirak nafakasıdır. Tedbir nafakası boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren iştirak nafakası adını alır. İştirak nafakası da çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Ancak genellikle yapılan bir yanlış boşanma davasının açıldığı esnada ergin olan çocuk için de iştirak nafakası istenmesidir. Böyle bir durumda haliyle iştirak nafakası talepleri reddolacaktır. Ergin olan çocuğun kendisi için isteyeceği nafaka Türk Medeni Kanunumuzun başka bir maddesinde düzenlenmiş olan yardım nafakasıdır. İştirak nafakası ile bu müessesenin karıştırılmaması gerekir. Bu yüzden boşanma evresine girmeden önce ve daha sonradan büyük zararların yaşanamaması adına uzman bir boşanma avukatından yardım almanızı önemle rica ederiz.
3. Evlatlık Verilme İle İştirak Nafakasının Sona Ermesi; Evlat edinme ile asıl ana ve baba üzerindeki haklar ve görevler evlat edinen kişiye geçer. Evlat edinmenin gerçekleşmesiyle birlikte bakım ödevi de kural olarak evlat edinene geçer. Burada asıl ana ve babaya ait bakım ödevi ile görevinin ikinci plana düştüğünü söyleyebiliriz. Yani asıl ana ve babanın bakım ve gözetim görevi tamamen sona ermez. Evlat edinen kişinin yoksulluk içinde bulunması durumunda evlatlık verilen çocuğun ası ana ve babasının bakım ödevi devam eder. Asıl ana ve baba velayetin kendilerinde bulunmadığını ileri sürerek bakım ödevi ve görevinden kurtulamazlar.
4. Feragat İle Sona Erme; İştirak nafakasından feragat edilmiş ise iştirak nafakası yükümlülüğü feragatın gerçekleştiği tarihten itibaren kendiliğinden sona erer.

İştirak Nafakasının Azaltılması Yargıtay Kararları

İştirak nafakasının azaltılması yargıtay kararları- "Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Esas : 2016/13123 Karar : 2018/4574 Tarih : 04.04.2018

Özet: İştirak ve yoksulluk nafakası tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına göre takdir edilir. Mahkemece davacı-karşı davalı erkeğe ait ekonomik ve sosyal durum araştırmasının yapılmadığı anlaşılmaktadır. Erkeğin ekonomik ve sosyal durum araştırmasının yapılarak delillerin değerlendirilmesi ve buna göre karar verilmesi gerekir Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından; kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar ve velayet yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-karşı davalı erkeğin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz İTİRAZLARI YERSİZDİR.

2-İştirak ve yoksulluk nafakası tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına göre takdir edilir. Mahkemece davacı-karşı davalı erkeğe ait ekonomik ve sosyal durum araştırmasının YAPILMADIĞI ANLAŞILMAKTADIR. Erkeğin ekonomik ve sosyal durum araştırmasının yapılarak delillerin değerlendirilmesi ve buna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru olmayıp, BOZMAYI GEREKTİRMİŞTİR.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİYLE KARAR VERİLDİ. 04.04.2018"

"Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Esas : 2013/9221 Karar : 2013/12386 Tarih : 10.09.2013 Özet: TMK. 182/2. maddesine göre; "Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır". Aynı Yasanın 328/1. maddesine göre de; "Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile anne ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının Taraflar arasında görülen iştirak nafakası davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından TEMYİZ EDİLMİŞTİR. Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında görülen boşanma davasında velayeti müvekkiline verilen müşterek çocuk için 500 TL iştirak nafakası talep ve DAVA EDİLMİŞTİR. Mahkemece iştirak nafakasının aylık 200 TL olarak karar verilmiş hüküm davacı vekilince TEMYİZ EDİLMİŞTİR. TMK. 182/2 nci maddesine göre; "Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocukla kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır". Aynı Yasanın 328/1 inci maddesine göre de; "Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçlarıyla anne ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de gözönünde bulundurulur" (TMK. 330/1). Somut olayda; davacının ev hanımı olduğu ve gelirinin olmadığı davalı babanın Esnaf olduğu ve kendine ait işyeri olduğu ve aylık 1.000 TL gelirinin OLDUĞU ANLAŞILMAKTADIR. Bu durumda mahkemece lise çağında olan ortak çocuğun ihtiyaçlarında meydana gelen artış ve tarafların ekonomik sosyal durumları nazara alınarak TMK 4.mad. gereğince nafakanın hakkaniyete uygun bir miktarda hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde düşük bedele karar verilmesi doğru görülmemiş, BOZMAYI GEREKTİRMİŞTİR. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün HUMK.nun 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.09.2013 tarihinde OYBİRLİĞİYLE KARAR VERİLDİ."

İştirak Nafakasının Kaldırılması

İştirak nafakasının kaldırılması- Velayetin değiştirilmesi sonucu çocuğun kişiliğinin ve mallarının korunması, yine çocuğun temsili konusunda Kanunun ana ve babaya yüklediği görevler ve haklar kendisine velayet verilen ana ya da babaya geçmektedir. Bu bağlamda TMK'nın 182/2. maddesinde yer alan ”Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.” hükmü gereğince velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf, ekonomik imkânları ölçüsünde müşterek çocuğunun giderlerine katılmakla yükümlüdür.

İştirak Nafakası Nasıl Hesaplanır?

İştirak nafakası nasıl hesaplanır- İştirak nafakasının hesaplanması çeşitli kıstaslar hakkında bilgi edinilmesine bağlıdır. Bu yüzden iştrak nafakası her somut olaya göre somut olayın kendi özelliğine göre hesaplanmalıdır. Taraflar müşterek çocuğun giderlerine güçleri oranında katlanmak zorundadırlar. İştirak nafakasının takdirinde çocuğun yiyecek giderleri de hesaba katılmalı ve bu konu dikkate alınmalıdır. 

Velayetin kullanılması kendisine bırakılmayan taraf çocuğun bakım ve eğitim giderlerin gücü oranında katlanmak zorunda kaldığından dolayı iştirak nafakasının hesaplanmasında müşterek çocuğun giyecek giderlerinin de hesaba katılması uygun olacaktır. 

Müşterek çocuk örneğin yatılı bir okulda okumakta ise bu durumda barınma giderlerinin de velayetin kedisine verilmeyen taraf tarafından gücü oranında karşılanması gerekmektedir. Tabi buradan şu sonuca çıkarım yapılması eşitlik ilkesine aykırılık teşkil edecektir. Nitekim velayetin kendisine bırakılmayan tarafın tüm bu giderlere katlanması sadece kendsinden beklenmeyeceğinden velayetin kullanılması kendisine bırakılan tarafla bu durum orantılanmaktadır. Bu yüzden bütün yük velayeti kullanmayan tarafta bırakılmamalıdır.

Sağlık giderleri bakımından da eşler müşterek çocuğun giderlerin güçleri oranında katlanmak zorunda olduklarından sağlık giderleri de iştirak nafakasının hesaplanmasında bu giderlere eklenecek harcamalar içerisinde yerini alacaktır. Ancak eşin kendi sağlık giderleri için talepte bulunması iştirak nafakasının içine giren bir durum değildir. Nitekim iştirak nafakası çocuklar için düzenlenmiş bir husustur.

Eğitim öğretim giderlerine katlanmak da eşlerin yükümlülükleri içerisindedir. İştirak nafakasının içerisinde barınma giyinme beslenme eğtiim ulaşım gibi zaruri giderler bulunmaktadır. Bunların da iştirak nafakasının hesaplanmasında baz alınması gerekmektedir. Ayrıca ulaşım giderlerinin de hesaba katılması tarafların bu giderlere katlanmak zorunda olduklarının bir sonucudur.

İştirak Nafakası Ödenmezse Ne Olur?

İştirak nafakası ödenmezse ne olur sorusunun cevabına geçmeden önce bir hususun aydınlığa kavuşturulması gerekir. İştirak nafakasına hükmedilen ya da boşanmanın eki niteliğinde olduğundan boşanma davası hükmünde yer alan iştrak nafakasının bulunduğu mahkeme kararı bir ilamdır. Bu mahkeme kararının taraflarca yerine getirilmesi zorunludur. Nitekim hüküm Türk Milleti Adına verilir ve bu hükmün yerine getirilmesi kamu düzenine ilişkindir. Bu bakımdan mahkeme ilamı ile hüküm altına alınan iştirak nafakasının nafaka yükümlüsü tarafından ödenmemesi durumunda nafaka alacaklısı olan taraf herhangi bir icra dairesine başvurarak ilamın icrasını talep edebilir. İlamlı icraya başvuran nafaka alacaklısı bu ilamın yerine getirilmesini nafaka borçlusundan talep eder. İlamlı icrada icra emri nafaka borçlusuna gönderilir ve nafaka borçlusuna verilen süre içerisinde bu borcunu yerine getirmesi aksi durumda mallarının haczedileceği belirtilir. İştirak nafakası ödenmezse ilamın icraya konulması suretiyle başlatılacak ilamlı icra ile iştirak nafakası nafaka borçlusundan alınır.

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Kadına Karşı Şiddet
Kadına Karşı Şiddet

Kadına Karşı şiddet Şiddet mağduru ve şiddete uğra...

Devamı
EN İYİ BOŞANMA AVUKATI
EN İYİ BOŞANMA AVUKATI

En iyi boşanma avukatı- Boşanma Hukuku uzmanlık ge...

Devamı
TEDBİR NAFAKASI NEDİR? TEDBİR NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?
TEDBİR NAFAKASI NEDİR? TEDBİR NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?

Tedbir nafakasına hakim re'sen karar vermekte olup...

Devamı
YOKSULLUK NAFAKASI NEDİR? YOKSULLUK NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?
YOKSULLUK NAFAKASI NEDİR? YOKSULLUK NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru ...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık