Anlaşmalı Boşanma Davası Kesinleştikten Sonra Nafaka İstenir mi?

Anlaşmalı Boşanma Davası Kesinleştikten Sonra Nafaka İstenir mi?

30-09-2019
Anlaşmalı Boşanma Davası Kesinleştikten Sonra Nafaka İstenir mi?

Anlaşmalı Boşanma Davası Kesinleştikten Sonra Nafaka İstenir mi?

Müvekkillerimizin bizlere sıklıkla danıştığı hususlardan birisi de anlaşmalı boşanma davasında ya da anlaşmalı boşanma protokolünde yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat istenmemesi durumunda sonradan bunlar hakkında bir talepte bulunulabileceği konusundadır. Şimdi bu konuya bir açıklık getirelim. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunumuzun 166/f3 de yer alan düzenlemesine göre anlaşmalı boşanmaya hükmedilebilmesi için tarafların maddi tazminat, manevi tazminat, yoksulluk nafakası konularında anlaşmalarının hakim tarafından uygun bulunması gerekmektedir. Anlaşmalı boşanma davası kesinleştikten sonra o davada yoksulluk nafakası, maddi veya manevi tazminat istenilmemişse kesinleşmeden sonra artık bunlar yönünden talepte bulunulamaz. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca verilen kararda da;

Anlaşmalı Boşanma Davası Emsal Karar

Yargıtay
Hukuk Genel Kurulu

Esas : 2012/3-836
Karar : 2013/306
Tarih : 06.03.2013
Özet: Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, anlaşarak boşanma davasında nafaka isteği olmadığını açıklayan tarafın bu beyanının, boşanma yüzünden yoksulluğa düşmesi nedeniyle açacağı yoksulluk nafakası davasında kendisini bağlayıp bağlamayacağı noktasında toplanmaktadır. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, bir kısım üyelerce, davacının anlaşmalı boşanma davasındaki beyanının boşanma davası devam ederken istenen tedbir nafakası yönünden hüküm ifade edeceği, yoksulluk nafakasının boşanmanın kesinleşmesinden sonraki dönüme için olduğu, davacının feragat beyanında açıkça yoksulluk nafakası ibaresinin bulunmadığı, feragat beyanının davacıyı yoksulluk nafakası yönünden bağlamayacağı, yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüş ise de Hukuk Genel Kurulu'nun çoğunluğunca bu görüşe itibar edilmemiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nun çoğunluğunca, tarafların boşanma sırasında nihai olarak anlaştıklarını bildirdikleri ve nafaka isteğinden feragat edildiği, davacının bu beyanında açıkça yoksulluk nafakasından söz edilmemiş ise de kendisini bağlayacağı, anlaşmalı boşanmanın kesinleşmesi ile istenebilecek tek nafakanın çocuklar için iştirak nafakası olduğu, somut olayda, davacının boşanma yüzünden yoksulluğa düştüğünden bahisle nafaka isteyemeyeceği, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu benimsenmiş ve bu nedenle direnme kararının onanması gerekmiştir.
Taraflar arasındaki “Yoksulluk Nafakası” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bursa 5. Aile Mahkemesi’nce davanın reddine dair verilen 12.04.2011 gün 2010/636 E.-2011/453 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, YARGITAY 3. Hukuk Dairesi’nin 21.11.2011 gün 2011/14455 E -18101 K. sayılı bozma ilamı ile;
(...Dava dilekçesinde, boşanmakla yoksulluğa düşüldüğü, anlaşmalı boşanmada nafaka hakkının saklı tutulduğu ileri sürülerek yoksulluk nafakasına hükmedilmesi istenilmiş; mahkemece, tarafların boşanmasına ilişkin ilamda, yoksulluk nafakasından feragat edildiği böylece nafaka takdirine yer olmadığı yönünde hüküm kurulduğu bu dava ile de yeniden yoksulluk nafakası talebinde bulunulamayacağı gerekçesiyle istemin reddine KARAR VERİLMİŞTİR.
TMK.'nun 175 inci maddesinde; boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak kaydıyla diğer taraftan nafaka İSTEYEBİLECEĞİ DÜZENLENMİŞTİR.
HUMK. nun 91 ve devamı maddelerine göre de; feragat, iki taraftan birinin netice-i TALEBİNDEN VAZGEÇMESİDİR. Bu vazgeçme beyanı dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabilir. Duruşmada sözlü olarak ifade edilen feragat, tarafların huzurunda okunup imzalatılır. (HUMK. mad. 151/son).
Somut olayda; tarafların boşanmasına ilişkin Bursa 2.Aile Mahkemesinin 2010/205 E. 522 K. sayılı dava dosyasında yoksulluk nafakası isteminden açıkça vazgeçildiği yönünde bir dilekçe veya tutanağa aktarılmış usulüne uygun feragat BEYANI BULUNMAMAKTADIR. Davacının 11.05.2010 tarihli celse beyanı incelendiğinde, açıkça “yoksulluk nafakasından feragat” edildiğinin kabulü MÜMKÜN BULUNMAMAKTADIR.
Buna göre deliller toplanıp yoksulluk nafakası miktarı belirlenmek suretiyle karar verilmesi gerekirken delillerin yanılgılı değerlendirilmesi sonucu davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya UYGUN BULUNMAMIŞTIR...)gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki KARARDA DİRENİLMİŞTİR.
Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Dava, yoksulluk nafakası İSTEĞİNE İLİŞKİNDİR.
Davacı, anlaşmalı boşanmakla ekonomik ve sosyal yönden yoksulluğa düştüğünü, boşanma ilamında nafakaya ilişkin hüküm verilmediğini ileri sürülerek yoksulluk nafakasına HÜKMEDİLMESİNİ İSTEMİŞTİR.
Davalı, anlaşmalı boşanma davasında nafaka ve tazminat talebinden açıkça feragat edildiğini bildirip davanın reddine karar VERİLMESİNİ İSTEMİŞTİR.
Mahkemece; anlaşmalı boşanma davasında davacının kendisi için nafaka ve tazminat talebinden vazgeçtiği, kararın kesinleştiği, davacının yoksulluk nafakası talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine KARAR VERİLMİŞTİR.
Davacı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece, yukarıda belirtilen bozma ilamında açıklanan nedenlerle KARAR BOZULMUŞTUR.
YEREL MAHKEMECE, önceki gerekçeler genişletilerek direnme kararı verilmiş, direnme kararı davacı vekili tarafından TEMYİZ EDİLMİŞTİR.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, anlaşarak boşanma davasında nafaka isteği olmadığını açıklayan tarafın bu beyanının, boşanma yüzünden yoksulluğa düşmesi nedeniyle açacağı yoksulluk nafakası davasında kendisini bağlayıp bağlamayacağı NOKTASINDA TOPLANMAKTADIR.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, bir kısım üyelerce, davacının anlaşmalı boşanma davasındaki beyanının boşanma davası devam ederken istenen tedbir nafakası yönünden hüküm ifade edeceği, yoksulluk nafakasının boşanmanın kesinleşmesinden sonraki dönüme için olduğu, davacının feragat beyanında açıkça yoksulluk nafakası ibaresinin bulunmadığı, feragat beyanının davacıyı yoksulluk nafakası yönünden bağlamayacağı, yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüş ise de Hukuk Genel Kurulu'nun çoğunluğunca bu görüşe İTİBAR EDİLMEMİŞTİR.
Hukuk Genel Kurulu'nun çoğunluğunca, tarafların boşanma sırasında nihai olarak anlaştıklarını bildirdikleri ve nafaka isteğinden feragat edildiği, davacının bu beyanında açıkça yoksulluk nafakasından söz edilmemiş ise de kendisini bağlayacağı, anlaşmalı boşanmanın kesinleşmesiyle istenebilecek tek nafakanın çocuklar için iştirak nafakası olduğu, somut olayda, davacının boşanma yüzünden yoksulluğa düştüğünden bahisle nafaka isteyemeyeceği, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu benimsenmiş ve bu nedenle direnme kararının ONANMASI GEREKMİŞTİR.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 6217 s. Kanunun 30. maddesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 06.03.2013 tarihinde yapılan ikinci görüşmede OY ÇOKLUĞUYLA KARAR VERİLDİ.
Görüleceği üzere anlaşmalı boşanma davasında nafaka istenmemiş ve dava kesinleşmiştir. Daha sonradan yeni bir dava açılıp yoksulluk nafakası talep edilmesi mümkün değildir. Tarafların ileride sorun yaşamaması için alanında uzman boşanma avukatına davasını teslim etmesi ve avukatına güvenmesi gerekmektedir. Anlaşmalı boşanma veya herhangi bir sebeple boşanma davası açma son derece önemli bir unsurdur. Normal boşanma davası açılması sırasında ya da anlaşmalı boşanma davası sırasında profesyonel bir şekilde yardım alınması önemle tavsiye edilir. Taraflar bu durumları yabana atsalar da ileride yaşanan olumsuzluklar sonucu ne yazık ki "keşke"lere düşmektedir. Yıllarca evli kalındığı, birikimlerin yapıldığı, hayat evliliğe göre şekillendirilip de yatırımların yapıldığı bir durumda boşanma sonucu çoğu eş profesyonel yardım almadığından ne yazık ki büyük hak kayıplarına uğramaktadır.

Anlaşmalı Boşanmada Nafaka İstenmemesi

Anlaşmalı boşanmada nafaka istenmeemesi hususunun tarafların özgür iradesi ile hazırladıkları anlaşmalı boşanma protokolüne eklemeleri gerekir. Anlaşmalı boşanma davasında hazırlanan protokolün kabulü ile tarafların boşanma davaları kabul edileceğinden hakim taleple bağlı olmakla birlikte protokoldeki hususların kanuna ve ahlaka uygun olup olmadığını kontrol eder. Boşanma kararı şarta bağlı olarak verilemeyeceği gibi mahkeme tarafından protokole müdahale edilmesi gerekir. Mevcut anlaşmalara göre anlaşmanın uygun görülmesi ve boşanmaya karar verilmesi bozma sebebidir. Anlaşmalı boşanma davasında müşterek çocuk için iştirak nafakası istenilmemiş olması çocuğun hakkı olan bu nafakayı daha sonradan istenilmesine engel teşkil etmez. Ancak taraflar anlaşmış ve mevcut koşullarda çocuk için nafaka bağlanmamasını protokolde düzenlemiş iseler ahlaka ve kanuna bir aykırlık yoksa bu protokol hakim tarafından kabul edilebilecektir.

Anlaşmalı Boşanma Sonrası İştirak Nafaka Talebi

Anlaşmalı boşanma sonrası iştirak nafaka talebi- Unutulmamalıdır ki boşanma sonrası müşterek çocukların zor durumda kalmaması için buna ilişkin düzenlemelerin yapılması şarttır. Nitekim yoksulluk nafakası ile iştirak nafakasının birbiri ile karıştırılmaması gerekir . Anlaşmalı boşanma davasında taraflar birbirlerinden yoksulluk nafakası talep etmemişler ise anlaşmalı boşanma davası sonrasında talep etmeleri yukarıda verdiğimiz yargıtay kararında da görüleceği üzere mümkün gözükmemekle birlikte aynı durum iştirak nafakası için geçerli değildir. Nitekim iştirak nafakasında önemli olan çocuğun üstün yararıdır. İştirak nafakası velayetin kendisinde bulunan tarafa verilen bir nafaka türü değildir. İştirak nafakası çocuğun hakkıdır.  Bu sebeple değişen koşullar ve çocuğun eğitim ve öğrenimini sağlayacak yardımın daha sonra istenilmesi mümkündür. Bu durumda anlaşmalı boşanma davasında çocuk için iştirak nafakası talep edilmemiş ise de sonradan mevcut durumlarda meydana gelen değişmeler sebebiyle iştirak nafakası talep edilebilecektir. Örneğin anlaşmalı boşanma davası açarak boşanmış tarafların 2 yaşında müşterek bir çocukları bulunmuş olsun ve anlaşma gereği velayet annede diyelim. Anlaşma gereği de çocuğun şimdlik ihtiyaçları olmadığından ve bu ihtiyaçlar anne tarafından karşılanabilecek düzeyde görüldüğünden iştirak nafakası düzenlenmediğini varsayalım. Ancak daha sonra hatta yıllar sonra çocuk 8-9 yaşına geldiğinde anne artık çocuğun eğitim ve öğrenim masraflarını karşılayamayacak seviyeye gelmiş ise bu durumda çocuk lehine iştirak nafakası talebinde bulunulabilecektir. İştirak nafakası hakkında iştirak nafakası nedir adlı yazımızı okuyabilirsiniz.

Nitekim T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULUnun E. 2017/3-2613 K. 2019/1191 T. 14.11.2019 tarihli kararında "buradan hareketle, mahkemece tarafların boşanmalarına esas alınan 10.07.2007 tarihli protokolün 4. maddesinde düzenlenen ve bankada bulunan 156.000TL tutarındaki meblağın müşterek çocuğun eğitim ve öğretim masrafları için davacı anneye davalı tarafından bırakıldığı, bu nedenle iştirak nafakasının toplu olarak ödendiği kabul edilmiş ise de, öncelikle bahsi geçen paranın tarafların ortak hesabında bulunduğu sabit olup; paranın tamamının davalıya ait olduğu, çocuk yararına harcanmak üzere anneye bırakıldığına yönelik mahkemenin kabulü gerçeği yansıtmamaktadır. İştirak nafakası özelliği gereği, 4721 Sayılı TMK'nın 330. maddesine göre “irat” şeklinde karar verilmesi gerektiğinden, bu paranın iştirak nafakası olarak kararlaştırılmadığı da açıktır.

Öte yandan, 4721 Sayılı TMK'nın 182/2. maddesi gereği velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, müşterek çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğundan, anlaşmalı boşanma davasında davacının müşterek çocuk için nafaka istememiş olmasının koşulların değişmesi, çocuğun ihtiyacı ve üstün yararı gözetilerek daha sonra iştirak nafakası talep etmeye engel teşkil etmeyeceği gibi, diğer taraftan müşterek çocuk için protokolle tazminat ödenmesinin davalı babayı iştirak nafakası ödemesi yükümlülüğünden kurtarmayacak ancak bu husus nafaka miktarının tayininde göz önüne alınabilecektir.

Ayrıca, anlaşmalı boşanma protokolü düzenlendiğinde karşılıklı edimler arasındaki denge sonradan, şartların olağanüstü değişmesiyle taraflardan biri aleyhine katlanılamayacak derecede bozulmuşsa, taraflar artık o akitle bağlı tutulamazlar, değişen bu koşullar karşısında 4721 Sayılı TMK'nın 2. maddesinden yararlanarak sözleşmenin yeniden düzenlenmesini mahkemeden isteyebileceklerdir. İşte davacı anne bu zorunluluk nedeniyle davalı babadan müşterek çocuk yararına nafaka talep etmektedir." şeklinde hüküm tesis edilmiştir.

Anlaşmalı Boşanmada Nafaka Miktarı 

Anlaşmalı boşanmada nafaka miktarının kanuna ve ahlaka aykırı olarak düzenlenmesi beklenemez. Taraflar maddi güçleri kadarıyla nafaka miktarlarını ayarlamalı ve anlaşmalı boşanma protokolüne eklemelidirler. Zira hukuka ahlaka, şarta bağlı bir anlaşmalı boşanma protokolü düzenlenemeyecek ve tarafların mahfına sebep olabilecek miktarlar belirlenemeyecektir. Aksi durum dürüstlük kurallarına aykırı olacağı gibi tarafların özgür iradeleri ile anlaşmalı boşanma protokolünü hazırladıklarından bahsedilemez. 

Boşanma Avukatı Değerlendirme

Anlaşmalı boşanma davalarında anlaşmalı boşanma protokollerinin hazırlanması eşler tarafından basit bir durummuş gibi algılanmaktadır. Ancak durum hiç de öyle sanıldığı kadar kolay değildir. Nitekim taraflar anlaşmalı boşanma sözleşmenin hazrılanması sırasında bir an evvel kurtulma düşüncesinde olabilecekleri gibi haklarının da çoğu kez farkında değillerdir. Özellikle, ben sana bakarım, anlaşmalı boşanma protokolünde yazmasa da olur, çocuk benim çocuğum bir şekilde masrafları karşılıycam merak etme gibi sözlerle karşılaşılması durumlarına çok fazla denk gelinmektedir. Ancak durum hiç de denildiği gibi olmamakta taraflar ne yazık ki anlaşmalı boşanma protokolüne yazılmamış hususları sonradan yerine getirmemektedir. Öyle ki anlaşmalı boşanma protokolünde yazan hususlarda dahi sonradan çekişme yaşanabilmektedir. Bunun önüne geçebilmek tarafların elinde olup anlaşmalı boşanma protokollerinin ve anlaşmalı boşanma davalarının küçümsenmemesine bağlıdır. Yukarıda vermiş olduğumuz yargıtay kararında da görüleceği üzere anlaşmalı boşanma protokolünde düzenlenmemiş yoksulluk nafakasının daha sonradan talep edileyemeyeceğine yönelik kararlar çıkabilmektedir. Bu yüzden anlaşmalı boşanma sözleşmelerinin stratejik bir şekilde ve biliçlice hazırlanması tarafımızca tavsiye olunur.

Kategoriler

  • İdare Hukuku

  • Tıp Hukuku

  • Polis, Asker Ve Memur Hukuku

  • Bilişim Hukuku

  • Boşanma Ve Nafaka Hukuku

  • Tazminat Hukuku

  • İş Hukuku

  • Ceza Hukuku

  • Ticaret Hukuku

  • Miras Hukuku

  • Sağlık Turizmi Hukuku

  • Tüketici Hukuku


İlgili Bloglar







DİĞER BLOG YAZILARIMIZ


Kadına Karşı Şiddet
Kadına Karşı Şiddet

Kadına Karşı şiddet Şiddet mağduru ve şiddete uğra...

Devamı
EN İYİ BOŞANMA AVUKATI
EN İYİ BOŞANMA AVUKATI

En iyi boşanma avukatı- Boşanma Hukuku uzmanlık ge...

Devamı
TEDBİR NAFAKASI NEDİR? TEDBİR NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?
TEDBİR NAFAKASI NEDİR? TEDBİR NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?

Tedbir nafakasına hakim re'sen karar vermekte olup...

Devamı
YOKSULLUK NAFAKASI NEDİR? YOKSULLUK NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?
YOKSULLUK NAFAKASI NEDİR? YOKSULLUK NAFAKASINI KİMLER ALABİLİR?

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru ...

Devamı
Mil Hukuk ve Danışmanlık