Eşlerin Birlikte Yaşamaktan Kaçınması Boşanma Sebebidir

Eşlerin Birlikte Yaşamaktan Kaçınması Boşanma Sebebidir

02-02-2021
Eşlerin Birlikte Yaşamaktan Kaçınması Boşanma Sebebidir

Eşlerin Birlikte Yaşamaktan Kaçınması Boşanma Sebebidir

Eşlerin Birlikte Yaşamaktan Kaçınması Boşanma Sebebidir ve boşanma ve nafaka hukuku kapsamında değerlendirilir.- Aynı evde sürekli yaşamanın beraberinde getirdiği uyum sorunları bulunduğu, bu uyum sorunlarının zamanla tarafların birbirlerine karşı anlayışlı ve dengeli yaklaşımları ile çözülebilir nitelikte olduğu bunlara katlanmayan; çözmek için çaba sarf etmeyen tarafların ise boşanma davasında kusurlu olduğu sonucuna varmak gerekmekle birlikte boşanma davalarında eşlerin birlikte yaşamaktan kaçınması evlilik birliğinin kurulamadığı ve temelden sarsıldığını göstermektedir. Eşlerin evlilik birliğini devam ettirmesi her iki taraf için de çekilmez hale gelmiştir ve mahkeme boşanmaya karar verecektir. Ayrıca boşanmanın eki niteliğindeki manevi tazminata hükmedilebilmesi için; boşanmaya sebep olan olayların tazminat talep eden tarafın kişilik haklarına saldırı teşkil edecek nitelikte olması gerekir (TMK m. 174/2).

Boşanma Davası Nerede Açılır

Boşanma davası kanuna göre ya eşlerin son altı ayda birlikte yaşadıkları yer mahkemesinde ya da eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılmaktadır. Örneğin eşlerin boşanma davası açmadan son altı ay içinde yaşadıkları yer Ankara olsun. Bu durumda boşanma davası açacak eş bu davayı Ankara Aile mahkemesinde açabileceği gibi yerleşim yeri mahkemesinde de açabilecektir. 

Boşanma Davası Ne Zaman Açılır

Boşanma davası evlilik birliği devam ettiği süre içerisinde her zaman açılabilir. Dava açmak bu davanın kesin kazanılacağı anlamına gelmediğinden mütevellit dava açan tarafın tüm delillerini mahkemeye sunması şarttır. Çekişmeli boşanma davasında delillerin büyük bir önemi vardır. Dava belirtilen delillerin üzerinde döner ve bu delillere nazaran hakim gerekçeli bir karara hükmeder. Dilekçelerinde gösterilmeyen delillere binayen mahkeme kendiliğinden inceleme yaparak dayanılmayan delile istinaden sonradan gerekçeli bir karar veremez. Boşanma davaları uzun süren davalar olduğundan dolayı davanın iyi bir şekilde takibinin yapılması ileride yaşanma olasılığı yüksek olan aksaklıkların önüne geçecektir.

Eşlerin Birlikte Yaşamaktan Kaçınması Yargıtay Kararları

Yargıtay
2. Hukuk Dairesi     
2020/1167 E. 
2020/2119 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek tarafından kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, aleyhine hükmedilen yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat, yargılama harcı yönünden; davalı-davacı kadın tarafından ise tazminatların miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, mahkemece bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ait temyiz itirazlarının incelenmesi artık mümkün bulunmamasına göre davalı-davacı kadının tüm, davacı-davalı erkeğin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Taraflarca açılan boşanma davalarının yapılan yargılaması sonucunda, davacı-davalı erkeğin davasının reddine, davalı-davacı kadının davasının kabulü ile tarafların boşanmasına, davalı-davacı kadın yararına aylık 300 Türk lirası yoksulluk nafakasına, 3.000 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminata hükmedilmiş, hükmün davacı-davalı erkek tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 05.02.2018 tarihli ve 2016/10796 esas, 2018/1306 karar sayılı ilamı ile “ Davacı-davalı erkek tarafından açılan ve reddedilen dava 04.01.2012 tarihinde kesinleşmiş olup, bu dava üç yıllık fiili ayrılık süresi sonunda açılmıştır. Bu durumda Türk Medeni Kanunu'nun 166/son maddesi koşulları gerçekleşmiştir. Davacı-davalı erkeğin davasının kabulü gerekirken, yazılı şekilde reddi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.” şeklinde gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Şu halde ilk kararla kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası ve maddi tazminat miktarı davalı-davacı kadın tarafından temyiz edilmemesi nedeniyle, yoksulluk nafakası ve maddi tazminatın miktarı yönünden davacı-davalı erkek yararına usulü kazanılmış hak oluşmuştur. Bu sebeple ilk derece mahkemesince usuli kazanılmış hakka aykırı şekilde davalı-davacı kadın yararına aylık 350 Türk lirası yoksulluk nafakasına ve 5.000 Türk lirası maddi tazminata hükmedilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.

3-Davacı-davalı erkeğin ilk boşanma davasını açarak boşanma sebebi yaratma ve birlikte yaşamaktan kaçınma şeklinde gerçekleşen kusurlu davranışları davalı-davacı kadının kişilik haklarına saldırı teşkil etmemektedir. Türk Medeni Kanunu'nun 174/2. maddesinde düzenlenen manevi tazminatın koşulları oluşmamıştır. O halde, davalı-davacı kadının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması yerinde olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, adli yardımdan yararlanması sebebiyle başlangıçta alınmamış olan aşağıda yazılı karar ve ilam harcı ile temyiz başvuru harcının Bahar'a yükletilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran Sabri'ye geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 11.03.2020 (Çrş.)

Yargıtay
2. Hukuk Dairesi   
2019/6740 E. 
2020/96 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma - Ziynet Alacağı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, reddedilen tazminatlar ile nafakalar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak görülen karşılıklı boşanma davasında, ilk derece mahkemesince davalı-karşı davacı kadın ağır, davacı-karşı davalı erkek ise az kusurlu kabul edilerek her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, ortak çocukların velayetlerinin babaya verilmesine, çocuklar yararına iştirak nafakasına hükmedilmesine yer olmadığına, tarafların şartları oluşmayan tazminat talepleri ile kadının yoksulluk nafaka talebinin reddine karar verilmiş, karar davalı-karşı davacı kadın tarafından erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri yönlerinden istinaf edilmiş, davalı-karşı davacı kadının istinaf taleplerinin esastan reddedine karar verilmiş bu karar kadın tarafından erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri yönlerinden temyiz edilmiştir.

İlk derece mahkemesince, davalı-karşı davacının cevap dilekçesi/karşı dava dilekçesinde de belirttiği üzere, davalı-karşı davacı kadının dava tarihinden 3 yıl önce hastalığa yakalandığı, evlilik birliğinin giderlerine emek ve malvarlığı ile katılmadığı, kendisine dahi kayın validesinin baktığı, ancak kendisinin ve ailesinin isteği ve rızası ile müşterek konutu terk ederek ailesinin yanına Kurtalan'a yerleştiği, birlikte yaşamaktan kaçındığı ve bu nedenlerle daha fazla kusurlu olduğu değerlendirilmiş ise de; dosya içinde mevcut hastahane kayıtları ile uzman raporlarına göre kadının bu hastalığa yakalanmasında kendi kusurunun bulunmadığı, evlilik öncesinde de bu hastalık nedeniyle bir uzman tanısının da bulunmadığı sabittir. Hastalığı nedeniyle başkasının bakımına muhtaç olmuş bir kişinin birlik görevlerini yerine getirmemesi kusur olarak yüklenilemeyeceği gibi, eşinin bakımı için anne evine bırakılması aile içinde alınan bir karar sonucunda olduğuna göre kadına birlikte yaşamaktan kaçınma şeklinde kusur olarak yüklenilmesi doğru olmamıştır. O halde mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen davacı-karşı davalı erkeğin kusurlu davranışlarına göre, boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğunun kabulü gerektiği halde davalı-karşı davacı kadının ağır kusurlu olduğunun kabulü doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.

2-Türk Medeni Kanunu'nun 166/1-2. maddesi uyarınca boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Somut olayda mahkemece erkeğe yüklenilen ve istinaf edilmeyerek kesinleşen kusurlu davranışlara göre, erkeğin tamamen kusurlu olduğu, yukarıda birinci bentte açıklandığı üzere davalı-karşı davacı kadının kusurlu bir davranışının ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. O halde, mahkemece davacı-karşı davalı erkeğin davasının reddi gerekirken, kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı ise de, kadının kabul edilen boşanma davası temyizin kapsamı dışında bırakılmak suretiyle boşanma hükmü kesinleştiğinden, erkeğin boşanma talebinin konusuz hale geldiği de görülmektedir. Bu durumda erkeğin boşanma davasının esası hakkında bir karar verilemeyecektir. Ancak, davanın konusuz kalması sebebiyle esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde hakim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve tayin eder (HMK m. 331/1). O halde bu husus gözetilerek davacı-karşı davalı erkeğin boşanma talebi hakkında, konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm tesisi ile yargılama giderleri ve vekalet ücreti konularında, davadaki haklılık durumuna göre (HMK m. 331/1) karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
3-Yukarıda 1. ve 2. bentlerde açıklandığı üzere boşanmaya sebep olan olaylarda davalı-karşı davacı kadının kusurlu olmadığı ve boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği de sabit olduğuna göre, davalı-karşı davacı kadın yararına uygun miktarda tedbir (TMK m. 169) ve yoksulluk nafakasına (TMK m.175) hükmedilmesi gerekirken bu isteğinin reddi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.

4-Yukarıda 1. ve 2. bentlerde açıklandığı üzere boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-karşı davalı erkek tamamen kusurlu olduğundan, boşanma yüzünden mevcut ve beklenen menfaatleri zedelenen ve kişilik hakları saldırıya uğrayan, davalı-karşı davacı kadın yararına Türk Medeni Kanunu'nun 174/1-2. maddesi gereğince uygun miktarda maddi ve manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, kadının bu isteklerinin hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 1., 2., 3. ve 4. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 13.01.2020 (Pzt.)

Yargıtay

2. Hukuk Dairesi   
2014/16699 E. 
2015/7319 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından karşı boşanma davasının kabulü, kusur belirlemesi, manevi tazminat talebinin reddi ile maddi tazminat ve nafaka miktarları yönünden; davalı-karşı davacı erkek tarafından ise, kadının boşanma davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi, kadın yararına hükmedilen maddi tazminat ve yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 13.04.2015 günü duruşmalı temyiz eden davacı-karşı davalı ... vekili Av. ... ve karşı taraf temyiz eden davalı-karşı davacı ... vekili Av. ..... geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere; davalı-karşı davacı erkeğin, birlik görevlerini yerine getirmeme, birlikte yaşamaktan kaçınma yanında, davacı-karşı davalı kadını defalarca evden kovduğu anlaşılmaktadır. Boşanma sebebiyle manevi tazminata hükmedebilmek için, tazminat talep eden tarafın kusursuz veya diğer tarafa göre daha az kusurlu olması yanında; boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarını zedelemiş olması da gereklidir (TMK.md. 174/2). Yukarıda belirtildiği gibi davalı-karşı davacının belirlenen kusurları davacı-karşı davalı kadının kişilik haklarına saldırı niteliğindedir. Bu durumda, Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesi koşulları kadın yararına gerçekleşmiştir. Öyleyse, davacı-karşı davalı kadının manevi tazminat isteğinin kabulü gerekirken, yazılı şekilde manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.

3-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine, paranın alım gücüne, ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran, davacı-karşı davalı kadın yararına hükmolunan maddi tazminat çoktur. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50. ve devamı maddeleri hükmü nazara alınarak, daha uygun miktarda maddi tazminat (TMK.md.174/1) takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.) ve (3.) bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, duruşma için taktir olunan 1.100,00 TL. vekalet ücretinin Gülay'dan alınıp Koray'a verilmesine ve 1.100,00 TL. vekalet ücretinin Koray'dan alınıp ....'a verilmesine, istek halinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.13.04.2015 (Pzt.)

Yargıtay
2. Hukuk Dairesi   
2014/19849 E. 
2015/4186 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İvrindi Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :12.02.2014
NUMARASI :Esas no: 2013/106 Karar no:2014/25


Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Mahkemece, “davalıya yüklenebilecek ve davacı için boşanmayı haklı gösterecek herhangi bir kusurlu hareket kanıtlanamadığı” gerekçesiyle dava reddedilmiş, davalının internet ve facebook adlı sosyal paylaşım sitesine sıklıkla girmesi kusur olarak görülmemiş, bu durumun Almanya’da yaşayan kadın için normal olduğu yargısına varılmıştır.

Davalının hem mobil telefonundan, hem de bilgisayardan sürekli olarak internete girdiği ve facebook isimli sosyal paylaşım sitesini kullandığı, bu şekilde kuşku çeken tutum ve davranışlarda bulunduğu, son olarak da Almanya’ya döndükten iki gün sonra “Talat’tan ayrılacağını, boşanmak istediğini” söyleyerek evi terk ettiği yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Evlilik birliğinde eşler, birlikte yaşamak ve birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamakla yükümlüdürler. Davalının “eşinden boşanacağını” söyleyerek evi terk etmesi, birlikte yaşamaktan kaçınma ve zamanının çoğunu sosyal paylaşım sitesi ve internette geçirmesi, evlilik birliğinin mutluluğunu sağlama konusundaki özen yükümlülüğüne (TMK.md.185/2) aykırı olup, diğer taraf için ortak hayatı çekilmez kılar. Gerçekleşen bu duruma göre, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan bırakmayacak nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı, dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK.md.166/1) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 11.03.03.2015 (Çrş.)

Yargıtay
2. Hukuk Dairesi   
2014/8163 E. 
2014/20149 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kayseri 5. Aile Mahkemesi
TARİHİ :30.01.2014
NUMARASI :Esas no:2013/163 Karar no:2014/82

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-davalı (koca) tarafından; kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar, velayet ve reddedilen tazminat isteği yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Sair temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

Olayları açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme hakime aittir (HMK md. 33). Dava ve karşı dava Türk Medeni Kanununun 166/son maddesine dayalı olarak açılmıştır. Kayseri 4. Aile Mahkemesinin 18.02.2010 tarihinde kesinleşen 2008/355 esas, 2008/673 karar sayılı dosyası davalı-davacı (kadın) tarafından 09.04.2008 tarihinde açılmış davacı-davalı (koca) tarafından ise bu davada 07.05.2008 tarihinde karşı boşanma davası açılmış ve her iki dava reddedilmiştir.

Eşlerin açmış olduğu davaların reddedilmesi ve birlikte yaşamaktan kaçınmaları sebebiyle evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında her iki taraf eşit kusurludur. Ayrıca fiili ayrılık döneminde boşanmayı gerektirir yeni bir kusurun varlığı da kanıtlanmamıştır Eşit kusurlu eşler yararına tazminat ödenmez (TMK md. 174/1-2). Hal böyleyken davalı-davacı (kadın) yararına maddi ve manevi tazminata karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple maddi ve manevi tazminat yönünden BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu sair bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere bozmada oyçokluğuyla, onamada oybirliğiyle karar verildi. 20.10.2014 (Pzt.)

KARŞI OY YAZISI

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.

Yargıtay
2. Hukuk Dairesi     
2014/8382 E. 
2014/19283 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sakarya 1.Aile Mahkemesi
TARİHİ : 11.02.2014
NUMARASI :Esas no: 2013/386 Karar no:2014/62

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Dava reddedilmiştir. Mahkeme, kararın gerekçesinde ”davacının kendisine ait facebook sayfasında başka bayanlarla elektronik ortamda görüştüğü, bu sebeple geçimsizliğe sebep olan olaylarda tam kusurlu olduğu” belirtilmiş ise de; davacının açıklanan şekilde güven sarsıcı davranışlarda bulunduğunu kabule yeterli delil bulunmamaktadır. Ne var ki, davalıya atfı kabil bir kusur da ispat edilememiş, taraflar arasındaki sorunların davacının eşiyle birlikte yaşamaktan kaçınmasından kaynaklandığı tespit edilmiş, davacının bu sebeple kusurlu olduğu anlaşılmış, davanın reddi bu bakımdan doğru bulunmuş, davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazları açıklanan sebeple yerinde görülmediği gibi, cevaba cevap dilekçesinde tanıklarını bildirmiş olması karşısında, yasal olarak ikinci bir tanık listesi verilemeyeceğinden (HMK.md.240/2), sonradan bildirdiği tanıkların mahkemece dinlenmemiş olmasında da bir usulsüzlük görülmediğinden, bu yöne ve diğer hususlara ilişkin temyiz itirazları da yersiz bulunduğundan, usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda gösterilen sebeple davacının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz ilam harcının temyiz edene yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 123.60 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.02.10.2014 (Prş.)

Yargıtay
2. Hukuk Dairesi   
2013/15302 E.
2013/30597 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Çine Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :26.02.2013
NUMARASI :Esas no:2009/270 Karar no:2013/45

Taraflar arasındaki "boşanma" davalarının birleştirilerek yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-davalı (kadın) tarafından boşanmanın fer'ileri ve velayete ilişkin düzenleme yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-davalı (kadın) 'ın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Boşanma sebebiyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için, tazminat talep eden tarafın, kusursuz veya az kusurlu olmasının yanında, boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarına saldırı mahiyetinde olması da gerekir (TMK.md. 174/2). Mahkemece; "davacı-davalı (kadın)'ın hiçbir haklı gerekçe ve kabul edilebilir bir sebep olmaksızın 2009 yılı başında çocuklarını da alıp Fransa'ya gitmiş olması" boşanma sebebi kabul edilmiştir. Davacı-davalı (kadın)'ın gerçekleşen bu davranışı, eşiyle birlikte yaşamaktan kaçınmadan ibaret olup, diğer tarafın kişilik haklarına saldırı niteliğinde değildir. Bu mahiyette kabul edilebilecek kadının başkaca bir kusurlu davranışı kanıtlanamamıştır. Bu durumda davalı-davacı (koca)'nın manevi tazminat isteğinin reddi gerekirken, yetersiz gerekçe ile koca lehine manevi tazminata hükmedilmesi doğru bulunmamıştır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin yukarıda l. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.24.12.2013 (Salı)

Boşanma Davasında Avukat Tutmak Zorunda mıyım

Boşanma davalarında avukat ile davanın takibi zorunlu olmasa da bu tür davaların uzmanlık gerektiren davalardan olmasından mütevellit davanın avukat tarafından yönlendirilmesi ve takibi tavsiye olunmaktadır. Çocukların velayetinin talebi, çocuklar için nafaka talepleri ile maddi tazminat ile manevi tazminat hususları ne kadar isteneceği harca tabi olup olmadıkları hepsi uzmanlığın gerekleridir.

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Kadına Karşı Şiddet
Kadına Karşı Şiddet

Kadına Karşı şiddet Şiddet mağduru ve şiddete uğra...

Devamı
EN İYİ BOŞANMA AVUKATI
EN İYİ BOŞANMA AVUKATI

En iyi boşanma avukatı- Boşanma Hukuku uzmanlık ge...

Devamı
TEDBİR NAFAKASI NEDİR? TEDBİR NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?
TEDBİR NAFAKASI NEDİR? TEDBİR NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?

Tedbir nafakasına hakim re'sen karar vermekte olup...

Devamı
YOKSULLUK NAFAKASI NEDİR? YOKSULLUK NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?
YOKSULLUK NAFAKASI NEDİR? YOKSULLUK NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru ...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık