Boşanma Davasında Tanık İfadeleri

Boşanma Davasında Tanık İfadeleri

27-08-2020
Boşanma Davasında Tanık İfadeleri

Boşanma Davasında Tanık İfadeleri

Boşanma davasında tanık ifadeleri boşanma davasında son derece yüksek öneme sahiptir. Hukukumuzda her ne kadar tanık delili ihtiyari delil niteliğinde olsa da yazılı delil esas alınsa da boşanma davasında bu tür bir delilin kullanılma olasılığının düşüklüğü tanık deliline olan ihtiyacı tamamiyle ortaya çıkartacaktır. Bu bakımdan boşanma davasında tanık ifadeleri ve tanık deliline başvurmak boşanma davasının ispatı ile boşanmada maddi tazminat ve boşanmada manevi tazminat hususlarında lehe hüküm verilmesi için elzemdir. Tabi ki de boşanma davasında tanık ifadelerine başvuracağımız tanıklarımızın görgüye dayalı tanık olması şarttır. Görgüye dayalı olmayan tanık ifadeleri ile boşanmaya karar verilmesi ve maddi manevi tazminata hükmedilmesi ise bozma sebebidir. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarından da görüleceği üzere tanıkların görgüye dayanmaması, duyuma göre boşanma davasında tanık ifadelerinde bulunmaları hukuka ve tanıklıktan beklenecek faydaya açıkça aykırıdır. Boşanma davasında tanık ifadelerinde bulunan kişilerin olayı duyuma göre anlatmaları tanık ifadelerinin gerçeklik payının sorgulanmasına sebebiyet verecektir ki hukuk düzenimiz bu durumu korumamaktadır. Boşanma davasında tanık ifadelerinin görgüye dayalı olmaması tanık delilinden beklenen fayda ve menfaatin açık bir şekilde hukuka aykırı olacağını bizlere gösterdiğinden boşanma davasında tanık ifadeleri görgüye dayalı olması gerekir. 

Boşanma Davasında Kimler Tanık Olarak Gösterilebilir

Boşanma davasında taraf olmayan kişiler tanık olarak gösterilebilir. Tanık gösteren taraf, tanık dinletmek istediği vakıayı ve dinlenilmesi istenen tanıkların adı ve soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi mahkemeye sunar. Bu listede gösterilmemiş olan kimseler tanık olarak dinlenemez ve ikinci bir liste verilemez.

Tanık listesinde adres gösterilmemiş veya gösterilen adreste tanık bulunamamışsa, tarafa adres göstermesi için, işin niteliğine uygun kesin süre verilir. Bu süre içinde adres gösterilmez veya gösterilen yeni adres de doğru değilse, bu tanığın dinlenilmesinden vazgeçilmiş sayılır.

Boşanma Davasında Gösterilen Bütün Tanıklar Dinlenir mi

Mahkeme, gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edindiği takdirde, geri kalanların dinlenilmemesine karar verebilir.

Boşanma Davasında Tanıklara Soru Sorulabilir mi

Duruşmaya katılan taraf vekilleri; tanıklara, bilirkişilere ve duruşmaya çağrılan diğer kişilere, duruşma disiplinine uygun olarak doğrudan soru yöneltebilirler. Taraflar ise hâkim aracılığıyla soru sorabilirler. Yöneltilen soruya itiraz edildiğinde, sorunun yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine hâkim karar verir. 

Boşanma Davasında Tanıklar Nasıl Duruşmaya Çağrılır

Boşanma davasında tanıklar duruşmaya davetiye ile çağrılır. Ancak, davetiye gönderilmeden taraflarca hazır bulundurulan tanık da dinlenir. Tanık listesi için kesin süre verildiği ve dinlenme gününün belirlendiği hallerde, liste verilmemiş olsa dahi taraf, o duruşmada hazır bulundurursa tanıklar dinlenir.

Boşanma Davasında Tanıkların Tanıklı Etmeme Hakkı Var mıdır

Kişisel nedenlerle tanıklıktan çekinme, Sır nedeniyle tanıklıktan çekinme ve Menfaat ihlali tehlikesi nedeniyle tanıklıktan çekinme olmak üzere üç farklı tanıklıktan çekinme yani tanıklıktan kaçınma hali kanunda düzenlenmiştir. Buna göre

Kişisel nedenlerle tanıklıktan çekinme

a) İki taraftan birinin nişanlısı.
b) Evlilik bağı ortadan kalkmış olsa dahi iki taraftan birinin eşi.
c) Kendisi veya eşinin altsoy veya üstsoyu.
ç) Taraflardan biri ile arasında evlatlık bağı bulunanlar.
d) Üçüncü derece de dâhil olmak üzere kan veya kendisini oluşturan evlilik bağı ortadan kalkmış olsa dahi kayın hısımları.
e) Koruyucu aile ve onların çocukları ile koruma altına alınan çocuklar tanıklıtan çekinebilir.

Sır nedeniyle tanıklıktan çekinme

Kanun gereği sır olarak korunması gereken bilgiler hakkında tanıklığına başvurulacak kimseler, bu hususlar hakkında tanıklıktan çekinebilirler. 

Menfaat ihlali tehlikesi nedeniyle tanıklıktan çekinme

a) Tanığın beyanı kendisine veya HMK 248 inci maddede yazılı kimselerden birine doğrudan doğruya maddi bir zarar verecekse.
b) Tanığın beyanı kendisinin veya HMK 248 inci maddede yazılı kimselerden birinin şeref veya itibarını ihlal edecek ya da ceza soruşturmasına veya kovuşturmasına sebep olacaksa.
c) Tanığın beyanı, meslek veya sanatına ait olan sırların ortaya çıkmasına sebebiyet verecekse.

Boşanma Davasında Tanık İfadeleri Yargıtay Kararı

Yargıtay
2. Hukuk Dairesi    
200614813 E. 
2007/2654 K.

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ       :İzmir 11. Aile Mahkemesi
TARİHİ        : 26.04.2006
NUMARASI                             :98-250
TEMYİZ EDEN       :Davalı   

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Türk Medeni Kanununun 166/1-2 maddesi uyarınca; Boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak  hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Oysa dinlenen davacının tanıklarının sözlerinin bir kısmı  Türk Medeni Kanununun 166/1 maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise, sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir. Bu itibarla davanın reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen kararın gösterilen nedenlerle BOZULMASINA,  temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine  işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere  oybirliğiyle karar verildi. 26.02.2007 Pzt.

Yargıtay
2. Hukuk Dairesi 
20074/7247 E. 
2008/5104 K.

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Üsküdar 2.Aile Mahkemesi
TARİHİ :26.12.2006
NUMARASI :Esas no:2006/262 Karar no:2006/679

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm kusur, tazminatlar ve nafakalar yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Davacı tanık anlatımlarında geçen olaylardan sonra evlilik birliği devam etmiştir. Bundan sonra da evlilik birliğinin temelinden sarsıldığına ilişkin bir delil getirilememiştir.

Türk Medeni Kanununun 166/1-2 maddesi uyarınca; Boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Oysa dinlenen davacının tanıklarının sözlerinin bir kısmı Türk Medeni Kanununun 166/1 maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise, sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir. Bu itibarla davanın reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Ancak bu yön temyiz edilmediğinden bozma nedeni sayılmamış yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.
2-Temyiz sebeplerine hasren yapılan incelemeye gelince;

a-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacı kadının tüm, davalı kocanın aşağıdaki bent kapsamı dışındaki temyiz itirazları yersizdir.
b-Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesi koşullarının gerçekleşmediği dikkate alınmadan davacı yararına manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamıştır.

SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2/b bentte gösterilen sebeplerle manevi tazminat yönünden davalı koca yararına BOZULMASINA, hükmün temyize konu diğer bölümlerinin yukarıda 2/a bentteki nedenlerle ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın davacıya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna, temyiz peşin harcının yatıran davalıya geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 10.04.2008 (Prş.)

Yargıtay
2. Hukuk Dairesi
2020/712 E. 
2020/1931 K.

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Mahkemece davacı kadın tarafından açılan boşanma davasının kabulü ile tarafların T.M.K’nun 166/1 maddesi gereğince boşanmalarına, velayetin anneye verilmesine, çocuklar yararına iştirak nafakası ile, kadın yararına maddi ve manevi tazminatlara karar verilmiş, bu karara karşı davalı erkek tarafından tümüne yönelik istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Bölge adliye mahkesince yapılan inceleme sonunda “İlk derece mahkemesince, davalı erkeğin" güven sarsıcı hareketlerde bulunduğu" gerekçesini ileri sürerek evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle eşlerin boşanmalarına karar vermiş ise de; davacı kadının iş bu davayı açtıktan sonra davalı ile aynı evde yaşadığı yine dava açıldıktan sonra yemek yemek ve davacı kadının doğum gününü kutlamak için davalı ile birlikte dışarı çıktıkları, doğum gününü birlikte kutladıkları, buna ilişkin davacı kadının doğum günü olan 20/11/2017 tarihinde fotoğraflar çektirdikleri, dolayısıyla davacı kadının, erkek ile ilgili davanın kabulüne gerekçe gösterilen vakıaları doğru olsa bile bu davranışları ile eşinin bu kusurlarını affettiği ya da en azından hoşgörü ile karşıladığının” kabul edilmesi gerektiğinden bahisle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş, bu karar davacı kadın tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı kadın T.M.K’nun 166/3 maddesine dayalı olarak 10/11/2017 tarihinde boşanma davası açmış, dava erkeğin boşanmayı kabul etmemesi nedeniyle çekişmeli hale dönüşmüştür. Davacı kadın çekişmeli boşanma talebine ilişkin dava dilekçesini ise 04/01/2018 tarihinde dosyaya ibraz etmiş ve çekişmeli boşanma davasının yargılama aşamaları da bu şekilde başlamıştır. Anlaşmalı olarak açılan davanın duruşma gününün beklenildiği süre içinde tarafların aynı evde fakat ayrı odalarda kaldıkları, kadının doğum günü olan 20/11/2017 tarihinde davalı eş ile yemek yemeleri tanık anlatımlarından özellikle erkek tanığı Ahmet Ünal’ın beyanından “Bir süre aynı evde kalıyorlardı ancak davacı davalıyı affetmedi, hatta bende ikna etmeye çalıştım” beyanı karşısında af, en azından hoşgörü olarak değerlendirilemeyeceği anlaşılmaktadır. Yanılgılı değerlendirme sonucu davacı kadının, davalı erkeğin kusurlu davranışlarını affettiği veya hoşgörü ile karşıladığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda gösterilen sebeplerle bölge adliye mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma kapsamına göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 09.03.2020 (Pzt. )

Yargıtay
2. Hukuk Dairesi
2020/688 E. 
2020/1933 K.

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Bölge adliye mahkemesince “Davalı taraf süresi içerisinde cevap dilekçesi vermeyerek delillerini de bildirmediğinden tanık dinletme hakkı bulunmamaktadır. Bu yüzden mahkemece davalı tanıkları dinlenmiş olmasına rağmen beyanlarına itibar edilemez. Davacı tanığı....l'ın beyanından davalı kadının eşinin ailesi ve yakınlarının evlerine gelmesini istemediği anlaşılmış ise de davacı taraf dilekçelerinde usulüne uygun şekilde bu vakıaya dayanmadığından dikkate alınmamıştır. Davacı tanıklarının beyanlarından ve dosya kapsamından evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmesi davacıdan beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının ispat edilemediği, bu yüzden davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin” hatalı olduğu gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş, bu karar davacı erkek tarafından temyiz edilmiştir.

Davalı kadının süresi içerisinde cevap vermediği ve bu nedenle erkeğe kusur yüklenilmemesi gerektiğine yönelik bölge adliye mahkemesinin gerekçesi yerinde ise de; ilk derece mahkemesinin gerekçesinde kadına kusur olarak yüklenilen ve gerçekleştiği tanık anlatımlarıyla sabit olan ve tarafların boşanmalarına sebebiyet veren “Erkeğin başka kadınlarla ilişki olduğu tüm aileye duyaracak şekilde beyanlarda bulundu, Serap adlı kadının kızının okul müdürünü dahi arayarak bu kızın kendi kocasından olduğunu söylediği, dava açabilecek iken erkeğin işyerinde şikayetlerde bulunarak erkeğin erken emekli olmasına neden oldu” vakıalarına ilişkin her hangi bir açıklamanın yapılmaması ve neden hükme esas alınmadığı hususunun tartışılmaması doğru görülmemiştir, ilk derece mahkemesince belirlenen ve tanıklarca beyan edilen kusurlar gerçekleştiğine göre ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne yönelik kararında bir isabetsizlik bulunmamasına karşın bölge adliye mahkemesince kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda gösterilen sebeplerle bölge adliye mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 09.03.2020 (Pzt. )

Yargıtay
2. Hukuk Dairesi   
2020/110 E.
2020/1491 K.

Davacı:
Vekili:
Davalı:
Vekili:

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından tamamına yönelik olarak temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davalı erkeğin süresinde sunduğu cevap dilekçesine karşı davacı kadının süresinde sunduğu 26.11.2015 tarihli cevaba cevap dilekçesinde, tanık deliline dayandığı halde, bölge adliye mahkemesince davacı tarafın iddiasını ve iddiasına dayanak vakıaları ispat için usulünce sunduğu delil ve tanık listesi bulunmadığından bahisle davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.

İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi başlıklı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 141. maddesi “(1) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia ve savunmalarını genişletebilir veya değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. (2) İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır," şeklindedir. Anılan maddenin gerekçesinde belirtildiği üzere; tarafların karşılıklı dilekçelerini verdikleri aşamada, herhangi bir sınırlamaya bağlı olmadan uyuşmazlığın genel çerçevesi içinde iddia ve savunmalarını değiştirebilecekleri kabul edilmiştir. Şüphesiz bu imkan, sadece cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi için söz konusudur, ikişer dilekçeden sonra, hangi ad altında olursa olsun verilecek dilekçeler, sınırlama ve yasak kapsamında kabul edilmelidir. Ön inceleme aşamasında ancak karşı tarafın açık muvafakati (veya ön inceleme duruşmasına taraflardan birisinin mazeretsiz gelmemesi) durumunda iddia veya savunmaların genişletilmesi yahut değiştirilmesi kabul edilmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 20.04.2016 tarih, 2014/2-695 esas ve 2016/522 karar sayılı ilamı).

Gerçekleşen bu durum karşısında ilk derece mahkemesince dinlenilen tanık beyanları hükme esas alınabileceğinden, bölge adliye mahkemesince dosyada mevcut tüm deliller değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre davacı kadının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 24.02.2020 (Pzt.)

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Kadına Karşı Şiddet
Kadına Karşı Şiddet

Kadına Karşı şiddet Şiddet mağduru ve şiddete uğra...

Devamı
EN İYİ BOŞANMA AVUKATI
EN İYİ BOŞANMA AVUKATI

En iyi boşanma avukatı- Boşanma Hukuku uzmanlık ge...

Devamı
TEDBİR NAFAKASI NEDİR? TEDBİR NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?
TEDBİR NAFAKASI NEDİR? TEDBİR NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?

Tedbir nafakasına hakim re'sen karar vermekte olup...

Devamı
YOKSULLUK NAFAKASI NEDİR? YOKSULLUK NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?
YOKSULLUK NAFAKASI NEDİR? YOKSULLUK NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru ...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık