BOŞANMA DAVASI AÇTIM MANEVİ TAZMİNAT ALIR MIYIM ?

BOŞANMA DAVASI AÇTIM MANEVİ TAZMİNAT ALIR MIYIM ?

30-09-2019
BOŞANMA DAVASI AÇTIM MANEVİ TAZMİNAT ALIR MIYIM ?

BOŞANMA DAVASI AÇTIM MANEVİ TAZMİNAT ALIR MIYIM ?

Boşanma davasında manevi tazminata ilişkin olan düzenleme Türk Medeni Kanunumuzun m.174f.II de düzenlenmiştir. Buna göre; "boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir."  Ancak manevi tazminat talep edilebilmesi bazı koşulların gerçekleşmiş olması gerekmektedir. 

Manevi Tazminat İsteyen Taraf Kusursuz Ya da Daha Az Kusurlu Olmalıdır.

Manevi tazminat talep eden taraf kusursuz ya da daha az kusurlu olmalıdır. Manevi tazminat isteyen eş eğer eşit kusurlu, ağır yani fazla kusurlu ya da tam kusurlu ise manevi tazminat alamaz. Manevi tazminat isteyen eş kusursuz ise manevi tazminat alabilir. Burada önemli olan nokta manevi tazminat isteyen eşin kusurunun tazminat istediği tarafın kusurundan az olması ya da hiç kusurunun olmaması durumudur. Hayati öneme haiz bir durum ise kusur araştırmasının davanın açıldığı tarihe kadar yapılmasıdır. Nitekim davanın açılmasından sonra meydana gelen fiillerin boşanma davasında taraflara kusur olarak yüklenilmemesi gerekmektedir. Örneğin, eşinize açtığınız boşanma davasında manevi tazminat da istediniz. Manevi tazminat taleplerinize dayanak olarak sunduğunuz delilleriniz boşanma davasından sonraki döneme ilişkin ise, mesela davanın açılma tarihinden sonra davalının size psikolojik şiddet uyguladığına yönelik ise, manevi tazminata hükmedilmeyecektir.

Evlilik birliğinin temelden sarsılmasına neden olan olaylarda eşinin hastalığı ile ilgilenmeyen davacı kadın da eşit kusurludur. Eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilemez. Türk Medeni Kanununun 174. maddesi koşulları oluşmamıştır. Davacı kadının tazminat istemlerinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü doğru olmamıştır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2010/2-259 E., 2010/329K. )

Boşanmada manevi tazminatın amacı, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, bozulan ruhsal dengesini telafi etmek, manevi değerlerindeki eksilmeyi karşılamaktır. Onun için, kişilik haklarını ihlal eden fiille, tazminat miktarı arasında makul bir oranın bulunması gerekir. Bir tarafın zenginleşmesine yol açacak sonuçlar doğurur miktarda manevi tazminat takdiri, müesseseyi amacından saptırır. Hakim, tazminat miktarını saptarken, bir yandan kişilik hakları zedelenen tarafın, ekonomik ve sosyal durumunu ve boşanmada kusuru bulunup bulunmadığını ve varsa kusur derecesini, fiilin ağırlığını; öbür yandan da, kişilik haklarına saldırıda bulunanın kusur derecesini, ekonomik ve sosyal durumunu göz önünde bulundurmak zorundadır. Açıklanan ilkeler gözetildiğinde davacı erkek yararına takdir edilen manevi tazminat miktarı, ölçülülük ilkesine uygun olmayıp fazla bulunmuştur. Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözetilerek daha uygun miktarda tazminat takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2018/8916E., 2017/14512K. 

Boşanma davasında az kusurlu eş de manevi tazminat alabilir. Manevi tazminat alınabilmesi için manevi tazminat talep eden tarafın kusursuz olmasına gerek yoktur. Evet kusursuz olması alınabilmesi için yeterlidir. Ancak bu, az kusurlu olan eşin manevi tazminat alamayacağı anlamına gelmemelidir. Dikkat edilmesi gereken husus, manevi tazminat talep eden tarafın kusuru olmuş olsa dahi bu kusurun tazminat talep edilen tarafın kusurundan az olmasıdır. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf az kusurlu olsa dahi uygun miktarda bir tazminat verilmelidir. 

Bilindiği üzere, boşanmanın dayandığı temel ilkelerden biri "kusur" ilkesidir. Kusur ilkesine göre genel sebeple (TMK.m. 166/1.) boşanmaya karar verebilmek için eşlerden birinin mutlaka kusurlu olması gerekir. Boşanma davasını açmak hakkı kusursuz ya da az, eşit veya fazla kusurlu eşindir. Boşanma davasını tam kusurlu eş açamaz (GENÇCAN, Ö.U: 6100 Sayılı HMK Hükümlerine Göre Boşanma Tazminat ve Nafaka Hukuku, Bilimsel Açıklama ve Son İçtihatlar, Ankara 2013, s.128, 129). Kusur ilkesi TMK'nın 174. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında düzenlenen maddi ve manevi tazminat taleplerinin istenmesinde de önemli bir role sahiptir. Maddi ve manevi tazminat talepleri boşanmanın eşlerle ilgili mali sonuçlarından biridir. (GENÇCAN, Ö.U, s. 952). Anılan Kanunun 174. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceği belirtilmiş; ikinci fıkrasında ise boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun bir para isteyebileceği öngörülmüştür. Maddenin anlatımından da anlaşılacağı üzere maddi tazminat istenebilmesi, tazminat isteyenin kusursuz veya daha az kusurlu olması, tazminat istenenin kusurlu olması yanında bir zararın ile nedensellik bağı ve hukuka aykırılık unsurlarının gerçekleşmesine bağlıdır. Buna göre mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenmiş olan eş, kusursuz veya az kusurlu ise maddi tazminata hükmedilebilir. Maddi tazminat yanında manevi tazminat istenebilmesi için de bazı koşulların varlığı aranır. Şöyle ki; kusurlu taraftan uygun bir manevi tazminat istenebilmesi için boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın kusursuz ya da daha az kusurlu olması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olayda dinlenen taraf tanıklarının beyanları, dosya içerisine ibraz edilen diğer bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde; davacı erkeğin eşiyle ilgilenmediği, gece geç saatlerde geldiği, gece vakti eşini ablasının evine bırakmak suretiyle birlikte yaşamaktan kaçındığı, buna karşılık davalı kadının da cinsel ilişkiden kaçındığı belirlenmiştir. Gerçekleşen bu durum karşısında tarafların eşit kusurlu olduğunun kabul edilmesi mümkün değildir. Hâl böyle olunca uyuşmazlığa konu davada davacı erkeğin ağır kusurlu olduğu dikkate alınarak davalı kadının maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174/1, 2) taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi doğru görülmemiştir. ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/1574E., 2017/1357K.)

Manevi tazminat istemiş olan eş tazminat istediği taraf ile eşit kusurlu ise manevi tazminat alamaz. Yukarıda da belirttiğimiz üzere tazminata hükmedilebilmesi için tazminat talep eden tarafın kusurunun ya hiç olmaması, ya da az kusurlu olması gerekir. 

Mahkemece, davalı-karşı davacı (koca), boşanmaya neden olan olaylarda davacı-karşı davalı (kadın)'a nazaran daha ziyade kusurlu bulunarak boşanma kararı verilmiş ise de; mahkemece taraflara yüklenen ve gerçekleşen kusurlu davranışlarına göre, bu sonuca ulaşılmasında, taraflardan birinin kusurunun diğerinden daha baskın olduğu söylenemez. Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekir. Bu bakımdan; davalı-karşı davacının ağır kusurlu bulunması doğru değil ise de; eşit kusur durumunda da boşanmaya karar verileceğinden (TMK. md. 1661/), boşanma kararı hüküm sonucu olarak doğrudur. Bu durumda; hükmün kusura ilişkin gerekçesinin açıklanan şekilde değiştirilerek ve düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiş (HUMK.md.438/son) ve davacı-karşı davalı (kadın)'ın tüm, davalı-karşı davacı (koca)'nın ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersiz bulunmuştur.

Yukarıda 1. bentte açıklandığı gibi boşanmaya neden olan olaylarda taraflar eşit kusurludur. Eşit kusurlu eş yararına manevi tazminata (TMK.md. 174/2) hükmolunamaz. Durum böyleyken, davacı-karşı davalının manevi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde kabul kararı verilmesi doğru görülmemiştir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2014/12897E., 2014/24034K.)

Manevi tazminat talep eden eş yukarıda izah ettiğimiz üzere ya kusursuz ya da az kusurlu olmalıdır. Ağrı kusurlu yani tazminat talep edilen taraftan fazla kusurlu olan eş manevi tazminat alamayacaktır.

Mahkemece davalı-davacı kadın ağır kusurlu kabul edilerek boşanmaya karar verilmiş ise de; mahkemece tarafların belirlenen kusurları yanında, davacı-davalı erkeğin eşine fiziksel şiddet uyguladığı, tehdit ettiği ve eşini istemediğini söyleyerek alın götürün dediği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-davalı erkeğin daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Davalı-davacı kadının da kusuru gerçekleştiğine göre erkeğin boşanma davasının kabulü sonucu itibarıyla doğru olduğundan davalı-davacı kadının bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile boşanmaya ilişkin hükmün kusura ilişkin gerekçesi değiştirilmek sureti ile onanması gerekmiştir (HUMK m. 438/son). Yukarıda l. bentte gösterilen sebeplerle boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-davalı erkek kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğundan davalı-davacı kadın lehine uygun miktarda maddi ve manevi (TMK m. 174/1-2) tazminat takdiri gerekirken bu taleplerin reddi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2015/10087E., 2016/866K.)

Mahkemece, davacı (koca)'nın daha ağır, davalı (kadın)'ın az kusurlu olduğu kabul edilerek, tarafların boşanmalarına, davalı (kadın) yararına maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakasına karar verildiği anlaşılmış ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden davacı (koca)'nın eşi ile ilgilenmeyip vaktini kendi ailesi ile geçirdiği, davalı (kadın)'ın ise eşine hakaret ettiği anlaşılmaktadır. Tarafların gerçekleşen kusurlu davranışları dikkate alındığında, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına ve boşanmaya neden olan olaylarda eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekmektedir. Boşanma davalarında eşit kusur halinde maddi ve manevi tazminata karar verilemez (TMK. md. 174/1-2). Mahkemece, davacı (koca)'nın daha ağır kusurlu olduğu kabul edilerek, bu hatalı kusur belirlemesine göre davalı (kadın) yararına maddi ve manevi tazminat verilmesi yanlış olmuştur. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2014/1497E., 2014/11762K.)

Manevi tazminat talep eden eş eğer tam kusurlu ise tazminata hükmedilemez. 

Toplanan delillerden davalı kadın tarafından 11.07.2012 tarihinde Körfez Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 2012/512 esas sayılı dosyasıyla boşanma davası açtığı ve kadının bu davadan 09.04.2013 tarihinde feragat ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda feragat tarihinden önceki kocadan kaynaklanan kusurların affedildiği, en azından hoşgörü ile karşılandığının kabulü gerekir. Affedilen ya da hoşgörü ile karşılanan olaylar boşanma sebebi yapılamaz. Boşanmaya sebep olan olaylarda davacı erkeği eve almayıp maaşını alan davalı kadın tam kusurlu olup, tam kusurlu eş yararına yoksulluk nafakası ve maddi-manevi tazminat verilmez. Durum böyleyken davacı erkeğin tam kusurlu kabul edilmesi ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak davalı kadın yararına koşulları oluşmadığı halde yoksulluk nafakasına ve maddi-manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2015/26643E., 2016/2316K.)

 Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat ödemesini isteyebilir. Burada dikkatle durulması gereken nokta, kanun lafzından da anlaşılacağı üzere boşanmaya sebebiyet veren olayların ön plana çıkarılmasıdır. Boşanmaya sebebiyet verme olanağı bulunmayan olaylardan dolayı manevi tazminat istenemez. Manevi tazminat boşanma davası açıldığında istenebileceği gibi boşanma davasından sonra da istenebilir. Nitekim kanunumuz boşanmanın fer'ilerinden olarak belirlediği tazminatı boşanma kararının kesinleşmesinden sonra 1 yıl içerisinde açılabileceğini dile getirmiştir. Türk Medeni Kanunumuzun m.178 deki düzenlemesine göre, evlilik birliğinin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren 1 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar şeklinde düzenlenmiştir. Buradan çıkarılacak sonuca göre, manevi tazminat davası boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl içerisinde açılabilir. Yani taraflar boşanma davasıyla birlikte de manevi tazminat talep edebilecekleri gibi boşanma davasından sonra da manevi tazminat talep edebilirler. Ancak burada dikkat edilmesi gereken boşanma davasında tarafların kusur değerlendirmesinin kusur incelemesinin doğru yapılmasıdır. Boşanma davası kesinleşmiş ise hükmün gerekçesi kusur durumu açısından belirleyicidir. 

Manevi tazminat taleplerinin kabul edilebilmesi için, talep eden tarafın ya hiç kusuru bulunmamalı ya da az kusurlu olmalıdır. Buna ilaveten talep edilen tarafın ise kusuru zorunlu unsurdur. Ayrıca manevi tazminata hükmedilebilmesi için varlığı gereken başka unsurlar da bulunmaktadır. Bunlardan biri de zarar unsurunun gerçekleşmiş olmasıdır. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. Yukarıda belirtilen unsurların gerçekleşmesi yanında zarar unsurunun da gerçekleşmiş olması tazminatın olmazsa olmazlarındandır. Zira zarar yoksa tazminat da olmayacaktır. Kanunumuzdan da anlaşılacağı üzere boşanmaya sebebiyet veren olaylar yüzünden kişinin kişilik haklarının saldırıya uğraması gerekmektedir ki tazminat ortaya çıksın. Anlaşılacağı üzere tazminat isteyen tarafın kişilik haklarının saldırıya uğraması, kişinin kişilik haklarının zedelenmesi gerekmektedir. Manevi tazminata hükmedilebilmesi için kişilik haklarına saldırı niteliğinde olan olayların tazminat isteyen tarafta, derin üzüntü yaratması, elem ve acı vermesi, psikolojik sarsıntı yaratması, yaşam sevincini azaltması, onur kırıklığı yaratması, utanca sürüklemeli, toplum içine çıkamaz duruma getirmeli, yaşamdan zevk aldırmayacak nitelikte olması gerekir. Ancak bu sayılanlar örnek niteliğinde olup hepsinin külliyen gerçekleşmesine gerek yoktur. Sayılanlardan bir tanesinin tazminat talep eden eşte meydana gelmiş olması tazminata hükmedilebilmesi için yeterlidir. Zira zarar unsuru bunların gerçekleşmesiyle ortaya çıkmış olacak kişinin maneviyatını tahrip edecektir.

Evlilik birliği kurulmadan önce gerçekleşen ve kişilik hakkına saldırı teşkil eden olaylar nedeniyle Türk Medeni Kanunumuzun m.174f.II ye göre manevi tazminat talep edilemez. Kanunumuz açıkça boşanmaya sebebiyet veren olaylardan bahsetmiş boşanmaya sebep teşkil etmeyen olaylar sebebiyle m.174 e göre manevi tazminat istenemeyeceğini açıklamıştır. Buradan çıkarılacak sonuç ise evliliğin sonlanmasından sonra oluşan olayların manevi tazminata yol açmayacağı hususudur. Nitekim evliliğin boşanma sebebiyle sonlanmasından sonraki dava hakları boşanmanın kesinleşmesinden itibaren 1 yıl sonra zaman aşımına uğramaktadır. Boşanma davası sırasında manevi tazminat talep edilmemiş, boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içerisinde de manevi tazminat davası açılmış olduğunu düşünelim. Bu durumda manevi tazminat talep eden taraf ancak ve ancak boşanma davası sırasında ve öncesinde var olan durumlar sebebiyle tazminat talep edebilecek, boşanma davasının kesinleşmesinden manevi tazminat davası açma hakkı olan 1 yıl içerisinde meydana gelen olaylar sebebiyle tazminat isteyemeyecektir. Evlilik birliğinin sonlanmasından sonra gerçekleşen ve kişilik hakkına saldırı teşkil eden olaylar sebebiyle TMK m.174f. II hükmüne göre manevi tazminat istenemez. Böyle bir durumda tazminat istenebilmesi için Asliye Hukuk Mahkemelerinde dava açılabileceği gibi haksız fiil şartlarına göre tazminat talep edilebilecektir.

Boşanmaya sebebiyet veren olaylar sebebiyle kişilik haklarına saldırılan tarafın kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat isteyebilmesinin diğer şartı nedensellik unsurunun gerçekleşmesi koşuludur. Tazminat isteyen tarafın kusursuz ya da az kusurlu olması, tazminat istenen tarafın kusurlu olması, tazminat isteyen tarafın manevi bir zararının ortaya çıkması, hukuka aykırılıkla birlikte nedensellik bağının da mevcut olması şarttır. Anlaşılacağı üzere, manevi zararın boşanmaya sebebiyet veren olaylar yüzünden ortaya çıkmış olması, tazminat talep edilen taraf tarafından yapılmış olması gerekmektedir. Nedensellik bağının mevcut olması durumunda manevi tazminata hükmedilmeyecektir. 

Manevi tazminat boşanmanın fer'i sonuçları içerisinde yer almaktadır. Boşanma davası ile birlikte harca tabi olmadan istenebileceği gibi boşanma davasının kesinleşmesinin ardından 1 yıl içerisinde de istenebilir. Boşanma davası sırasında manevi tazminat istenilmiş ise bu isteğin dava dilekçesinin sonuç ve talep kısmında açık bir şekilde belirtilmesi gerekmektedir. Manevi tazminat boşanma davasında zorunlu istenilmesi gereken hususlardan değil isteğe bağlı bir taleptir. Boşanma davası açan eş manevi olarak zarar gördüğünü düşünüyor ise manevi tazminat isteyebilir. Boşanma davası ile birlikte manevi tazminat istendiği durumlarda bu talebin boşanma dilekçesi ile birlikte veyahut cevaba cevap dilekçesi dilekçesi ile birlikte istenmesi gerekmektedir. Aksi takdirde ön inceleme aşamasında ancak ve ancak karşı tarafın muvafakati ile istenebilir. Dilekçeler aşaması sonlandıktan sonra talep sonucunun genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağıyla karşı karşıya kalınacağından manevi tazminat talebi ancak karşı tarafın açık muvafakati ile istenebilir. Ancak dava manevi tazminat talebi olmadan açıldı ve dilekçeler aşamasının sonlanmasından sonra da karşı taraf açık muvafakat vermedi ise manevi tazminata ilişkin başka bir dava açılıp boşanma davası ile birleştirilmesi istenebilir. Ön inceleme duruşmasına karşı taraf gelmemiş ve mazeret de sunmamış ise yokluğunda talep sonucu değiştirilebilir. Ön inceleme duruşmasına karşı taraf gelmiş ise yukarıda da belirttiğimiz gibi ancak karşı tarafın muvafakati ile manevi tazminat talebi istenebilir. Tabi bu belirttiğimiz durumlar boşanma davası açtığımız sırada manevi tazminatın istenmediği durumlar için geçerlidir. Boşanma davası sırasında talep edilen manevi tazminatın sonradan miktarının arttırılması mümkün değildir. Karşı tarafında da burada açık muvafakati yoksa dava ıslahla dahi arttırılamaz. Nitekim manevi tazminatın miktarını ıslahla dahi arttırmak mümkün değildir. Bu durum Yargıtay içtihatlarında da manevi tazminatın bölünmezliği ilkesine açıkça aykırıdır. Dava dilekçesinde manevi tazminat istenilmemiş bir kısım taleplerle birlikte boşanma talep edilmiş ise talep olmadan re'sen manevi tazminata hükmedilemez. Yine dava dilekçemizde istediğimiz tazminat miktarından fazlasına hakim tarafından re'sen hükmedilemez. Örneğin 50.000,00 TL manevi tazminat istediğimizi düşünelim. Hakim bu talebi aşıp 60.000,00 TL manevi tazminata hükmedemez. Bağımsız bir dava ile sonradan istenilmesi de mümkündür. Nitekim manevi tazminat boşanmanın fer'ilerinden olup boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içerisinde istenilmesi gerekmektedir. Ancak Türk Medeni Kanunu m.174f.II ye göre istenilecek manevi tazminat bu şekilde olması gerekirken Boçlar Kanunu m.49 hükümlerine göre istenilecek manevi tazminatta boşanma kararının verilmiş olması zorunlu değildir. Manevi tazminatın belirlenmesinde öneme haiz olan diğer bir nokta ise manevi tazminat miktarının tarafların ekonomik durumları nazara alınarak verilmesi durumudur. Manevi tazminat miktarı ölçülü olmalı talep eden tarafın zenginliğine yol açmayacak nitelikte olmalı, talep edilen tarafın mahvına yol açmamalı, tarafların sosyal durumları nazara alınmalıdır. Manevi tazminatın; sakinleştirici, telafi edici, yatıştırıcı ve onarıcı yanları nazara alınmalıdır. Manevi tazminat toptan  peşin ödenen bir tazminat niteliğindedir. Manevi tazminatın irat biçiminde veya ayın olarak ödenmesi mümkün değildir. Manevi tazminat talep edilmiş ve tazminatla birlikte faiz de istenmiş ise faiz hakkında mahkemenin olumlu ya da olumsuz bir karar vermesi gerekmektedir. İstek olmadan manevi tazminata faiz yürütülemez. Manevi tazminatta faize boşanma tarihinin kesinleşmesi tarihinden itibaren hükmedilir. Bunun sebebi boşanmanın fer'ilerinden olan manevi tazminatın boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren hüküm ifade edecek olmasıdır. Faiz türü yasal faizdir.

Önemli olan hususlardan biriside manevi tazminatın Türk Medeni Kanununun m. 174 f. II ye göre istenmiş olması ve boşanma davası içerisinde istenmiş olması durumudur. Boşanma davası sırasında istenen manevi tazminat harca tabi değildir. Ancak boşanma davasından sonra başka bir dava ile yine TMK m.174f.II hükümlerine göre Aile Mahkemesinde açılan bir dava ile istenmiş ise bu sefer harca tabidir çünkü boşanma davası ile birlikte istenmemiştir. Yine boşanma davası kesinleştikten sonra açılan manevi tazminat davası da harca tabidir.

Boşanmada Tazminat Ödeme Süresi

Boşanmada tazminat ödeme süresi açılmış olan boşanma davasının kesinleşip kesinleşmediğine bağlı bir durumdur. Nitekim boşanma davası kesinleşmeden hükmedilen manevi tazminatın istenmesi mümkün değildir. Boşanma davasının kesinleşmesinden sonra manevi tazminat alacaklısı taraf manevi tazminat borçlusu taraftan manevi tazminat miktarını alamazsa bu durumda icra takibi yapmalıdır. Bu icra takibi yöntemi ilamlı icradır. Nitekim boşanmaya ilişkin ve manevi tazminata ilişkin hüküm kesinleştikten sonra bu ilamın icra yoluyla yerine getirilmesi yoluna gidilmesine ilamlı icra denilmektedir. Kişi lehine hükmedilen manevi tazminat bedelinin tamamı için icra takibi yapmalıdır ki manevi tazminat taksitli olarak ödenemez. Bu durumda ilamlı icra yoluyla yapılan icra takibi sonrasında manevi tazmiant borçlusu tarafa icra emri gönderilecek ve bu icra emrinin verilen süre içerisinde yerine getirilmemesi sonrasında tazminat yükümlüsünün mallarının haczedileceği belirtilecektir.

Boşanmada Tazminat ve Nafaka Miktarı

Boşanmada tazminat ve nafaka miktarının tespitinde kullanılan kıstas tabiki de aleyhine tazmianta hükmedilecek kişinin kusuru ile ekonomik durumu olacaktır. Manevi tazimnatta tazminat miktarının nasıl belirleneceği kanunda uygun bir miktar olarak belirlenmiştir. Bu uygun miktar somut olay bakımından hakim tarafından takdir edilecektir. Ancak boşanma davasında talep edilen manevi tazminat miktarı koşullar ve kusur ne kadar olursa olsun talebi aşmayacaktır. Örneğin 50.000,00 TL lik bir manevi tazminat istenmiş ise hakim 55.000,00 TL manevi tazminata hükmedemeyecektir. Boşanmada tazminat miktarı belirsiz ise bu belirsizlik taraflara açıklattırılmalıdır. İstek miktarında belirsizlik bulunmamalı taraflar isteyecekleri maddi ve manevi tazminat miktarlarını birbirinden ayırarak tazminat talep etmelidir. Örneğin toplam 50 bin TL tazminat talebi belirsiz bir tazminat talebidir. Bunun ne kadarının maddi ne kadarının manevi olduğunun açıklığa kavuşturulması şarttır. Aksi durum bozmayı gerektirecek niteliktedir.

Manevi Tazminat Islah Edilemez

Manevi tazminat ıslah edilemez. Nitekim kanunun 174 üncü maddesinin ikinci fıkrasında uygun bir miktarda para alacağından bahsedilmiştir. Manevi tazminat istenilen boşanma davalarında manevi tazminatın bölünemez olması özelliği sebebiyle bir miktarının önceden bir miktarının da ıslah dilekçesi verilerek arttırılıp sonradan istenmesi mümkün değildir. Boşanma davasında manevi tazminat isteyen taraf ne kadarlık manevi bir zararı var ise bunun tamamını boşanma davasında talep etmelidir. Aksi durumda sonradan istenen kısım için hüküm tesis edilmesi mümkün olmayacak ve talep reddolacaktır. Manevi tazminat miktarı ıslah dilekçesi verilerek arttırılamayacaktır. Çünkü manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi bulunmaktadır. Manevi tazminat miktarı sonradan arttırılabilir mi sorusunun cevabı bu yüzden olumsuz olacaktır.

Manevi Tazminat Peşin Ödenir

Manevi tazminat peşin ödenen bir tazminat türüdür. Bu yüzden manevi tazminatın taksitle ödenmesi mümkün değildir. Manevi tazminat yükümlüsü manevi tazminatın tamamını ödemek zorunda olup taksitle bir kısmını vermiş olması faiz borcundan kendisini kurtarmayacaktır. Manevi tazminat alacaklısı tarafından yapılan icra takibi sonrasında takip talebinde borcun tamamı talep edilecektir. Böylece manevi tazminat yükümlüsü manevi tazminatın tamamını ödemek zorunda kalacaktır. Nitekim mahkemeler tarafından manevi tazminatın irat biçiminde taksitle ödenmesine karar verilmesi kanun gereği mümkün değildir. Manevi tazminata peşin olarak hükmedileceği gibi yukarıda da ifade ettiğimiz gibi manevi tazminat ıslahla arttırılamaz. Başlangıçta öne sürülmeyen manevi tazminat miktarı ıslahla arttırılması mümkün olmadığından ötürü talep edilen miktar bakımından hükme esas alınacaktır.

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Kadına Karşı Şiddet
Kadına Karşı Şiddet

Kadına Karşı şiddet Şiddet mağduru ve şiddete uğra...

Devamı
EN İYİ BOŞANMA AVUKATI
EN İYİ BOŞANMA AVUKATI

En iyi boşanma avukatı- Boşanma Hukuku uzmanlık ge...

Devamı
TEDBİR NAFAKASI NEDİR? TEDBİR NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?
TEDBİR NAFAKASI NEDİR? TEDBİR NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?

Tedbir nafakasına hakim re'sen karar vermekte olup...

Devamı
YOKSULLUK NAFAKASI NEDİR? YOKSULLUK NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?
YOKSULLUK NAFAKASI NEDİR? YOKSULLUK NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru ...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık