Eşin Sürekli Yalan Söylemesi Boşanma

Eşin Sürekli Yalan Söylemesi Boşanma

06-09-2020
Eşin Sürekli Yalan Söylemesi Boşanma

Eşin Sürekli Yalan Söylemesi Boşanma

Eşin sürekli yalan söylemesi boşanma sebeplerinden birisidir. Eşler evlilik birliği içerisinde birbirlerine saygı ve sevgi çerçevesinde davranmak, sadakat yükümlülüğünü yerine getirmek zorundadır. Eşin sürekli yalan söylemesi, diğer eş için evlilik birliğini çekilmez hale getirmiş ise bu eş yalan söyleyen tarafa karşı boşanma davası açabilir. Boşanmada maddi tazminat ve boşanma davasında manevi tazminat talebi de bulunabilir. Eşin sürekli yalan söylemesi boşanma sebebi olarak gösterilip boşanma davası açılmış ise bu durumda bunu iddia eden tarafın iddiasını ispatlaması gerekir. Bu iddia ispatlanmış ve eşin sürekli yalan söylemesi evlilik birliğini çekilmez hale getirmiş ise hakim boşanmaya karar verebileceği gibi taraflar istemiş ise yani talep etmişler ise kusurlu taraf aleyhine maddi ve manevi tazminata da hükmedecektir. Boşanma davaları kişinin sonraki hayatına bir başlangıç yaratacağından ötürü iyi bir şekilde takip edilmeli, boşanma davası açmış olan kişinin yeni hayatına adapte olabilmesi için müşterek çocuk ve malvarlığı bakımından korunmaya değer yararlarının savunulması şarttır. Bundan dolayıdır ki bu tür davaların boşanma davası avukatı tarafından takibi tavsiye olunur. 

Eşin Sürekli Yalan Söylemesi Boşanma Yargıtay Kararları

Yargıtay
2. Hukuk Dairesi    
2019/4437 E.  
2019/11963 K.

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından, kusur belirlemesi ve yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-İlk derece mahkemesince tarafların boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu olduğunun kabulü ile tarafların boşanmalarına davalı kadının maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174/1-2) taleplerinin reddine, davalı kadın yararına aylık 300 Türk lirası yoksulluk nafakasına (TMK m. 175) karar verilmiş, davacı erkeğin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, görevli Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi 06.03.2019 tarih 2017/2693 esas - 2019/414 karar sayılı kararı ile “Somut olayda; davalıya 03/05/2016 tarihinde dava dilekçesinin usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen davalı yanın davaya süresinden sonra 26/05/2016 tarihinde cevap dilekçesi vermesine göre mahkemece davalı yanca bildirilen ve dinlenen davalı tanıkların beyanlarının hükme esas alınarak davacı erkeğe " alkol aldığı, davalı ve müşterek çocukları tehditle evden attığı" şeklindeki kusurların yüklenmesi doğru olmamıştır. Yapılan bu tespit ve toplanan delillerden; davalı kadının ilk derece mahkemesince kendisine kusur olarak yüklenilen istinaf başvurusunda bulunmadığın dan kendisi açısından kesinleşen "Davacı eşine hakaret etmek, ev işleriyle ilgilenmemek, eşine yalan söylemek" şeklindeki kusurlu davranışları karşısında davacı erkeğin de kendi tanık anlatımlarına nazaran ilk derece mahkemesince doğru şekilde tespit edilen ve gerçekleşen "Eşine hakaret etmek" şeklinde kusurlu davranışının bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu hâle göre boşanmaya sebep olan bu olaylarda davalı kadın davacı erkeğe nazaran ağır kusurlu olup mahkemenin tarafları eşit kusurlu bulması hatalıdır.” şeklinde gerekçe ile davacının kusur tespiti ve davalı kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakasına yönelen istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/2 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının yoksulluk nafakasına ilişkin kısmı kaldırılarak, davalı kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 129/1-d-e maddeleri gereğince, davalı savunmasının dayanağı olan bütün vakıaları sıra numarası altında ve açık özetleriyle birlikte ve savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğini cevap dilekçesinde göstermek zorundadırlar. Somut olayda; dava dilekçesi davalı kadına 03.05.2016 tarihinde tebliğ olunmuş, davalı kadın iki haftalık cevap dilekçesini verme süresi (HMK m. 127) geçtikten sonra 26.05.2016 tarihinde cevap dilekçesi sunarak yoksulluk nafakası talebinde bulunmuştur.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 141. maddesi gereğince; "Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır" hükümlerini düzenlemiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, davalı kadın ilk kez cevap dilekçesini verme süresi geçtikten sonra sunduğu dilekçe ile yoksulluk nafakası talebinde bulunmuş olup, usulüne uygun şekilde yapılmış bir ıslah işlemi bulunmadığı ve karşı tarafın açık muvafakatinin da olmadığı gözetildiğinde süresinde ileri sürülmeyen bu talep, yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, kesin hüküm oluşturacak şekilde reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bölge adliye mahkemesi kararının bozulması gerekir ise de; bu yanlışlık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün bu bölümünün düzeltilerek onanmasına (HMK m. 370/2) karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple temyiz edilen bölge adliye mahkemesi kararının hüküm fikrasının C-2 bendinin hükümden tamamen çıkarılması ile yerine “Davalı kadının yoksulluk nafakası talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına” cümlesinin yazılmasına, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi 06.03.2019 tarih, 2017/2693 esas-2019/414 karar sayılı kararının yoksulluk nafakasına ilişkin kararının bu şekilde DÜZELTİLEREK, davalının kusur belirlemesine ilişkin temyiz itirazlarının ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi.04.12.2019 (Çrş.)

Yargıtay
2. Hukuk Dairesi     
2016/1620 E. 
2016/9490 K.

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından, tamamına yönelik olarak; davacı kadın tarafından ise kusur belirlemesi, tazminatlar ve kişisel ilişki yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2- Mahkemece, boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkek ağır kusurlu bulunmuş ve buna bağlı olarak davacı kadının Türk Medeni Kanununun 174/1-2. maddesi kapsamındaki maddi ve manevi tazminat talepleri kabul edilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacı kadının eşine sürekli yalan söylemek suretiyle onun güvenini sarstığı, borçlandığı, eşine hakaret ettiği, davalı erkeğin ise eşine fiziksel şiddet uyguladığı anlaşılmaktadır. O halde, gerçekleşen bu duruma göre, boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden, erkeğin ağır kusurlu kabulü ve bu yanılgılı kusur belirlemesine bağlı olarak kadın yararına Türk Medeni Kanununun 174/1-2. maddesi gereğince, maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi doğru bulunmamıştır.
3-Taraflardan her biri diğer tarafın 18.01.2012 doğumlu müşterek çocuk...'e kötü davrandığını iddia etmektedir. Velayet, kamu düzenine ilişkindir. Velayetin düzenlenmesinde asıl olan çocuğun menfaatidir. Mahkemece yapılacak iş, 4787 sayılı Kanunun 5. maddesinde belirtilen uzman bilirkişilerden görüş alınarak delilleri birlikte değerlendirmek ve hasıl olacak sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir. Bu yön gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.) ve (3.) bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, kadının kişisel ilişkiye ilişkin temyiz itirazlarının bozma kapsamına göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 09.05.2016 (Pzt.)

Yargıtay
2. Hukuk Dairesi  
2013/9415 E.  
2013/26819 K.

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Boşanma
Taraflar arasındaki boşanma davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı (kadın) tarafından temyiz edilmekle, evrak okundu. Gereği görüşülüp düşünüldü:

İlk hüküm, davalının temyizi üzerine bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmuştur. Bozmaya uyulmakla, bozma lehine olan davalı yararına usulü kazanılmış hak oluşmuştur. Artık mahkeme bozmanın içeriği ile bağlı ve buna uygun araştırma yapıp, hüküm tesis etmek mecburiyetindedir. Bozmanın dışına çıkılarak davalı kadının da “sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı” kabul edilip, bunun kadının kusuruna esas alınması ve ilave kusur olarak kadına yüklenmesi, bu sebeple kadının boşanmaya sebep olan olaylarda kocaya göre “daha ağır” kusurlu görülmesi doğru değildir. Davalının, çocuk sahibi olamamalarının davacıdan kaynaklandığını söyleyerek, kocası hakkında etrafta söylenti çıkardığı ve kocasına yalan söylemek suretiyle güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, davacının ise boşanma yönünde oluşan hüküm henüz kesinleşmeden bir başka kadınla ilişki kurmak suretiyle bu kadından çocuk sahibi olduğu, yapılan soruşturma ve toplanan delillerle gerçekleşmiştir. Bu halde, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan bırakmayacak nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Bu sonuca, tarafların her ikisinin de aynı oranda kusurlu tutum ve davranışlarıyla ulaşılmış olup, birini diğerinden baskın kusurlu kabul etmek olanağı yoktur. Bu bakımdan mahkemece verilen boşanma hükmü sonucu itibarıyla doğrudur. Bu sebeple hükmün, kusura ilişkin gerekçesinin açıklanan şekilde değiştirilerek onanması gerekmiş (HUMK. m. 438/son), davalının bu yöne ve diğer yönlere ilişkin temyiz itirazları açıklanan sebeple yerinde görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda gösterilen sebeple davalının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile boşanma hükmünün gerekçesinin yukarıda gösterilen şekilde değiştirilmesi suretiyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 119.00 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 18.11.2013 (Pzt.)

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Kadına Karşı Şiddet
Kadına Karşı Şiddet

Kadına Karşı şiddet Şiddet mağduru ve şiddete uğra...

Devamı
EN İYİ BOŞANMA AVUKATI
EN İYİ BOŞANMA AVUKATI

En iyi boşanma avukatı- Boşanma Hukuku uzmanlık ge...

Devamı
TEDBİR NAFAKASI NEDİR? TEDBİR NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?
TEDBİR NAFAKASI NEDİR? TEDBİR NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?

Tedbir nafakasına hakim re'sen karar vermekte olup...

Devamı
YOKSULLUK NAFAKASI NEDİR? YOKSULLUK NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?
YOKSULLUK NAFAKASI NEDİR? YOKSULLUK NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru ...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık