BOŞANMA DAVASINDA ALTINLARI ALABİLİR MİYİM?

BOŞANMA DAVASINDA ALTINLARI ALABİLİR MİYİM?

30-09-2019
BOŞANMA DAVASINDA ALTINLARI ALABİLİR MİYİM?

BOŞANMA DAVASINDA ALTINLARI ALABİLİR MİYİM?

Düğünde takılan altınlar kanunen kimindir, sorusu en çok sorulan sorulardan olmakla birlikte, hukuk büromuza en çok yöneltilen sorulardan birisi de "boşanma davasında altınları alabilir miyim?" veyahut "boşanma davasında ziynet eşyalarını isteyebilir miyiz" dir. Şimdi bu soruya detaylı bir şekilde cevap verelim. 

Ziynet Eşyalarının İadesi Davası

Ziynet eşyalarının iadesi davası- Ziynet eşyası davasının açılabilmesi için eşler arasında mevcut olan mal rejiminin sonlanmasına gerek yoktur. Eşya davası ya da ziynet eşyalarının istenmesi bağımsız bir dava ile yürütülebileceği gibi boşanma dava dilekçesinde de istek konusu yapılabilmektedir.

Altınların Alımı İçin Açılacak Olan Ziynet Eşyası Alacağı Davasında Görevli Mahkeme; (Altın Davası)

Altınların alımı için açılacak olan ziynet eşyası alacağı davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir.

Taraflar arasında TMK uyarınca kurulmuş bir evlilik birliği bulunduğu, iadesi istenen ziynet eşyalarının, nişan, nikah ve çocuk için takıldığı anlaşılmakla, TMK'nın aile ve mal rejimine ilişkin hükümlerinin tatbiki gerektiğinden, davada görevli mahkeme AİLE MAHKEMESİDİR. Bu durumda, uyuşmazlığın aile mahkemesince görülüp SONUÇLANDIRILMASI GEREKMEKTEDİR. (Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2015/13411E.,2015/11995K)

4787 sayılı Aile Mahkemesi'nin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Yasa'nın 4/1 inci maddesi gereğince, 4721 sayılı Medeni Yasa'nın İkinci Kitabı'ndan doğan dava ve işlere aile mahkemesinde bakılır. Eldeki davada, davacının kayınvalidesine ait kasaya konulan ziynet eşyasının iade edilmediği öne sürülerek ziynet eşyalarının iadesi veya bedelinin tazmini istenmiş olup Medeni Yasa'nın İkinci Kitabı içerisinde YER ALMAMAKTADIR. Bu nedenle davaya aile mahkemesinde değil, genel mahkemede BAKILMASI GEREKİR.(Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2014/225E.,2014/1184K)

Somut olayda;davacıyla davalılardan .....’in resmen evli olup, ayrı yaşadıkları , aralarındaki boşanma davasının reddedilerek kesinleştiği, diğer davalıların ise davacının kayınvalidesi ve kayınbabası oldukları, davacının düğün sırasında kendisine takılan ziynet eşyalarına davalılarca el konulduğu iddiasıyla ziynet eşyalarını taraflardan talep ETTİĞİ ANLAŞILMAKTADIR. Her ne kadar davalılar....ve ..... yönünden dava genel alacak hükümlerine tabi ise de bu davalılar açısından mahkemesince tefrik hususunun DÜŞÜNÜLMESİ GEREKİR. Uyuşmazlık konusu ziynet eşyaları TMK. nun 220. maddesinde düzenlenen kişisel mal niteliğinde bulunduğundan eşler arasındaki eldeki dava 4787 Sayılı Yasa gereği özel mahkeme olan Aile Mahkemesinde GÖRÜLÜP SONUÇLANDIRILMALIDIR. (Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2008/4614E.,2008/6315K)

Ziynet Eşyalarının İadesi Davasında Yetkili Mahkeme

Yetkili mahkeme genel yetkili mahkeme olan davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Ancak boşanma davası ile birlikte açıldığında eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi ya da boşanmadan önce son 6 ayda eşlerin birlikte oturdukları yer mahkemesidir. 

Ziynet Eşyalarının İadesi Davası Boşanmanın Eki Niteliğinde Değildir

Ziynet eşyalarının iadesi davası ya da halk arasındaki deyimiyle altınların alınması davası boşanma davasının eki niteliğinde değildir. Zira boşanma davasının fer'ileri yani eki mahiyetinde olan talepler maddi, manevi tazminat ile nafakalardır. İş bu sebeple ziynet eşyalarının iadesi talebi boşanma davasının fer'ileri arasında yer almaz. Peki bu durumun ne gibi bir önemi vardır? Şöyle ki; boşanma davasının fer'ileri arasında yer almamanın önemli bir sonucu kuşkusuz açılacak bu davanın ayrı bir harca tabi olmasıdır. Nitekim boşanmanın fer'ileri boşanma davası esnasında istendiklerinde harca tabi değilken, ziynet alacağına ilişkin talepler nisbi harca tabidir. 

Davacı taraf dava dilekçesinde boşanma  talebiyle birlikte 10 adet 22 ayar 15 gram bilezik, set takımı, 1 adet söz bileziği ve 30 adet çeyrek altının aynen iadesini olmadığı takdirde ise ziynet eşyası bedeli olarak 18.000 TL. nın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini TALEP ETMİŞTİR. Mahkemece, davacının ziynet talebine yönelik olarak da 21.11.2013 ve 14.03.2014 tarihli rapor ve ek rapor alınmış,  21.11.2013 tarihli bilirkişi raporunda ziynet bedeli 17.808,00 TL. olarak hesaplanmış, 14.03.2014 tarihli raporda ise ziynet eşyası bedeli 16.377,00 TL olarak  TESPİT EDİLMİŞTİR. Davacı taraf ise ziynete yönelik talepleri açısından 21.11.2013 tarihli bilirkişi raporunun esas alınması talebinde bulunduğu gibi,  ıslah yoluna da gitmemiş, ancak mahkemece aynı cins ve nevideki eşyalara yönelik bilirkişi raporlarında tespiti yapılan ziynet eşyası bedelleri toplanarak 34.185,42 TL üzerinden eksik harcın yatırılması için kesin mehil verilmiş, davacı tarafından kesin süre içerisinde harç ikmal edilmediğinden bahisle ziynet eşyası alacağına yönelik davanın usulden reddine KARAR VERİLMİŞTİR. Davacının ziynet eşyası alacağına ilişkin talebi 18.000 TL olup, harcı yatırılıp usulünce açılmış bir dava mevcut olduğuna göre, mahkemece davacının ziynet eşyası alacağına ilişkin  talebinin esasına girilerek karar verilecek yerde usul ve yasaya aykırı olarak yazılı şekilde karar verilmesi BOZMAYI GEREKTİRMİŞTİR. 

Mal Redjiminin Sonra Ermesi Gerkli Değildir;

Ziynet eşyalarının iadesi davasında mal rejiminin sona ermesi gerekli değildir. Zira mal rejiminin sona ermesinden önce de boşanma davasıyla birlikte açılabilir ve talep edilebilir. 

Eşler, kişisel mallarıyla ilgili isteklerini rejim sona ermeden, tasfiye söz konusu olmadan da ileri sürebilirler. Bu nedenle; davacının ziynet eşyasına yönelik isteğinin esasının incelenip olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde usulden reddedilmesi YASAYA AYKIRIDIR. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2005/16299E., 2006/467K)

Davacı kadının ziynet alacağına yönelik istemde bulunabilmesi için eşler arasındaki mal rejiminin sona ermesine gerek yoktur. Mahkemece yapılacak iş davacı kadının ziynet alacağına yönelik olumlu ya da olumsuz bir karar vermekten ibarettir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2008/18122E., 2008/1616K)

Ziynet Davası Harç Hesaplama

Ziynet eşyası davası boşanma davası ile birlikte açılmış ise ziynet eşyası yönünden davanın devam ettirilebilmesi için nisbi harcın tamamlanması gerekmektedir. Yukarıda da bahsettiğimiz üzere ziynet eşyalarının iadesi, düğün takılarının iadesi boşanmanın fer'ilerinden olmadığından dolayı nisbi harca tabidir. Bu sebepledir ki dava konusu miktarın yani ziynet eşyalarının, düğün takılarının değeri üzerinden nisbi harç hesasplanmalıdır. Davacı boşanma dava dilekçesinde ziynet eşyası talebinde de bulunuşsa nisbi harcı vermek zorundadır. Eğer boşanma davası sırasında ziynet eşylarının iadesi talebinde bulunulmuş ancak eksik harç ikmal edilmiş ise kalanın davacıya tamamlattırılması için mahkeme tarafından davacıya mehil, süre verilmelidir. Dava dilekçesinde ziynet eşyasına ilişkin talepler bildirilmiş ancak eksik harç yatırılmış, mahkemece eksik harcın ikmali için davacıya süre verilmiş ve davacı da usule uygun bir şekilde harcı tamamlamış ise artık kanuna uygun bir şekilde açılmış bir ziynet alacağı davası vardır ki mahkeme bundan sonra bu talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar vermek zorundadır. Davacı boşanma davası sırasında ziynet alacağı talebinde de bulunmuş ve fakat harcı eksik yatırmış, mahkemece süre verilmiş ancak süresinde harç ikmal edilmemiş yani tamamlanmamış ise kanuna uygun açılmış bir ziynet alacağı davası açıldığından söz edilemeyecektir. 

Yargılama sırasında yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde, ziynet eşyalarının toplam değerlerinin 20.921,00 TL OLDUĞU BELİRLENMİŞTİR. Bu durumda mahkemece, dava dilekçesindeki talep göz önünde bulundurularak Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi gereğince, bilirkişi raporunda belirlenen değer üzerinden eksik nisbi harcın tamamlatılması için davacı vekiline mehil verilmesi gerekirken talep doğrultusunda eksik nisbi harç tamamlatılmadan dava dilekçesindeki harca esas değer olarak gösterilen bedel talep gibi değerlendirilerek, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan HÜKÜM BOZULMALIDIR.(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2012/2681E., 2012/6884K)

Davacı-karşı davalı kadın, boşanma davasına ilişkin dava dilekçesinde ziynet eşyalarının aynen iadesini mümkün olmadığı takdirde bedeli olan 13.450,00 TL'nin TAHSİLİNİ İSTEMİŞTİR. Davacı-karşı davalı kadının ziynet alacağı talebi boşanma davasının fer'isi niteliğinde olmayıp nispi HARCA TABİDİR. Başvuru harcı dava dilekçesindeki bütün istekleri kapsar. Davacı-karşı davalı kadın, dava açarken sadece başvurma ve peşin harç yatırmış, ziynetlere ilişkin nisbi HARCI YATIRMAMIŞTIR. Ziynetlere ilişkin bilirkişi raporu alındıktan sonra talep edilen miktar ve bilirkişi raporunda belirlenen miktar arasında kalan değer için 22 TL tamamlama HARCI YATIRILMIŞTIR. Buna göre davacı-karşı davalı kadına ziynet bedeli alacağıyla ilgili nispi harcı tamamlaması için süre verilerek (Harçlar Kanunu m.30-32), harcın tamamlanması halinde ziynet alacağıyla ilgili olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken bu yönün gözetilmemesi usul ve kanuna aykırı olup BOZMAYI GEREKTİRMİŞTİR. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2015/25356E., 2017/3743K)

Davalı-karşı davacının maddi tazminat isteği Türk Medeni Kanununun 174/1 inci maddesi kapsamında olmayıp, ziynet EŞYALARI KARŞILIĞIDIR. Bu istek boşanmanın eki niteliğinde olmayıp nisbi HARCA TABİDİR. Nisbi harç noksanlığının tamamlanması için davalı-karşı davacıya süre verilmesi, harç noksanlığının tamamlanması halinde, isteğin esasının incelenmesi gerekirken kesin hüküm oluşturacak şekilde ret hükmü kurulması DOĞRU GÖRÜLMEMİŞTİR. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2007/3757E., 2007/17781K)

Ziynet eşyalarının, düğünde takılan takıların iadesi için açılan davada ispat

Ziynet Eşyası Tanıkla İspat

Düğünde takılan takıların, ziynet eşyalarının iadesi için açılan davalarda davacının davasını ispat etmesi gerekmektedir. Nitekim 4721 sayılı Türk Medeni Kanunumuzun 222. maddesi gereği; "Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür". İş bu sebeple davacının açılan davada davasını yani ziynet eşyalarının kendisinin olduğunu ve karşı tarafta kaldığını ispat etmesi gerekmektedir. 

Somut olayda davacı kadının iddiası, dava konusu ziynet eşyalarının davalı tarafından bozdurularak harcandığı ve iade EDİLMEDİĞİ YÖNÜNDEDİR. Davacı bu iddiasını ispat ETMEKLE YÜKÜMLÜDÜR. Davacı iddiasının ispatı için tanık deliline dayanmış, gösterdiği tanıklar mahkemece dinlenmiş ve dinlenen tanıklar davacının İDDİASINI DOĞRULAMIŞLARDIR. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/11641E., 2018/2853K)

Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını KANITLAMAKLA YÜKÜMLÜDÜR. (TMK m. 6) İleri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı KANITLAMASI GEREKİR. (HMK m.190) İspat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Kural olarak düğün sırasında takılan ziynet eşyaları kim tarafından takılırsa takılsın, aksine bir anlaşma bulunmadıkça kadına bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı niteliğini kazanır. Kadına ait ziynetler, koca tarafından bozdurulup, değişik amaçlarla harcanmış olabilir. Bu durumda, ziynet eşyalarının iade edilmemek üzere kocaya verildiğinin, davacının isteği ve onayıyla bozdurulup harcandığının, davalı yanca kanıtlanması halinde, davalı koca ziynet eşyalarının iadesinden kurtulur. Ziynet eşyaları yönünden olağan olan, bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, MUHAFAZA EDİLMESİDİR. Ziynet eşyalarının davalı kocanın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağana ters düşer. Ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen TÜRDEN EŞYALARDANDIR. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi DE MÜMKÜNDÜR. Bu bağlamda davacı; dava konusu ettiği ziynet eşyasının varlığını, bunların zorla elinden alındığını İSPATLA YÜKÜMLÜDÜR. Tüm bu bilgiler ışığında somut olay irdelendiğinde; davacı kendisine nişan ve düğünde takılan ziynetlerin davalı tarafça iade edilmemek üzere alındığını ve bozdurularak düğün borçları ve ev kredisinin ödendiğini ileri sürmüş, davalı ise nişan sırasında takılan ziynetlerin davacıdan alındığını kabul etmiş ancak belirtilen ziynetlerin düğün sırasında misliyle takılmak suretiyle geri iade edildiğini ve düğün sırasında takılan ziynetlerin ise davacıdan hiç ALINMADIĞINI SAVUNMUŞTUR. Bu durumda davacı takıların kendisinden alındığını, rızası olmaksızın bozdurularak harcandığını ispat etmek davalı ise; ikrarı nedeniyle nişanda takılan ve davalıdan alınan takıların davalıya iade edildiğini ispat ETMEK ZORUNDADIR. Yargılama sırasında, davacı düğünde takılan takıların rızası olmaksızın kendisinden alındığını ve davalı tarafça bozdurularak harcandığını İSPAT EDEMEMİŞTİR. Ancak, davalının nişanda takılan ziynetlerin davacıdan alındığına yönelik ikrarı ve tanık sıfatıyla dinlenen davalının kız kardeşi Özge Kaya’nın “nişan töreninde davacıya takılan iki adet bileziğin nişandan sonra davacıdan alındığı”na yönelik beyanı ve taraflar arasında görülen ve kesinleşen Küçükçekmece 2. Aile mahkeme’sinin 2011/349 E, 2012/606 K. Sayılı boşanma ilamında “ nişan töreni sırasında davacıya takılan takıların davalı ve davalının ailesi tarafından kendisinden alındığı bu nedenle taraflar arasında tartışma yaşandığı”na yönelik gerekçesi de birlikte değerlendirildiğinde nişanda takılan ziynetlerin davacıdan alındığı ve iade EDİLMEDİĞİ ANLAŞILMIŞTIR. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/11213 E., 2017/14430K)

Evlilik Sırasında Kadına Takılan Ziynet Eşyaları Kimindir ?

Evlilik sırasında kadına takılan takılar- Kural olarak evlenme sırasında kadına takılan ziynet eşyaları kim tarafından alınmış olursa olsun kadına bağışlanmış sayılır. Altınlar koca tarafından bozdurulup değişik amaçlar için kullanılmış olabilir. Çeşitli sebeplerle koca tarafından bozdurulan bu altınların hibe edilip de kocaya verilmediği sürece kadına iade edilmesi zorunludur. Koca bu altınları evin ihtiyaçları, düğün borçları ve sair sebeplerle dahi bozdurmuş olsa bile yukarıdaki cümlede de değindiğimiz gibi kendisine hibe edilmediği müddetçe altınların kadına iadesi zorunludur. Ziynet eşyalarının iade edilmemek üzere kocaya verildiğinin, kadının isteği ve onayıyla ziynet eşyalarının bozdurulup ev ihtiyaçları için harcandığının davalı koca tarafından kanıtlanması halinde koca ziynet eşyalarının iadesinden kurtulur. 

Kural olarak, evlilik sırasında kadına takılan ziynet eşyaları kim tarafından alınmış olursa olsun kadına bağışlanmış sayılır. Dava konusu kadına ait altınlar koca tarafından bozdurulup değişik amaçlarla kullanılmış olabilir. Çeşitli sebeplerle (evin ihtiyaçları, düğün borçları, balayı vs.) koca tarafından bozdurulan bu altınların karşılığının hibe edilmediği müddetçe kadına İADESİ ZORUNLUDUR. Ziynet eşyalarının iade edilmemek üzere kocaya verildiğinin, kadının isteği ve onayıyla ziynet eşyalarının bozdurulup ev ihtiyaçları için harcandığının davalı yanca kanıtlanması halinde koca ziynet eşyalarını iadeden kurtulur. Olayımızda davacıya ait olduğu anlaşılan ziynetlerin evliliğin devamı sırasında bozdurulduğu ve evin ortak giderlerine harcandığı davalı tarafından KABUL EDİLMEKTEDİR. Bu durumda ispat yükü davalıda olup, kadının kendi rızası ile bir takım ziynet eşyalarını verdiği davalı TARAFINDAN KANITLANAMAMIŞTIR. Ancak varlığı davacı tarafından kanıtlanan ziynet eşyaları yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi DOĞRU DEĞİLDİR. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2010/6059E., 2010/12297K)

Evlilik sırasında kadına takılan ziynet eşyaları kim tarafından alınmış olursa olsun kadına bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı niteliğini kazanır. Bu durumda ziynet eşyalarının iade edilmemek üzere erkeğe verildiğinin, kadının isteği ve onayıyla bozdurulup harcandığının kanıtlanması halinde erkek almış olduğu ziynet eşyalarını iadeden kurtulur. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür (TMK m. 6). Davacı-davalı kadın, talep ettiği ziynet eşyalarının davalı-davacı erkek tarafından geri ödeneceği şartıyla alınarak bozdurulduğunu ileri sürmüş, davalı-davacı erkek ise, ziynetlerin davacı-davalı kadın tarafından GÖTÜRÜLDÜĞÜNÜ SAVUNMUŞTUR. Mahkemece fotoğraflarda görünen miktarda ziynetlerin kabul EDİLDİĞİ BELİRTİLMİŞTİR. Somut olayda kadın tarafından talep edilen 12 adet 40 gr bilezik, 4 adet daha ince bilezik, 2 künye ve bir setin varlığı ve bilezikler ve setin davalı-davacı erkek tarafından bozdurulduğu, evden ayrıldığında üzerinde yüzükten başka ziynet eşyası bulunmadığı davacı tanıklarının beyanlarıyla sabit olduğu gibi, davalı-karşı davacı (kadın)'ın son olayda eşinden şiddet gördüğünden bahisle karakola başvurduğu, darp raporu aldığı tarafların bu şekilde ayrılarak, sonrasında biraraya GELMEDİKLERİ KANITLANMIŞTIR. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2015/19452E., 2016/12187K)

Evlenme sırasında erkeğe takılan takılarda kadının hakkı var mı?

Evlenme sırasında erkeğe takılan takılarda kadının hakkı olup olmadığı o yöredeki örf ve adete göre belirlenir. 

Bu itibarla; ilk etapda açıklığa kavuşturulması gereken olgu; düğünde erkeğe takılan ziynetlerin taraflardan hangisine ait OLACAĞI HUSUSUDUR. Menkul bir şeyin zilyedi onun maliki kabul edilir. Medeni Kanunun 1 inci maddesi gereğince hakim kanunda hüküm bulunmayan hallerde örf ve adet gereğince karar verme YETKİSİNE SAHİPTİR. Taraflar zilyetlik karinesinin aksini her türlü delil kanıtlayabilir. Bu nedenle mahkemece, tarafların oturduğu ya da geldikleri çevre itibariyle düğünde damada takılan ziynetlerin de geline ait olup olmadığı hususundaki örf ve adetler tespit edilerek, ilgi örf ve adetler gereğince erkeğe takılan takılarda kadına bağışlanmış sayılıyorsa davalının beyanları doğrultusunda bozdurulduğu ikrar olunan takıları (iade edilmemek üzere kendisine verildiğini kanıtlamadıkça) davalı iade ve tazminle YÜKÜMLÜDÜR. Bu durumda; ilgi örf ve adetler gereğince erkeğe takılan takılarda kadına bağışlanmış sayılıyorsa davalının beyanları doğrultusunda bozdurulduğu, ikrar olunan takıları yönünden davanın kabulü, örf ve adet aksi yöndeyse (iade edilmemek üzere kendisine verildiğini kanıtlamadıkça) sadece 2 adet çeyrek altın yönünden davanın kabulü gerekirken, delillerin yanılgılı değerlendirilmesi neticesi davanın reddi isabetsiz olup, BOZMAYI GEREKTİRMİŞTİR. (Yargıtay 3. Hukuk Dairsi 2013/20524E., 2014/5390K)

Evlilik birliği devamında eşlerden biri tarafından diğerine alınan ziynet eşyaları bağışlanmış sayılır. Koca, evlilik birliği içerisinde harcanmak, düğün masrafların için kullanmak ve sair sebeplerden ötürü ziynet eşyalarını almış ise, ziynet eşyalarının kadından geri verilmemek üzere alındığını, yani kadını bu ziynet eşyalarını bağışladığını kanıtlaması gerekmektedir. Aksi bir durumda yani koca durumu kanıtlayamaz ise ziynet eşyalarını kadına vermek zorundadır. 

Ziynet eşyalarının, düğünde takılan takıların iadesi için açılan davada zaman aşımı var mı?

Ziynet eşyalarının, düğünde takılan takıların iadesi için açılan davada zaman aşımı süresi yoktur. Eşya üzerindeki mülkiyet hakkı zaman aşımı ile sona ermez. 

Davacı Şenay vekili avukat Mustafa tarafından, davalı Durdu aleyhine 4.10.2001 gününde verilen dilekçeyle dava konusu ziynetlerin aynen iadesi veya bedellerinin tahsilinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen 6.6.2002 günlü kararın YARGITAYca incelenmesi taraf vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan raporla dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ. Dava, gayriresmi eşler arasındaki ziynet alacağının aynen veya bedeli üzerinden ödettirilmesi İSTEMİNE İLİŞKİNDİR. YEREL MAHKEMECE istem reddedilmiş, karar taraf vekillerince TEMYİZ EDİLMİŞTİR. Davacı, gayriresmi eşi olan davalıya kendisine düğünde takılan dava konusu altınları ticarethanesinde sermaye olarak istemesi sonucu verdiğini, ancak geri ödenmediğini belirterek ödünç verdiği altınların aynen, mümkün olmazsa bedeline HÜKMEDİLMESİNİ İSTEMİŞTİR. Yerel mahkeme, tarafların 1996 yılı mart ayında ayrıldıklarını, davanın istihkak davası niteliğinde olup ayrılık gerçekleşmeden önce verildiğini; her ne kadar mülkiyete dayalı davalarda zamanaşımı söz konusu olmazsa da altınların elden çıktığı ve telef olduğu öğrenildiğine göre Borçlar Kanunu´nun 66 ncı maddesi gereği davacının bu eşyaların telef olduğunu öğrenmeden itibaren bir yıl içinde dava açmadığından, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine KARAR VERİLMİŞTİR. Yerel mahkeme kararında da belirtildiği üzere kişinin eşya üzerindeki mülkiyet, hakkı zamanaşımıyla sona ermez. Ancak misli olmayan bir eşyanın elden çıkmasının kesin olduğu durumlarda sahibinin artık o eşyayı aynen isteme hakkı ortadan kalkar ve istem bedele dönüşür. Ne var ki, somut olayda, davaya konu edilen şey ziynet eşyası olup misli EŞYA NİTELİĞİNDEDİR. Misli eşyanın aynı cins ve nitelikte başka emsaliyle yerine konulabilmesi olanaklı bulunmasına göre, artık zamanaşımından da söz edilemez. Şu durumda işin esasına girilerek varılacak sonuca göre bir hüküm kurmak gerekirken yazılı gerekçeyle zamanaşımından davanın reddi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden kararın BOZULMASI GEREKMİŞTİR. Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle (BOZULMASINA), bozma nedenine göre davalı tarafın temyiz itirazlarının şimdilik incelemesine yer olmadığına ve temyiz eden davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 6.3.2003 tarihinde OYBİRLİĞİYLE KARAR VERİLDİ. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2002/11533E., 2003/2380K)

Ziynet eşyalarının iadesi davasında faiz istenebilir mi?

Ziynet eşyalarının, düğünde takılan takıların iadesi için açılan davalarda talep halinde faize dava tarihinden itibaren hükmedilir. Nitekim daha sonradan dava ıslah edilmiş ise faize de ıslah tarihinden itibaren hükmedilecektir. 

Bundan ayrı olarak; davacı vekili davasını 13.12.2012 tarihinde ıslah ederek alacak talebini, 10.031 TL'YE YÜKSELTMİŞTİR. Mahkemece ıslah edilen kısım için de dava tarihinden itibaren FAİZ YÜRÜTÜLMÜŞTÜR. Ancak, müddeabihin ıslahla artırılan kısmına ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, tüm alacağa dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi DOĞRU GÖRÜLMEMİŞTİR. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2013/13185E., 2013/13444K)

Ayrıca, ıslahla artırılan miktara ıslah tarihi 05.12.2012 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerekirken, hükmedilen alacağın tamamına 11.04.2011 dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi de BOZMAYI GEREKTİRMİŞTİR. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2013/15742E., 2014/229K)

Ziynet eşyası davası ya da altın davasında talep edilen altınların değeri davanın açıldığı zaman ki altın fiyatlarına göre hesaplanır. Bu konu dikkat edilmesi gereken bir husustur. Nitekim açılan davalarda ne yazık ki hesaplamaların düğün tarihindeki altın değerlerine göre yapıldığı ortaya çıkmaktadır.

Ziynet Eşyalarının İadesi Davasında Bilirkişi Raporu 

Ziynet Eşyalarıının İadesi Davasında Bilirkişi Raporu hazırlanması ve bu raporun denetime elverişli bir rapor olması davanın kazanılması bakımından son derece önemlidir. Zira bilirkişinin hesaplamalarına göre değer belli olacak ve ona göre arttırımda bulunulacaktır. Ziynet eşyası davasında altınların talep edilen tarihteki rayiç bedele göre hesaplanması gerekir. Eğer hesaplamalardas hukuka aykırı bir durum var ise mahkemece yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz ve hukuka aykırı bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi hukuka aykırı olacaktır. 

Ziynet Eşyası Alacağı Davası Kısmi Dava

Ziynet eşyası alacağı davası kısmi dava olarak açılabilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus ziynet eşyası alacağı davasında altınların değerinin mi yoksa altınların aynen iadesinin mi istendiğidir. Nitekim altınların aynen iadesinin istemi durumunda belirsiz alacak davası olarak davanın açılması mümkün olmayacağından ıslah yapılması mümkün olmayacaktır. Ancak kişi altınların değerini istemiş ve bu değerin bir kısmını dava edip bilirkişi raporundan sonra kalan kısmını ıslah ederek bu şekilde harcını da yatırmışsa mahkeme ıslahtan sonraki kısım üzerinden kararını verecektir. 

Daha detaylı bilgi için hukuk büromuza başvurunuz.

Boşanma Avukatı Hukuki Değerlendirme

Boşanma avukatı- Boşanma davasında düğünde takılan takıların ya da ziynet eşyalarının iadesi gündeme gelebilmektedir. Ne kadar süre geçerse geçsin bu tür davalarda herhangi bir zamanaşımı süresi yoktur. Çünkü ayni hakka yani eşya üzerindeki mülkiyet hakkına ilişkin bir dava türü olduğu için her zaman istenebilmektedir. Bu bakımdan eşler ziynet eşyası davasını boşanma davası ile birlikte açabilecekleri gibi boşanma davasının sonrasında da açabilirler. Boşanma davası ile birlikte istenenen ziynet eşyalarında boşanma davasından bağımsız bir dava türü olduğu için tefrik kararı verilmeli ve davaya sonradan ayrı bir dava olarak devam edilmelidir.  

BOŞANMA DAVASINDA ALTINLARI ALABİLİR MİYİM SORUSU HAKKINDA DAHA DETAYLI CEVAPLAR İÇİN BİZİMLE İLETİŞİME GEÇEBİLİRSİNİZ.

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Kadına Karşı Şiddet
Kadına Karşı Şiddet

Kadına Karşı şiddet Şiddet mağduru ve şiddete uğra...

Devamı
EN İYİ BOŞANMA AVUKATI
EN İYİ BOŞANMA AVUKATI

En iyi boşanma avukatı- Boşanma Hukuku uzmanlık ge...

Devamı
TEDBİR NAFAKASI NEDİR? TEDBİR NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?
TEDBİR NAFAKASI NEDİR? TEDBİR NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?

Tedbir nafakasına hakim re'sen karar vermekte olup...

Devamı
YOKSULLUK NAFAKASI NEDİR? YOKSULLUK NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?
YOKSULLUK NAFAKASI NEDİR? YOKSULLUK NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru ...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık