Cinsel İlişki Kuramama Boşanma Davası

Cinsel İlişki Kuramama Boşanma Davası

18-01-2021
Cinsel İlişki Kuramama Boşanma Davası

Cinsel İlişki Kuramama Boşanma Davası

Cinsel ilişki kuramama boşanma ve nafaka hukuku kapsamında evlilik birliği içerisinde eşlerin birbirleri arasında artık sorun teşkil etmeye başlamış, cinsel ilişki kurulamamasına karşın tedaviden kaçınılmış ve bu durum diğer eş için çekilmez hal almış ise boşanma davası açılabilecek ve bu durum diğer eşe karşı kusurlu bir davranış olarak yüklenebilecektir.

Eşler evlilik birliğinin devamı müddetince birbirlerine karşı sadakat yükümlülüğü içerisinde olup cinsel bakımdan da ilişkiye yanaşmalı ve hastalık ve sair sorunları dışında eşiyle birliktelik sağlamalıdır. Cinsellik, eşe karşı hissedilen içgüdülerin harekete geçmesi ile onu arzulaması ve istemesi olduğundan mütevellit eşin bu yaklaşımdan kaçınması sadece cinsel açıdan değil duygusal olarak da soğuduğunun bir göstergesi olabilecektir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus eşin bu durumunun ruhsal ya da fiziksel bir hastalıktan ileri geliyor olmamasıdır. Yoksa eşin mevcut ruhsal ya da bedensel rahatsızlıkları nedeniyle cinsel ilişkiye girememesi kendisine bir kusur atfedilmeyeceğinin göstergesi olduğu gibi gibi boşanma davasına da konu edilemeyecektir. Bahsedilmesi gereken bir diğer husus ise var olan bu ruhsal ve fiziksel hastalıkların tedavisi için eşin girişimde bulunması da gerektiğidir. 

Cinsel İlişki Kuramama Boşanma Davası Hangi Mahkemede Açılır

Cinsel ilişki kuramama boşanma davasında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Aile Mahkemesinin olmadığı yerlerde ise görevli mahkeme aile mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk mahkemesi olacaktır.

Cinsel İlişki Kuramama Boşanma Davasında Yetkili Mahkeme Neresidir

Cinsel ilişki kuramama boşanma davasında yetkili mahkeme daha doğru ifade ile davanın neredeki mahkemede açılacağı hususu son derece önemli olup dava eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesinde yahut eşlerin son altı ayda birlikte yaşadıkları yer mahkemesinde açılabilecektir.

Cinsel İlişki Kuramama Boşanma Davasında Kusur

Cinsel ilişki kuramama boşanma davasında eşlerden birisi herhangi bir rahatsızlığı yahut gerekçeli bir sebebi yokken cinsel ilişkiden kaçınıyorsa, eşine karşı cinsel isteksizlik gösteriyor ise bu durumda diğer eş bu eşe karşı boşanma davası açıp bu hususu ispatlayarak mahkeme huzuruna getirebilecektir. Hukuk davalarında önemli olan husus davaların kazanılması bakımından ispattır. Dava ispatlandığı ölçüde kazanılacaktır. Cinsel ilişki kuramama ispatı zor olsa da bu hususta karşı tarafın ikrarı yahut isteksizliğini dile getiren ifadeleri bu hususta davanın ispatını sağlayabilecektir. Yahut müşterek çocukların durumu ifade edebilecek yaşta olup da anne babasının geceleri sürekli ayrı uyuduklarını yahut konuşmalarda babasının ya da annesinin diğerinden uzak durmak amaçlı konuşmalar gerçekleştirdiğine şahit olmuş iseler bu husustaki ifadeleri de yeterli olabilecektir. Cinsel ilişki kuramamada en çok karşılaşılan ve ispat açısından da zorlanılmayan hususlar içerisinde eşin cinsel yönden tedavi edilebilir bir rahatsızlığı olmasına karşın tedaviden kaçınması gösterilebilir. Ayrıca cinsel ilişki kurulamadığını destekler nitelikteki konuşmalar da bu hususta mahkemeyi yönlendirici nitelikte olabilecektir. Örneğin; seni görmek istmiyorum bir müddet görüşmeyelim yahut benimle uyumayacaksın ve yanıma yaklaşma şeklindeki sık sık ifadeler de somut olayın özelliğine göre cinsel ilişki kuramama bakımından delil başlangıcı olabilecektir.

Cinsel İlişki Kuramama Yargıtay Kararları

Yargıtay
2. Hukuk Dairesi    
2019/4809 E.
2019/12514 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi
DAVACI-DAVALI : ...
DAVALI-DAVACI : ...
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma-Ziynet Alacağı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı erkek tarafından her iki dava yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 218.50 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oyçokluğuyla karar verildi. 18.12.2019 (Çrş.)

(Muhalif) (Muhalif)

KARŞI OY YAZISI

Taraflar; dava ve karşı davada "Evlilik birliğinin temelinden sarsılması" (TMK m.166/1) hukuki sebebine dayanmışlardır. Her iki davanın dayanak olayı taraflar arasındaki "Cinsel ilişkinin" gerçekleştirilememiş olmasıdır. Davacı-karşı davalı kadın cinsel ilişkinin, davalı-karşı davacı erkeğin yaşadığı sertleşme sorunu nedeniyle gerçekleşemediğini; davalı-karşı davacı erkek ise kadının psikolojik rahatsızlığı ve vajinusmus hastası olması ve cinsel ilişkiye yanaşmaması nedeniyle gerçekleştirilemediğini ileri sürmüştür. Dayanılan olay ve ileri sürülen vakıalar bunlardan ibarettir. HMK'nın ispatın konusu başlıklı 187. maddesi gereğince "İspatın konusunu taraflar arasındaki çekişmeli vakıalar oluşturur. Bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. TMK'nun ispat yükü başlıklı 6. maddesi gereğince; "Taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. HMK'nun ispat yükü başlıklı 190. maddesi gereğince ispat yükü; iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Açıklanan mevzuat çerçevesinde; davacı-karşı davalı kadının, davalı-karşı davacı erkeğin fiziksel rahatsızlığının bulunduğunu ve sertleşme sorunu nedeniyle cinsel ilişkiyi gerçekleştiremediğini ispat etmesi zorunlu olup mevcut dosyada bu iddia hiçbir şekilde ispatlanamamıştır. Aksine ilk derece mahkemesince yargılama aşamasında tam teşekküllü hastaneye sevk olunan davalı-karşı davacı erkeğin "cinsel ilişkiyi gerçekleştirmeye engel herhangi bir fiziksel ve cinsel rahatsızlığının bulunmadığı heyet raporu ile tevsik olunmuştur.

Bu halde davacı-karşı davalı kadının ispat olunamayan davasının reddi gerekir. Buna karşılık evlilik birliği içinde çeşitli tarihlerde ve dosyada teşhis ve tedavi belgeleri mevcut doktor raporlarında davacı-karşı davalı kadının "Vajinusmus" hastası olduğu ayrıca kasılma, gerilme, depresif nöbet, uyku bozukluğu, intihar girişimi hikayelerinin yer aldığı ve psikolojik rahatsızlıklarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı-karşı davacı erkeğin dayandığı evlilik öncesine ait olup dosyaya celp olunan hastane ve diğer sağlık kurulu raporlarından da davacı-karşı davalı kadının benzer teşhisleri içeren kayıt ve raporlarının mevcut olduğu görülmektedir. Öte yandan ilk derece mahkemesi tarafların iddiaları doğrultusunda sunulan ve dosyaya celpolunan bu raporlarla da yetinmemiş yargılama aşamasında davacı-karşı davalı kadın tam teşekküllü hastaneye sevk olunduğu ve yapılan tetkikler sonucunda düzenlenen ve dosyaya gönderilen heyet raporunda davacı-karşı davalı kadının "Vajinusmus" hastalığının bulunduğu ve taraflar arasındaki cinsel ilişkinin gerçekleştirilememesinin mevcut bu rahatsızlığın sonucu olduğunun tevsik olunduğu (Belgeye bağlandığı) anlaşılmaktadır. Davalı-karşı davacının delil olarak dayandığı tanık beyanlarının da bu iddianın doğruluğunu destekler nitelikte olduğu görülmektedir. İşbu nedenlerle davalı-karşı davacı erkeğin ispatlanan davasının; davacı-karşı davalı kadının tam kusurlu olduğu, davalı-karşı davacı erkeğin ise kusursuz olduğu belirtilerek kabulüne karar verilmesi gerekir. Nitekim ilk derece mahkemesince, vakıaları gereğince irdeleyip delilleri yerinde değerlendirmek suretiyle; davacı-karşı davalı kadının tam kusurlu, davalı-karşı davacının ise kusursuz olduğu gerekçe gösterilerek yerinde bir sonuca ulaşılmış ve davacı-karşı davalının davasının reddine karşı davalı-karşı davacı erkeğin davasının ise kabulüne karar vermiştir.

Davacının istinaf talebi üzerine bölge adliye mahkemesi yukarıda açıklanan durumların varlığını teyit etmiş; başka bir ifade ile davacı-karşı davalı kadının "Vajinusmus" olduğu, karşı davacının ise fizyolojik bir rahatsızlığının bulunmadığı ve her iki tarafın dayandığı temel olgu olan cinsel ilişkinin, davacının rahatsızlığı nedeniyle gerçekleştirilemediğini kabullenmiş olmasına rağmen; dosya kapsamına hiç de uygun düşmeyen şekilde dayanılan vakıa ve ispat yükü kurallarını yanlış yorumlamak suretiyle yeni bir gerekçe ekleyerek; "davacı-karşı davalının vajinusmus rahatsızlığının tedavisine, davalı-karşı davacı erkeğin yardımcı olmadığını" belirtmek suretiyle ve kusur durumunu tam olarak değiştirerek davacı-karşı davalının kusursuz, davalı-karşı davacının tam kusurlu olduğu gerekçesiyle; davacı kadının davasının kabulüne, karşı davacı erkeğin davasının reddine karar vermiş ve temyiz incelemesi sonucu sayın çoğunluğun oylarıyla bu kararın onanmasına karar verilmiştir.

Bu aşamada BAM gerekçesi ve onama kararına karşı muhalefet görüşümüzün tam olarak ortaya konulması açısından üzerinde durulması ve irdelenmesi gereken hususlar şunlardır:1-Davacı yan gerekçede belirtilen bu olguya dayanmış mıdır? 2-Dayanılmışsa bu olgu ispatlanmış mıdır?

Öncelikle davacı-karşı davalı kadın; onanan bölge adliye mahkemesinin gerekçesinde belirtilen olguya, vakıa olarak dayanmamıştır. Esasen davacı-karşı davalı kadın vajinusmus olduğunu hiçbir aşamada kabul etmemiş ve bu yönde bir rahatsızlığının olmadığını, aksine kocanın kusuru nedeniyle cinsel ilişkinin gerçekleşmediğini ileri sürmüştür. O halde "Vajinusmus" olduğunu kabul etmeyen davacı-karşı davalı kadının; tedavisine destek vermediği veya yardımcı olmadı diye bir savının bulunduğunun kabulü hem hukuk usulü kurallarına ve hem de hayatın olağan akışına aykırıdır. Kaldı ki böyle bir iddia ileri sürülmemiştir. Davacı-karşı davalı kadının tedavi süreci ile ilgili iddiası; erkek eşin sertleşme sorunu yaşadığı ve bu sorunun giderilmesine yönelik tedaviye yanaşmadığı yönündendir ki; bunun dahi aksi yukarıda açıklandığı üzere davalı-karşı davacı erkek tarafından ispatlanmıştır. Bu halde davacı tarafça ileri sürülmeyen bir vakıanın davacı lehine davalı aleyhine kabulü hem usul hukuku hem de maddi hukuk ilkelerine aykırıdır.

Bu itibarla davacının dayanmadığı bir olgunun varlığından bahisle davacı lehine sonuç çıkarılmasının mümkün olmadığı şerholunmak ön şartıyla ve esasen bu nedenle bölge adliye mahkemesi kararının yerinde olmadığı belirtilmek suretiyle; dosya kapsamı gereğince bilgilendirmek açısından 2. Soru olan; işbu olgunun gerçekten ispatlandığının kabulünün de mümkün olmadığını belirtmenin yerinde olacağı kanısındayım.

Şöyle ki; dosyada mevcut ve karşı davacı tarafından dayanılan hastane ve diğer sağlık kurullarına ait teşhis ve tedavi belgeleri ve de tanık beyanları gereğince karşı davacının değişik tarihlerde ve birçok kez davacı ile birlikte davacının tedavisi için yanında ve birlikte teşhis ve tedavi sürecine katıldığı ve esasen bölge adliye mahkemesi gerekçesinde de belirtildiği ve teyit edildiği üzere tedavi sürecinin davacının kendi isteği ile ve başka bir ilde çalıştığı ve tedaviye o ilde devam etmek istediğini ilgili sağlık kurumuna deklere etmesi nedeniyle sonlandırıldığı da anlaşılmakta olup; bu haliyle dahi onanan gerekçe dosya kapsamına uygun düşmemektedir.

Yukarıda açıklanan tüm bu nedenlerle; dosya kapsamına uygun olarak tam kusurlu davacının davasının reddi ve kusursuz karşı davacının davasının kabulü yönündeki ilk derece mahkemesi kararı yerinde olup; bu kararın kaldırılması suretiyle ve kusur durumuna uygun olmayan gerekçeyle verilen bölge adliye mahkemesi kararının ve bu kararın onanması yönündeki sayın çoğunluğun görüşünün yerinde olmadığı görüş ve kanaatiyle onama kararına karşıyım.

KARŞI OY YAZISI
Davacı-karşı davalı kadın dilekçesinde; davalı-karşı davacı erkekte sertleşme sorunu olması nedeniyle tarafların cinsel ilişkiye giremediklerini, halen bakire olduğunu, davalı-karşı davacı erkeğin "Kadınlığını yapamıyorsun" diyerek psikolojik baskı uyguladığını, hocaya götürmeyi teklif ettiğini, evin anahtarını değiştirdiğini ve kendi hastalığının tedavisine yanaşmadığı vakıalarına dayanmış, davalı-karşı davacı erkek ise cevap ve karşı dava dilekçesinde; davacı-karşı davalı kadının vajinusmus rahatsızlığı nedeni ile cinsel ilişkinin gerçekleştirilemediğini, kadının "Sen erkek misin? Erkekliğin yok" diyerek kendisini aşağıladığını ve iftira ettiği, ailesine hakaret ve intihara teşebbüs ettiği vakıasına dayanmıştır.

Davacı-karşı davalı kadın cinsel birleşmenin erkekten kaynaklandığını içeren sorun olduğunu, bu sorunun tedavisinden kaçtığını iddia etmesine karşın Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesinden alınan 23.01.2017 tarihli raporda erkekte herhangi bir rahatsızlık bulunmadığının saptandığı anlaşılmaktadır.

Bu nedenle davalı-karşı davacı erkeğin kadına "Sen hastasın, senin kimsen yok." diyerek psikolojik şiddet uygulaması, tedavi için hocaya götürmeyi teklif etme vakıası nedeni ile kadının davasının kabulü gerekir.

Davalı-karşı davacı erkek tarafından açılan karşı davada ise, dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasında davacı-karşı davalı kadın; vajinusmus hastası olduğu, bu hastalığının tedavisi ile erkeğin ilgilenmediği vakıasına dayanmamıştır. Davacı-karşı davalı kadının vajinusmus hastası olduğu anlaşılmakta ise de; kadın tarafından dayanılmayan vajinusmus hastalığının tedavisi ile ilgilenmeme vakıası erkeğe kusur olarak yüklenemez.

Davacı-karşı davalı kadının vajinusmus hastalığı nedeni ile cinsel birleşmenin gerçekleşemediği anlaşıldığından erkeğin davasının da kabulü gerekir. Bu nedenle hükmün bozulması gerektiğinden sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.

Yargıtay
2. Hukuk Dairesi     
2019/6225 E. 
2019/10827 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve özellikle davacı kadın tarafından dilekçelerinde evlenmeden önce cinsel ilişkiye girme vakıasına dayanılmadığının, usulünce dayanılmayan bu eylemlerin erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceğinin, ayrıca evlilik öncesi olayların kusur belirlemesinde dikkate alınamayacağının fakat kabul edilen ve gerçekleşen diğer vakıalara göre erkeğin yine de ağır kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 218.50 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 05.11.2019 (Salı)

Yargıtay
2. Hukuk Dairesi   
2018/5437 E.
2019/2300 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVACI-DAVALI : ...
DAVALI-DAVACI : ...
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
KARAR DÜZELTME İSTEYEN :...

Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; onanmasına dair Dairemizin 15.05.2018 gün ve 2016/24053 - 2018/6192 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü;

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26.09.2014 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir.

Mahkemece, davalı-karşı davacı erkeğin boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer'ilerine, davacı-karşı davalı kadının boşanma davasının ise reddine karar verilmiş davacı-karşı davalı kadın tarafından her iki dava yönünden temyiz edilen hüküm Dairemizin 15.05.2018 tarih ve 2016/24053 esas - 2018/6192 karar sayılı ilamıyla onanmış, davacı-karşı davalı kadın tarafından her iki dava yönünden karar düzeltme kanun yoluna başvurulmuştur.

Mahkemece, tarafların evlendikten sonra cinsel ilişkiye giremedikleri, bu yüzden birbirlerini suçladıkları, dinlenen tanık beyanlarından davacı-karşı davalı ...'nin beyanına göre hatanın kendisinde olduğunu kabul ettiği, Adli Tıp Kurumu raporunda ise ...'in yapılan muayenesinde vajinismus belirtilerin tespit edildiği, tespit edilen bulguların uygun süre ve nitelikte eşlerin her ikisinin de katılması gereken cinsel terapi ile düzelebileceği ancak söz konusu terapinin tarafların yeterli motivasyon ve katılımı olmadığından gerçekleşmediği, dolayısı ile taraflar arasında yaşanan çatışmalar nedeni ile Özel Erciyes Hastanesinin 22/02/2013 tarihli cevabi yazısına ekli raporda ...'nin 06/09/2012 tarihinde ruhsal muayenesinin yapıldığı, sıkıntı, durgunluk, keyifsizlik şikayetlerinin tespit edildiği, ancak hastanın daha sonra kontrole gelmediğinin belirtildiği, bu sebeple muayenesinin yapılamadığı ve kontrole gitmeyen ...'nin rahatsızlığının giderilemediği ve bu yüzden de evlilik birliğinin sona erdiği, evlilik birliğinin sona ermesinde ...'ten kaynaklanan kusur nedeni ile evlilik birliğinin sona erdiği kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verildiği anlaşılmaktadır.

Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; tarafların evliliğinden çok kısa süre sonra, erkeğin yurt dışına çalışmaya gittiği, döndükten sonra ise tanık, beyanlarına göre 3 gün kadar birlikte kaldıkları ve erkeğin tekrar yurt dışına gittiği, gitmeden önce kadını ailesinin evine tekrar alacağını beyan ederek bıraktığı, sonrasında ise kadına "seni istemiyorum " diye telefon mesajları gönderdiği anlaşılmaktadır. Mahkemece kadından kaynaklanan sebeplerle cinsel ilişkinin gerçekleşmediği, bu sebeple kadının kusurlu olduğu kabul edilmiş ise de; kadın yönünden verilen 29/07/2013 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda, "...'in yapılan muayenesinde vajinismus belirtilerin tespit edildiği, tespit edilen bulguların uygun süre ve nitelikte eşlerin her ikisinin de katılması gereken cinsel terapi ile düzelebileceği ancak söz konusu terapinin tarafların yeterli motivasyon ve katılımı olmadığından gerçekleşmediği, aile- içi çatışmaların mevcut olduğu dolayısı ile ...'in cinsel ilişkiye girmesini engelleyecek ruhsal ve anatomik patoloji saptanmadığının belirtildiği görülmüştür." denmektedir. Taraflar 29.08.2012 tarihinde evlenmiş dava ise 08.10.2012 tarihinde açılmıştır. Evliliğin fiilen yaklaşık 15 gün devam ettiği ve cinsel birleşmenin gerçekleşmesi için eşlerden beklenen makul sürenin geçmediği, erkeğin eşine bu konuda makul süre tanımadığı, kadının tedaviden kaçındığının ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Buna göre; kadının cinsel birliktelikten kaçınması ve buna yönelik tedaviye yanaşmaması vakıalarının kendisine kusur olarak yüklenmesi ve bu kusur belirlemesine göre erkeğin davasının kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Boşanmaya sebep olan olaylarda eşini tekrar almak üzere ailesinin evine bırakan ancak geri almayarak birlikte yaşamaktan kaçınan ve eşine "seni istemiyorum" şeklinde telefon mesajları gönderen davalı-karşı davacı erkeğin tamamen kursurlu olduğunun kabulü gerekir. O halde, davacı-karşı davalı kadının boşanma davasının kabulüne, davalı-karşı davacı erkeğin boşanma davasının reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

Yukarıda açıklanan sebeplerle, davacı-karşı davalı kadının karar düzeltme isteğinin kabulüne, Dairemizin 15.05.2018 tarih ve 2016/24053 esas - 2018/6192 karar sayılı onama ilamının davacı-karşı davalı kadının davasının reddi, davalı-karşı davacı erkeğin davasının kabulü yönlerinden kaldırılmasına, hükmün davacı-karşı davalı kadının davasının reddi, davalı-karşı davacı erkeğin davasının kabulü yönlerinden bozulmasına karar verilmesi- gerekmiştir.

SONUÇ: Davacı-karşı davalı kadının karar düzeltme isteğinin yukarıda gösterilen sebeple KABULÜNE, Dairemizin 15.05.2018 tarih ve 2016/24053 - 2018/6192 karar sayılı onama ilamının davacı-karşı davalı kadının davasının reddi, davalı-karşı davacı erkeğin davasının kabulü yönlerinden kaldırılmasına, hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, karar düzeltme harcının istek halinde yatırana geri verilmesine oybirliğiyle karar verildi. 06.03.2019 (Çar.)

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Kadına Karşı Şiddet
Kadına Karşı Şiddet

Kadına Karşı şiddet Şiddet mağduru ve şiddete uğra...

Devamı
EN İYİ BOŞANMA AVUKATI
EN İYİ BOŞANMA AVUKATI

En iyi boşanma avukatı- Boşanma Hukuku uzmanlık ge...

Devamı
TEDBİR NAFAKASI NEDİR? TEDBİR NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?
TEDBİR NAFAKASI NEDİR? TEDBİR NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?

Tedbir nafakasına hakim re'sen karar vermekte olup...

Devamı
YOKSULLUK NAFAKASI NEDİR? YOKSULLUK NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?
YOKSULLUK NAFAKASI NEDİR? YOKSULLUK NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru ...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık