Eşini Aşağılamak Eşi Hor Görmek Boşanma Sebebidir

Eşini Aşağılamak Eşi Hor Görmek Boşanma Sebebidir

05-12-2020
Eşini Aşağılamak Eşi Hor Görmek Boşanma Sebebidir

Eşini Aşağılamak Eşi Hor Görmek Boşanma Sebebidir

Eşini aşağılamak eşi hor görmek boşanma sebebidir. Nitekim eşler birbirlerine karşı saygılı davranmak, evlilik birliği içerisinde huzur ve sükunu sağlamakla yükümlüdürler. Zira evlilik birliği içerisinde eşe karşı bu tür hareketlerde bulunmak onu aşağılamak ve eşi hor görmek kusurlu bir hareket olduğu gibi boşanmanın gerekçesi de olabilecektir. Eşler boşanma davasında birbirlerinden ayrıca maddi ve manevi tazminat da istemişler ise bu durumda eşini aşağılayan ve eşini hor gören taraf çekişmeli boşanma davasında kusurlu olacağından ayrıca maddi ve manevi tazminat yükümlüsü de olabilecektir.  Boşanma davasında kusur hakkında ayrıntılı bilgi için çekişmeli boşanmada kusur başlıklı makalemizi okuyabilirsiniz.

Eşini aşağılamak, eşi hor görmek duygusal bir şiddettir. Eşin maneviyatına, kişilik haklarına bir saldırı niteliğindedir. Bu tür hareketlerin süreklilik arz etmesi, eşin ruhsal yapısının bozulmasına, evdeki huzurunun kaçmasına neden olabilecek ve eş bu durumlara tepki olarak karşılık aramaya da başlayabilecektir. Ancak unutulmamalıdır ki eşin bu gibi durumlarında göstermiş olduğu tepkisel davranışlarda kusurlu olduğunu söylemek bazen yersiz kalacaktır. Kusur araştırması mahkemenin görevidir ve hakim somut olayların ilerleyişine göre kararını verecektir. 

Eşini Aşağılamak Eşi Hor Görmek Yargıtay Kararları

Yargıtay
2. Hukuk Dairesi 
2018/8186 E.
2019/6314 K.

Temyiz Kanun Yoluna Başvuran

Vekili

Davalı

Vekili

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Davalı erkek, temyiz dilekçesinde adli yardım talebinde bulunmuştur. Adli yardıma ilişkin usul ve esaslar Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334-340. maddelerinde düzenlenmiş olup, aynı Kanunun 363/3. maddesine göre adli yardım talebi kanun yollarına başvuru sırasında Yargıtay'a da yapılabilir ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 337/1. maddesi uyarınca da duruşma yapılmaksızın talep hakkında karar verilebilir. Davalı erkeğin adli yardım talebini içeren dilekçesi ve dosya kapsamındaki belge ve bilgiler birlikte değerlendirildiğinde; kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken kanun yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu kanaatine varıldığından, davalı erkeğin adli yardım talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.

2-Temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı erkeğin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

b) İlk derece mahkemesince, davalı erkek tamamen kusurlu kabul edilerek, kadının boşanma davasının kabulüyle tarafların boşanmalarına, velayetin anneye verilmesi, çocuk ve kadın yararına tedbir, iştirak ve yoksulluk nafakası ile kadının maddi ve manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı erkek tarafından hükmün tümüne yönelik istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, görevli Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince 09.07.2018 tarih, 2017/2996 esas ve 2018/1717 karar sayılı kararla; ilk derece mahkemesinin yüklediği kusurlardan "Evde kadın kıyafetleri giymek" şeklindeki eyleme konu olay tanık tarafından bizzat görülmüş olmayıp, duyuma dayalı beyanın anlatılmasından ibaret olup, duyuma dayalı vakıanın kusur olarak yüklenilmesi doğru görülmediğinden çıkartılmasına karşın, ilk derece mahkemesinin belirlediği diğer kusurlu davranışların yanında "Eşini aşağılamak, hor görmek, eşine ve ailesine karşı saygısız davranmak" kusurları da eklenilerek erkeğin yine de tamamen kusurlu olduğunun kabulü ile istinaf talebinin kusur belirlemesi yönünden kabulüne karar verilmiştir. Davacı kadın tarafından istinaf talebinde bulunulmadığı, sadece davalı erkek tarafından istinaf yoluna başvurulduğu halde davalı erkek aleyhine "Eşini aşağılamak, hor görmek, eşine ve ailesine karşı saygısız davranmak" vakıaları kusurları erkeğe yüklenemez ancak yine de mahkemece davalı erkeğe yüklenen ve kesinleşen diğer kusurlu davranışlarına göre boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkeğin tamamen kusurlu olduğu sabittir. Bu husus gözetilmeden tek taraflı istinaf talep eden erkek aleyhine kusur yüklenilmesi doğru olmamıştır.

c) Yukarıda 1. bentte açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı erkeğe kusur olarak yüklenilen "birlik görevlerini yerine getirmemek, evde huzursuzluk çıkarmak şeklindeki davranışlar kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder nitelikte değildir. Türk Medeni Kanunu'nun 174/2. maddesi koşulları kadın yararına oluşmamıştır. O halde kadın yararına hükmedilen manevi tazminatın kaldırılması gerekirken davalı erkeğin bu yöndeki istinaf talebinin esastan reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda 2/b ve 2/c bentlerde gösterilen sebeplerle temyiz edilen Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi kararının BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 2/a bendinde gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 20.05.2019 (Pzt.)

Yargıtay
2. Hukuk Dairesi      
2019/2933 E.
2019/6431 K.

Temyiz Kanun Yoluna Başvuran

Vekili

Davalı

Vekili

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından; boşanma ve fer'ileri yönünden, davacı erkek tarafından ise katılma yoluyla kusur belirlemesi ve reddedilen tazminat talepleri yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacı erkeğe kusur olarak yüklenen "Eşini ekonomik olarak aşağılamak ve ölümle tehdit etmek" vakıalarına davalı kadının dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasında dayanmadığı, bu sebeple bu vakıaların davacı erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceğinin, mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışları nedeniyle boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davacı erkeğin yine de ağır kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre, tarafların yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA,aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve (davacı) 218.50 TL. (davalı) 143.50 TL temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 21.05.2019 (Salı)

Yargıtay
2. Hukuk Dairesi 
2015/10083 E.
2015/24918 K.

Temyiz Kanun Yoluna Başvuran

Vekili

Davalı

Vekili

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bursa 6. Aile Mahkemesi
TARİHİ : 15/01/2015
NUMARASI : 2013/847-2015/24

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı tarafından, her iki dava yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, davalı-davacı kadının mahkemece kabul edilen kusurlu davranışlarının yanında davacı-davalı erkeğin de eşini aşağılamak, sevmediğini, nefret ettiğini söylemek suretiyle kusurlu olduğu, davalı-davacı kadının davası yönünden Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi koşullarının oluştuğu anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davalı-davacı kadın da dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, davalı-davacı kadının boşanma davasının da kabulü ile boşanmaya (TMK.md. 166/2) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile kadının davasının reddi doğru bulunmamıştır.

SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre yeniden karar verilmesi gerekli hale gelen davacı-davalı erkeğin boşanma davası ve fer'ilerine ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.24.12.2015(Prş.)

Yargıtay
2. Hukuk Dairesi   
2014/24032 E.  
2015/9572 K.

Temyiz Kanun Yoluna Başvuran

Vekili

Davalı

Vekili

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma

Taraflar arasındaki "boşanma" ve "karşı boşanma" davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-karşı davalı tarafından, yararına hükmedilen nafaka ve tazminatların miktarı ile kişisel ilişki süresi yönünden; davalı-karşı davacı tarafından ise her iki dava yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Toplanan delillerden, davalı-karşı davacının eşini sürekli aşağılamak, birlik görevlerini yerine getirmemek, eşinin hastalığında ilgilenmemek, ailesinden, gelip kızlarını götürmelerini istemek, eşine hakaret edip, şiddet uygulamak, "sen daha ölmedin mi?" demek şeklindeki kusurlarına karşılık; davacı-karşı davalı kadının da eşini istemediğini, ondan tiksindiğini, boşanmak istediğini, çocukların eşinden olmayıp, onları sperm bankasından yaptığını söylediği, kayınvalidesini evden kovduğu anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Gerçekleşen olaylar karşısında davalı-karşı davacı da dava açmakta haklıdır. Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi koşulları gerçekleşmiştir. Davalı-karşı davacının boşanma davasının da kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddi doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre davacı-karşı davalının boşanma davası ve fer'ileri hakkında yeniden hüküm kurulması gerekli hale geldiğinden bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının ve davacı-karşı davacı (nın) temyiz itirazlarının bozma sebebine göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 07.05.2015 (Prş.)

Yargıtay
2. Hukuk Dairesi    
2014/635 E.
2014/10905 K.

Temyiz Kanun Yoluna Başvuran

Vekili

Davalı

Vekili

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İzmir 3. Aile Mahkemesi
TARİHİ :01.11.2013
NUMARASI :Esas no:2012/724 Karar no:2013/784

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı-davacı (kadın) tarafından; davacı-davalı (koca)'nın davasının kabulü, kusur belirlemesi ve tazminat taleplerinin reddi yönlerinden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Mahkemece, taraflar eşit derecede kusurlu kabul edilerek boşanma kararı verilmiş ise de; yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davalı-davacı (kadın)'ın eşine hakaret etmek ve aşağılamak şeklindeki kusuruna karşılık, davacı-davalı (koca)'nın da eşini aşırı derecede kıskanarak baskı yaptığı, eşine sürekli olarak hakaret ettiği, eşinin koluna sıcak çaydanlığı dokundurmak suretiyle fiziksel şiddet uyguladığı ve eşini müşterek evden kovduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda; davalı-davacı (kadın)'a oranla, davacı-davalı (koca)'nın daha fazla kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu aşamadan sonra taraflar arasındaki evlilik birliğinin devamında korunmaya değer bir yaranın bulunmadığı ve davalı-davacı (kadın)'ın boşanmaya karşı çıkmadığı da açık olduğuna göre, davacı-davalı (koca)'nın boşanma davası yönünden Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi koşulları gerçekleşmiş olup, davacı-davalı (koca)'nın boşanma davasının kabulü sonucu itibarıyla doğrudur. Açıklanan nedenlerle davalı-davacı (kadın)'ın bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile boşanmaya ilişkin hükmün gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanmasına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki bentlerin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2-Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini, 186. maddesi, eşlerin evi birlikte seçeceklerini, birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılacaklarını öngörmüştür. Toplanan delillerden, boşanmaya sebep olan olaylarda, maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade ve eşit kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde, mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi (TMK.md,4 TBK.md.50 ve 52 ) dikkate alınarak davalı-davacı (kadın) yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.

3-Türk Medeni Kanununun 174/2 maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda, tazminat isteyen davalı-davacı (kadın)'ın ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde, mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK. md.4 TBK. md. 50, 51, 52, 58) dikkate alınarak davalı-davacı (kadın) yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.

SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple boşanma hükmünün kusura ilişkin gerekçesi değiştirilmek suretiyle ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 12.05.2014 (Pzt.)

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Askeri Ceza Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Kadına Karşı Şiddet
Kadına Karşı Şiddet

Kadına Karşı şiddet Şiddet mağduru ve şiddete uğra...

Devamı
EN İYİ BOŞANMA AVUKATI
EN İYİ BOŞANMA AVUKATI

En iyi boşanma avukatı- Boşanma Hukuku uzmanlık ge...

Devamı
TEDBİR NAFAKASI NEDİR? TEDBİR NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?
TEDBİR NAFAKASI NEDİR? TEDBİR NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?

Tedbir nafakasına hakim re'sen karar vermekte olup...

Devamı
YOKSULLUK NAFAKASI NEDİR? YOKSULLUK NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?
YOKSULLUK NAFAKASI NEDİR? YOKSULLUK NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru ...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık