Eşini Sevmediğini Söylemek Boşanma Davası

Eşini Sevmediğini Söylemek Boşanma Davası

21-10-2020
Eşini Sevmediğini Söylemek Boşanma Davası

Eşini Sevmediğini Söylemek Boşanma Davası

Eşini sevmediğini söylemek boşanma ve nafaka hukuku kapsamında aslında eşin diğer eşe yönelik olarak duygusal içsel düşüncelerinin dışa vurulmuş hali olup şiddetli geçimsizlik davasında ya da kanundaki ismiyle evlilik birliğinin sarsılması boşanma davalarında eşin diğer eşe sevgisiz davrandığının somut olarak ortaya çıkmış halidir ve duygusal şiddet içerikli bir harekettir. Eşini sevmediğini söylemek boşanma davalarının konusu olma bakımından evlilik birliğinin sürekliliği içerisinde aslında somut olarak da kendisini gösterebilmektedir. Bunların eş tarafından diğer eşe karşı söylenmiş olması somutluğun boyutunu ortaya çıkartacak ve boşanma davasında dava açma hakkının varlığı bakımından karşı tarafa yöneltilecektir. 

Eşini sevmediğini söylemek sadece diğer eşe yöneltilen bir söz olarak da karşımıza çıkmamaktadır. Bu hususun eşin ailesine karşı yöneltilmiş olması ya da sosyal ortamda zikredilmesi arasında herhangi bir fark yoktur. 

Aynı şekilde eşini sevmediğini söyleyen eş ile başkasını sevdiğini söyleyen eş arasında boşanma davasının açılması ve kusur izafe edilmesi arasında da herhangi bir yoktur.

Başkasını sevdiğini söylemek de duygusal şiddet olup sevgisiz davranmaya örnektir. Bu bakımdan sevgisiz davranarak başkasını sevdiğini söyleyen eşe karşı açılan boşanma davasında duygusal şiddetin varlığı kabul edilmeli ve diğer hususların da bulunduğu yönünde kanaate varıldığı durumlarda davanın kabul edilerek boşanmaya karar verilmesi gerekmektedir.

Eşini Sevmediğini Söylemek Yargıtay Kararı

Yargıtay
2. Hukuk Dairesi    
2020/2225 E.  
2020/3128 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı erkek tarafından, kusur belirlemesi ve reddedilen manevi tazminat yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Taraflar arasında görülen evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı karşılıklı boşanma davasının yapılan yargılaması sonunda; ilk derece mahkemesince erkeğin davasının kabulüne ve kadının davasının reddine karar verilerek feriler yönünden hüküm kurulmuştur. Hükme karşı kadın tarafından her iki dava yönünden istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge adliye mahkemesi, kadının manevi tazminata yönelik istinaf başvurusunun kabulüne karar vererek erkeğin manevi tazminat talebini reddetmiştir. Bölge adliye mahkemesi, kadının diğer istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiştir.

İlk derece mahkemesi, davacı-davalı kadına eşini sevmediğini ve eski sevgilisini unutamadığını söylediği, çoğunlukla ve uzun süre ailesinin evinde kaldığı ve evi terk ettiği vakıalarını kusur olarak yükleyerek kadının tam kusurlu olduğuna hükmetmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı kadın tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve bölge adliye mahkemesi kararının gerekçesinde kadının eşini sevmediğini söylediği ve sürekli ailesi yanında kaldığı vakıaları kadına kusur olarak yüklemiştir. Bölge adliye mahkemesi kadının tam kusurlu olduğuna hükmetmiştir.

Bölge adliye mahkemesi kararının gerekçesinde davacı-davalı kadının istinaf talebinin kusur belirlemesine yönelik olarak kısmen kabulü kanaatine varıldığı halde, kararın hüküm kısmında kadının istinaf başvurusunun kusur yönünden esastan reddine karar verilmek suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılmıştır. Gerekçe ve hüküm arasında yaratılan bu çelişki tek başına bozma sebebi oluşturduğundan, hükmün münhasıran bu sebeple bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda gösterilen sebeplerle bölge adliye mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi.17.06.2020 (Çrş.)

Yargıtay
2. Hukuk Dairesi 
2019/4699 E. 
2019/11862 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVACI-DAVALI : ...
DAVALI-DAVACI : ...
DAVA TÜRÜ : Tedbir Nafakası-Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından, erkeğin boşanma davasının kabulü, kusur belirlemesi ve tazminat taleplerinin reddi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-karşı davalı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Davacı-karşı davalı kadın tarafından açılan tedbir nafakası davası (TMK.m.197) ile davalı-karşı davacı erkek tarafından açılan evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK.m. 166/1) hukuki sebebine dayalı birleşen boşanma davasının yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince kadının kusurlu olduğu gerekçesiyle tedbir nafakası davasının reddine, erkeğin boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına, kadın yararına boşanma kararının kesinleşmesine kadar aylık 200 TL tedbir nafakasına, kadının maddi ve manevi tazminat talebi ile erkeğin manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Kararın davacı- karşı davalı kadın tarafından istinaf edilmesi üzerine, bölge adliye mahkemesince, “Eşini ve ailesini sevmediğini ve evlilik birliğini bitirmek istediğini söyleyen, son ayrılık tarihinde kendi annesinin erkeğin annesine yönelik şiddet eylemi karşısında sessiz kalan davacı-karşı davalı kadın ile eşler arasında yaşanan tartışmada zorla eşinin çantasından ev anahtarlarını alan ve kendi annesinin eşine yönelik şiddet eylemi karşısında sessiz kalan davalı-karşı davacı erkeğin kusurlu davranışları neticesinde evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, bu sonuca ulaşılmasında tarafların eşit derecede kusurlu olduğu, tüm bu tespitlere göre, davacı-karşı davalı kadının ayrı yaşamakta haklı olduğu, TMK'nın 197. maddesindeki koşulların oluştuğu” gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına, kadının tedbir nafakası davası ile erkeğin boşanma davasının kabulüne, kadın yararına tedbir nafakasına, davacı-karşı davalı kadının maddi ve manevi, davalı-karşı davacı erkeğin manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Davalı-karşı davacı erkek tarafından istinaf talebinde bulunulmadığı, sadece davacı- karşı davalı kadın tarafından istinaf yoluna başvurulduğu halde bölge adliye mahkemesince, "Son ayrılık tarihinde kendi annesinin erkeğin annesine yönelik şiddet eylemi karşısında sessiz kaldığı" vakıası kadının aleyhine kusur olarak yüklenemeyeceği gibi, erkeğin kusurları da temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir. Mahkemece belirlenen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlara göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı-karşı davacı erkeğin kadına nazaran ağır kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu husus gözetilmeden, hatalı değerlendirme sonucu tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.

3-Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere boşanmaya neden olan olaylarda davalı-karşı davacı erkek ağır kusurlu olup, Türk Medeni Kanunu'nun 174/1-2. maddesi koşulları kadın yararına oluşmuştur. Tarafların ekonomik ve sosyal durumları kusur durumu, hakkaniyet kuralları gözetilerek davacı- karşı davalı kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak bu taleplerinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.) ve (3.) bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi.12.12.2019 (Prş.)

Yargıtay
2. Hukuk Dairesi   
2018/744 E. 
2019/3402 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
DAVACI-DAVALI : ...
DAVALI-DAVACI : ...
DAVA TÜRÜ :Karşılıklı Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından kusur belirlemesi ve reddedilen manevi tazminat talebi ile 31.10.2017 tarihli ek karar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen 31.10.2017 tarihli ek karar ile; davacı-karşı davalı kadının temyiz başvurusunun süresinde yapılmadığından bahisle temyiz talebinin reddine karar verilmiş ise de; davacı-karşı davalı kadın vekiline tebliğe çıkarılan 31.10.2017 tarihli ek karar ve 05.06.2017 tarihli bölge adliye mahkemesi kararının “Tüzel kişilik temsilcisinin adreste bulunmaması nedeniyle daimi işçi imzasına” tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Vekil tüzel kişilik olmayıp daimi çalışanına yapılan tebligatlarda da, tebliğ memuru tarafından, tebligatın yapılması gereken avukatın, tevziat sırasında belirtilen adreste bulunup bulunmadığı ve bulunmaması halinde bulunmama sebebi belirtilmek sureti ile tebligatın muhatap olan vekil yerine, daimi çalışanına tebliğ edilmesi gerekmektedir. Bu durumda tebliğ işlemleri, 7021 sayılı Tebligat Kanunu'nun 17. maddesi ve Yönetmeliğin 26. maddesi hükümlerine uygun yapılmadığından usulsüzdür (HGK'nun 30.01.2013 tarih, 2012/6-644 esas - 2013/146 karar sayılı ilamı) 05.06.2017 tarihli bölge adliye mahkemesi kararının ve 31.10.2017 tarihli ek kararın tebliği de yukarıda belirtildiği şekilde yapılmış olduğundan, tebligatlar usulsüz görülerek ek karara ilişkin 17.11.2017 tarihli ve asıl karara yönelik 06.09.2017 tarihli temyiz dilekçesinin süresinde olduğu kabul edilmiştir. Sonuç olarak mahkemenin 17.11.2017 tarihli temyiz dilekçesinin reddine ilişkin ek kararın kaldırılarak temyiz itirazlarının incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
.../..

2- Davacı-karşı davalı kadının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle mahkemece davalı-karşı davacı erkeğe yüklenen kusurlu davranışlar yanında, manevi yönden bağımsız konut temin etmediği ve eşini sevmediğini söyleyerek evden gönderdiği anlaşılmakta ise de, belirlenen ve gerçekleşen kusur durumu dikkate alındığında davalı-karşı davacı erkeğin yine de tam kusurlu olduğu ve bu itibarla mahkemece verilen hükmün sonuç itibarıyla doğru olduğunun anlaşılmasına göre davacı-karşı davalı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
b)Boşanmaya sebep olan olaylarda erkek tam kusurlu olup, gerçekleşen bu kusurlu davranışlar aynı zamanda kadının kişilik haklarına saldırı niteliğindedir. Öyleyse, davacı-karşı davalı kadın yararına Türk Medeni Kanunu'nun 174/2 maddesi koşulları oluşmuş olup, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, fiilin ağırlığı ve hakkaniyet kuralları gözetilerek davacı-karşı davalı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesi sonucu bu isteğin reddi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir

SONUÇ: Temyiz edilen 31.10.2017 tarihli ek kararın yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple kaldırılmasına, temyiz edilen hükmün yukarıda 2/b bendinde gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 2/a bendinde gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 26.03.2019 (Salı )

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Kadına Karşı Şiddet
Kadına Karşı Şiddet

Kadına Karşı şiddet Şiddet mağduru ve şiddete uğra...

Devamı
EN İYİ BOŞANMA AVUKATI
EN İYİ BOŞANMA AVUKATI

En iyi boşanma avukatı- Boşanma Hukuku uzmanlık ge...

Devamı
TEDBİR NAFAKASI NEDİR? TEDBİR NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?
TEDBİR NAFAKASI NEDİR? TEDBİR NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?

Tedbir nafakasına hakim re'sen karar vermekte olup...

Devamı
YOKSULLUK NAFAKASI NEDİR? YOKSULLUK NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?
YOKSULLUK NAFAKASI NEDİR? YOKSULLUK NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru ...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık