Boşanmada Cinsel Şiddet 

Boşanmada Cinsel Şiddet 

16-08-2020
Boşanmada Cinsel Şiddet 

Boşanmada Cinsel Şiddet

Boşanmada Cinsel Şiddet boşanma ve nafaka hukuku kapsamında aslında net bir şekilde düzenlenmiş boşanma sebepleri içerisinde yer almaz. Türk Medeni Kanunu olan 4721 sayılı kanunun 166. maddesinde evlilik birliğinin temelinden sarsılması ya da bilinen adıyla şiddetli geçimsizlik hususlarına ilişkin düzenleme bulunmaktadır. Yargıtay içtihatlarından çıkartılan Boşanmada Cinsel Şiddet ise evlilik birliğinin temelinden sarsılması ya da şiddetli geçimsizlik boşanma davası içerisine giren bir boşanma sebebidir (çekişmeli boşanma davası hakkında bilgi almak için çekişmeli boşanma davası nedir başlıklı makalemizi okuyabilirsiniz). İster erkek olsun ister kadın evlilik birliğinin devamında diğer eş tarafından cinsel şiddete uğrayabilmektedir. Bu yüzden somut olayın özelliğine göre her olayın kendi içinde değerlendirilmesi daha doğru olacaktır. Boşanmada Cinsel Şiddete uğrayan taraf açtığı boşanma davasında evlilik birliğinin sarsıldığını ispat ettiği takdirde artık hakim boşanmaya karar verecektir. Burada maddi veya manevi tazminat bakımından bilinen bir yanlışı ya da bir hususu aydınlatmakta fayda vardır. Örneğin Boşanmada Cinsel Şiddet sebebiyle dava açıldığını düşünelim. Boşanma davasını açan tarafın da erkek taraf olduğunu davalının kadın olduğunu düşünelim. Ancak kadının da karşı dava açtığını ve karşı davada şiddet gördüğünü belirttiğini düşündüğümüzde burada mahkeme boşanmaya karar verecektir. Ancak taraflar birbirinden boşanmada maddi tazminat ya da boşanmada manevi tazminat talep etmiş iseler bu durumda mahkeme kusurlu tarafın belirlenmesini sağlayacak ve ona göre tazminatlara hükmedecektir. 

Cinsel İlişkiden Kaçınma Boşanma Yargıtay Kararı

Yargıtay
2. Hukuk Dairesi
2019/6966 E.
2020/778 K.

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından kusur belirlemesi, aleyhine hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat ile reddedilen manevi tazminat talebi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı erkeğin aşağıdaki bentlerin dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Davacı kadın tarafından Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. madddesi uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak açılan boşanma davasının, ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda, davalı erkeğin davacı kadını Türk gelenek ve adetlerini bilmemesi nedeniyle aşşağıladığı, vatandaşlık ve çalışma izni alabilmesi konusunda gerekli desteği sağlamadığı, işlemleri tamamlamadığı, şiddet uyguladığı, tarafların evliliğin temelinden sarsılmasında kusurlu oldukları, ancak davalı erkeğin daha fazla kusurlu olduğu belirtilerek, davanın kabulüne tarafların Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. madddesi uyarınca boşanmalarına, tarafların ortak çocuğunun velayetinin davalı bayaya verilmesine, davacı kadın lehine 600 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ile 3.000 TL maddi, 3.000 TL manevi tazminat verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı erkek tarafından kusur belirlemesi, aleyhine hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat ile reddedilen manevi tazminat talebi yönünden istinaf edilmiştir.

Bölge adliye mahkemesince, davalı erkeğe kusur olarak yüklenen davacının vatandaşlık ve çalışma izni alabilmesi konusunda davalıya gerekli desteği sağlamama ve buna ilişkin işlemleri tamamlamama kusurlarının ispatlanamadığı, ancak ilk derece mahkemesince davalıya kusur olarak yüklenen şiddet ve aşağılayıcı tavırlarda bulunduğu vakıalarının sabit olduğu, davacı kadının da yemek yapmadığı, takma isimle kart bastırıp erkeklere masaj yapmaya gittiği, eve geç saatlerde geldiği, "başın kel, arkadaşlarım boşanırsan daha iyisini bulursun dediler" demek sureti ile hakaret ettiği, neticeten tespit edilen kusurlu davranışlara göre, tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, meydana gelen geçimsizlikte davacı kadının hafif davalı erkeğin ağır kusurlu olduğu kabul edilmiş, davalı erkeğin tazminat ve nafakalara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Hüküm davalı erkek tarafından temyiz edilmiştir.

Yapılan yargılama ve toplanan delillerden bölge adliye mahkemesince tarafların kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında, davacı kadının üçüncü kişilerin yanında eşinin cinsel yönden yetersiz olduğunu söyleyerek eşini küçük düşürdüğü anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebep olan olaylarda davacı kadının ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu davalı erkeğin ağır kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.

3-Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. (TMK m. 175) Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere, Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi koşulları davacı kadın yararına gerçekleşmemiştir. O halde, kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.

4-Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda davacı kadın ağır kusurludur, ağır kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata karar verilemez. Davacı kadın yararına Türk Medeni Kanunu'nun 174/l-2 maddesi oluşmamıştır. O halde davacı kadının maddi ve manevi tazminat isteklerinin reddine karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.

5-Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere; evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı erkeğin ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların, erkeğin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmıştır. O halde mahkemece, tarafların, sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK m. 4, TBK m. 50. 51) dikkate alınarak davalı erkek yararına uygun miktarda manevi (TMK 174/2) tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün, yukarıda 2., 3., 4. ve 5. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 05.02.2020 (Çrş.)

Yargıtay 
2. Hukuk Dairesi
2019/4809 E
2019/12514 K.

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi
DAVACI-DAVALI : ...
DAVALI-DAVACI : ...
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma-Ziynet Alacağı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı erkek tarafından her iki dava yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 218.50 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oyçokluğuyla karar verildi. 18.12.2019 (Çrş.)

KARŞI OY YAZISI
Taraflar; dava ve karşı davada "Evlilik birliğinin temelinden sarsılması" (TMK m.166/1) hukuki sebebine dayanmışlardır. Her iki davanın dayanak olayı taraflar arasındaki "Cinsel ilişkinin" gerçekleştirilememiş olmasıdır. Davacı-karşı davalı kadın cinsel ilişkinin,
davalı-karşı davacı erkeğin yaşadığı sertleşme sorunu nedeniyle gerçekleşemediğini; davalı-karşı davacı erkek ise kadının psikolojik rahatsızlığı ve vajinusmus hastası olması ve cinsel ilişkiye yanaşmaması nedeniyle gerçekleştirilemediğini ileri sürmüştür. Dayanılan olay ve ileri sürülen vakıalar bunlardan ibarettir. HMK'nın ispatın konusu başlıklı 187. maddesi gereğince "İspatın konusunu taraflar arasındaki çekişmeli vakıalar oluşturur. Bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. TMK'nun ispat yükü başlıklı 6. maddesi gereğince; "Taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. HMK'nun ispat yükü başlıklı 190. maddesi gereğince ispat yükü; iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Açıklanan mevzuat çerçevesinde; davacı-karşı davalı kadının, davalı-karşı davacı erkeğin fiziksel rahatsızlığının bulunduğunu ve sertleşme sorunu nedeniyle cinsel ilişkiyi gerçekleştiremediğini ispat etmesi zorunlu olup mevcut dosyada bu iddia hiçbir şekilde ispatlanamamıştır. Aksine ilk derece mahkemesince yargılama aşamasında tam teşekküllü hastaneye sevk olunan davalı-karşı davacı erkeğin "cinsel ilişkiyi gerçekleştirmeye engel herhangi bir fiziksel ve cinsel rahatsızlığının bulunmadığı heyet raporu ile tevsik olunmuştur. Bu halde davacı-karşı davalı kadının ispat olunamayan davasının reddi gerekir. Buna karşılık evlilik birliği içinde çeşitli tarihlerde ve dosyada teşhis ve tedavi belgeleri mevcut doktor raporlarında davacı-karşı davalı kadının "Vajinusmus" hastası olduğu ayrıca kasılma, gerilme, depresif nöbet, uyku bozukluğu, intihar girişimi hikayelerinin yer aldığı ve psikolojik rahatsızlıklarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı-karşı davacı erkeğin dayandığı evlilik öncesine ait olup dosyaya celp olunan hastane ve diğer sağlık kurulu raporlarından da davacı-karşı davalı kadının benzer teşhisleri içeren kayıt ve raporlarının mevcut olduğu görülmektedir. Öte yandan ilk derece mahkemesi tarafların iddiaları doğrultusunda sunulan ve dosyaya celpolunan bu raporlarla da yetinmemiş yargılama aşamasında davacı-karşı davalı kadın tam teşekküllü hastaneye sevk olunduğu ve yapılan tetkikler sonucunda düzenlenen ve dosyaya gönderilen heyet raporunda davacı-karşı davalı kadının "Vajinusmus" hastalığının bulunduğu ve taraflar arasındaki cinsel ilişkinin gerçekleştirilememesinin mevcut bu rahatsızlığın sonucu olduğunun tevsik olunduğu (Belgeye bağlandığı) anlaşılmaktadır. Davalı-karşı davacının delil olarak dayandığı tanık beyanlarının da bu iddianın doğruluğunu destekler nitelikte olduğu görülmektedir. İşbu nedenlerle davalı-karşı davacı erkeğin ispatlanan davasının; davacı-karşı davalı kadının tam kusurlu olduğu, davalı-karşı davacı erkeğin ise kusursuz olduğu belirtilerek kabulüne karar verilmesi gerekir. Nitekim ilk derece mahkemesince, vakıaları gereğince irdeleyip delilleri yerinde değerlendirmek suretiyle; davacı-karşı davalı kadının tam kusurlu, davalı-karşı davacının ise kusursuz olduğu gerekçe gösterilerek yerinde bir sonuca ulaşılmış ve davacı-karşı davalının davasının reddine karşı davalı-karşı davacı erkeğin davasının ise kabulüne karar vermiştir.

Davacının istinaf talebi üzerine bölge adliye mahkemesi yukarıda açıklanan durumların varlığını teyit etmiş; başka bir ifade ile davacı-karşı davalı kadının "Vajinusmus" olduğu, karşı davacının ise fizyolojik bir rahatsızlığının bulunmadığı ve her iki tarafın dayandığı temel olgu olan cinsel ilişkinin, davacının rahatsızlığı nedeniyle gerçekleştirilemediğini kabullenmiş olmasına rağmen; dosya kapsamına hiç de uygun düşmeyen şekilde dayanılan vakıa ve ispat yükü kurallarını yanlış yorumlamak suretiyle yeni bir gerekçe ekleyerek; "davacı-karşı davalının vajinusmus rahatsızlığının tedavisine, davalı-karşı davacı erkeğin yardımcı olmadığını" belirtmek suretiyle ve kusur durumunu tam olarak değiştirerek davacı-karşı davalının kusursuz, davalı-karşı davacının tam kusurlu olduğu gerekçesiyle; davacı kadının davasının kabulüne, karşı davacı erkeğin davasının reddine karar vermiş ve temyiz incelemesi sonucu sayın çoğunluğun oylarıyla bu kararın onanmasına karar verilmiştir.

Bu aşamada BAM gerekçesi ve onama kararına karşı muhalefet görüşümüzün tam olarak ortaya konulması açısından üzerinde durulması ve irdelenmesi gereken hususlar şunlardır:1-Davacı yan gerekçede belirtilen bu olguya dayanmış mıdır? 2-Dayanılmışsa bu olgu ispatlanmış mıdır?

Öncelikle davacı-karşı davalı kadın; onanan bölge adliye mahkemesinin gerekçesinde belirtilen olguya, vakıa olarak dayanmamıştır. Esasen davacı-karşı davalı kadın vajinusmus olduğunu hiçbir aşamada kabul etmemiş ve bu yönde bir rahatsızlığının olmadığını, aksine kocanın kusuru nedeniyle cinsel ilişkinin gerçekleşmediğini ileri sürmüştür. O halde "Vajinusmus" olduğunu kabul etmeyen davacı-karşı davalı kadının; tedavisine destek vermediği veya yardımcı olmadı diye bir savının bulunduğunun kabulü hem hukuk usulü kurallarına ve hem de hayatın olağan akışına aykırıdır. Kaldı ki böyle bir iddia ileri sürülmemiştir. Davacı-karşı davalı kadının tedavi süreci ile ilgili iddiası; erkek eşin sertleşme sorunu yaşadığı ve bu sorunun giderilmesine yönelik tedaviye yanaşmadığı yönündendir ki; bunun dahi aksi yukarıda açıklandığı üzere davalı-karşı davacı erkek tarafından ispatlanmıştır. Bu halde davacı tarafça ileri sürülmeyen bir vakıanın davacı lehine davalı aleyhine kabulü hem usul hukuku hem de maddi hukuk ilkelerine aykırıdır.
Bu itibarla davacının dayanmadığı bir olgunun varlığından bahisle davacı lehine sonuç çıkarılmasının mümkün olmadığı şerholunmak ön şartıyla ve esasen bu nedenle bölge adliye mahkemesi kararının yerinde olmadığı belirtilmek suretiyle; dosya kapsamı gereğince bilgilendirmek açısından 2. Soru olan; işbu olgunun gerçekten ispatlandığının kabulünün de mümkün olmadığını belirtmenin yerinde olacağı kanısındayım.

Şöyle ki; dosyada mevcut ve karşı davacı tarafından dayanılan hastane ve diğer sağlık kurullarına ait teşhis ve tedavi belgeleri ve de tanık beyanları gereğince karşı davacının değişik tarihlerde ve birçok kez davacı ile birlikte davacının tedavisi için yanında ve birlikte teşhis ve tedavi sürecine katıldığı ve esasen bölge adliye mahkemesi gerekçesinde de belirtildiği ve teyit edildiği üzere tedavi sürecinin davacının kendi isteği ile ve başka bir ilde çalıştığı ve tedaviye o ilde devam etmek istediğini ilgili sağlık kurumuna deklere etmesi nedeniyle sonlandırıldığı da anlaşılmakta olup; bu haliyle dahi onanan gerekçe dosya kapsamına uygun düşmemektedir.

Yukarıda açıklanan tüm bu nedenlerle; dosya kapsamına uygun olarak tam kusurlu davacının davasının reddi ve kusursuz karşı davacının davasının kabulü yönündeki ilk derece mahkemesi kararı yerinde olup; bu kararın kaldırılması suretiyle ve kusur durumuna uygun olmayan gerekçeyle verilen bölge adliye mahkemesi kararının ve bu kararın onanması yönündeki sayın çoğunluğun görüşünün yerinde olmadığı görüş ve kanaatiyle onama kararına karşıyım.

2. Hukuk Dairesi
2017/5019 E.
2019/2251 K.

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek tarafından; kusur belirlemesi, manevi tazminat talebinin reddi ve yoksulluk nafakası yönünden, davalı kadın tarafından ise; tazminat taleplerinin reddi ve yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı kadının tüm temyiz itirazları yersizdir.
2- Davacı erkeğin temyizine hasren yapılan incelemeye gelince;

Davacı erkek tarafından ikame edilen Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesine dayalı boşanma davasının yapılan muhakemesi sonucunda ilk derece mahkemesince davalı kadın ağır kusurlu bulunarak davanın kabulüyle davacı erkek yararına manevi tazminata (TMK m. 174/2) hükmedilmiş, davacı kadının ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmesi üzerine davalı kadının itirazları bölge adliye mahkemesi tarafından kısmen haklı görülerek evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu kabul edilerek, erkek yararına ilk derece mahkemesince hükmolunan manevi tazminat kaldırılmış, davalı kadın yararına da yoksulluk nafakasına (TMK m.175) hükmedilmiştir.

Tüm dosya kapsamından; ... 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/453 esas ye 2015/622 sayılı dosya kapsamı ve gerekçeli kararının içeriği dikkate alındığında; kadının gece vakti başka bir erkekle sadakatsizlik boyutuna ulaşan güven sarsıcı nitelikte cinsel içerikli mesajlaştığını görmesi üzerine haksız tahrik altında erkeğin eşine basit fiziksel şiddet uyguladığı ve hakaret ettiği, hakaret yönünden yapılan ceza yargılamasında ise erkeğin haksız fiile tepki nedeniyle işlediği gerekçesiyle ceza vermekten vazgeçilmesine karar verildiği bu haliyle davalı kadının, davacı erkeğe nazaran boşanmaya sebebiyet veren olaylarda daha ziyade kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında ilk derece mahkemesince davalı kadının ağır kusurlu olduğuna dair tespit ile davacı erkek yararına manevi tazminata hükmedilmesi ve davalı kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmesi isabetliyken, ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulüyle davacı erkek yararına hükmolunan manevi tazminatın kaldırılarak reddedilmesi, davalı kadının da reddine karar verilen yoksulluk nafakasının ret hükmünün kaldırılarak, kadın yararına yazılı olduğu şekilde yoksulluk nafakasına hükmolunması usule ve kanuna aykırı bulunmuş ve kararın açıklanan sebeplerle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan ... Bölge Adliye Mahkemesinin 10. Hukuk Dairesinin 26.04.2017 tarih, 2017/209 esas ve 2017/373 karar sayılı hükmünün tarafların boşanmaya neden olan olaylardaki kusur dereceleri, davalı kadın yararına hükmolunan yoksulluk nafakası ve davacı erkeğin manevi tazminata ilişkin talebinin reddine ilişkin hükümler yönünden yukarıda 2/a. bendinde gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın davalıya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 154.30 TL temyiz başvuru harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran davacıya geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 06.03.2019(Çrş.)

2. Hukuk Dairesi
2017/2681 E.
2017/7758 K.

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından; kusur belirlemesi ve kendisinin reddedilen tazminat talepleri yönünden, davalı-karşı davacı erkek tarafından ise; kusur belirlemesi, nafakalar ve reddedilen tazminat telepleri yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacı erkeğin temyiz itirazları yersizdir.
2-Davacı-karşı davalı kadının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

Mahkemece taraflar eşit kusurlu kabul edilerek boşanma kararı verilmiş ise de, yapılan yargılama ve toplanan delillerden tarafların karşılıklı olarak birbirlerine şiddet uyguladıkları, davalı-karşı davacı erkeğin ise ayrıca cinsel ilişkiden kaçındığı anlaşılmaktadır. Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda, davalı-karşı davacı erkek ağır kusurludur. Hal böyle iken, tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak davacı-karşı davalı kadının maddi ve manevi tazminat isteklerinin reddedilmesi doğru değildir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın Özgür'e yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna ve 136.00 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran ...'ya geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.20.06.2017(Salı)

2. Hukuk Dairesi
2017/3788 E.
2018/14275 K.

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından yetki itirazının reddi, kadının davasının kabulü, butlan davası, ıslah ile talep ettiği boşanma taleplerinin reddi, kusur belirlemesi, kadın yararına hükmolunan nafakalar ve tazminatlar yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 11.12.2018 günü temyiz eden davalı-karşı davacı ... vekili Av. ... geldi. Karşı taraf davacı-karşı davalı ... ve vekilleri gelmedi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davalı-karşı davacı erkeğin; yetki itirazının, Türk Medeni Kanunu'nun 162. maddesi uyarınca boşanma talebinin ve butlan davasının reddine dair davalı-karşı davacı erkeğin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; mahkemece davalı-karşı davacı erkeğe yüklenen kusurlu davranış yanında, davacı-karşı davalı kadının da ... Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2011/416 esas sayılı ceza dosyası içeriği dikkate alındığında, davalı-karşı davacı erkeğe fiziksel şiddet uyguladığı ayrıca davalı-karşı davacı erkek tarafından delil olarak dosyaya sunulan, davacı-karşı davalı kadının da kendisi tarafından yazıldığı kabul edilen günlük tarzı tutulmuş notların içeriğinden anlaşıldığı üzere, davacı-karşı davalı kadının cinsel birliktelikten de kaçındığı, bu günlük tarzı tutulmuş notların erkek tarafından, kadına zorla ya da baskıyla yazdırıldığını ispata yarar herhangi bir dahilinde davacı-karşı davalı kadın tarafından mahkeme dosyasına ibraz edilmediği anlaşılmaktadır. O halde, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davalı-karşı davacı erkek dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, davalı-karşı davacı erkeğin boşanma davasının da kabulü (TMK m.166/1) ile boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile erkeğin davasının reddi doğru bulunmamıştır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre yeniden hüküm kurulması gerekli hale gelen davacı-karşı davalı kadının boşanma davası ile fer'ilere yönelik temyize konu itirazların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, bozma ve inceleme kapsamı dışında kalan temyize konu diğer yetki itirazının, Türk Medeni Kanunu'nun 162 maddesi uyarınca boşanma talebinin ve butlan davasının reddine ilişkin bölümün ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, duruşma için takdir olunan 1.630 TL vekalet ücretinin Gülbahar'dan alınarak Gökhan'a verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 11.12.2018 (Salı)

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Kadına Karşı Şiddet
Kadına Karşı Şiddet

Kadına Karşı şiddet Şiddet mağduru ve şiddete uğra...

Devamı
EN İYİ BOŞANMA AVUKATI
EN İYİ BOŞANMA AVUKATI

En iyi boşanma avukatı- Boşanma Hukuku uzmanlık ge...

Devamı
TEDBİR NAFAKASI NEDİR? TEDBİR NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?
TEDBİR NAFAKASI NEDİR? TEDBİR NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?

Tedbir nafakasına hakim re'sen karar vermekte olup...

Devamı
YOKSULLUK NAFAKASI NEDİR? YOKSULLUK NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?
YOKSULLUK NAFAKASI NEDİR? YOKSULLUK NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru ...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık