Boşanmada Kusur Sayılan Davranışlar Yargıtay Kararları

Boşanmada Kusur Sayılan Davranışlar Yargıtay Kararları

Boşanmada Kusur Sayılan Davranışlar Yargıtay Kararları

Boşanmada Kusur Sayılan Davranışlar Yargıtay Kararları

Boşanma davasında kusurlu davranışların ispatı şarttır ve davanın kabulü için olmazsa olmaz hususlardan bir tanesidir. Çünkü kusursuz olan eşe karşı açılan boşanma davası reddolacaktır. Eşin az da olsa kusuru şarttır. Aynı zamanda kusurlu olduğunu düşündüğünüz eşe karşı maddi ve manevi tazminat da talep etmişseniz bu taleplerin kabulü için de kusur olmazsa olmazdır. Nitekim zararın tazmini için kusurun bulunması gerekmektedir. Kusurun varlığını belirtmek tek başına davanın kazanılmasını gerektirmeyeceğinden tabi ki de ispatı da gerekecektir. Bunun için ise hukuka uygun ispat vasıtaları ile de davanın kanıtlanması gerekecektir ki hem boşanma gerçekleşsin hem de talep halinde nafaka ve tazminatlara hükmedilebilsin. 

Boşanmada Kusur Güven Sarsıcı Hareketler

Temyiz ilamında bildirilen gerektirici sebeplere, özellikle erkeğe kusur olarak yüklenen güven sarsıcı davranış vakasına kadın karşı dava dilekçesinde dayanmış ise de bu vakıanın kadın tarafından ispat edilemediğinden bu vakıanın erkeğe kusur olarak yüklenemeyceği, yine kadının mahkemece belirlenen ve temyiz edilmeyerek kesinleşen tüm kusurlu davranışlarına göre boşanmaya neden olan olaylarda kadının ağır kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2018/7263 E.  ,  2019/6958 K.

Boşanmada Eşe Hakaret Etmek Kusurlu Davranıştır

hakaret eden erkek ağır, eşini eve almayan kadının az kusurlu olduğu, ilk derece mahkemesinin kusur tespiti doğru olduğu belirtilmiştir. Bölge adliye mahkemesince kısmen kusur düzeltilmesi yapıldığı halde, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmek suretiyle, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılmıştır. Gerekçe ve hüküm arasında yaratılan bu çelişki, tek başına bozma sebebi oluşturduğundan, hükmün münhasıran bu sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/6843 E.  ,  2021/8200 K.

Somut olayda davalı kadına dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine karşın, davalı tarafça süresinde cevap dilekçesi sunulmamıştır. Bu durumda artık davalı tarafın yasal süreden sonra ileri sürdüğü iddia ve savunmaları dikkate alınarak davacı erkeğe kusur yüklenmesine olanak kalmamıştır. Dosya kapsamı ve tanık beyanlarına göre ilk derece mahkemesinin de kabulünde olduğu üzere davalı kadının evlilik birliği içerisinde üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmediği, çocukların ve eşinin ihtiyaçları ile ilgilenmediği, erkeğe hakaret ettiği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamış ve hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/8609 E.  ,  2021/8119 K.

Boşanmada Evin Kilidini Değiştirmek Kusurlu Davranıştır

Ceza yargılamasına konu olayın tarihi birleşen boşanma davasından önce olup, kadın birleşen davaya süresi içinde verdiği cevap dilekçesinde “eşyaları alma ve kilit değiştirme” vakıalarına dayanmıştır. Bu itibarla, eşyaları alma ve kilit değiştirme vakıalarının erkeğe kusur olarak yüklenmemesi doğru bulunmamıştır. Boşanmaya neden olan olaylarda tarafların kabul edilen ve gerçekleşen kusur durumlarına göre; eşini sadakatsizlikte itham ederek “sokak kadını gibi dışarda geziyorsun” diyen, tehdit eden, evdeki temel yaşam eşyalarını alan ve ortak evin kilidini değiştiren davalı-davacı erkek; cinsel ilişkiden kaçınan davacı-davalı kadına göre ağır kusurludur. Bu itibarla, bölge adliye mahkemesince tarafların eşit kusurlu olduğuna hükmedilmesi doğru bulunmamıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakları zarar gören, mevcut ve beklenen menfaatleri zedelenen az kusurlu davacı-davalı kadın yararına Türk Medeni Kanununun 174. maddesi gereğince uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, bu taleplerinin reddi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (2.) bentte gösterilen sebeple bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/3015 E.  ,  2021/3812 K.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle boşanma davasının açılmasından sonra yaşanan “Kilit değiştirme” vakıasının davacı kadına kusur olarak yüklenemeyeceğinin ve bu nedenle davalı erkeğin boşanmaya sebebiyet veren ve gerçekleşen olaylarda tam kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre, davalı erkeğin tüm; davacı kadının ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2020/4002 E.  ,  2020/5193 K.

5. Aile Mahkmesinin 01.12.2016 tarihli ve 2016/254 esas, 2016/872 karar sayılı ilamı ile davalı kadının 10 yıldır yatağını ayırdığı, eşi evden ayrıldıktan sonra evin kilidini değiştirdiği, eşinin çamaşırlarını yıkamadığı, eşinin ailesi ile görüşmediği, davacı erkeğin ise sürekli evde olan olayları çevresine ve ailesine anlattığı, eşine hakaret ettiği, ortak evi terk ettiği gerekçesi ile taraflar eşit kusurlu bulunarak boşanma davasının kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince verilen hüküm davalı kadın tarafından istinaf edilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 24.04.2017 tarihli ve 2017/560 esas, 2017/510 sayılı kararı ile “Davacının eşine karşı birlik görevlerini yerine getirmediği, yatak odalarını horlama sorunu nedeniyle uzun süredir ayırdığı, eşinin ailesinin eve gelmesini istemediği, davalının da eşine sık sık ağır hakaret ve küfürler ettiği "Köpek ben senin karnını doyuruyorum insanlar açlıkla terbiye olur." diyerek küçük düşürücü konuştuğu ve evi terkettiği anlaşılmış olup tarafların bu kusur belirlemesine göre eşit kusurlu olduğu her ne kadar mahkemece davacıya kilit değiştirme olayı kusur olarak yüklenmiş, davalıya da evdeki olayları çevresine ve ailesine anlatması kusur olarak yüklenmişse de tarafların bu vakıalara dayanmadıkları, ancak sonuç itibariyle ilk derece mahkemesinin eşit kusur belirlemesinin ve kararının doğru olduğu anlaşıldığından” şeklinde gerekçe ile taraflar eşit kusurlu bulunarak istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince davacı erkeğe yüklenen kusurların davacı tarafından istinaf edilmeyerek kesinleştiği, bu nedenle davacı erkekten “Evdeki olayları çevresine ve ailesine anlatması” kusurunun çıkarılamayacağı, hal böyle olunca evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında davacı erkeğin istinaf edilmeden kesinleşen ve ilk derece mahkemesince belirlenen kusurları ile bölge adliye mahkemesince davacı erkeğe yüklenen diğer vakıalar dikkate alındığında boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Tarafların eşit kusurlu oldukları yönündeki kusur belirlemesi doğru değil ise de; boşanma kararı sonucu itibarıyla doğru olup, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, kararın kusura ilişkin gerekçesinin açıklanan şekilde düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2017/4108 E.  ,  2019/663 K.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacı kadın da ortak konutun kapı kilitini eşinden habersiz değiştirmek suretiyle kusurlu ise de, davalı erkeğin mahkemece belirlenen ve gerçekleşen kusurlu davranışlarına göre daha fazla kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre, yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/1726 E.  ,  2017/7085 K.

Boşanmada Eşi Küçük Düşürmek Kusurlu Davranıştır

Bölge adliye mahkemesi, tarafların ilk derece mahkemesince kabul edilen kusurlu davranışlarına göre, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğuna hükmetmiştir. Dosyanın tetkikinden, tarafların bölge adliye mahkemesi tarafından kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında; davacı kadının birlik görevlerini yerine getirmediği anlaşılmıştır. Bu durumda; tarafların boşanmaya sebebiyet veren ve gerçekleşen kusurlu davranışlarına göre; ailesinin hakaret ve aşağılamalarına sessiz kalan ve fiili ayrılık döneminde eşini arayıp sormayan, ihtiyaçlarını karşılamayan erkek ile eşine küçük düşürücü sözler söyleyen ve birlik görevlerini yerine getirmeyen kadın eşit kusurludur. Bu itibarla, erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğuna hükmedilmesi doğru bulunmamış ve kararın bozulmasını gerektirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/7210 E.  ,  2021/8316 K.

Davacı tarafından evlilik birliğinin sarsılması nedenine dayalı olarak boşanma davası ikame edilmiş; ilk derece mahkemesince boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının tamamen kusurlu olduğu kabul edilerek, erkeğin boşanma davasının kabulü ve ferilerine ilişkin hüküm kurulmuş, ilk derece mahkemesinin bu kararı; davalı kadın tarafından tümüyle istinaf edilmiştir. İstinaf istemi üzerine inceleme yapan bölge adliye mahkemesi; davalı kadının eşine ve ailesine yönelik olarak hakaret içeren ifadeler kullandığı, eşinin ailesine soğuk davranışlar sergilediği ve eşinden evlenecek başka birisini ayarlamasını isteyerek onun güvenini sarsacak davranış sergilediği, davacı erkeğin ise birlik görevlerini yerine getirmediği, eşine ve çocuklara ilgisiz davrandığı, ekonomik şiddet içeren davranışlar sergilediği, eşine hakaret edip onu aşağıladığı, eşini başkalarının yanında sürekli olarak küçük düşürücü davranışlar sergilediği ve eşinin aile bireylerinin ortak konuta gelmesini istemediği, bu duruma göre boşanmaya sebep olan olaylarda davacı erkeğin davalı kadına nazaran ağır kusurlu olduğu gerekçesi ile boşanmanın ferilerine ilişkin hüküm kurmuştur. Bölge adliye mahkemesince erkeğe yüklenen birlik görevlerini yerine getirmeme ve ilgilenmeme eylemlerine ilişkin tanık beyanları soyut olup bu eylemler erkeğe kusur olarak yüklenemez. Bölge adliye mahkemesince kabul edilen ve gerçekleşen diğer olaylara göre ise; evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekir. Hal böyle iken hatalı kusur belirlemesi sonucu davacı erkeğin ağır kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/1192 E.  ,  2021/3145 K.

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak görülen boşanma davasında, yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, davacı kadının temyizi üzerine Dairemizce, davalı erkeğin birlik görevlerini ihmal ettiği, bu nedenle davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada yerel mahkemece, davalı erkeğin müşterek evin dışından taş atıp davacıya karşı toplum içinde küçük düşürücü davranışlarda bulunduğu ve birlik görevlerini yerine getirmediği, boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile ferilerine hükmedilmiştir. Mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyularak davalı erkeğe yüklenen kusur kesinleşmiştir. Bu sebeple davalı erkeğin birlik görevlerini ihmal etmesi dışındaki vakıa davalı erkeğe kusur olarak yüklenemez. Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesi boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Buna göre davalıdan kaynaklanan evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylar davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde değildir. Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesindeki koşullar davacı kadın yönünden gerçekleşmemiştir. O halde, davacı kadının manevi tazminat talebinin reddine karar verilecek yerde kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/618 E.  ,  2021/1666 K.

Taraflar arasında görülen evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı karşılıklı boşanma davasının yapılan yargılaması sonunda, bölge adliye mahkemesince erkeğin sürekli alkol alıp evini ve eşini ihmal ettiği, kadının da eşine yönelik küçük düşürücü söz ve davranışlarının olduğu belirtilerek tarafların eşit kusurlu olduğuna hükmedilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, tarafların bölge adliye mahkemesince kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında, erkeğin kadının sosyal ilişkilerini kısıtladığı ve kadının da erkeğin ailesini küçümseyici davranışlarının olduğu anlaşılmaktadır. Bölge adliye mahkemesince tarafların eşit kusurlu olduğuna hükmedilmesi yerinde olmakla birlikte, erkeğe "Eşinin sosyal ilişkilerini kısıtladığı", kadına da "Erkeğin ailesini küçümseyici davranışlarının olduğu" vakıalarının kusur olarak yüklenmemiş olması yerinde görülmemiş ve kararın bozulmasını gerektirmiştir.Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2020/2233 E.  ,  2020/3121 K.

Yapılan soruşturma ve toplanan delillerle davalı erkeğin birlik görevlerini yerine getirmediği, küçük düşürücü söz ve davranışlarda bulunarak davacı kadını aşağıladığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı kadın dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamış bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2020/1456 E.  ,  2020/2316 K.

Davacı erkek tarafından açılan evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı boşanma davasının yapılan yargılaması sonunda, ilk derece mahkemesince "Davalı kadının erkeğe hakaret ettiği ve küçük düşürücü konuştuğu gerekçesiyle az kusurlu; davalı erkeğin ise cinsel birlikteliği gerçekleştiremediği gerekçesiyle ağır kusurlu olduğunun kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de; tarafların gerçekleşen bu kusurlu davranışlarına göre boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden davacı erkeğin ağır kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2019/7274 E.  ,  2020/622 K.

Dosyadaki yazılara, mahkemece bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ait temyiz itirazlarının incelenmesi artık mümkün bulunmamasına ve özellikle Dairemizin 22.10.2018 tarihli bozma ilamı ile kadının "Eşine küçük düşürücü sözler söylediği" şeklinde tespit edilen kusur durumunun kesinleşmesine rağmen, mahkemece kadına bozma ilamı dışında "Eşini kovduğu" yönünde kusur yüklenemeyeceğinin anlaşılmasına göre, tarafların yersiz görülen temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2019/6123 E.  ,  2019/9752 K.

Yapılan yargılama ve toplanan delillerden davalı kadının davacı erkeğe hakaret ettiği, küçük düşürücü davranışlarda bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2019/2562 E.  ,  2019/6869 K.

Mahkemece, davacı kadın tarafından açılan evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı boşanma davasında boşanmaya sebep olan olaylarda, davalı erkeğin tam kusurlu olduğu kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden, mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen erkeğin kusurlu davranışlarının yanında davacı kadının da eşine küçük düşürücü sözler söylediği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre, boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda davalı erkeğin, davacı kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekirken, davalı erkeğin boşanmaya sebep olan olaylarda tam kusurlu kabul edilmesi doğru değil ise de; boşanma kararı sonucu itibariyle doğru olup, kararın kusura ilişkin gerekçesinin düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2017/1919 E.  ,  2018/13726 K.

Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda; davalı-davacı erkeğin mahkemece belirlenen kusurlarına karşılık, davacı-davalı kadının da eşine küçük düşürücü sözler söylediği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında evlilik birliğini temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan bırakmayacak nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Gerçekleşen bu olaylar karşısında, davalı-davacı erkek dava açmakta haklıdır. O halde, davalı-davacı erkeğin de boşanma davasının kabulü ile boşanmaya karar verilmesi gerektiği yerde yetersiz gerekçe ile birleşen davanın reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2018/5988 E.  ,  2018/11631 K.

Boşanmada Eşin Dedikodusunu Yapmak Kusurdur

Davalı kadın tarafından süresi içerisinde karar düzeltme talebinde bulunulmuştur. Dosyanın yeniden yapılan incelemesinde; yapılan yargılama ve toplanan delillerden, mahkemece tarafların kabul edilen kusurlu davranışları yanında erkeğin eşi hakkında dedikodu yaptığı ve boşanmaya sebep olan olaylarda davacı erkeğin daha ağır kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle iken, tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi doğru görülmemiştir. Yine davalı kadının süresinde sunduğu cevap dilekçesinde boşanmaya karar verilmesi halinde eşi adına kayıtlı ev ve tarlanın kendisine verilme talebinin mahkemece maddi tazminat olarak nitelendirildiği ve eşit kusur nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Ancak davalı kadının bu taleplerinin niteliği belirtilmemiştir. Hakim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir, delil gösterilmesini isteyebilir (HMK m. 31). Yasal gereklilik uyarınca hakimin davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde davalı kadına talebini açıklattırıp sonucu uyarınca karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki, bu hususlar ilk inceleme sırasında gözden kaçırıldığından, davalı kadının kusur belirlemesi ve maddi tazminata ilişkin karar düzeltme isteğinin kabulüne, Dairemizin 03.07.2018 tarih ve 2016/21586 esas-2018/8496 karar sayılı onama ilamının kusur belirlemesi ve maddi tazminatın reddine yönelik bölümünün kaldırılmasına, hükmün kusur belirlemesi ve maddi tazminat hükmü yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2018/6821 E.  ,  2019/3224 K.

Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda; davalı-karşı davacı erkeğin mahkemece belirlenen kusurlarına karşılık, davacı-karşı davalı kadının da, eşini başkalarıyla kıyasladığı, hakir gördüğü, eşine baskı uyguladığı ve davalı-karşı davacı erkeğin iktidarsız olduğuna ilişkin dedikodu çıkardığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında davalı-karşı davacı erkek için de, evlilik birliğini temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan bırakmayacak nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Gerçekleşen bu olaylar karşısında davalı-karşı davacı erkek de dava açmakta haklıdır. O halde, davalı-karşı davacı erkeğin davasının da kabulü ile boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile karşı davanın reddi doğru görülmemiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2015/3591 E.  ,  2015/18325 K.

Mahkemece tarafların eşit kusurlu olduğu kabul edilerek kocanın boşanma davasının kabulü ile boşanmalarına karar verilmiştir. Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, davalı-davacı kadının dedikodu yapıp mahalle sakinlerinim tepkisini çekerek eşini ve eşinin ailesini zor durumda bıraktığı, eşinin ailesini istemediği ve gelen misafirlere nezaketsiz davrandığı sabit ise de, davacı-davalı erkeğin de eşine sürekli fiziksel şiddet uyguladığı, hakaret ettiği, ilgisiz davrandığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu olaylara göre; davacı-davalı erkek, boşanmada diğer tarafa göre daha fazla kusurludur. Bu durumda tarafların eşit kusurlu kabul edilmeleri ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak davalı-davacı kadının maddi-manevi tazminat (TMK md. 174/1-2) istemlerinin reddi doğru olmamıştır. Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları,kusurları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK. md.4 TBK. md. 50, 51. 52, 58) dikkate alınarak davalı-davacı kadın yararına uygun miktarda maddi-manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken bu yönün dikkate alınmaması doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2015/485 E.  ,  2015/13913 K.

Mahkemece, davalı erkek ağır kusurlu kabul edilerek boşanma kararı verilmiş ise de; yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davalı erkeğin eşine birden fazla şiddet uyguladığı, birlik görevlerini yerine getirmediği, eşinin annesinin üzerine yürüdüğü, davacı kadının ise eşinin iş yaptığı firmayı arayarak eşinin sahtekar, dolandırıcı olduğunu beyan ederek eşinin işlerini engellediği, eşinin ablasını tehdit edip rahatsız ettiği, eşinin yeğenini arayıp hakkında dedikodu çıkarmakla tehdit ettiği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda, tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekir. Hal böyle iken davalı erkeğin daha fazla kusurlu kabul edilmesi ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak davacı kadının maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174/1-2) isteklerinin kabul edilmesi doğru olmamıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2014/24213 E.  ,  2015/9355 K.

Mahkemece taraflar eşit kusurlu kabul edilerek boşanmaya karar verilmiştir. Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davacı-davalı kadının, davalı-davacı koca ve ailesi hakkında büyü yaptıklarına ve kocasının erkekliğinin olmadığına ilişkin dedikodu çıkardığı ve kocasına ilgisiz davrandığı, davalı-davacı erkeğin ise davacı-davalı karısına şiddet uyguladığı, karısının ailesiyle görüşmesine izin vermediği anlaşılmaktadır. Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda her iki taraf da kusurlu olmakla birlikte, davacı-davalı kadına göre, davalı-davacı erkek daha ağır kusurludur. Gerçekleşen bu durum karşısında az kusurlu davacı-davalı kadın yararına maddi manevi tazminata (TMK m.174/1-2) hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak davacı-davalı kadının tazminat taleplerinin reddi doğru görülmemiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2014/22394 E.  ,  2015/7392 K.

Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden,davalı-karşı davacı (koca)'nın eşinin namus ve onurunu zedeleyecek nitelikte dedikodu yayılmasına sebebiyet verdiği, eşine fiziksel şiddet uyguladığı, hakaret ettiği, davacı-karşı davalı (kadın)'ın da güven sarsıcı davranışta bulunduğu, eşine hakaret ettiği anlaşılmaktadır. Bu halde davalı-karşı davacı (koca) da boşanma davası açmakta haklı olup davasının kabulü gerekirken, yazılı gerekçelerle reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2014/28263 E.  ,  2015/904 K.

Boşanmada Çocuklarla İlgilenmemek Kusurdur

Somut olayda davalı kadına dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine karşın, davalı tarafça süresinde cevap dilekçesi sunulmamıştır. Bu durumda artık davalı tarafın yasal süreden sonra ileri sürdüğü iddia ve savunmaları dikkate alınarak davacı erkeğe kusur yüklenmesine olanak kalmamıştır. Dosya kapsamı ve tanık beyanlarına göre ilk derece mahkemesinin de kabulünde olduğu üzere davalı kadının evlilik birliği içerisinde üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmediği, çocukların ve eşinin ihtiyaçları ile ilgilenmediği, erkeğe hakaret ettiği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamış ve hükmün bozulması gerekmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/8609 E.  ,  2021/8119 K.

Boşanma sebebiyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için, tazminat talep eden tarafın kusursuz veya az kusurlu olması yanında, boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarına saldırı niteliğinde olması da gerekir (TMK m. 174/2). Boşanmaya sebep olan olaylar bu nitelikte değilse manevi tazminata hükmedilemez. Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillerden; erkeğin kadınla ve çocuklarla ilgilenmediği, birlik görevlerini yerine getirmediği, düzenli çalışmadığı anlaşılmaktadır. Davacı erkeğin boşanmaya neden olan kusuru, davalı kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde değildir. Öyleyse davalı kadının manevi tazminat talebinin reddi gerekir. Bu husus nazara alınmadan kadın yararına manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2020/6415 E.  ,  2021/758 K.

Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve özellikle tarafların mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında davalı-davacı erkeğin eşine ve ortak çocuklara sürekli fiziksel şiddet uyguladığının, davacı-davalı kadının ise özürlü ortak çocuk ile yeterince ilgilenmediği ve özürlü ortak çocuğa fiziksel şiddet uyguladığının, boşanmaya sebep olan olaylarda netice itibariyle tarafların yine de eşit kusurlu olduklarının anlaşılmasına göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/178 E.  ,  2021/521 K.

Davacı-karşı davalı kadına, yemek yapmadığı, ailesinin sözünü dinleyerek onlarla birlikte olmak istediği, yatak odası sırlarını çevreye anlattığı, çocukları ile yeterince ilgilenmediği, çocuklardan bunaldığını ve intihar edeceğini söylediği, son olarak çocukları babasında bırakarak müşterek haneyi terk ettiği vakıaları kusur olarak yüklenilmiş ise de, dosya kapsamı, tanık beyanlarından ailesinin sözünü dinleyerek onlarla birlikte olmak istediği, çocuklardan bunaldığını ve intihar edeceğini söylediği vakıalarına erkek tarafından dayanılmadığı, yatak odası sırlarını çevreye anlattığı ile çocukları ile ilgilenmediği, son olarak çocukları babasında bırakarak müşterek haneyi terk ettiği vakıalarına ilişkin tanık beyanlarının ise soyut nitelikli olduğu itibar edilemeyeceğinden ispatlanmadığı anlaşılmaktadır. O halde bu vakıalar kadına kusur olarak yüklenemez. Bu durumda, mahkemece belirlenen tarafların gerçekleşen diğer kusurlu davranışlarına göre boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda davalı-karşı davacı erkeğin ağır, davacı-karşı davalı kadının az kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu tarafların eşit kusurlu olduğunun kabul edilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2020/5315 E.  ,  2020/6705 K.

İlk derece mahkemesince davalı erkeğin, birliğin üzerine yüklediği sorumlulukları yerine getirmediği ve eşi, çocukları ve eviyle ilgilenmediğinden bahisle tam kusurlu olduğu yönünde kusur belirlemesi yapılmış, davalı erkeğin kusura yönelik istinaf itirazı üzerine bölge adliye mahkemesince ilk derece mahkemesince belirlenen kusurlar bir bütün halinde değerlendirilerek "birlik görevlerinin yerine getirilmemesi" olarak nitelendirilmekle, kusura ilişkin vakıaların kadının kişilik haklarına saldırı teşkil etmediği, bu nedenle kadının manevi tazminat isteminin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Hal böyle iken; erkeğe mahkemece yüklenen eşi ile ilgilenmeme kusuru, eşinin hastalığı ve ameliyatı sırasında ilgilenmeme vakıasını da içerdiği ve bu durumun kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK md. 4, TBK 50,51,52,58) dikkate alınarak davacı (kadın) yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, reddi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2020/3188 E.  ,  2020/5455 K.

Davacı erkek tarafından kadın eş aleyhine evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı boşanma davası açılmış, ilk derece mahkemesince erkeğin davası ispatlanamadığı gerekçesiyle reddedilmiş ve erkeğe kusur yüklenmemiş, ilk derece mahkemesinin bu kararına karşı davalı kadın tarafından tamamı yönünden istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge adliye mahkemesince “ Davacı erkeğin 2013 yılında müşterek evden ayrıldığı, eşiyle ve çocuklarıyla ilgilenmediği, evlilik birliğinin gereklerini yerine getirmediği, güven sarsıcı davranış sergilediği, böylece davacının boşanmaya neden olan olaylarda tam kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece davacı erkeğin davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, belirtildiği üzere eldeki davada davacı erkeğin tam kusurlu olduğu anlaşılmakla mahkemece verilen kararın sonucu itibariyle doğru olduğu anlaşılmıştır." gerekçesiyle davalının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge adliye mahkemesince davalının istinaf talebinin kusur belirlemesine yönelik kısmen kabulü kanaatine varıldığı halde hüküm kısmında davalının istinaf talebinin tümden reddine karar verilmek suretiyle gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılmıştır. Gerekçe ve hüküm arasında yaratılan bu çelişki tek başına bozma sebebi oluşturduğundan, hükmün münhasıran bu sebeple bozulması gerekmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2020/3140 E.  ,  2020/5392 K.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle ortak çocuk Defne Sude'nin dava tarihinden sonra doğduğu gözetilmeksizin "Doğumda ve sonrasında eşi ve çocuğu ile hiç ilgilenmediği" vakıasının davacı-karşı davalı erkeğe kusur olarak yüklenmesi hatalı ise de; mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlara göre, boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda yine de erkeğin kadına nazaran ağır kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre, yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2019/8296 E.  ,  2020/4696 K.

Boşanmada Eşe İlgisiz Davranmak Kusurlu Davranıştır

Dosyanın tetkikinden, tarafların bölge adliye mahkemesince kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında, erkeğin eşine hakaret ettiği ve eve geç gelerek eşine ilgisiz davranmakla birlik görevini ihmal ettiği anlaşıldığından erkeğe bu vakıaların kusur olarak yüklenmemesi doğru bulunmamıştır.Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/4335 E.  ,  2021/6009 K.

Mahkemece, taraflar eşit derecede kusurlu kabul edilerek boşanma kararı verilmiş ise de; yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davalı-davacı kadının eşine hakaretine karşılık, davacı-davalı kocanın evinin geçimini temin etmemek ve eşine ilgisiz davranmak suretiyle birlik görevlerini yerine getirmediği, eşinin hastalığı ve ameliyatı ile ilgilenmediği, “kendimi evli görmüyorum” dediği ve babasının eşine karşı olan eylemine sessiz kaldığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda; davalı-davacı kadına oranla, davacı- davalı kocanın daha fazla kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Kusur durumu böyleyken mahkemece tarafların eşit derecede kusurlu kabul edilmesi ve buna bağlı olarak davalı-davacı kadının maddi-manevi tazminat taleplerinin (TMK md 174/1-2) reddi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2014/8975 E.  ,  2014/19548 K.

Boşanmada Haklı Sebep Olmadan Ortak Konutun Terk Edilmesi Kusurdur

Dava terk hukuki sebebine (TMK m.164) dayalı boşanma davasıdır. Mahkemece geçerli ihtara rağmen davalı kadının haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediğinden bahisle tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. İhtarı içerir tebligat evrakında tebliğ yapan memurun adı ve soyadının yazılı olmadığı (Tebligat Kanunu m.23/9) anlaşılmaktadır. Davalı kadın tüm aşamalarda, ihtara ilişkin tebligatın usule uygun olmadığını ileri sürmüştür. Hal böyle olunca davalı kadına eve dönmesi için yapılan ihtarın usulüne uygun olarak tebliğ edildiğinden söz edilemez. Terk hukuki sebebine dayalı boşanma davasının kabulü için öncelikle ortak konutu haklı bir neden bulunmadan terk ettiği ileri sürülen eşin; usulüne uygun olarak ortak konuta davet edildiğinin kanıtlanması gerekir. Usulüne uygun bir davetin tebliğ edildiği davacı tarafça kanıtlanamadığına göre, davanın reddi yerine yazılı şekilde boşanmaya karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/757 E.  ,  2017/6588 K.

Boşanmada Birlik Görevlerini Yerine Getirmemek Kusurlu Davranıştır

Taraflarca açılan karşılıklı boşanma davalarının yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince davalı-davacı erkek tam kusurlu kabul edilerek kadının davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer’ilerine, davalı-davacı erkeğin birleşen boşanma davasının ise reddine karar verilmiştir. Kararı her iki taraf istinaf etmiş, bölge adliye mahkemesince davacı-davalı kadın ağır kusurlu kabul edilerek erkeğin boşanma davasının da kabulü ile erkek lehine maddi ve manevi tazminata, kadının tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerinin reddine karar verilmiş ise de; yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, davacı-davalı kadının güven sarsıcı davranışına karşılık davalı davacı erkeğin de eşini silahla ölümle tehdit ettiği ve birlik görevlerini yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekir. Eşit kusurlu eş lehine tazminata hükmedilemez. Hal böyle iken davacı-davalı kadının ağır kusurlu kabul edilmesi ve bu hatalı kusur tespitine bağlı olarak davalı-davacı erkek lehine maddi ve manevi tazminata (TMK m. 174/1-2) hükmedilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/4913 E.  ,  2021/6722 K.

Taraflarca karşılıklı evlilik birliğinin sarsılması nedenine dayalı olarak boşanma davası ikame edilmiş, ilk derece mahkemesince kadının boşanma davasının reddine, erkeğin boşanma davasının kabulü ile boşanmalarına karar verilmiş, taraflarca temyiz yoluna başvurulması üzerine, Dairemizin 09.10.2018 tarih, 2016/24319 esas, 2018/10873 karar sayılı ilamı ile erkeğin kadına hakaret ettiği, aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediği, bu nedenle yargılanıp ceza aldığı, bu nedenle kadının davasının da kabulü gerektiğinden bahisle kadının boşanma davası yönünden bozulmasına, erkeğin boşanma davasına yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiş, ilk derece mahkemesince bozma kararına uyulduğu, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu oldukları kabul edilerek her iki tarafın boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve ferilerine ilişkin hüküm kurulmuş, ilk derece mahkemesinin bu kararı taraflarca yukarıda belirtildiği şekilde temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; tarafların mahkemece de belirlenen ve gerçekleşen kusurlu davranışlarına göre, erkeğin eşine hakaret ettiği, aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediği, kadının da birlik görevlerini ihmal ettiği, bu hale göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebebiyet veren olaylarda davalı-karşı davacı erkeğin ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu tarafların eşit kusurlu olarak kabulü doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/4931 E.  ,  2021/6411 K.

Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; erkeğin, evlilik birliği süresince düzenli şekilde çalışmayarak birlik görevlerini yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı kadın dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile kadının davasının reddi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/3852 E.  ,  2021/5055 K.