Boşanma Hukukunda Aldatma (Zina) Davası

Boşanma Hukukunda Aldatma (Zina) Davası

26-01-2020
Boşanma Hukukunda Aldatma (Zina) Davası

Boşanma Hukukunda Aldatma (ZİNA) Davası

Aldatma boşanma ya da aldatma boşanma davasına ilişkin hususlar Türk Medeni Kanunumuzun 161. maddesinde düzenlenmiştir. Aldatma nedeniyle boşanma Türk Medeni Kanunumuzda Zina olarak ifade edilmiş ve kanun maddesi; "Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur." şeklinde düzenlenmiştir. Anlaşılacağı üzere aldatma nedeniyle boşanmaya zina nedeniyle boşanma da denilmektedir. Aldatma nedeniyle boşanma mutlak boşanma sebepleri dir. Özel ve mutlak boşanma sebebi olan zina da davacı eş davalı eşin kendisini aldattığını kanıtladığı müddetçe artık evlilik birliğinin temelden sarsılmış olmasının ve ortak hayatın eşler için çekilmez hale geldiğinin ispatlanmasına gerek yoktur. Zaten mutlak boşanma sebeplerinde bu unsurların bulunduğu var sayıldığından tekrar ispatına gerek yoktur. Evlilik birliği içerisinde eşlerin birbirlerine karşı sorumlulukları ve yükümlülükleri bulunmakatadır. Bunlar; Evlilik birliğinin mutluluğunu elbirliği ile sağlamak, çocukların bakımına eğitimine özen göstermek, birlikte yaşamak, birbirlerine sadık kalmak, birbirlerine yardımcı olmaktır. Görüleceği üzere eşlerin birbirlerine sadık kalması gerektiği yani cinsel sadakatın bulunması gerektiği kanunda düzenlenmiştir. Evlilik birliğinin ayakta durabilmesi için en önemli unsurlardan bir tanesi olan sadakatın ihlali durumunda ne yazık ki diğer eşin evliliği devam ettirmesi kendisinden beklenemeyecektir. Bu durumda yukarıda da bahsettiğimiz üzere evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı ile ortak hayatın çekilmez hale geldiğinin ispatına gerek yoktur. Aldatma evli bir kişinin eşinden başka bir kişiyle cinsel münasebet yaşaması durumudur. 

Boşanma Davasında Aldatma Delilleri Nelerdir?

Aldatma ya da zina nedeniyle boşanma kararı verilebilmesi için 
Tarafların evli bulunması,
Bir başka kişiyle cinsel ilişki kurulması,
Kusur bulunmasıdır.
Evlilik koşulunun gerçekleşmesi için evliliğin hukuken geçerli bir evlilik olması şarttır. Taraflar arasında imam nikahı bulunması durumunda eş başkasıyla birlikte olmuşsa hukuken aldatma durumunun gerçekleşmiş olduğundan bahsedilemeyecektir. Yine taraflar arasında nişanlılık durumu bulunduğu esnada nişanlılardan birisi diğerini aldatırsa bu durumda da zinadan bahsedilemeyecek ancak nişanlılığın sona ermesi hukuki durumuna başvurulabilecektir. Ayrıca batıl evliliklerde de aldatma unsuru gerçekleştiği durumlarda evlilik batıl yok hükmünde olduğundan yine zinadan söz edilmeyecektir. Ayrılığa yani zinaya ilişkin hususlar ayrılık kararı olsa da, aynı konutta birlikte yaşanmasa da, ayrı yaşama hakkı bulunsa da uygulanmaktadır. Cinsel ilişki unsurunda ise evli kadının kocasından başka bir erkekle, evli bir erkeğin de karısından başka bir kadınla cinsel ilişkide bulunması hususudur. Erkek ya da kadın evliyken bir başka kişiyle yaşamaya başlamışlarsa açık bir şekilde zian unsuru gerçekleşmiş olacaktır. Zina sayılan bazı davranışlar bulunmakta olup bu tür davranışlar Yargıtay tarafından aldatma olarak nitelendirilmektedir. Her şekilde kurulan cinsel ilişki zina sayılmaktadır. Eksik kalkışma cinsel ilişki de zina sayılmaktadır. Yani bu durumda da aldatma unsuru gerçekleşmiş olacaktır. Kişi cinsel ilişki için ortamı ayarlamış ancak herhangi bir sebeple cinsel ilişki gerçekleşememiş yani eksik kalkışma meydana gelmiş ise bu durumda da cinsel ilişki var sayılır. Bir kişinin zorunluluk bulunmadan aynı otel odasında gecelemeleri zina yani aldatma olarak nitelendirilmiştir. Yine yalnız olarak aynı evde gecelemek de aldatma sayılmaktadır. 
Cinsel ilişkinin istereyerek olması şarttır. Bir kişi tecavüze uğramış yani istemeden cinsel ilişkiye maruz kalmış ise bu durumda kişi kusurlu sayılmadığından kendisine yapılan bu kabul edilemez durum sebebiyle aldatma unsuru gerçekleşmemiş olacak ve kendisine aldatma nedeniyle boşanma davası açılamayacaktır. Farklı bir durumda ise kendini bilemeyecek derecede sarhoşluk durumunda cinsel ilişki durumunda kusur koşulu gerçekleşmediğinden zinaya dayalı boşanma davası açılamayacak ancak tabi ki de şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası açılabilecektir. Eşlerden birisi evlilik birliği içerisinde birbirlerine karşı cinsel soğukluk içerisinde bulundukları esnada bu durum eşlerden birinin başkasıyla birlikte olmasına cevaz vermez. Yani eş eşinin bu durumda olduğunu bahane ederek başka bir kişiyle cinsel birliktelik yaşayamaz. Böyle bir durumda tabi ki de aldatma unsuru gerçekleşmiş sayılacaktır. 

Aldatma Nedeniyle Boşanma Davası Ne Zaman Açılır?

Zinanın ya da aldatmanın ispatı her türlü delille kanıtla gerçekleştirilebilir. İspat yükü davacıdadır. Yani davacı eşinin kendisini aldattığını her türlü kanıtla ispatlayabilir. Gebe kalmak, zührevi hastalığa yakalanmak, fotoğraflar, düğün yapmak, iletişim araçları (mektuplar, bilgisayar kayıtları, telefon kayıtları, ses kayıtları vb.), tanık anlatımları, otel kayıtları, hamilelik testi, resmi evraklar delil olarak kullanılabilir. Ancak karşı tarafın ikrarı, yemin delil olarak kullanılamaz. 
Kişi yani aldatılan eş zina sebebiyle boşanma davası açabileceği gibi bu durumun bilinmesini ve açığa çıkmasını istemiyorsa şiddetli geçimsizlik yani evlilik birliğinin temelden sarsılması nedeniyle de boşanma davası açabilecektir. Aldatılan eşin illa ki zina sebebiyle boşanma davası açması zorunlu değildir. Ancak zina sebebiyle boşanma davası açılabilmesinin kanunen sürelere bağlandığı da unutulmamalıdır. Nitekim zina yani aldatma nedeniyle boşanma davasının açılabilmesi için aldatılan eşin zinayı öğrenmesinden itibaren 6 ay içinde ve her halde zina eyleminin meydana gelmesinden itibaren 5 yıl içinde dava açması gerekmektedir. Yoksa dava açma durumu hak düşürücü süre sebebiyle reddolacaktır. Hak düşürücü süre olduğundan karşı tarafın itirazına bakılmadan bu sürelerin geçip geçmediği hakim tarafından re'sen yani kendiliğinden incelenmelidir. Aldatan eş zina eylemine devam ediyor ise en son zinadan itibaren bu 6 aylık süre başlayacaktır. 
Aldatılan eş zina yapan eşi affederse durum ne olacaktır? Aldatılan eş aldatan zina yapan eşi affetmişse bu durumda artık zina sebebiyle boşanma davası açamayacaktır. Af herhangi bir şekle tabi değildir. Yazılı yapılabileceği gibi sözlü olarak da yapılabilir. Üçüncü kişilere yapılan af açıklaması da aynı sonucu doğurmaktadır. Örtülü olarak da yani zımni af da söz konusu olabilmektedir. Buna örnek verecek olursak kişi aldatıldığı eşiyle birlikte aldatma olayını öğrendikten sonra tatile çıkmış ya da evlilik birliğini devam ettirerek aynı evde yaşamaya devam etmiş ise bu durumda zımni af gerçekleşmiş olacak ve aldatılan eş zina sebebiyle boşanma davası açamayacaktır. Af kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır. Bu yüzden temsilci ile affedilme olanağı bulunmamaktadır. Eş ceza şikayetinden vazgeçmiş ise bu durum af sayılmaz. Af şarta bağlanamaz. Önemle belirtmek gerekir ki eş zina sebebiyle diğer eşi affetmiş ise artık bu sebeple zina nedeniyle boşanma davası açamayacağı gibi evlilik birliğinin temelden sarsılması sebebiyle de dava açamayacaktır. 

Aldatma Sebebiyle Boşanmada Çocuğun Velayeti

Her ne kadar davada zina yapan davalı eş kusurlu olmuş olsa da burada önemli olan tarafların zina eyleminden çok çocuğun üstün yararıdır. Çocuğun üstün yararı zina yapan davalı eşin yanında kalmayı gerektiriyorsa çocuğun velayeti davalıya verilebilir. Ancak bu durumda davacı zinanın haysiyetsiz hayat sürmeye varacak kadar farklı durumları barındırdığını ispat etmesi durumunda somut olayın özelliğine ve çocuğun üstün yararına göre uygun bir karar hakim tarafından verilecektir. 
Davacı davasını zina sebebiyle boşanma davası olarak açmış ise hakim evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanmaya karar veremez. Zira hakim tarafların talep ve sonuçlarıyla bağldırı. Ancak zina durumunda yukarıda da bahsetmiş olduğumuz üzere eş zina sebebiyle boşanma davası açabileceği gibi sadece evlilik birliğinin sarsılmasından dolayı dava açabilecektir. Birden çok sebeple de kişi dava açabilir. Örneğin zina sebebiyle, hayata kast ve pek kötü davranış sebepleriyle bu sebepleri dilekçesinin talep sonuç kısmında belirterek her iki sebebe dayanarak da dava açabilir. Bu durumda mahkeme her iki boşanma sebebi hakkında ayrı olarak hüküm kurmak zorundadır. Aynı dava içinde davacı davalıya yönelik birden fazla talebini aralarında aslilik feilik ilişkisi kurmak koşuluyla aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Aldatma dolayısıyla açılan davalarda davalı taraf davacının davasını kabul etmesi durumundas taraflar anlaşmalı olarak boşanamaz. Aldatma nedeniyle açılan davalarda anlaşmalı boşanmaya gidilmek isteniyorsa dava dilekçesinin ıslah edilmesi ile olacaktır. Aldatma nedeniyle açılan davalarda hakim davalı eşin kusuruna göre evlilik birliğinde elde edilmiş mallardan alacağı payın azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir. Aldatma boşanma davaları eşlerden birinin yerleşim yeri aile mahkemesinde açılabileceği gibi eşlerin son 6 ay birlikte oturdukları yer aile mahkemesinde de açılabilir. Unutulmaması gereken bir durum da aldatma boşanma davalarının aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren 6 ay içinde açılmış olmasıdır. Yine aldatma olayının üzerinden 5 yıl geçmekle dava açılamayacaktır. Ancak buradaki durum aldatmadan dolayı dava açılamayacağı hususudur. Nitekim kişi şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma ya da diğer adıyla evlilik birliğinin sarsılması nedeniyle boşanma davası açabilirler.

Aldatan Eş Boşanma Davası Açabilir mi?

Aldatan eş hukuki bakımdan boşanma davası açamaz. Aslında dava açmak Anayasal bir haktır. Herkes kaşısındakini kusurlu bulduğu ölçüde dava açabilir. Ancak davasını ispat edemez ise davayı kaybedecektir. Hukukumuz kusurlu olan tarafı hiçbir zaman korumamaktadır. Medeni Kanunumuza göre kimse kendi kusurundan dolayı hak elde edemez. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Bu yüzden aldatan eş zina nedeniyle boşanma davası açamayacaktır.

Aldatma Boşanma Davası Yargıtay Kararları

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2019/4979
K. 2019/11210
T. 11.11.2019

BOŞANMA DAVASI ( Bölge Adliye Mahkemesince Kabul Edilen ve Gerçekleşen Tarafların Kusurlu Davranışlarının Yanında Kadının Evlilik Birliğinden Kaynaklanan Görevlerini Yerine Getirmediği Eşine Ait Eşyaları Yaktığı - Tarafların Eşit Kusurlu Olduklarının Kabulü Gerekirken Erkeğin Daha Ağır Kusurlu Olduğunun Kabul Edilmesinin Hatalı Olduğu )
EŞİT KUSUR ( Gerçekleşen Tarafların Kusurlu Davranışlarının Yanında Kadının Evlilik Birliğinden Kaynaklanan Görevlerini Yerine Getirmediği Eşine Ait Eşyaları Yaktığı - Gerçekleşen Bu Durum Karşısında Boşanmaya Sebebiyet Veren Olaylarda Tarafların Eşit Kusurlu Olduklarının Kabulü Gerektiği )
EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELDEN SARSILMASI ( Boşanma Davası - Bölge Adliye Mahkemesince Kabul Edilen ve Gerçekleşen Tarafların Kusurlu Davranışlarının Yanında Kadının Evlilik Birliğinden Kaynaklanan Görevlerini Yerine Getirmediği Eşine Ait Eşyaları Yaktığı/Tarafların Eşit Kusurlu Olduğu )
MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT ( Boşanmaya Sebep Olan Olaylarda Taraflar Eşit Kusurlu Olup Eşit Kusurlu Eş Yararına Maddi ve Manevi Tazminata Hükmedilemeyeceği - Yanılgılı Kusurlu Belirlemesine Bağlı Olarak Davalı Kadın Lehine Maddi ve Manevi Tazminata Hükmedilmesinin Doğru Olmadığı )
ÖZET : Dava, boşanma istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince boşanmaya sebebiyet veren olaylarda, erkek ağır kusurlu olduğu kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de bölge adliye mahkemesince kabul edilen ve gerçekleşen tarafların kusurlu davranışlarının yanında kadının evlilik birliğinden kaynaklanan görevlerini yerine getirmediği, eşine ait eşyaları yaktığı da anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekir. Hal böyle iken davalı-karşı davacı erkeğin ağır kusurlu olduğunun kabulü doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Boşanmaya sebep olan olaylarda taraflar eşit kusurludur. Eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata ( TMK m. 174/1-2 ) hükmedilemez. Türk Medeni Kanunu'nun 174/1-2. maddesi koşulları davacı-karşı davalı kadın lehine oluşmamıştır. Hal böyle iken yanılgılı kusurlu belirlemesine bağlı olarak davacı-karşı davalı kadın lehine maddi ve manevi tazminata ( TMK m. 174/1-2 ) hükmedilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm taraflarca temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 30/04/2019 günü duruşmalı temyiz eden davacı-karşı davalı ... vekili Av. ... ile karşı taraf temyiz eden davalı-karşı davacı ... vekili Av. ... geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : 1- )Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle bölge adliye mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 13. bendinde vekalet ücretinin "Davacı-karşı davalı kadından alınarak davalı-karşı davacı kadına verilmesi" şeklinde yazılmasının maddi hatadan kaynaklandığının, vekalet ücretinin davalı-karşı davacı erkek lehine hükmedildiğinin anlaşılmasına göre, davacı-karşı davalı kadının tüm, davalı-karşı davacı erkeğin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2- )Davacı-karşı davalı kadın tarafından zina ( TMK m.161 ), olmadığı takdirde evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebi ile boşanma ( TMK m. 166/1 ), davalı -karşı davacı erkek tarafından ise pek kötü ve onur kırıcı davranış ( TMK m. 162 ) ve evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebi ile boşanma ( TMK m. 166/1 ) talep edilmiş,ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, dava ve karşı davanın Türk Medeni Kanunu'nun 166/1. maddesi gereğince kabulüyle tarafların TMK 166/l.maddesi uyarınca boşanmalarına, kadının zina, erkeğin pek kötü ve onur kırıcı davranış sebebine dayanan boşanma talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ortak çocuk ergin olduğundan velayeti ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına, ortak çocuğa bağlanan nafakanın ergin olması nedeniyle kaldırılmasına, taraflar eşit kusurlu olduğundan tarafların maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, verilen karar taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince, davalı-karşı davacı erkeğin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı-karşı davalı kadının kusur tespiti ile lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmemesine yönelen istinaf talebinin kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının tümüyle kaldırılmasına, kadının zinaya dayalı boşanma talebi ile erkeğin pek kötü ve onur kırıcı davranış sebebine dayalı boşanma taleplerinin ayrı ayrı reddine, tarafların Türk Medeni Kanunu'nun 166/1-2 maddesi gereğince boşanmalarına, ortak çocuk reşit olduğundan karar verilmesine yer olmadığına, çocuk lehine bağlanan nafakanın reşit olduğu tarih itibari ile kaldırılmasına, kadın lehine 20.000 TL maddi tazminat ve 20.000 TL manevi tazminata karar verilmiştir. Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen karar taraflarca temyiz edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince boşanmaya sebebiyet veren olaylarda, davalı-karşı davacı erkek ağır kusurlu olduğu kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de bölge adliye mahkemesince kabul edilen ve gerçekleşen tarafların kusurlu davranışlarının yanında davalı-karşı davacı kadının evlilik birliğinden kaynaklanan görevlerini yerine getirmediği, eşine ait eşyaları yaktığı da anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekir. Hal böyle iken davalı-karşı davacı erkeğin ağır kusurlu olduğunun kabulü doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
3- )Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere boşanmaya sebep olan olaylarda taraflar eşit kusurludur. Eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata ( TMK m. 174/1-2 ) hükmedilemez. Türk Medeni Kanunu'nun 174/1-2. maddesi koşulları davacı-karşı davalı kadın lehine oluşmamıştır. Hal böyle iken yanılgılı kusurlu belirlemesine bağlı olarak davacı-karşı davalı kadın lehine maddi ve manevi tazminata ( TMK m. 174/1-2 ) hükmedilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, 

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2019/5711
K. 2019/9745
T. 7.10.2019

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından her iki boşanma davası ve fer'ileri yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 02.04.2019 günü temyiz eden davacı-karşı davalı ... vekili Av. ... ve karşı taraf davalı-karşı davacı ... vekili Av. ... geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Davalar arasında bağlantı bulunması durumunda, davaların birleştirilmesine karar verilir (HMK m. 166/1). Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması, ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda bağlantı var sayılır (HMK m. 166/4). Boşanma davalarında tarafların kusurlarının belirlenmesi, boşanmanın eki niteliğinde bulunan maddi-manevi tazminat (TMK m. 174/1-2), yoksulluk nafakası (TMK m. 175) gibi taleplerin sağlıklı değerlendirilerek doğru karar verilebilmesi, bu davaların birlikte görülmesi ve delillerin birlikle değerlendirilmesiyle mümkündür.

Taraflarca açılan evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı ( TMK m. 166/1) karşılıklı boşanma davalarının yapılan yargılaması sonunda, erkeğin boşanma davasının reddine, kadının boşanma davasının kabulüyle tarafların boşanmalarına, kadın lehine maddi ve manevi tazminata, erkeğin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, verilen karar davacı-karşı davalı erkek tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince, erkeğin kusur belirlemesine yönelik istinaf başvurusu kabul edilerek kusurun düzeltilmesine, erkeğin diğer istinaf taleplerinin ise esastan reddine karar verilmiş, verilen karar davacı-karşı davalı erkek tarafından her iki boşanma davası ve ferileri yönünden temyiz edilmiştir. Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen karardan sonra davacı-karşı davalı erkek tarafından Antalya 2. Aile Mahkemesi'nin ... esasıyla zina hukuki sebebine dayalı boşanma davası açılmış ve bu husus davalı-karşı davacı erkek vekili tarafından beyan edildiğine ve davalar arasında bağlantı bulunduğuna göre, taraflarca açılan evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı ( TMK m. 166/1) ve erkek tarafından zina hukuki sebebine dayalı ( TMK m. 161) açılmış olan davaların birleştirilerek, davaların esası hakkında hüküm kurulması gerektiğinden hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda gösterilen sebeple Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 10.11.2017 tarih ... esas ve 2... karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, Antalya 6. Aile Mahkemesi'nin 05.04.2017 tarih, ... esas ve ... karar sayılı kararının gösterilen sebeple BOZULMASINA,

Boşanma Avukatı Değerlendirmesi

Önemle belirtmekte fayda vardır ki boşanma avukatı kendi önüne gelmiş olan boşanma sebebini iyi analiz etmeli delilleri değerlendirip süreleri kontrol etmelidir. Nitekim aldatma nedeniyle boşanma davası, ya da zina boşanma davası açılabilmesi zina fiilinin öğrenilmesinden itibaren 6 ay ve her halde zinanın gerçekleşmesinden itibaren 5 yıl sonra zaman aşımına uğrayacaktır.

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Askeri Ceza Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Kadına Karşı Şiddet
Kadına Karşı Şiddet

Kadına Karşı şiddet Şiddet mağduru ve şiddete uğra...

Devamı
EN İYİ BOŞANMA AVUKATI
EN İYİ BOŞANMA AVUKATI

En iyi boşanma avukatı- Boşanma Hukuku uzmanlık ge...

Devamı
TEDBİR NAFAKASI NEDİR? TEDBİR NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?
TEDBİR NAFAKASI NEDİR? TEDBİR NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?

Tedbir nafakasına hakim re'sen karar vermekte olup...

Devamı
YOKSULLUK NAFAKASI NEDİR? YOKSULLUK NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?
YOKSULLUK NAFAKASI NEDİR? YOKSULLUK NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru ...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık