Boşanma Davasında Tam Kusurlu Eş Tazminat Yükümlüsüdür

Boşanma Davasında Tam Kusurlu Eş Tazminat Yükümlüsüdür

10-01-2021
Boşanma Davasında Tam Kusurlu Eş Tazminat Yükümlüsüdür

Boşanma Davasında Tam Kusurlu Eş Tazminat Yükümlüsüdür

Boşanma davasında tam kusurlu eş tazminat yükümlüsü olacaktır. Boşanma davası boşanma ve nafaka hukuku kapsamında bir hukuk davasıdır. Hukuk Muhakemeleri Kanununa tabi olan boşanma davasında hakim talep sonucuna göre hareket etmek zorundadır. Talep sonucunda kişi tazminat talep etmemiş ise hakim kendiliğinden tazminata hükmedemez. Bu yüzden karşı taraf tam kusurlu olsa da tazminat talebi yoksa tazminata da hükmedilemeyecektir. Hakim talebe göre boşanmaya karar verebilecek ancak tazminat talebi bulunmadığından ötürü gerekçeli kararında tazminata hükmedemeyecektir. Boşanma davasında boşanma davası avukatı tazminat taleplerinin karşılanması için karşı tarafın kusurlu oluduğunu ispatlayacak bütün ispat vasıtalarını dilekçesinde belirtmeli ve hangi delilin hangi vakıanın aydınlatılması için kullanılacağını açıklamalı bunun yanında yine tanıkların isimleri ve çağrı kağıdının gönderileceği adresleri mahkemeye sunmalı ve yine tanığın hangi durumu vakıayı aydınlatacağı bildirilmelidir. 

T.C. Yargıtay 
2. Hukuk Dairesi
Esas: 2020/1277
Karar: 2020/2521
K.T.: 03/06/2020

Özet: Eşiyle ilgilenmeyen, hamilelik ve doğum sırasında eşinin yanında olmayan, vaktinin çoğunu iş yerinde ve arkadaşlarıyla geçiren, geç saatlere kadar eve gelmeyen, eşini ve kayın validesini eve almayan, sonrasında ise eve gelmeyen ve gelmek istemediğini bildiren, özel günlerde dahi eşinin yanında bulunmayan erkek, boşanmaya sebep olan olaylarda tam kusurludur.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından manevi tazminat talebinin reddi ile maddi tazminatın miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Mahkemece belirlenen ve bölge adliye mahkemesince de kabul edilen “Eşiyle ilgilenmeyen, hamilelik ve doğum sırasında eşinin yanında olmayan, vaktinin çoğunu iş yerinde ve arkadaşlarıyla geçiren, geç saatlere kadar eve gelmeyen, eşini ve kayın validesini eve almayan, sonrasında ise eve gelmeyen ve gelmek istemediğini bildiren, özel günlerde dahi eşinin yanında bulunmayan “ erkek boşanmaya sebep olan olaylarda tam kusurlu olup, bu kusurlu davranışlar aynı zamanda davacı kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder niteliktedir. Kusurun ağırlığı tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile hakkaniyet kuralları gözetilerek kadın yararına Türk Medeni Kanunu’nun 174/2. maddesi uyarınca manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde manevi tazminat talebinin reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.

S O N U Ç

Yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda l. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oy birliğiyle karar verildi. 03.06.2020 (Çar.)

Yargıtay
2. Hukuk Dairesi 
2020/4873 E. 
2020/5755 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; ilk derece mahkemesince “İstanbul Anadolu 14. Aile Mahkemesinde görülüp feragatle sonuçlanan davada ileri sürülen maddi vakıaların iş bu davada sunulan dava dilekçesinde belirtilen maddi vakıalarla aynı olduğu, davacının feragatinin haktan vazgeçmeyi içerdiği, tarafların feragat edilen dava sonrasında bir araya geldiği, bu duruma göre davalının eşini affettiği, en azından önceki olayları hoşgörü ile karşıladığı, feragatten sonra bir araya gelinen süreç içerisinde boşanmayı gerektiren yeni bir maddi hadise gerçekleşmediği yada ispat edilemediği ” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, ilk derece mahkemesince verilen bu karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinaf incelemesini' yapan bölge adliye mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; “ Feragat ile sonuçlanan ilk dava kadın tarafından açılmış olup ilk derece mahkemesince ilk açılan davanın, erkek tarafından açıldığı, erkeğin o davadan feragat ettiği kabul edilerek hüküm kurmasının doğru olmadığı, yapılan yargılama ve toplanan delillerden kadının anlaşmalı boşanma teklifinde bulunan erkeğe hakaret ve tehdit ettiği telefon yazışmalarıyla kanıtlandığı , kadının ise daha önce açtığı boşanma davasından feragat etmesi ve sonrasında taraflar arasında erkeğe kusur olarak yüklenebilecek yeni bir hadise olmaması nedeniyle boşanmaya neden olan olaylarda kadının tam kusurlu kabul edilerek erkeğin davasının kabulü gerekirken sübut bulmadığından bahisle reddine karar verilmesinin doğru olmadığı ” gerekçesi ile hükmün kaldırılmasına erkeğin davasının kabulü ile ferilerine hükmedilmiş, bu karar davalı kadın tarafından temyiz edilmiştir.

Her ne kadar davacı erkek tarafından usulüne uygun dilekçeler aşamasında dayanılan telefon yazışmalarıyla kadının erkeğe hakaret ve tehdit ettiği anlaşılmakta ise de bu yazışmaların hangi tarihte yapıldığının dosyaya sunulan ekran görüntülerinden anlaşılmadığı, yine dosya içinde çözümü yaptırılan cd’nin, kayıt tarihi ile çözümlenen metinlerin incelenmesinde ise taraflar arasında geçen konuşmaların dava açıldıktan sonraya ait olduğu anlaşılmaktadır.

Her dava açıldığı tarihteki koşullara tabi olup dava, tarihinden sonra meydana gelen olaylar eldeki boşanma davasında taraflara kusur olarak yüklenemez. Bu sebeple tarihi belli olmayan telefon yazışmaları ile cd çözümlerinde geçen hakaret ve tehdit vakıalarının kadına kusur olarak yüklenmesi ve davanın bu sebeple kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Açıklanan sebeplerle, davacı erkeğin boşanma davasının reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen bölge adliye mahkemesi hükmünün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalı kadının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 16.11.2020 (Pzt. )

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Kadına Karşı Şiddet
Kadına Karşı Şiddet

Kadına Karşı şiddet Şiddet mağduru ve şiddete uğra...

Devamı
EN İYİ BOŞANMA AVUKATI
EN İYİ BOŞANMA AVUKATI

En iyi boşanma avukatı- Boşanma Hukuku uzmanlık ge...

Devamı
TEDBİR NAFAKASI NEDİR? TEDBİR NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?
TEDBİR NAFAKASI NEDİR? TEDBİR NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?

Tedbir nafakasına hakim re'sen karar vermekte olup...

Devamı
YOKSULLUK NAFAKASI NEDİR? YOKSULLUK NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?
YOKSULLUK NAFAKASI NEDİR? YOKSULLUK NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru ...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık